banner179
17 Ocak 2017 Salı

banner173

ADİLE NAŞİT’İ ÖRNEK ALIYORUZ

01 Ocak 2017, 18:04
ADİLE NAŞİT’İ ÖRNEK ALIYORUZ
Söyleşi: Bircan Deniz SAVCI
Özel Mutluluk Anaokulu Yöneticisi Pınar Konca, çocukları eğitirken Yeşilçam’ı örnek aldıklarını söyledi ve ekledi: “Bu kişiler, entrika, mutsuzluk, bol ağlama, küfür olmaksızın doğruyu aşılamaya çalıştılar”

Anaokulu kavramını layıkıyla yerine getiren kurumlardan biri olan Özel Mutluluk Anaokulu Yöneticilerinden Pınar Konca ile çocuklar ve kurumlarında ne tür faaliyetler verdikleri konusunda hem keyifli hem de bilgilendiricili bir söyleşiye imza attık.

ÖZGÜN PROJELER ÜRETMEYE ÇALIŞIYORUZ
Mutluluk Anaokulu ne zamandan beri faaliyet veriyor?
Okulumuz yaklaşık 3 yıldır faaliyette. İki ortak olarak kurumumuzu açmış bulunmaktayız. Ben Pınar Konca Beden Eğitimi Öğretmeniyim. Ortağım Tuğba Yörü ‘de Okul Öncesi Öğretmeni.

Son yıllarda Anaokulu kavramı çok gelişti. Hatta okul öncesi eğitimin temel direği anaokulları oldu. Sizi diğer anaokullarından ayıran özellikleriniz neler? Anne babalar neden sizi tercih etmeli?
İlk farkımız ikimizde birer eğitimciyiz ve kurumu açarken hiçbir şey yapamadık hadi okul açalım diye değil, kendi doğrularımızla nesiller yetiştirmek istedik ve böyle bir yola girdik. Diğer önemli fark ise ismimizin başında Özel ibaresi var ama biz sadece çocuğa özel bir kurumuz. Bir diğer husus ise çocuğa ilk önce mutlu olmayı ama küçük şeylerden yani koca koca pahalı oyuncaklar yerine küçük ve manevi değeri yüksek olan kavramlar ya da nesneler ile mutlu olmayı öğretme çabasındayız.
Çocukların 3-6 yaş arası çok önemli ve somut kavramlar ile anlayacakları dönemdeler o yüzden etkinliklerimizde ya da anlatımlarımızda konularımızı somutlaştırarak ve yaparak yaşayarak öğretme taraftarıyız. Asla şımarıklık olarak algılanmasın ama 2,5 yıl oldu açılalı ve her yıl yukarı ivme ile giden bir grafiğimiz var. Hemen her ay sonu toplantılar yapıp yenilik peşindeyiz yurtdışı ya da yurt içi farklı etkinlikler almaya ve aynı zamanda özgün projeler de üretmeye çalışıyoruz.
HER GÜN MUTLULUĞUN TARİFİNİ YAPIYORUZ
Bir sloganınız var sizin; “Biz her gün mutluluğun tarifini yapıyoruz” diye. Nedir mutluluğun tarifi?
Evet, aslında bir sloganımız daha var ‘Haydi gülümse’ gülmeyi unuttuğumuz bu yıllar içerisinde en sağlıklı nesillerin gülmeyi ve mutlu olmasını bilen aynı zamanda mutlu etmesini de bilen nesillerden geçeceğinin farkındayız. Biz her gün mutluluğun tarifini yapıyoruz hatta bazen çocuklarımız bize anlatıyor nasıl mutlu olunması gerektiğini. Özgüvenli ama özgüven derken yanlış anlaşılmasın şımarık değil. Sadece özgüvenli çocuklar yetiştirme çabasındayız. Bir örnek paylaşabilirim sizlerle Kurumumuza gelen bir misafire çocuklarımızdan gelen bir cümle’’- neden yüzün gülmüyor?-neden günaydın demeden geçiyorsun?’’ gibi.

Okulun girişindeki merdivenlerde bir boy aynamız var ve o aynada eğer çocuğumuz suratı asık geldiyse hemen orada gülümsetip o şekilde güne başlıyoruz.

Her hafta geçmişteki önemli isimlere değindiğiniz bir etkinliğiniz var. Bize bu etkinliğinizden biraz bahseder misiniz?

Biliyorsunuzdur belki Milli Eğitimin yapmış olduğu bir proje var ‘Türk Büyükleri Projesi’ bizde bu projenin aynısını yapmayalım daha eğlenceli bir hal aldıralım dedik ve ‘Yeşil Çam’ etkinliği yapalım dedik. Öğretmenlerimizin de en az 4’er tane Yeşil Çam aktristi var.
Bunlar; Tarık Akan, Emel Sayın, Münir Özkul, Adile Naşit, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Yılmaz Güney, Türkan Şoray, Halit Akçatepe, Erol Taş, Barış Manço, Kemal Sunal, Sadri Alışık, Şener Şen, Cüneyt Arkın, Gülşen Bubikoğlu, Hulisi Kentmen, Levent Kırca. Neye göre seçtik sorusuna gelince geçmişte güzel izler bıraktıkları ve her şeyden de önemlisi onların filmlerine şahit olanların hatırladıklarında yüzlerinde bitmek ve eskimek bilmeyen gülümseme bıraktıkları için.

Çocuklara bu etkinliklerle neler katmak istiyorsunuz?

Mesela Adile Naşit, namı diğer masalcı teyze. Çocuklarımızın bugünlerde hatta tablet, telefon hayatımıza bu kadar dâhil olduğundan beri masal kavramı azaldı hatta ve hatta bitmişken biz çocuklarımıza bunu hatırlatmaya çalışıyoruz. Cümlelerimin başında da bahsetmiştim bu kişiler filmlerinde hep mutluluk, doğru kavramlar aşılamaya çalıştılar topluma yani şimdinin dizilerindeki gibi dram, entrika, mutsuzluk, bol ağlama, küfür, aşağılama olmaksızın doğruyu aşılamaya çalıştılar. Bizlerde onların en tatlı repliklerini çocuklarımıza derleyip izletmeye çalışıyor hatta canlandırıyoruz. Çünkü bizler onlar ile büyüdük bir filmde küfür olmadan da gülmeyi hatta kahkaha atmayı öğrettiler.

ALGILARI YIKMAK İSTİYORUZ
Okul içinde olduğu kadar okul dışında da çocuklara yönelik ilginç faaliyetler düzenliyorsunuz. Kalıplaşmış tek düze okul öncesi eğitim kavramını bir bakıma da yıkıyorsunuz. Ne gibi etkinlikler bunlar ve çocuklara neler katma amacındasınız bunlara biraz değinelim istiyorum…
Çocukları hep kapalı alanda tutma taraftarı değiliz. Evet, Eskişehir soğuk bir şehir doğru ama yurtdışında çocukları dışarı çıkarmaya hiç kimse çekinmiyor. Şimdinin çocukları maalesef artık apartman çocuğu ve sürekli dört duvar arasındalar. Biz bazı algıları yıkmak istiyoruz mesela Eskişehir’in hava şartlarından dolayı çocukların özgürce dışarı çıkamaması, Türkiye’nin güvensizlik unsurlarından dolayı çocukların dışarı çıkamaması, Trafik teröründen dolayı çocukların dışarı çıkamaması gibi unsurları düşünerek ve bu olumsuzlukları olumlu hale getirerek çocukları dış hayat ile daha çok buluşturmaya çalışıyoruz. 3-6 yaş arası çocuklar soyut değil somut kavramları daha çabuk ve doğru öğrenirler. Bizde bu yüzden Anaokulu kavramını alışıla gelmişin dışında yapmaya çalışıyoruz. Anaokulu kâğıt kesmek sanat etkinliği yapmak, boyama yapmanın dışında birçok farklılık katılabilir bir alandır. Bu konuda benim ve ortağım Tuğba Yörü’nün işimizi çok seven iki öğretmen olmamızda çok faydasını görüyoruz.

Etkinlikleriniz sadece çocuklara yönelik değil gördüğüm kadarıyla. Veliler de bazen kollarını sıvayarak etkinliklerinizde çocuklarla boy gösteriyor. Bunun çocuklar üzerindeki etkileri neler?

Bizler her yıl biraz daha fazla velilerimizi okulun içerisine dâhil etmeye çalışıyoruz bunu birkaç sebebi var. Veliler ve çocuklar daha rahatlar ve daha mutlular her bakımdan. Bir diğer sebep ise okul aile işbirliğini gerçekten önemsiyoruz. Ne okul tek başına tamamen doğru davranışları verebilir, ne de aile. Arada tutarsızlık olursa asıl o zaman çocuğa verimli olamıyoruz. Eee, ne işe yarıyorsunuz boşuna mı yolluyoruz, boşuna mı o kadar para ödüyoruz diyenler tabii ki çıkıyor. Bizimde o kişilere cevabımız biz bakıcı değil, eğitim kurumuyuz. Ailelerimize bol bol ödevler veriyoruz kurumumuza davet ediyoruz. Böylelikle aileler çocuklarının nasıl bir yerde nasıl bir şekilde eğitim aldıklarına şahit oluyorlar. Çocuklarda anne babalarını kurumda gördüklerinde buranın güvenilir bir yer olduğunu düşünüp okula alışma süreleri azalıyor.

TEKNOLOJİDEN VE HAZIRCILIKTAN UZAK TUTMAYA ÇALIŞIYORUZ
Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak için de uğraşlarınız var. Ama bunu gelişen teknoloji araçlarından sıyırarak yapıyorsunuz. Bir bakıma teknolojiye meydan okuyorsunuz. Bu konuda zorluklarla karşılaşıyor musunuz? Çocuk eline tableti değil de gazeteyi aldığında ne gibi tepkiler veriyor?
Evet, çocuklarımızı teknolojiden uzak tutmaya çalışıyoruz. Dolayısı ile öğretmenlerimizi de teknolojiden ve hazırcılıktan uzak tutmaya çalışıyoruz. Sadece bizim değil tüm çocuklarımızın buna çok ihtiyacı var. Belki sizinde kulağınıza geliyordur, artık belli bir yaşa gelmiş olmasına rağmen konuşamayan, kendini ifade edemeyen çocuk sayılarında müthiş bir artış var. Bununda en büyük sebepleri tablet, televizyon ve telefon. Hatta ve hatta birçok ebeveynden duyulan cümleler paralel yani çocuğum hiç durmuyor sadece tabletle ya da telefonla durdurabiliyorum, yemek yediremiyorum çizgi film açmadan gibi… Çocuklar bu duruma açlar yani teknolojiden yoksun duruma. Çünkü beyinlerinin çalışması ve sonrasında yorulması gerekiyor ki çocuklar durabilsin, uyuyabilsinler. Açıkçası bizim okulumuz da öyle çizgi film saati denilen kavramlar yok. Olmaması da lazım. Onun yerine boş kalmamaları adına bol bol etkinlik yapıyoruz, dış saha gezileri koyuyoruz, okulumuza dışarıdan ekipler davet ediyoruz gibi yani bu durumda çocuklar teknolojinin varlığından bile haberleri olmuyor. Ayrıca yemek yerken de hiç televizyon, telefon, tablet aramıyorlar.

Malum son dönemlerde çocuk hakları sık sık gündeme geliyor. Çocuklara kendi haklarını öğretmek için ne gibi eğitimlerde bulunuyorsunuz?

Geçen yıldan beri çocuklarımıza kendi güvenlikleri için bir şeyler öğretmeye çalışıyoruz. Bana ellerimden fazla yaklaşma, benden izinsiz beni öpme, bedenime dokunma, anneme babama sormadan bana yiyecek verme gibi sloganları sürekli hatırlatıyoruz ve drama halinde sık sık sunuyoruz. Çocuklara istediğiniz kadar söyleyin somutlaştırmadıktan sonra olmaz.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    KARİKATÜR
    İlk sayfa
     
    ARŞİV
    banner178