banner179
22 Mayıs 2017 Pazartesi

banner173

BEYİN TÜMÖRÜ DEĞİL MURTAZA

23 Nisan 2017, 12:46
BEYİN TÜMÖRÜ DEĞİL MURTAZA
Söyleşi: Bircan Deniz SAVCI
Beynindeki tümörü öğrendiği zaman adeta yıkılan İnci Melek,  ilk iş olarak tümörüne bir isim taktı ve hepimize örnek olacak bir azimle “Murtaza” ile mücadeleye girişti. Artık daha iyi ve diyor ki “Ameliyattan sonra yanımda olan insanlara daha çok değer vermem gerektiğini öğrendim. Beyin tümörü olan insanlara ve ailelerine yardım etmeyi planlıyorum”

İnci Melek, Murtaza’yla tanışmadan önce butik pastalar yapan normal bir insan gibi yaşamını sürdüren bir genç kadındı. Hayatına girdiği birçok insanın yaşamını zehir eden Murtaza onun yaşamını bambaşka bir yola sürükledi. İnci, yüzündeki gülümsemesiyle, Murtaza’yı başının üstünde tutarak şimdi birçok insana yardımcı olmaya çalışıyor. Doktoru ve birkaç kurucu üyeyle vakıf kurmaya hazırlanıyor. Vakıfta üç ana dalda çalışmalar yapılacak. Birincisi eğitim, ikincisi ameliyat olamayan hastalara maddi destek sağlamak, üçüncüsü de moral süreci. İnci, Vakfın üçüncü ayağında olacak. İnci’yi Instagram’da görünce hikâyesini öğrenmek ve size de anlatmasını istedim. Bakalım neler konuştuk.

EVİMİZ CENAZE EVİ GİBİYDİ
İnci, Murtaza kim?
Murtaza kişi değil aslında. O benim beyin tümörüm.

Murtaza’yla tanışman nasıl oldu?

Murtaza’yla tanışmam gerçekten çok kötü oldu. İlk doktora gitmeden önce yüzümde uyuşukluk başladı. Dişim mi çürük, o mu, bu mu derken, sol kolum ve sol bacağım uyuşmaya başladı. İlk önce MS hastalığından şüphelenerek, tanıdık bir doktorumuz, “Gel bir beyin tomografini çekelim senin” dedi. Tomografiden sonra tanıdık doktorun ve nöroloji doktorunun yüzü birden değişti. Beyin cerrahine inmemiz lazım dediler. Beyin cerrahının yanına indiğimizde doktorun ilk tepkisi, “5 yıl içinde sakat kalmaya hazırlan. Sakat kalacaksın beyninde tümör var” dedi. Çok kötüydü. O gün bir yıkımdı. Evimiz cenaze evi gibiydi. Böyle tanıştık.

Peki, neden Murtaza adını verdin ona?

Evde sürekli Beyin tümörü diye anlatırken dedim ki, “Buna beyin tümörü demeyelim. Benim moralim bozuluyor. Buna bir isim verelim. Ben ona arada kızacağım, konuşacağım.” Sonra ne koyalım, ne diyelim derken, Murtaza olsun dedim.
RAPORLARIMI 40 DOKTOR GÖRDÜ
Murtaza’yı öğrendikten sonra ameliyat için neden bir yıl kadar bekledin?
Aslında bir yıl bekleyeceğim diye bir süre yoktu. Sadece çok güvendiğim bir doktor bana şu anda ameliyat olamayacağımı, tümörün büyümediğini ve beklememiz gerektiğini söyledi. Tümör büyümediği için sıkıntı yok diye bekliyorduk. O sıra tek bir doktora güvenmektense başka bir doktora görünmeyi de uygun gördüm. Gittiğimde öbür doktor tümörün aslında büyümeye devam ettiğini ve beklememem gerektiğini söyleyince 1 yıl 3 ay boşa beklediğimi fark ettim. Benim raporlarımı yaklaşık 40 doktor gördü. Hollanda’ya, İsviçre’ye bile göndermiştim ben raporlarımı. İlk doktoruma muayeneye gittiğimde odada kalma sürem 5 dakikaydı en fazla. Ben bir şikâyetimi söylediğimde bana internetten okuyup gelme diyerek beni azarlıyordu. Sonra kendi doktoruma gittiğimde ben 5 dakikalık bir görüşme beklerken 45 dakika muayene etti. Ne sormak istiyorsam sorabileceğimi söyledi. Ben orada hastalığımla alakalı vücudumun o kadar çok tepki verdiğini öğrendim ki, öbür doktoruma kalsa sadece yüzümde uyuşukluk, kolumda uyuşukluk yapıyordu.

Ne tür tepkilerdi bunlar?

Merdivenden inerken düşecek hissi, adet düzensizliği, şu, bu derken ben tümörden dolayı psikolojimin bozulduğunu zannederken hepsinin tümörden kaynaklandığını öğrendim. Şu an hastalara ulaşmaya çalışmamın nedeni de insanların doğru doktorlara ulaşabilmesini sağlamak. Doğru doktor gerçekten çok önemli. Bazı doktorlar sadece isim yapmak için ameliyatını alıyor. Bazıları işi ticarete döküyor.
Peki, hastalığını öğrenme sürenle ameliyat süren arasındaki zamanda etrafından ne tür tepkiler aldın?
Hiç ummadığım, hiç tanımadığım insanlardan çok büyük destekler alırken, çok yakınım dediğim insanlardan, “Bu kadar ağır hastalığı olsa nasıl böyle geziyor, nasıl bu kadar iyi?” gibi şeyler duydum. İyiydim çünkü moralimi yüksek tutmaya çalışıyordum hep. Hastalığı konuşarak yenmeye çalışıyordum. Ameliyat olma sürem yoktu önümde ve bu süreyi içimde de kabullenmek istedim. Sakat kalma ihtimalim çok yüksek olduğu için bunu konuşarak kabullenmeye çalıştım. İnsanlar, “Niye bu kadar konuşuyorsun, konuşma” diyorlardı. Ben de onlara, “Bakın anlattıkça rahatlıyorum, kabulleniyorum. Saklasam daha kötü bir şey mi diye kafama takacağım” diyordum.
MUCİZE KIZ DİYORLAR
Belirsiz bir sürem var dedin ama bir yandan da tümör büyümeye devam ediyormuş. Sakat kalma riskin de var. Ameliyat olmaya nasıl karar verdin?
O dönem de çok kötüydü. Türkiye’nin en iyi üç doktoru üç farklı yöntem söyledi bana. Bir tanesi, bekle ameliyat olamazsın, diğeri kesinlikle ameliyat olamazsın sadece ışın tedavisi göreceksin, bir tanesi de hem ameliyat olacaksın hem ışın göreceksin dedi. Üç farklı yöntem, üç iyi doktor. Hangisinin doğru söylediğini, hangi yöntemin iyi olduğunu bilmiyorum. Bu sırada ameliyat en riskli yöntemdi. Çok ağladım. Çok kısa bir sürede karar vermem gerekiyordu. Bir hafta on gün boyunca gündüz güçlü görünüp gece ağladım. Zor bir dönemdi ama o riski almam gerektiğini hissettim. Doktoruma da çok güvendim sanırım. O hissi aldım doktorumdan. Doktorun o hissiyatı vermesi çok önemli.

Ne kadar oldu ameliyat olalı?

3 ay oldu. Bu kadar kısa sürede ayağa kalkmamı kimse beklemiyordu. Mucize kız diyorlar o yüzden bana. Normalde benim gibi hastalar 2 ay evden çıkamıyor. Yürürken denge kaybına uğruyorlar. Ameliyat tehlikeli olmasa bile o riski hep oluyor. Ben hastaneden çıktım alışveriş merkezine indim. Gittim ayakkabı aldım. Dondurma yedim.

Genelde ameliyat sonrasında hastalarda farklı tepkimeler ve davranışlar oluyor. Kimisi yemeğe veriyor kendini, kimisi alışverişe sende de öyle oldu galiba?

O sadece hastaneden çıktığımda oldu. Ameliyattan sonra inanılmaz derecede mutluluk hissi oluştu bende. Daha öncesinde de mutlu, pozitif bir insandım ama ameliyat sonrasındaki mutluluğu insanlara tarif edemiyorum. Hastalığım geçti diye olan bir mutluluk değil, mutluyum anlatamıyorum. Normalde süt hayatta içmezdim ameliyattan sonra deli gibi süt ve kek krizine girdim. Elim ayağım titriyordu kek ve süt görünce. Oluyormuş beyin ameliyatlarından sonra böyle şeyler de. Şu an biraz hafifledi ama sütü hala çok içiyorum.

Hastalığın hayata bakışını değiştirdi mi?

Tabii, tabii. Gün içinde o kadar çok gereksiz şeye kafamızı takıyoruz ki, bunlar hep stres. Ameliyattan sonra en çok değişen şey hayata bir tık daha farklı bakmam, mutlu olmam bir de şunu çok iyi anladım, gerçekten yanımda olan insanlara daha çok değer vermem gerektiğini öğrendim. İnsanlar şu an bunu yapmıyor. O nasıl olsa yanımda diyerek yanındaki insanları daha çok kırıyor. Sana değer veren insanlarla hayatını geçirmeyi, seni önemsemeyen insanları hayatından çıkarmayı öğrendim. Bana negatif enerji veren insanları hayatımdan çıkartıyorum.

Bu süreçte hiç psikolojik destek aldın mı?

Bir ara doktorlardan bir tanesi çok baskı yaptı zor bir dönem desteğe ihtiyacım olacak diye. Bir psikiyatra yönlendirdi beni. Psikiyatr bir ilaç verdi ilaç bende çok ters tepki yaptı. Moralim git gide düşmeye başladı. Sonra bunu psikiyatra söylediğimde aslında senin ilaca ihtiyacın yokmuş, sen iyiymişsin, ilacı bırak dedi. Beyin ameliyatlarından 10 gün öncesinde bir ilaç veriyorlar bende onu vermediler. Ameliyathaneye girerken cesaret ilacı veriyorlar ben onu alınca efsaneydim. Etrafımdakiler gülmekten öldü. Ameliyathaneye girince de doktorlarla deli gibi selfie çekelim mi diye tutturmuşum. Bir de beyin ameliyatlarını izlemiştim. Testereyle kesiyorlardı filan. Doktora, “bak altında insan yatıyor tamam mı? Nazik kes” demişim.
BAŞIMIN ÜSTÜNDE YERİ VAR
Murtaza’yla hesaplaşman bitti mi peki?
Yok, bitmedi. Murtaza hala orada. Başımın üstünde yerin var dedim. Baya bir kuruldu oraya. Onu bir toparladık. 

Peki, şimdi ne yapmayı düşünüyorsun?

Karşımda sağlıklı bir insanın bana, “İnci bunlar geçecek” demesi çok boş geliyordu. Şimdi çok iyi anladım. Beyin tümörü olan insanlara ve ailelerine yardım etmeyi planlıyorum. Onları bilinçlendirmeyi, doğru doktorlara yönlendirmeyi, ailelerine destek olmayı, bunun bu kadar korkulacak bir şey olmadığını, moralin ve inancın çok önemli olduğunu anlatmak istiyorum. 

Instagram hesabın buradan mı yola çıktı?

Evet. Resimlerlerimi paylaşarak bunun aslında kötü bir şey olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Ameliyathaneye girerken fotoğrafımın altına gülümseyin dedim. Gülümsemek çok önemli. Ne kadar kişiyle konuşursam, moral verirsem bana mutluluk verecek. Onların psikolojisini bilen biri olarak yardımcı olmayı umuyorum.

Seninle aynı ya da benzer hastalığı yaşayanlara neler tavsiye edersin?

Kesinlikle morallerini yüksek tutsunlar. Moral çok önemli. Moral yoksa ilaçmış, doktormuş hiçbir önemi kalmıyor. Sevdiğin insanların yanında olması çok önemli.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    KARİKATÜR
    İlk sayfa
     
    ARŞİV
    banner186