banner179
23 Mayıs 2017 Salı

banner173

BU SERGİ BAŞKA SERGİ

18 Aralık 2016, 11:22
BU SERGİ BAŞKA SERGİ
Söyleşi: Bircan Deniz SAVCI
Fatih Uysal 19 Aralık’ta açacağı sergisi için; “Bu sergide Zaman’ın Canlı ve Cansız varlıklar ile olan ilişkisine odaklanacağız. Daha doğrusu Zaman’dan istifade ederek İnsan’ı fakat aynı zamanda İnsan’dan istifade ederek Zaman’ı anlamaya çalışacağız.” diyor...

Fatih Uysal yıllarını fotoğraf çekmeye adamış bir isim. Yarın da ESOGÜ Sanat Galerisi’nde “Bir Zamanlar” adlı bir fotoğraf sergisi açıyor. Uzun soluklu bir proje olmasının yanında çok da önemli bir işe ön ayak olacak bir proje. Uysal, serginin gelirini ESOGÜ Hastanesi Okulunda tedavi gören hasta çocukların ihtiyaçları için kullanacak. Kendisini böyle bir projeye imza attığı için çok teşekkür ediyor ve merak ettiğim soruları yöneltiyorum. 

10 YILLIK BİR PROJE
Ne zamandır fotoğrafçılıkla uğraşıyorsunuz?
Aşağı yukarı 20 senedir fotoğrafçılıkla ilgileniyorum. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nden mezunum. Bu fotoğraf sergisi için 10 yıldır uğraşıyorum.. Sergi bir 10 yıllık bir emeğin ürünü.

Serginin ana teması ne?
Serginin ana teması “Zaman”. Zaman konulu bir sergi.

Niye zaman?
Fotoğrafçılığa ilk başladığım günden beri aklımda uzun soluklu bir proje ve sonrasında sergi fikri hep vardı. 2007 yılında Hocam Erdem Çetintaş’tan fotoğrafçılık dersi aldığım dönemde yaptığım foto-proje ödevindeki konum da Zaman’dı. O dönem bu proje için çektiğim fotoğraflar hocam tarafından çok beğenilmiş ve geliştirilmesi yönünde bir telkin almıştım. O günden bu yana bu konu üzerine binlerce fotoğraf çektim. Tabi Erdem hocayla projeyi bu dönemde hep konuştuk. Fikir almalar görüşmeler vs.. Geçen yıl hocama bu iş oldu bu sergiyi açacağım dedim. Nitekim şu an Danışmanlığını Erdem Çetintaş’ın yaptığı “Bir Zamanlar” isimli fotoğraf sergisini 19 Aralıkta açıyorum.

Renkli mi, siyah beyaz mı, karma mı?
Renkli de var siyah beyaz da. Genelde insanların aklına zaman deyince siyah beyaz nostaljik fotoğraflar geliyor ama öyle değil. 
HER YERDEN FOTOĞRAF VAR
Burada yaşadığınız için soruyorum, sadece Eskişehir’de çektiğiniz fotoğraflar mı olacak sergide?
Hayır, sadece Eskişehir değil. Çevre illerden var, yurt dışından fotoğraflar var. Hepsi bir arada harmanlanıp güzel bir sergi oluştu.
ŞİMDİ DİYE BİR KAVRAM YOK
Zaman kavramında ‘Şimdi’ size ne ifade ediyor?
Einstein’a göre şimdi diye bir kavram yok. Evrende durağan bir zaman aralığı yok ki, buna bağlı olarak biz “şimdi” diyelim. Peki, nerede o binlerce “şimdi“? Gelecek henüz gelmemişken ve geçmiş geçip gitmişken “şimdi” kelimesinin anlamı ne? Peki, ya saniye? Onun bölünmezliğini kim garanti edebilir? Ciğerlerimi hava ile doldurma sürem bile yüzlerce, binlerce zaman kırıntısına bölünebilir bir kronometre ile.  Kamera tekniklerinin henüz çok gelişmediği yıllarda kazayla çekilmiş film parçaları var. Meselâ 1800′de sabit kameralarla çekilen trenleri veya süvari taarruzlarını hatırınıza getirin. Trenin veya atlıların ekranı terk ettiği ama kameranın kayda devam ettiği o son bir kaç saniyedeki boşluk ne kadar tahammül edilmez bir boşluktur. Zaman’ı en ölçülmemiş, en kontrolsüz haliyle “görürüz” orada. Hiç bir şey geçmezken gözümüzün önünden “geçen” o vahşi zaman… Bugün Hollywood filmlerinin yüksek temposuna alışmış olan bizler İtalyan filmlerindeki “boşlukları” ne kadar can sıkıcı buluruz. İşte bu boşluk o boşluktur. 
SERGİNİN GELİRİ HASTA ÇOCUKLARA GİDECEK
Özel bir yere gidecek bu serginin geliri, onu bir açalım mı?
Bu sergi Onkoloji tedavisi gören çocuklar için düzenleniyor. Buradan bir fotoğraf satışı gerçekleştiğinde okul aracılığıyla, hasta çocukların ailelerine ulaştıracak. Bir de öyle sosyal bir tarafı var.

Bu fikir kimden çıktı peki?
Bu fikir de benden çıktı. Sergiyi yaparken aklımda hep sosyal temaya uygun bir şey yapma fikri hep vardı. Bu tema da onkoloji hastası çocuklara oldu. 

Hastanede çalışmanızın bir etkisi var mı buna?
İlla ki vardır. Dışarıdaki bir insan bizim kadar orayı göremeyebilir. Hastaların, hasta yakınlarının durumunu bizim kadar göremeyebilir. Biz onların durumlarını dışarıdaki insandan daha farklı görebiliyoruz. Belki onun da etkisi olabilir.

Çocuklar bu sergiyi onlar için yaptığınızı biliyorlar mı?
Biliyorlar. Bizim hastanemizde lösemili çocukların eğitimlerinin aksamaması için bir hastane sınıfımız var. Benim ilk görüşmem oradaki hocamızla oldu. Dolayısıyla çocukların da haberi oldu.

Fotoğraf yarışmalarına katıldınız mı hiç?
Evet, katıldım. 2010 yılında güzel bir derece aldım. İletişim Bilimleri fakülteleri tarafından seçilen fotoğrafım Fransa Cannes’da Sony World Student Photography isimli yarışmada Türkiye’yi temsil etti. En büyük derece de o benim için. Umarım daha iyisini de yapabilirim.
ZAMANIN BİR FELSEFESİ VAR
Konu belirlemek zor mu peki fotoğraf sergilerinde?
Konu belirlemekten ziyade, konunun altını doldurmak önemli. Ben bu konuyu belirlerken bunun felsefesini de düşündüm ve öğrenmeliyim dedim. Kitaplar okudum bu konuda. İnsanları ve çevreyi gözlemledim. Zaman deyince ne anlamalıyım, insanlar zamandan ne anlıyor bunu analiz etmem lazım. Değilse zamanla ilgili bir fotoğraf sergisi açmak çok zor değil. 

İnsanlar zamanı nasıl algılıyor. Sizce zaman kişiden kişiye değişir mi?
Bizim hissetiğimiz en az iki farklı zaman vardır: Fizik zaman ve öznel zaman. Birincisi, saatlerin zamanı homojen ve kronometre ile ölçülebilir. İkincisi bizim içimizdeki “bilinç zamanı”, bize bağlı. Zamanın Geçişi süresi... Tıpkı kimine göre zaman çok çabuk geçerken kimine göre geçmemesi gibi. Görünen o ki aynı zamanda iki farklı kişi yok. Yapılan anketlere göre hissettiğimiz sürenin uzunluğu yaşanan olayların yoğunluğuna ve insanın yaşına göre değişiyor. Psikolojik zamanımız özünde esnek bir zaman.
İnsanlar gözleriyle “gördüklerine” inanmazlar her zaman ve bunun için “görünenler” eylemlerini etkilemez. Meselâ sirkte sahnedeki bir adam testere ile ikiye bölündüğü zaman kimse ambülans çağırmaz. Çünkü görmek ile “inanmak” arasında büyük bir mesafe vardır… 

Nedir görmek? 
Güneşin ışıkları, cisimlerden yansır ve gözümüze ulaşır. Göz hücreleri de gelen ışığı beyne bildirir. Gözden gelen mesaj yığını beynimizin “görme” sistemince bir “görüntü” haline getirilir ama insan bu aşamada “gördüklerine inanmak” noktasından hâlâ çok uzaktır. Beyin tarafından inşa edilen bu görüntü bellekteki kavramlarla anlamlandırılır: Bir eşya, bir yiyecek, bir ışık, renkler, uzak, yakın… 
Bu anlamlandırılmış görüntü ise aklın diğer işlevleriyle test edilir. Neden? Çünkü tek başına göz değildir gören. Bunu neredeyse sezgisel olarak biliyoruz. Meselâ hareket halindeki bir cismin hareket ettiğini “görebilmek” için önceki konumlarını hafızada tutmak ve yeni konumlarla karşılaştırmak, ardından da birleştirmek icab eder. Sadece konumları hatırlamak da yetmez. Uçan bir kuş ise baktığımız, o kuşa bir “kimlik” veririz.  Her yeni konumda gördüğümüz kuş eğer o aynı kuş ise “kuş şuradan şuraya uçuyor” diyebiliriz. Aksi takdirde gökyüzünde değişik noktalarda ve ka- natları değişik biçimlerde açılıp kapanmış kuş fotoğrafları görmüş gibi oluruz ama uçan kuşu göremeyiz.

İnsanlar Zaman’ın ilerleyişini geçişini nasıl anlar?
Eskime, yıpranma, yaşlanma ve ölüme  yaklaşma deyince zamanla ilgili ne anlıyoruz. Buna bakınca zamanın hareketiyle / geçişiyle ilgili ne söyleyebilir miyiz? Zaman’ın geçişi bizim zihnimizde farklı anlamlar taşıyor: Bu anlama bakarak Zaman’ın dosdoğru bir çizgi olduğunu iddia edebilir miyiz? Doğumdan ölüme kadar uzanan düz bir çizgi? Peki hafızamızla ile ilgili olan biten birçok şey var bunu nasıl açıklayacağız? Geçmişimizde gömülü iken zincirini koparıp biran da aklımıza gelen; şimdiye dalıveren ve o hiç yaşlanmayan, Ben’i Ben yapan o hatıralar nerede şu anda? 
Tarım devrinde insanlar mevsimlere göre yaşıyorlardı. Bir mevsimde ekili, bir başka mevsimde hasat edilirdi. Hasattan sonra ürünler satılır, ihtiyaçlar karşılanırdı. Ekonomik ve sosyal yaşam doğadan alıyordu ritmini. Hatta güneşten, aydan… Örneğin Denizciler yıldızlara bakarak açılıyordu. Oysa fabrikalar, trenler, telgraf telleri ve sanat; sinema ve fotoğraf insana Zaman’ı kontrol edebileceği hissini verdi. Çünkü Zaman’ın “kontrol altına alınması” gerekiyordu. 
Mekân gibi düz, homojen bir çizgiyle ifade ettiğimiz zaman, eşit parçalara bölünmüş, birbirine karışmadan akan zaman, takvimler, ajandalar. İnsan zamanı temsil etmek için kullandığı aygıtları Zaman’ın kendisi zannediyor artık. 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    KARİKATÜR
    İlk sayfa
     
    EN ÇOK OKUNANLAR
    ARŞİV
    banner186