banner179
23 Mayıs 2017 Salı

banner173

EN GÜZEL ŞİİRLERİM TUVALETTE YAZDIKLARIM

30 Ekim 2016, 11:04
EN GÜZEL ŞİİRLERİM  TUVALETTE  YAZDIKLARIM
Söyleşi: Bircan Deniz SAVCI
Gerek Eskişehir’deki konserlerinde gerekse diğer illerindeki konserlerinde yoğun ilgiyle karşılaşan Koray Avcı, her şeyden etkilenebildiğini ve her yerde şiir yazabildiğini, “Yaşamayıp yazdığım şiirlerde var” diyerek; “Benim en güzel şiirlerim tuvalette yazdıklarımdır” dedi. 
Geçtiğimiz hafta Koray Avcı’yı Eskişehir’de konuk ettik. Onu dinlemeye gelenler 222’nin önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Biz de daha önceden kararlaştırdığımız gibi kendisiyle kuliste buluşarak, çok keyifli bir sohbete imza attık. Sonrasında ise konserinde sevenleriyle birlikte coştuk.


Eskişehir’e hoş geldiniz...
Hoş buldum…

Biz buraya gelirken inanılmaz bir izdihamla karşılaştık. Çok seviliyorsunuz. Bunu neye borçlusunuz?
Dostlarımız onlar bizim. Yıllardır yapıyoruz zaten. Her yerde aynı duygu var. Seviyorlar bizi, biz de onları seviyoruz. Onlar için geliyoruz. Onlar da bizi yalnız bırakmıyor. Misafirliğe gidiyormuşuz gibi. Bu da bizim için büyük bir şeref ve onurdur.

Şarkılarınızın arasında şiirleriniz de var. Hayranlarınız sizden şiir kitabı da bekliyor. Var mı böyle bir projeniz?
İnşallah. Şimdi çok yoğunuz konserlerden dolayı. O yüzden biraz vakit var. Her ne kadar uzun yıllardır yapsak da daha 1 yıllığız. Çok hızlı bir şekilde ilerliyoruz ama dediğim gibi daha çok zaman var önümüzde. Bizim şu an 1 senede yaptığımız konser sayısını baz alırsak, normal şartlarda 4-5 senede yapılan konserler bunlar. Şu an yoğunluğumuz onun üzerinde. Boş zamanımı da konser, klip çekimi ve yeni albüm için çalışmalara ayırıyorum. Vakit yeterse ben de istiyorum bir kitap çıkarmayı. Çünkü çok fazla şiir var.

Çok fazla şiir var ve o şiirlerde de çok fazla duygu var…
Estağfirullah. Çok iddialı olduğumu söyleyemem.

Peki, bu şiirler yaşayarak mı ortaya çıkıyor, gözlemleyerek mi?
Yaşamayıp yazdığım şiirler de var.

Gözlemlerken nelerden etkileniyorsunuz?
Bizim memleket çok dolu bir memleket. Her an herşey çıkabiliyor karşıma. Yolda gidiyorum, yolda giderken telefonu çıkartıp yazıyorum. Tuvalette giriyorum bir bakıyorum elimde telefon, tuvalette yazıyorum.

Bunları da yazalım mı?
Yaz, yaz. Benim en güzel şiirlerim tuvalette yazdıklarımdır.

İNSAN KENDİ KUSURLARIYLA VAR
Yaptığınız müzikte ya da yaşantınızda saplantılarınız ve olmazsa olmazlarınız var mı?
Tabii, ben çok disiplinliyim mesela. Çok hızlıyım. Ekibimdeki herkes hızlı olmak zorunda. Yavaş adamı sevmeyiz. Olmazsa olmazlarımın içerisinde rakısız olmaz. Kulislerde sahneye çıkmadan Neşet Ertaş dinlemeden olmaz. Onun dışında kıyafetlerimi kendim yıkamadan olmaz. Resim yapmadan olmaz. Günde bir tane çizmem lazım. İşime çok saygılıyımdır. Sokakta da öyleydim. Sokakta gitarı koyduğum kılıf bile temiz olmak zorundaydı. Çünkü oraya bir rızk atılıyor. Hala da öyleyim. Ekibim de çok disiplinlidir. Sahnede hata yapmazlar. İnsan kendi kusuruyla var. Kusur herkeste olur. Hata yaparlar ama disiplinli olup da hata yapmak kusur değildir. Bir de tesbih, enstrüman ve genel olarak alkol koleksiyonum var. Takıntılıyımdır. Tesbihlerimi hergün ellerim. Enstrumanlarımı hergün çalarım.

Klarnet ve bağlama dışında çalmak istediğiniz bir müzik aleti var mı?
Çoook, keman, kanun, obua, çello, darbuka, zurna… kendime bir tane çöğür yaptırdım. Bağlamanın küçüğü. Yanımda taşıyorum. Yolda giderken çalıyorum.

MESAFEMİ KOYARIM
Yeni albümünüzde Alper Atakan olsun, Can Güngör, Göksun Çavdar, Engin Aslan gibi büyük ve disiplinli isimlerle çalıştınız. Zor olmadı mı?
Onlar kendi dallarında birer usta. Kimsenin işine müdahale edecek kapasiteye sahip bir insan değilim. Bizim Alper’le ilişkimiz çok farklıdır. Genelde meşk ortamlarında karar veririz ne yapacağımıza. Aklıma bir şey geldiğinde; “Alper’im benim bir parça var. Şöyle bir duyguda şunu istiyorum” derim. Karışmam sonrasına. Gider o kendi nasıl biliyorsa öyle yapar.

Bu da biraz ruh durumlarınız, samimiyetinizle alakalı sanırım…
Tabii, aamlar profesyonel bir de. Albümü görüyorsun ortada. Müthiş bir albüm yaptılar. Onlar benim kardeşlerim, dostlarım. Onlar tabii ki benim mutlu olduğum şeyleri yaparlar ama disiplin konusunda da benim kadar onlar da çok itinalı ki, yaptıkları parçaları biliyorsun zaten. Hepsi birbirinden idiialı. O yüzden benim müzik konusunda anlaşamayacağım insan yoktur. Bana uymayan bir şey varsa zaten o insanlara mesafemi koyarım. Gerek Alper olsun, can olsun, Göksun hocam olsun bu işi yapmasam da gidip sohbet edeceğim, beraber aynı lokmayı paylaşacağım insanlar.

BİR USTA TOPRAĞA GİRDİĞİNDE ÖLMEZ
Beklediğiniz yere geldiniz mi ya da böyle bir yere gelmeyi bekliyor muydunuz?
Oldum dersen pişmezsin, piştim dersen ölmezsin. O yüzden ne oldum diyeceksin, ne piştim diyeceksin. Ölene kadar bekleyeceksin. Olduğum yer diye bir şey yok. Anı yaşıyorum. Görüyorsun işte koltukta uyuyordum. Konser oluyor basıyorum gidiyorum. Ben hayatımda hep huzuru, sadeliği, dostlarla beraber devam ettirmeyi hayal ettim. Öyle bir hayalim gerçek oldu. gerisi dışında şarkı söylememiz tamaen bizi dinleyenlerin isteği üzerine devam eden bir şey. Ben bir yorumcuyum zaten. Geçmişte bilinen, unutulmaya yüz tutmuş şarkıları söylüyorum. Kendi bestelerm de var onları dile getiriyorum.

Peki, neden özellikle geçmişteki parçalar?
Unutmayın diye. Bir dostumla meşkimizde söyledi. Bir usta toprağa girdiğinde ölmez. Bir müzisyen, bir besteci, bir şarkı sözü yazarı, sanatla uğraşan herhangi birisi, mezara girince ölmez. O mezara girdiğinde ondan sonra onun şarkılarını okuyan kişi onun şarkılarını okumayı bitirdiğinde ölür. O yüzden ne oluyor, Neşet Ertaş toprağa giriyor ama hala yaşıyor. Biz söylemeye devam ediyoruz, yeni nesile dinletmeye çalışıyoruz. Onlar ne yapacak biri gelecek o söylemeye devam edecek en az bin yıl kulaklarda kalmaya devam edecek. Bu hayattaki en büyük zenginlik, dünyada etlerini toprağa bırakmak değil, toprağa ruhunu vermek değil, gökyüzünün bir kenarında, bir yerinde var olmak. Biz de yaşatıyoruz işte. Bu önemli bir konu.

BİZİM BİR ÜSLUBUMUZ VAR
Yeni klip hangi parçaya gelecek?
Yeni albümüzün ilk klibi Yanımda Sen Olmayınca’ydı. Klipte polisler alıyor götürüyor beni. Öyle bir rol vardı. Tam ülkemizde yaşanan durumlar sebebiyle, biz yanlış bir görüntü vermek istemedik. O yüzden de bekledik, şimdi çıkıyor. Ondan sonra da Aşk sana Benzer’e çektik. Ben bu albümde çok klip çekmek istiyorum. Biraz da farklı şeyler yapmak istiyorum. Absürt şeyler değil de insanların hoşuna gidecek, bir ömür boyu hatırlayabilecekleri klipler çekmek istiyorum. 16 parçamız var. Daha çok var. Bu albümü biraz daha sindirmek istiyorum.

Bundan sonra yapacağınız albümlerde de eski parçalara yer verecek misiniz?
Tabii, tabii. Hep olacak. Birkaç yerde bir sohbet oldu; “ Adam okumuş zaten. Sen niye okyorsun” dediler, ne münasebet, ben niye okumayayım. Adamı da parçalarını da seviyorum. Nurettin Rençber, Aşk Sana Benzer, Ağlama Yar var. Ben bunları okumayı seviyorum. Okumayı sevdiğim için insalar da bunu dinliyor. Niye okumayayım ki daha binlerce parça var. Okuyacağız, daha da yapacağız. Biz bir yorumcuyuz. Bizim bir uslübumuz var. O şekilde devam edeceğiz. Başka ustaların, üstadların şarkılarını okumaktan çok mutluyum.

Avrupa Konserleriniz olacak mı?
İskandinav ülkeleri var Aralık’ta. Şubat, Mart’da Avrupa Turnesi var. Mayıs ayında Amerika turnemiz var. Nisan’da Avustralya, Çin ve Dubai olacak. Ben bir de Azerbaycan istiyorum. Bu sene geçen seneye nazaran biraz daha yoğun olacak. Geçen sene 155 konser verdik. Bu sene daha fazlası olacak. İnsanların şarkı dinlemeye, paylaşmaya, duygularını aktarmaya, ağlamaya, geçmişini hatırlamaya, birilerini yaad etmeye ihtiyacı var. Bu izim için görev. Biz gidip o dostlarla bir şeyler paylaşmak zorundayız.


GARiBANLIK FARKLI BiR ŞEY
Enteresan bir anınız var mı?
Çok var. Mesela bir gün Kıbrıs’ta VIP’e bindik gidiyoruz. Bizim Serkan menajer, bir araba geçti yanımızdan, “Yav kardeş kurban olayım, arabanın arkasına bir yazı yazmışlar maşallah yazıyor” Allah Allah dedim sonra durduk bir benzinlikte su aldık, bağırıyor “Kardeş bak bak Maşallah yazıyor” diye. Bir baktım ki Maserati yazıyor. İstanbul’a gittik, Arabasına Maserati yazdırdı. “Arabanın arkasına maşallah yazdırdım artık nazar değmez” diyor.

Tavuklu pilavı çok sevdiğinizi biliyorum…
Tabii, tabii tavuklu pilavı çok severim. Mesela Antalya’da bir tavuk-pilavcımız var. Her gittiğimizde gider yeriz. Tavuklu pilav iyidir ya. Bizim evin en güzel, en lüks yemeği mercimek çorbası, pilav, tüm tavuk alırdı babam. Onu annem didiklerdi sofraya koyardı tabakla. Bir de soğan, domates, salatalık, yeşil biberden salata yapıp önümüze koyardı. Bizim en büyük lüksümüz oydu. Onun yanına nohut ya da kurufasülye geliyorsa ki, değme keyfine. Sofradan kalkmazdık. Garibanlık yediğinle içtiğinle ölçülmüyor. Garibanlık farklı bir şey. Önemli olan onu en güzel şekilde yaşayabilmek. Benim en güzel yıllarım, arkadaşlarımla beraber sokakta toprakla taşla oynadığımız yıllardı. Benim zamanımda telefon olsaydı bu kadar güzel şeyler yaşar mıydım bilmiyorum.

Son olarak Eskişehirli hayranlarınıza neler söylemek istersiniz?
Çok eğlenceliler. Güzel bir memleket zaten, insanlar da sıcak zaten. Öğrenci de çok. Biz hep geleceğiz, gelmeye de devam edeceğiz. Bir senede yaklaşık 5-6 tane konser veriyoruz burada. Onlar istediği sürece gelmeye de devam edeceğiz.


Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    KARİKATÜR
    İlk sayfa
     
    EN ÇOK OKUNANLAR
    ARŞİV
    banner186