banner179
23 Mayıs 2017 Salı

banner173

ESKİŞEHİR HİÇ GÖRMEDİĞİ YATIRIMI ALDI

09 Aralık 2016, 09:20
ESKİŞEHİR HİÇ GÖRMEDİĞİ YATIRIMI ALDI
Söyleşi: Murat ATİKEL
Rektör Naci Gündoğan: Türk Dünyası Kültür Başkentliği ile Eskişehir hiç görmediği kadar yatırım aldı. Anadolu Üniversitesi’nden aktarılan kaynak da aslında Eskişehir’in parası değil, devletin parasıydı. Başka bir şehir de seçilebilirdi. Ve bu kaynak Eskişehir’e can suyu oldu. Yeni stat yapılırken eski stadın şehir meydanı kalması ile de bir taşla iki kuş vuruldu. Maalesef bazı önyargılı insanlar bunları görmek istemiyor.

Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Naci Gündoğan ile Türk Dünyası Vakfı'nın tamamladığı ve üniversiteye devredilecek kalıcı eserlerden Sazova’daki Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi'nde bir araya geldik. Hem bu devasa merkezi birlikte gezdik, hem de Türk Dünyası Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi de olan Gündoğan ile Türk Dünyası Kültür Başkentliğinin Eskişehir'e katkılarını masaya yatırdık. Gündoğan'a üniversitede son bir yılda neler yapıldığını ve merak edilen birçok konuyu da sorduk.

Aynı zamanda Türk Dünyası Vakfı Mütevelli Heyeti’nde de üyesiniz. Bu süreçte Anadolu Üniversitesi’nden de kaynak aktarılarak Eskişehir’e birçok eser kazandırıldı, tanıtımı yapıldı. Türk Dünyası Kültür Başkentliği’nin Eskişehir’e katkılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türk Dünyası Kültür Başkentliğine bir sürü şehir aday olabilirdi. Ama Eskişehir'in seçilmiş olmasını özellikle hükümetimizin bir jesti olarak düşünüyorum. Bakan Nabi Avcı hocamız başta olmak üzere onun çok büyük gayretleri, sayın Cumhurbaşkanının büyük katkılarıyla oldu. Ben aslında sürecin ortasında dahil oldum. Rektör olunca ve kendi üyeliğimden itibaren gördüğüm tablo itibariyle şunları söyleyebilirim. Bir dönem kaynak bulunamadı ve kaynağın neredeyse yüzde 90'ınını Anadolu Üniversitesi karşıladı. Ciddi bir kaynak aktarıldı. Bunu hep Eskişehir'e bir katkı olarak düşündüm. Üniversitemizin kaynak aktarmasında bir mahsur yoktu, biz de gerekli kaynağı aktardık. Elbette birileri çıkıp 'Bu kaynakla daha da güzel şeyler yapılabilirdi' diyebilir. Daha iyisi her zaman olabilir. Ama kalıcı eserler olarak bakarsak Eskişehir şimdiye kadar hiç görmediği kadar yatırım aldı. Eskişehir'in tüm ilçelerinde şu anda Türk Dünyası Kültür Başkentliğinin bir katkısı oldu. Odunpazarı başta olmak üzere birçok tarihi yapı onarıldı.
Bunların normal koşullarda devlet bütçesinden yapılması o kadar zor ki. Bu kaynak resmen Eskişehir'e can suyu oldu. Maalesef bazı önyargılı insanlar bunları görmek istemiyor. Ne yapıldı ki diyerek kesip atıyorlar.

BİR TAŞLA İKİ KUŞ VURULDU
Aslında bu kaynağın önemli bir kısmı da iki büyük projeye ayrıldı. Bunlardan biri stadyum projesi. Bunun görülmeyecek bir tarafı yok. Bir de biliyorsunuz normalde eski stadyum alanı TOKİ'ye devredilecekti, TOKİ burayı kendi değerlendirecekti. Ama şu anda bir taşla iki kuş vurulmuş oldu. Hem Eskişehir yeni bir stadyuma kavuştu, hem de mevcut stat alanı kente şehir meydanı olarak kazandırılacak.

ESKİŞEHİR’İN PARASI DEĞİL, DEVLETİN PARASI
“Üniversite olarak ciddi bir kaynak aktardığımızın insanlar da sağ olsunlar farkında. Bundan mutluluk duyuyorum ama bunun da abartılmaması lazım. Neticede bu devletin parası. Anadolu Üniversitesi'nin parası devletin parası zaten. Bu para sadece Eskişehir'deki öğrencilerden kazanılan bir para değil. Türkiye'nin her yerinden, hatta yurtdışındaki öğrencilerden de gelen bir para. 'Eskişehir'in parası gidiyor' diye hep konuşuluyor. Böyle değerlendirilmemeli. Elbette Anadolu Üniversitesi Eskişehir'in bir kurumu. Ama buradaki gelir devletin de bir geliri, böyle de bakmak gerekli.”

“AMAN DEVLETE GİTMESİN” DİYEREK SAĞA SOLA HARCANMAZ
"Devlet paraya el koyuyor" gibi bakmamak lazım. Zaten devletin parası. 'Aman devlete gitmesin, ben bunu sağa sola harcayayım'... Böyle bir şey yok. Harcanacak yer varsa elbette harcanır, ama yoksa devlet bunu uygun yerlere harcar. Mesela biz Üniversite olarak bu yıl da Yükseköğretim Kurumu'na 100 milyon lira aktaracağız. Bunun amacı da Türkiye'deki tüm üniversitelerdeki öğrenci değişim programları için, akademik bir amaçla. Eğitimden harcanan gelirin eğitime harcanması kadar doğal bir şey yok. Ben bunu üniversitenin parasına el konuluyor gibi değerlendirmiyorum. Eskişehir'de harcanması elbette hoşumuza gider. Ajans için çıkarılan yasa buna el verdi ve bu kaynak Eskişehir'e katkı için kullanıldı. Son 2-3 yıldır Eskişehir'de Türk Dünyası Kültür Başkentliği Ajansı'nın ciddi bir etkisi olduğu görülüyor. Belki Ajans yeterince reklamını yapamamış olabilir, bu eserlerin çoğunun resmi açılış törenleri de yapılmadı aslında.”

100’E YAKIN AKADEMİSYEN MERKEZ İÇİN HAZIRLIK YAPIYOR
Sazova'da Türk Dünyası Vakfı’nın tamamladığı Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi binası da üniversitenize devredilecek. Burasıyla ilgili planlarınız nedir?
Geçtiğimiz hafta Mütevelli heyeti toplantımızda Bakanımız Nabi Avcı, bu merkezin Anadolu Üniversitesi'ne devredileceğini açıkladı. Bina bitmek üzere, muhtemelen ocak ayı içinde bir protokolle üniversitemize devredilecek. Bundan mutluluk duyuyoruz. Gerçekten çok prestijli bir bina. Kültür Başkentliği Ajansı ve Vakfın da Eskişehir'e kazandırdığı en büyük eserlerden biri. Bulunduğu mekan şehir içinden ve dışından bir sürü misafirin uğrak noktası. Burada halk ile üniversiteyi buluşturmak istiyoruz. Bizi heyecanlandıran bir proje. Kampusumuza halk rahatça girip çıkabiliyor, ama kampusa gelip AKM’de tiyatro izlemek veya sanat etkinliklerini izlemek alışkanlığı yok.
Sadece belli bir kesim veya üniversite ile ilişkisi olmuş kişiler geliyor. İnşallah, özellikle Güzel Sanatlar Fakültesi ve Devlet Konservatuvarımızın bazı bölümlerini oraya taşımayı düşünüyoruz. Bölüm derken örneğin cam atölyesi, seramik atölyesi açmayı düşünüyoruz. Animasyon bölümümüzü gelen vatandaşlara ve çocuklara tanıtabiliriz.
Kurslar da düzenleyebiliriz. Devlet Konservatuvar'ından konserler düzenleyebiliriz. Üniversitede birçok sergi açılıyor, ama dışarıdan da daha çok insan görsün istiyoruz. Öğrenci sergilerini orada açabiliriz. Üniversitenin halka pratik olarak da sunabileceği şeyler var. Birçok alanda çalışma yapabiliriz. Şu anda 100’e yakın akademisyen topladık ve burada ne yapılabileceği konusunda toplantılar yapıyoruz. Halka dokunabileceğimiz bir mekân olacak, üniversitemizi de tanıtacağız.

ESKİ STAT ALANI BİZE VERİLİRSE DUVARSIZ KAMPUS YAPARIZ
Bir dönem eski stat alanına yapılacak şehir meydanının da Anadolu Üniversitesi'ne devredilebileceği konuşulmuştu. Sizin şu an o projede bir dahliniz var mı?
Yapılacak şehir meydanının Anadolu Üniversitesi'ne devredilmesi konuşulduğunda bazı kesimler buna hemen karşı çıktılar. O zaman her kafadan bir ses çıktı. Ben de dedim ki, “Biz çağrılırsak burayı alırız. Şehirde bir konsensus olur, 'Anadolu Üniversitesi buraya gelsin, güzelleştirsin, şehirle de bütünleşsin' derlerse biz geliriz. Ama 'Üniversite olarak parasını verdik, karşılığında isteriz' gibi bir algının oluşmasını istemem. Elbette ben de oranın betonlaşmasını istemem. Tabii biz belediye değiliz, park yapamayız. Bizim yapabileceğimiz şudur. Adına şehir kampusu deriz, fakat bu duvarsız halka tamamen açık bir kampus olur. Sergi salonu, kütüphane gibi küçük alanlar olur, ama bunlar çok küçük bir alan kaplar. O dönemde 'Üniversite şunu yapar, bunu yapar' denilince bu beni rahatsız etti açıkçası, bu nedenle biraz geri çekildik. Elbette bir konsensusla bize bir görev sunulursa, bizden bir talepte bulunulursa hiçbir zaman görevden kaçmayız.


İŞBİRLİĞİ SÜRECEK
"Üniversitemizde Türk Dünyası Vakfı ile eş zamanlı olarak Türk Dünyası Araştırma ve Uygulama Merkezi kurduk. Vakıf ile de bir protokol yaptık ve tüm etkinliklerde birbirimizi destekleme kararı alındı. Vakıf ile bundan sonraki ilişkilerimiz daha çok akademik düzeyde olacak. Zaten vakfın şu anda çok büyük bir geliri de yok. Bazı kira gelirleri var, onlarla devam ediyor. Dışarıdan insanlar vakfın şu kadar parası var gibi düşünebilir. Böyle bir durum yok. Kalıcı eserler bittikten sonra harcama yapılacak bir şey de yok şu anda. Yeni projeler ve etkinlikler olabilir. Bunlara fonu da vakıf kendisi bulacak. Vakfın temel amacı bitmeyen kalıcı eserlerin tamamlanmasıydı.”

YILDA 70 BİN YOLCUYA ‘ATIL’ DENİR Mİ
Hasan Polatkan Havalimanı’ndaki yolcu sayısı artışı dikkat çekiyor. Yurtiçi seferler konusunda bir gelişme var mı?
Öncelikle havalimanımızın adının Hasan Polatkan Havalimanı olarak değiştirilmesinden gurur duyduk. Eskişehir'e ve ülkemize çok katkı sunan bir demokrasi şehidinin isminin verilmesi aslında bir vefaydı. Havalimanı zaman zaman tartışılıyor. Atıl kaldı deniyor, atıl filan değil. Şu an yolcu sayımız ekim ayı itibariyle 50 bini geçmiş, yıl sonuna kadar 70 bini bulacağını düşünürsek, yılda 70 bin yolcunun kullandığı bir havalimanına atıl demek mümkün değildir. Daha iyi kullanılabilir mi, bunu sorabiliriz. Pist ile ilgili sıkıntı yok, ama terminal binamız şu an zaten yoğun bir yolcu trafiğini kaldıracak kapasitede değil. Bu amaçla yeni bir terminal binası için Kalkınma Bakanlığına başvurduk, projesi hazır. Havalimanımızın birincil önemi Havacılık Fakültesi öğrencilerine eğitim verilmesi. Yolcu seferleri dışında bizim eğitim uçuşlarımız da var, THY için de personel yetiştiriyoruz. Özel jetler, ambulans uçaklar inip kalkıyor. Havalimanının trafiği aslında oldukça yoğun. Ama insanlar İstanbul uçuşları olmadığı için atıl zannediyor. Biz bu konuda bilimsel araştırma da yaptık. Yaptığımız araştırmada örneğin çapraz uçuşların Eskişehir için çok uygun olduğunu bulduk. Örneğin, İzmir'den kalkan uçak Eskişehir'e iniyor, buradan aldığı yolcuyla Erzurum'a gidiyor, oradan Rize'ye gidiyor gibi... Çapraz uçuşlar önümüzdeki yıllarda çok yaygın olacak. Bu öneride bulunmuştuk. İki yer için de olumlu sonuçlar çıkmıştı. İzmir ve Antalya.... Ege için İzmir'e, Akdeniz için Antalya'ya, Karadeniz için Trabzon'a, Doğu Anadolu için de Erzurum'a haftanın belli günleri sefer olabilir. Bunun için de birçok girişimde bulunuyoruz. Bu hafta Türk Hava Yolları'nın yeni genel müdürünü de ziyaret edeceğiz. Raporlarımızla tekrar anlatacağız. Önceki yönetime de Kütahya'daki Zafer Havalimanına İstanbul’dan giden giden uçaklardan birinin Eskişehir'e gelmesini teklif etmiştik. Gece gelsin, konaklasın, uçuş personelini de misafir edelim, sabah uçak geri gitsin. Lojistiği de sağlarız, maliyeti düşürelim, dedik. Tabii havacılıkta planlama çok önceden yapılıyor. Bu geçen yıl gerçekleşmedi. Yeniden girişimlerde bulunacağız. Bu konuda Bakanımız Nabi Avcı da çok ciddi bir çaba sarf ediyor. En son yakıt desteği listesine Hasan Polatkan Havalimanının alınması önemli bir gelişme. KKTC seferlerinin başlamasını da bekliyoruz.

POLONYALI BİR FİRMA ORTAKLIK KURMAK İSTİYOR
Ulusal Raylı Sistemler Mükemmeliyet Merkezi (URAYSİM) projeniz de dikkatle takip ediliyor. Son durum nedir?
URAYSİM şu an yoluna girdi, başlangıcı yapıldı. Ama asıl yapılacak ihalemiz test cihazları ihalesi. Zaman zaman ağır ilerliyor diye eleştiriler oluyor. Bu proje Kalkınma Bakanlığı projesi, bu nedenle her aşamasında Bakanlıktan izin almak zorundayız. Başlamasında da hem Bakanımız Nabi Avcı'nın hem de Milletvekilimiz Emine Nur Günay'ın ciddi katkıları oldu, bunun için de teşekkür ediyorum. İnşallah 2017'nin başında ihaleler gerçekleşecek. Burası aslında bir Ar-Ge Merkezi. Yanımızda devletin tüm kurumları da var. Ulaştırma Bakanlığı, TCDD, TÜLOMSAŞ gibi birçok kurum... Özel sektörle de görüşüyoruz. Ayrıca bu bölgeye başka yatırımlar da yapılacağını düşünüyoruz. Şu anda Polanyalı bir firma Alpu'ya ciddi bir yatırım yapmak için fırsat kolluyor. Bizimle görüşüyorlar ve ortaklık kurmak istiyorlar. URAYSİM hayata geçtiğinde birçok uluslararası firma da Eskişehir'e gelecektir.”

ALTYAPI VE ÜST YAPI TAMAMLANDI
“Yunus Emre Kampusu’nun tüm altyapısı yenilendi. 2016 yılı yaz aylarında, sulama tesisatı, yağmur suyu ve kanalizasyon hattı yapımı, asfaltlama, yol yapımı, zemin güçlendirmesi gibi faaliyetlere imza atıldı. 125 bin metrekarelik bir yeşil alanın otomatik sulama işleri tamamlan-dı, 95 bin metrekarelik yeşil alanın yılsonuna kadar tamamlanması planlanıyor. 1521 metrelik alana yağmur suyu hattı yapılırken, 400 metre daha bitirilecek. 318 metrelik kanalizasyon hattı da tamamlandı.”

ÜNİVERSİTEDE BELEDİYECİLİK DE YAPIYORUZ
“Anadolu Üniversitesi tüm işini kendisi yapıyor. Geçmişten bu yana böyle olmuş. Altyapı ve üst yapı ile ilgili kampuslerimizde yaptıklarımız da aslında belediyecilik faaliyetleri. Asfaltından, sulamasına, çöpüne kadar… Belediyecilik işine aslında benim bakmamam lazım. İmar planları çizilirken, belediye tüm izinleri onlardan almamı istiyorsa, bu işleri de yapmalı. Biz hem akademisyenlik yapıyoruz, hem belediyecilik yapıyoruz, hem inşaat yapıyoruz. Örneğin, dünyada başka uluslararası havalimanı işleten bir üniversite de yok.”

BÜYÜKŞEHİR’İN ADIM ATMASI GEREKİYOR
“İki Eylül Kampusu’na ulaşımla ilgili sorunlar zaman zaman gündeme geliyor. Öğrencilerimiz de haklılar. Kırmızı 4 gibi otobüslerin yetersizliği konuşuluyor. Tabii bu bizim çözebileceğimiz bir şey değil, belediye ile ilgili adımlar atılması gerekiyor.”

BURASI EŞSİZ BİR BİNA
Rektör Prof.Dr. Naci Gündoğan ile 10 bin metrekarelik kapalı alana sahip Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi’ni birlikte gezdik, inceledik. Binaya hayran kaldığını söyleyen Gündoğan, “Böyle bir binanın eşi yok. Üniversitemiz için çok faydalı olacak” dedi. Yüzeydeki kısmında Türk tarihinin dönemlerine göre ayrılmış bölümlerin dışında, binanın yer altındaki kısmı da çok ilgi çekici. Kütüphane ve sinema salonunun dışında birçok eğitim alanı bulunuyor. Ayrıca, Türk kültürüne ait yüzlerce müzik aletinin yer aldığı bir müzesi de var.











Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    KARİKATÜR
    İlk sayfa
     
    EN ÇOK OKUNANLAR
    ARŞİV
    banner186