banner179
01 Mayıs 2017 Pazartesi

banner173

İŞİ MÜHENDİS RUHU TİYATROCU

26 Mart 2017, 11:54
İŞİ MÜHENDİS RUHU TİYATROCU
Söyleşi: Bircan Deniz SAVCI
DEPO Tiyatro grubu oyuncularından Seyithan Tokkarabudak neden konservatuvar okumak yerine mühendislik okuduğunu anlatırken şunları söyledi, “Maalesef yaşadığımız ülkede aile etmenleri, gelecek kaygıları çok ön planda kalıyor. Üniversiteye hazırlandığım dönemlerde bana en çok söylenen şey, tiyatrocuların aç kaldığı, para kazanamadığı, mühendis olursan çok para kazanabilirsin gibi şeylerdi” 

DEPO Tiyatro gurubu oyuncularından Seyithan Tokkarabudak ile hem kendi tiyatro sürecini hem de son dönemde çok konuşulan gurupları DEPO’dan ve yaptıkları Bar Tiyatrolarından konuştuk. Seyithan aslında tiyatro yapmanın ne kadar zor olduğunu da gözler önüne serdi.

HEPİMİZ FARKLI MESLEKLER YAPIYORUZ
DEPO’da oyunculuk yapmanın yanı sıra, Anadolu Üniversitesi Tiyatro Kulübüne üyesin bildiğim kadarıyla. Devam ediyor musun?
Evet, ama aktif olarak devam etmiyorum. Şu an bağlı bulunduğum DEPO gurubu Anadolu Üniversitesi Tiyatro Kulübü’nde faaliyet gösteren Özdüşüm Oyuncu Atölyesi’nin mezunlarının kurmuş olduğu bir gurup.

Tiyatro üniversiteye başladığın dönemde mi hayatına girdi yoksa öncesi de var mıydı?
Tiyatro, ortaokuldan beri vardı hayatımda. O zamanlar güzel konuşma ve yazma dersleri oluyordu. Orada doğaçlama tiyatro yapıyorduk. O esnada tiyatroya karşı bir sempati beslemeye ve orada bulunmaktan haz duymaya başladım. Ardından liseye geçtiğim zaman lisedeki tiyatro koluna dâhil oldum. Lise hayatım boyunca okulun tiyatrosunda görev aldım. Aynı süreçte Adana Belediyesi’nin Tiyatro kurslarına katıldım. Sonrasında üniversiteyi kazandım. Üniversiteye geldiğimde de zaten tiyatroyu daha ileri taşımaya çalıştım.

Peki, neden üniversitede konservatuvar bölümünde tiyatro değil de mühendislik okumayı seçtin?
Maalesef yaşadığımız ülkede aile etmenleri, gelecek kaygıları çok ön planda kalıyor. Üniversiteye hazırlandığım dönemlerde bana en çok söylenen şey, tiyatrocuların aç kaldığı, para kazanamadığı, mühendis olursan çok para kazanabilirsin gibi şeylerdi. Bu beni çok da ilgilendirmiyordu. Ben sevdiğim işi yaparak sadece onunla mutlu olmayı kabullenebilen bir insanım ama aile etmeni çok fark ediyor. Konservatuvara girmeyi çok isterdim ama ailemin mühendis olmam konusunda gayesi vardı ve beni bu kadar yıl okutmuşken onları es geçemezdim. O yüzden mühendislik oldu. Bazen mühendislikte gerçekten canıma tak eden noktalar oldu. Her şeyi bırakıp tekrar sınava girip konservatuvara gitmeyi düşündüm. Ancak şöyle bir durum oldu, çevremde konservatuar mezunu insanlarla konuştuğumda tabii ki, bir işin eğitimini almak, teorikte de pratikte de orada pişmek gerçekten çok önemli ve değerli bir noktada. Aslında işin en can alıcı noktası sahnede pişmektir, doğru yolu bulana kadar çalışmak ve kendini geliştirmektir. Bazı insanlar hayatı bir noktadan sonra kaçırabiliyor ama tiyatroyu da hayatından çıkartamıyor. Biz DEPO olarak o insanlardanız. Yani, başka işler yapmak zorunda kalmış ama tiyatroyu hayatından çıkaramamış insanlarız. O yüzden de yaptığımız işe çok değer veriyoruz.

Hepiniz mi farklı meslekler yapıyorsunuz?
Evet, hemen hemen hepimiz öyleyiz. Mesela mühendis olan bir arkadaşımız var, sabah şantiyeye gidiyor akşam provaya geliyor. Bir arkadaşımız çağrı merkezinde çalışıyor. Bir arkadaşımız nakliye şirketinde çalışıyor, bir arkadaşımız barda çalışıyor… İstediğimiz işi yapabilmek için istemediğimiz işlerde çalışıyoruz şu an. Belki ilerleyen zaman dilimlerinde yapmak istemediğimiz işlerde çalışmak zorunda kalmayacağız ve sadece istediğimiz işi yapabileceğiz. Bunun mücadelesini veriyoruz biz. Bizi tiyatro konusunda ortak paydada birleştiren de Özdüşüm Oyuncu Atölyesi oldu. Hepimiz birbirimizi oradan tanıdık. Birbirimizin ortak bir paydada olması da bize DEPO’yu getirdi.

HERŞEY BİR DEPOYLA BAŞLADI
DEPO ne zaman ve ne amaçla kuruldu peki?
DEPO, 2010 yılında kuruluyor. Özdüşüm Oyuncu Atölyesi mezunları artık tiyatroyu hayatımızın daha merkezine oturtmak, başka işler yaparken de tiyatro yapabilmek şiarıyla yola çıkıyor ve DEPO’yu kuruyor.

Neden isim olarak DEPO?
Grup kurulma aşamasındayken çalıştığımız yer bir apartmanın içinde bulunan bir iş yerinin deposuydu. Baya soğuk, betonlarla kaplı, karo filan olmayan bir yerdi. Orada çalışmalarına başladı.

İlk ne tür oyunlar oynadınız?
İlk olarak, Geleneksel Türk Tiyatrosuyla başladı. Orta oyunu, Hacivat-Karagöz gibi işler yaptık. Daha sonra ilerleyen zamanlarda sahne oyunu gibi oyunlara adım atmaya başladık. Şu anda da Bar Tiyatrosu, sahne oyunu, grafik tasarım anlamında bazı çalışmalarımız var. İlerleyen zamanlarda da daha kamerayla alakalı kısa film ya da sinema alanında da bir şeyler yapmaya çalışan bir ekip haline geldik.

Oynadığınız oyunlar daha önce yazılmış olan oyunlar mı yoksa kendi oyunlarınızı yazıp da sahneliyor musunuz?
Sahne oyunlarında genelde yazılmış metinlerin üzerinden çalışıyoruz ama ekipten bir arkadaşımızın yazdığı 12-13 kez oynanan Karman Çorman oyunu var. Şehir dışına turnelere de gitti. Sonra Soytarı oyunu var, onun da 2 Nisan’da prömiyeri olacak. Çocuk oyunumuz var. Onu da okullarda oynadık. Aynı zamanda belediye ile ortaklaşa kimsesiz çocuklara çocuk tiyatroları yapıp onlara destek olmaya çalışıyoruz. Ramazanda ilçelerde ora oyunu ve meddah gösterileri yapıyoruz. İç Anadolu’nun her yöresindekilere tiyatroyu sevdirmek, en ücra köşesindeki köyde bulunan insana bile tiyatroyu tanıtmak istiyoruz. Tiyatronun sadece televizyondaki güldürü programlarından ibaret olmadığını, kendi içimizden bir şeyler olduğunu, tamamen canlı ve o heyecanı hissederek olması gerektiğini anlatmaya çalıştığımız bir süreç oluyor bu.
TİYATROYU HER ALANA TAŞIYACAĞIZ
Bar Tiyatrosu da buradan yola çıkarak mı yaptığınız bir şey? Çünkü çok ilginç bir konsept. Tiyatroyu biz tiyatro salonlarında izlemeye alışkınız. Son dönemlerde senin az önce dediğin gibi televizyon furyası çıktı ve Bar Tiyatrosu da çok ilginç bir konsept. 
Evet, bizim de ilk etapta aslında iki üç seneden beri kafamızda soru işareti olarak kalan bir durumdu. Bir bar alanımız vardı ve burada ne yapacağımıza dair bizimde bir fikrimiz yoktu. Bar tiyatrosu nedir, Nasıl yapılır…

Türkiye’de de pek bilinen bir tür değil sanırım…
Evet, Bir İstanbul’da birkaç mekânda yapılıyor. Orası çok farklı çeşidin olduğu bir şehir olduğu için normal geliyor. İzmir’de bir yerde yapılıyor diye biliyorum. Onun dışında internet taraması yaptığınızda elinizde hiçbir veri yok. Tamamen bizim için farklı bir ortam. İnsanlar biralarını içerken tiyatro izliyorlar. Türkiye’ye dönüp baktığınızda insanlar bir tiyatro oyunu izlemeye üşenebiliyorlar. Tiyatro geri planda kalıyor. Biz hazıra alışmış bir toplumuz. Hayatında tiyatro izlememiş, izlemediği için de izlemeyi düşünmeyen insana , “Bak aslında tiyatro böyle bir şey. Hoşuna gidebilecek bir şey. Bak biz tiyatroyu senin ayağına getiriyoruz. Artık tiyatroyu sev. Sevmesen bile gör ama önce bir gör” diyoruz.

Tepkiler nasıl?
Tepkiler çok olumlu. Ben yedi yıldır Eskişehir’deyim bu süreçte hiç Bar Tiyatrosu yapıldığını görmedim. Biz ekip olarak ya da diğer tiyatroların en büyük sıkıntılarından biri sahne bulamaması, oynayacak sahneyi edinememesi. Bu noktada bizim şiarımız hep şu oldu; “Neresi olursa, biz her yeri kendi sahnemiz olarak kullanacağız ve tiyatroyu her alana taşıyacağız.”
BARI FARKLI KULLANMAYA ÇALIŞIYORUZ
Barlarda sahneler genelde küçük oluyor. Dolayısıyla bu oyun seçimini etkiliyor mu? 
Genelde bar sahneleri dediğin gibi çok küçük. Bar sahneleri orta derecede oluyor. Biz oyunu seçerken daha çok oyunun içeriğine ve anlatmak istediği şeye bakıyoruz. İlk etapta bar müşterisine tiyatroyu nasıl sevdiririzden yola çıkarak, önce kadın erkek ilişkileri üzerine yoğunlaştık ve o tarz oyunlar oynadık. Daha sonrasında bu bize yetmedi. Barın tamamen sahnesinde oynayacağız diye kural koymamaya başladık. Bazı oyunlarımızda seyircinin ortasında oynadığımız bir platform kuruyoruz. Barı olabildiğince farklı kullanmaya çalışıyoruz.

Nerede ne zamanlar sahne alıyorsunuz?
Haftada iki gün farklı mekânlarda farklı oyunlarda sahne alıyoruz. Pazartesi günleri akşam 20.00’de Small Pub’da çıkıyoruz. Perşembe günleri de yine akşam 20.00’de No:46’da çıkıyoruz. İkisi de yan yana zaten. Her hafta farklı oyunlar oynanıyor. Takip etmek için de DEPO ‘nun sosyal medya hesaplarını takip edebilirler. 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    KARİKATÜR
    İlk sayfa
     
    ARŞİV
    banner178