banner179
22 Mayıs 2017 Pazartesi

banner173

Şu Facebook denen oyuncak(!)...

17 Mayıs 2017, 09:12
Şu Facebook denen  oyuncak(!)...
Bizim gibi teknoloji özürlü ve yaşı ilerlemiş kimseler istedikleri kadar çağı yakalamaya çalışsınlar bir yerden sonra olmuyor…
Şimdilerde yapacak işimiz olmadığı ve sadece okumanın kesmediği zamanlarda bu aleti öğrenmeye çalışmak ve facebook dedikleri bir iletişim ağını keşfetmeye çalışırken dikkatimizi çeken bazı hususları paylaşalım istedik…
Bir kere iletişim kurmada olağanüstü bir güç, iyi ve güzel kullanıldığında şahane bir araç…
Kötülüğe kullanıldığında da yine çok tehlikeli bir silah...
Bizi en çok eğlendiren yönlerinden birincisi ne biliyor musunuz?
Hani şahıslar değişik biçimde kendi sayfalarında paylaşım yapıyorlarsa, hani bazıları da o yapılan paylaşımı beğen butonuna basarak beğeniyor ya...
Orada çok mesaj alabilirsiniz…
Hele siyasetle ilgili iseniz kim kimi destekliyor veya öyle gözüküyor, kim kafasını kuma gömüp kıçı dışarıda dolaşıyor ayırt etmeniz hemen mümkün oluyor…
Mesela biz; haftada bir gün haftalıkçı köşe yazarı olarak bu sayfada yazıyoruz ya...
Bu yazdığımız yazıyı facebook sayfasında da yayınlıyoruz…
Örneğin Yılmaz Büyükerşen’i veya Kazım Kurt’u veya Ahmet Ataç’ı veya milletvekilini, yahut da İl Başkanı’nı tenkit ediyoruz ya, o yazımızı facebook sayfamızda alenen ‘beğen’miyor, telefonda veyahut ‘messenger’ dedikleri özel mesaj kanalından övgü ile bize dönüyor. İlk zamanlarda bunu facebook’un özelliklerini bilmediğimiz için özel ilgi falan zannediyorduk...
Meğerse bize gaz verip tetikçilik yaptırmak için kullanıyorlarmış...
Hâlbuki bizim yukarıda bahsettiğimiz zevatla şahsen bir alıp veremediğimiz husus bulunmuyor…
Tenkitlerimizi olumlu yönde kullanmaya çalışıyoruz...
Ben bu gün için Yılmaz Büyükerşen’i tenkit ediyorsam aslında senin için, sizin için ediyorum…
Yılmaz Büyükerşen, daha Kazım Kurt; Erdal Caferoğlu yokken bizi DSP’de meclis üyesi olarak beraber çalışmaya davet etmiş, biz ise CHP’den başka bir siyasi partide siyaset yapmayı içimize sindiremeyeceğimizi beyan ederek kendisine teşekkürlerimizi saygı çerçevesinde sunmuşuzdur.
Söyleyeceklerimizi harbiden söylemiş, arkadan konuşarak dedikodu gibi çirkinliğe hiç tevessül etmemişizdir.
Hakaret ve küfür gibi densizliğe başvurmamış, yapmak isteyenlere de izin vermemişizdir..
Olayları kendi üzerimizden misal vererek anlatıyoruz ki kimseyi rencide etmeyelim.
Günümüzde insanların ikiyüzlülüğünü ifade edecek o kadar çok olay yaşanıyor ki;
Örneğin;
Geçen günlerde Türkiye’nin 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül babasını kaybetti. Allah’tan rahmet diliyoruz, geride kalanlara sabır ve uzun ömür diliyoruz...
Mutlaka dikkatinizi çekmiştir. Bu tip kimselerin yakınları vefat ettiğinde çarşaf çarşaf gazetelerde ölüm ilanları çıkar.
Hâlbuki ki Abdullah Gül’ün yakın bazı dostlarının dışında gazete ilanında yarış falan yoktu, çünkü Abdullah Gül’ün elinde iktidar gücü kalmamıştı ve ona yakın gözükmekten çekinen eski dostları(!) böyle bir eğilim göstermemişlerdi.
Yine hatırlarsanız o zamanlar iktidar ile sorunu olmayan Fetullah Gülen’in kardeşinin ölümü karşısında gazete sayfaları dolup dolup taşıyordu.
Ölenin arkasından acıyı paylaşmak bizim dinimizde ve geleneklerimizde önemli bir yer tutar.
Ama bazı ölümlerde bunun dozunu kaçırırız.
Facebook’la başladık bizi nerelere götürdü..
Biz yine de teknolojinin bütün imkanlarını, nimetlerini kullanalım...
İyi yönde, güzel yönde olsun, insanlık adına olsun…

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    
    KARİKATÜR
    İlk sayfa
     
    ARŞİV
    banner186