Buz Ateşi
Yalı Park Balo & Davet
Eskişehir
19 Nisan, 2024, Cuma
  • DOLAR
    32.59
  • EURO
    34.77
  • ALTIN
    2491.8
  • BIST
    9524.59
  • BTC
    63578.66$

Kimse kusura bakmasın, bizde durum daha vahim!

06 Ekim 2022, Perşembe 07:28

Hep söylenir, “yerli ve milli olan ucuz olur” diye… Öyledir de elbet ama bizden başka herkese daha da ucuz…
Öncelikle yerli ve millilik konusunu desteklediğimi belirtmek isterim. Bu konu bir köşe yazısında anlatılamayacak kadar detaylı ve önemlidir. Bir ülke politikasını tamamen bu yöne çevirecekse önce altyapısını iyi analiz etmeli, elindeki yerli milli varlıklarına sahip çıkmalı, geliştirmeli, halkı için ulaşılabilir kılmalı.
Yerli milli deyince elbette aklımıza dev sanayi yatırımları, katma değeri çok yüksek fabrikasyon bant ürünler, otomotiv, havacılık ve benzeri konular gelir. Ve yıllardır söylenegelen bir de klişe vardır. Yerli ve milli olursa ucuz olur. Bugün üretimi için çok büyük yatırımlar yapılan, belirli bir aşamaya gelinen Togg otomobilinde de beklentiler bu yöndeydi. Ancak, boş, yakıtlı versiyonlarının bile 1 milyon liradan aşağı olabileceği düşünülmüyor. Yıllık 66 bin lira kazanabilen bir asgari ücretli için hayalden de ötesi… Hele ki otomobil banttan çıktığındaki ekonomik tablo neyi gösterir, kur ne seviyeye gelir tam bir muamma… Enflasyonun yüzde 83 olduğu bir ülkede geçen her gün kelebek etkisi yaratabilir...
Ancak bu yazıda buna değinmeyeceğim. Gündemde olan bir konuya, market raflarına kısa bir bakış atacağım. Şu sıralar Türkiye ile Almanya-ABD hep karşılaştırılıyor ya o yüzden… Ben de kendimce bir karşılaştırma yapacağım… Ortaya çıkan alım gücü farkı eminim sizleri de şaşırtacak.
Konumuz, yerli ve milli gıda ürünlerimiz. Biz malum gıda ürünlerimize ucuz bir şekilde ulaşabiliyor muyuz, kendimce onu bir iki örnekle anlatmaya çalışacağım. Bunun için de araştırabildiğim kadarıyla bizim ürünlerimizi ülkemizde biz ne kadara alıyoruz, Amerika Birleşik Devletleri’nde bir Türk ne kadara alıyor anlatmaya çalışacağım. Sorunun nereden kaynaklandığını varın siz çıkarın.
İsim vermeden ürünleri size betimlemeye çalışacağım.
Meşhur filiz çaylarımızla başlayalım. Kırmızı paketli yerli bu çayımızın 1 kilosu şu an 86 lira civarında. Üç aşağı 5 yukarı fiyatlar market market değişebiliyor. Amerika’da bir toptancı ya da uygun bir markette bu çay 4,4 dolar seviyesinde. Ben 4,5 dolar diyeceğim… Üstelik bahsettiğim fiyat Amerika’daki bir Türk marketinin fiyatı. Daha ucuza ya da daha pahalıya bulabilirsiniz. Bazı ticari internet siteleri ise çok fahiş fiyatlara da satabiliyor. Ancak ABD’de yaşayan bir Türk vatandaşı isterse 4,5 dolar seviyesinde bir fiyatla bu çaya ulaşabilir. 4,5 dolar bu günkü kurla yaklaşık 84 lira yapar. Bir ABD’li bu çayı bizden 2 lira daha ucuza alabilir.
Şunu da belirteyim. Artan enerji maliyetleri ve diğer masraflar “shipping”i yani nakliyeyi de etkiliyor. Aramızda 10 bin kilometre olan Amerika’ya bu ürünler ulaştırıldığında, nakliye masrafları bindiğinde bile fiyatı 2 lira daha uygun.
Çaya dönelim. Bahsettiğim çay çok değil 5 yıl önce ülkemizde kilosu 13 liradan satılıyordu. Muhtemelen Amerika’da 5 yıl önce de fiyatı aynıydı.
Bir de alım gücü karşılaştırması yapayım. Çayın söylediğim fiyata satıldığı eyalette (Illinois eyaleti) saatlik çalışma ücreti 15 dolar (15 dolar 40 cent) civarında. Günde 8 saat, haftada 5 gün, ayda 20 gün çalışan birisinin aldığı ücreti “asgari ücret” sayarsak, 2 bin 400 dolar yapar. Bir çalışan bu maaşla 533 kilogram filiz çay alabilir. Bizim yerli milli çayımızdan!.. 5 bin 500 lira alan bir asgari ücretlimiz de kilosu 86 liradan yaklaşık 64 kilogram alabilir. ABD’de yaşayan birisi asgari ücretiyle 469 kilogram daha fazla çay alabilir. Aradaki uçurumu varın siz düşünün…
Yerli milli dikdörtgenimsi plastik şeffaf kutuda satılan sele zeytinimiz… Kaliteli bu zeytinimizin 800 gramı şu sıralar 50 lira seviyesinde. New York’taki bir Türk marketinde buradan gidiş masrafları da eklendiğinde 7 dolara satılıyor. (New York en pahalı şehirlerdendir.) 129 Türk lirası yapar. Bize göre oldukça pahalı! Peki gerçekte öyle mi?
Alım gücüne bakalım. New York’ta sözleşmeli çalışan birisi yine saatlik 15 dolar alır, aylık 2 bin 400 doları olur. 800 gramlık bu zeytin kutularından 342 adet alabilir. Biz ise 110 kutu alabiliriz. 232 kutu zeytin daha az alırız…
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.
TL olarak artan asgari ücretimiz dolar karşılığı olarak eksildi, alım gücümüz düştü, düşmeye de devam ediyor, pahalılık sürekli artıyor…
Nasıl olur da, Antalya’da tarladan Eskişehir’e gelen domates sadece nakliye nedeniyle yüzde yüzden fazla zamlanır da, Amerika’ya giden bir gıda ürünümüz daha uygun fiyata satılabilir?
Bir gıda ürününün maliyetini elbette pek çok unsur belirler. Ancak Amerikalının Avrupalının duyduğunda heyecanlandığı yüzde 83 enflasyon, (resmi rakam bu. ENAG’a göre yıllık yüzde 186,27) onlara bir ütopya gibi geliyor! Bu enflasyonda vakit geçirip adrenalin salgılamak istiyorlar…
Dünyada enflasyon arttı evet. Onlarda bir karış artan enflasyon bizde uzun bir adam boyunu geçti.
Bu uçurumu dünyanın içinde bulunduğu dengesiz yapı ile açıklamak, bunu kabul etmek akıl ve mantıktan uzaktır.
Hep söylüyorum…
Hastalığı, sorunu reddetmek, görmezden gelmek teşhisi geciktirir. Erken teşhis hayat kurtarır…
Faiz ve para politikaları konularında hataları kabul edip doğruya yönelmek büyük bir erdem, ülke için de en hayırlısı olur…