ANA SAYFA > Söyleşi > AKREPLERE FISILDAYAN BİLİM KADINI

AKREPLERE FISILDAYAN BİLİM KADINI

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
AKREPLERE FISILDAYAN BİLİM KADINI

ESOGÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Figen Çalışkan, Osmangazi Üniversitesi’nde kurulan Türkiye’nin ilk Venom Araştırma Laboratuvarında, akreplerle çalışmalarına devam ediyor...

ESOGÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Figen Çalışkan, Osmangazi Üniversitesi’nde kurulan Türkiye’nin ilk Venom Araştırma Laboratuvarında, akreplerle çalışmalarına devam ediyor. Çalışkan, “Akrep zehirlerinde edindiğimiz bilgilerle biyoteknolojik ürünler geliştireceğiz” dedi

Doç. Figen Çalışkan inanılmaz bir isim. Yaptığı çalışmalarla da büyük işlere imza atmış. Kendisiyle birçok insanın adından bile ürktüğü akrepler hakkında ve Türkiye’nin ilk Venom Laboratuvarı’nda yaptıkları çalışmalar hakkında konuştuk.

BU KONUDA BİR AÇIK VARDI
Neden akrep zehirleri?
İlginç geliyor. İlginçliğinin ötesinde halk sağlığı açısından problem çıkaran bir grup. Ama aynı zamanda akrep zehirleri, biyolojik olarak da farmokolojik olarak da yararlanılabilecek bazı özel moleküller içeriyor. Bu açıdan cazip ve ilginç geliyor. Ben 2000 yılında başladım. O zamanlarda Türkiye’de de hiç yapılmamış. 2000 yılında baktığınız zaman Türkiye’de bir tek 1980 yılında bir çalışma yapılmış. Ondan sonra akrep zehirlerinin, özellikle zehrin biyokimyası alanında hiçbir çalışma yapılmamış. Zaten 1980’de yapılan çalışma da zehrin biyokimyası değildi. Öyle olunca bunu bir açık gördüm. Aslında bu bir şekilde de sorundu. Çünkü hiç kimse bu konu hakkında çalışma yapmadığı için bir bilgi birikimi yoktu burada. Sonra ben dünyada nerelerde Akreplerle ilgili çalışmaların yapıldığını araştırdım. Bu kapsamda Meksika’da bu konuda dünya çapında çok iyi bir enstitü olduğunu gördüm. Orada birkaç hocayla yazıştım ve anlaşıp gittim. 2002 yılından beri her yıl Meksika’ya gidiyorum. Oradaki arkadaşlarımla ortaklaşa çalışıyoruz.
Resim - 9371_1_l.jpg

AKREPLERİ SAĞIYORUZ
Hedefiniz ne?
Türkiye çok büyük bir biyolojik çeşitliliğe sahip. Aynı zamanda bu çeşitlilik içinde yer alan canlıların da çok farklı venom çeşitliliği var. Burada kendi çalışma arkadaşlarımızla, grubumla, öğrencilerimle, yapmayı düşündüğümüz iş bu moleküllerin ne işe yaradığını belirlemek. Zehirli olanlara karşı da kendimizi savunabilecek anti serumlar üretebilmek. Yakın gelecekte de bunları yapacağız inşallah.

Türkiye’de kaç çeşit akrep var? Hepsini bulup üzerinde çalışma imkanınız oldu mu?
Türkiye’de 39 farklı tür var. Bu türlerin yaklaşık 9-10 türüyle çalışmaya başladık. Bazısı çok küçük zehrini almak ve bu türlerle çalışmak çok daha farklı yöntemler gerektiriyor. Bizim belirlediğimiz özellikle Güney Doğu Anadolu’da ölümcül zehirlenmelere neden olan iki farklı tür akrep var, biz bu türlerle çalışıyoruz. Eskişehir bölgesinde insan sağlığı açısından zararlı olmadığı bilinen ama venom içeriği açısından zengin olan bir tür var, bir de bu türle aktif olarak çalışıyoruz.

Bu deneyleri yaparken kendinizi koruma amaçlı ne tür önlemler alıyorsunuz?
Bu hayvanlar küçük hayvanlar. Hepsini kapaklı, üzeri etiketli, kapaklarının üzerinde küçük havalandırma delikleri olan, içerisinde küçük bir su kabı olan kutularda tutuyoruz. Buradan büyük penslerle alıyoruz, eldiven giyiyoruz ve gerekirse maskemizi takıyoruz. Akrepten zehri almak için özel bir yöntemimiz var, onu uyguluyoruz. Akrepten zehri aldıktan sonra yapılan deneysel süreç bizim için biyokimyasal yöntemler oluyor.
Resim - 9371_2_l.jpg

 O an zehri alıyorsunuz ama yeni zehir ne kadar sürede oluşuyor?
Bir ay sonra akrebin zehir kesesi yeniden vücut tarafından üretiliyor. Bir ay sonra yeniden alıyoruz. Bu işleme milking deniyor. Yani bir nevi sağıyoruz akrebi.

Siz o zehri bugün aldınız ama bir şey oldu ertesi gün soktu sizi. Ne oluyor o zaman?
Çok fazla zehir olmaz. Anca daha zehrin sentezlenmesi için gereken bileşenlerin sentezi olur.

ZEHRİ KOKTEYL GİBİ
Biraz akrepleri anlatır mısınız?
Yeryüzünde pek çok hayvan grubu avlarını yakalamada, kendilerini savunmada mekanizmalar geliştirmişler. Akrepler de bunları kuyruklarının ucundayer alan zehir bezinde bulundurduğu iğnesi yardımıyla bir strateji geliştirmiş. Bir nevi silahı. Ama bu silah kokteyl gibi. İçinde bazısında 80, bazısında 100-150’ye yakın bileşen var. Her akrebin, her farklı türün zehri kendine özgü ve kokteyl gibi birbirinden farklı bileşenlerden oluşuyor. Akrep tarafından sokulduğunuzda bu bileşenler birbirleriyle ortak çalışıyorlar. Bazısı sinir sisteminize saldırıyor, bazısı hücrelerinize saldırıyor, bazısı sizin hücre yapınızdaki geçirgenliği arttırarak zehirli olan molekülün girmesini sağlıyor, bazısı sizin yağ dokunuzu parçalamaya özel, bazısı ağrı kesici. Avını hissetmesin diye uyuşturuyor. Her biri farklı çalışan birçok molekül. Böyle olunca da birçok biyolojik aktif moleküller gözüyle bakıyoruz biz onlara.

Resim - 9371_3_l.jpgTEDAVİ AMAÇLI KULLANIMINI ARAŞTIRIYORUZ
Venom ne demek?
Venom, zootoksin demek. Yani zoolojik bir canlıdan, hayvandan elde edilen toksin. Venomlar çok özgül moleküllerdir. Her yere bağlanmıyorlar. Spesifik olarak gidip bir yere bağlanıyorlar. Bu da onların farmakolojik olarak ilaç yapımında kullanılmalarının önünü açıyor.

Bu özgüllük neye göre değişiyor? Hayvanın türü ne kadar etkili?
Tamamen zehrin kendi kimyasal yapısına göre. Zaten biz de bunu keşfetmeye çalışıyoruz. Neye göre, hangi özgüllükte gidip orada etki yapıyor? Tabii ki o zehirlerin her biri tamamen öldürücü anlamda gelişmemiş. Bazısı az önce de dediğim gibi avını uyuşturmak için ağrı kesici olarak kullanılıyor fakat bizler bu karışımın zehirli bileşenleri yerine ağrı kesici özelliği olan bileşenlerini alarak tedavi amaçlı yaklaşımda nasıl kullanılabileceğini araştırabiliriz.

Yılan, deniz anası, böcek türlerinden bazıları da zehirli. Bunlar üzerinde çalışmalar yapılıyor mu peki?
Günümüzde sadece akrepler değil, farklı hayvanlardan farklı moleküller elde ediliyor. Yılan, kertenkele, salyangoz, örümcek, çiyan gibi diğer hayvanlarda da farklı zehir içerikleri üzerine çalışmalar yapılıyor.  Bunu düşünürseniz, binlerce hayvansal kaynaklı keşfedilmeyi bekleyen moleküller var. Bunlar farklı amaçlarda kullanılıyor. Son 30 yıldır hayvansal kaynaklı olarak hipertansiyon, kronik ağrı, diabet gibi hastalıkların klinik tedavisinde kullanılan bileşimler elde edilmiştir.

AKREPLERİ KENDİMİZ TOPLUYORUZ
Yurtdışında bu tarz çalışmalar daha çok destek görüyor. Burada da yeterli destek alabiliyor musunuz?
Yok, bizde de destek görüyor. Orada çalışmalar çok öncelerde başlamış. 1960-1970’lerden itibaren bir farkındalık oluşturulmuş ve Biyoteknoloji Enstitüsü kurulduğu andan çalışmalarını geliştirmişler. Dolayısıyla bir bilgi birikimi var. Bizde ise dediğim gibi 1980 yılında bu zehirlerin sadece farmakolojik olarak bir çalışması yapılmış ama ondan sonra üzerine bilgi konmamış.

Siz bu işin 2002’den beri içindesiniz. Peki, 2002’den beri ne tür değişiklikler oldu?
Şu an günümüzde çalışmalar moleküler düzeye kaydı. Biyokimyasaldan ziyade hangi tür proteinlerin akrep zehri içerisinde bulunabileceği araştırılıp bulunuyor.

Bu durumda laboratuvar ortamında sentetik olarak da akrep zehri üretebilir miyiz?
Yapıyı belirledikten sonra zehrin kendisini değil de zehrin bileşenlerini üretebiliriz. Çünkü ilk önce yapıyı belirliyoruz sonra o yapıyı yeniden sentezleyebiliyoruz. Burada önemli olan sentezlediğiniz molekülün orjinaliyle aynı üç boyutlu yapıya sahip olabilmesidir.
Resim - 9371_4_l.jpg

ESOGÜ’de Venom Araştırma Labarotuvarı 2007 yılında kuruldu. Peki, 10 yılda ne kadar yol kat ettiniz?
10 yılda birçok akreple çalıştık ve her akrebe özel farklı çalışmalar yaptık. Şundan çok mutluyum; Dünya Literatürlerine Osmangazi Üniversitesi’nden akrep zehirlerine ait dizilimler uluslararası veri tabanlarına girdi. Bu biyoteknolojik açıdan çok önemli. Şimdiden sonraki hedefimiz, artık akrep zehirlerini bu aldığımız bilgilerle kullanarak, biyoteknolojik ürün geliştirmek. Artık aldığımız bilgileri kullanma zamanı.

Hiç demediler mi size, “Neden akreplerle uğraşıyorsun, işin mi yok” diye?
Demezler mi dediler. İnadına yaptım. Ama ben çok şanslı bir bilim insanıyım. Eşim özellikle çok destek oldu. Çünkü o bir zoolog. Akrep konusunu konuşurken, “Figen, gider toplarız” dedi.

Kendiniz mi topladınız akrepleri?
Tabii, hepsini.  Hâlâ kendimiz topluyoruz. İşi baştan sona öğrencilerimle birlikte yapıyoruz. Gerek Eskişehir’de gerek Urfa’da gidip arazide topluyoruz.

Editör: admin admin
PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber BAŞKAN MORALİ
Sonraki Haber SAKARYALILAR VAKFI’NDAN ZİYARET

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

OTOMOBİLLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI

1

ÖZEÇOĞLU’DAN DESTEK

2

BUĞRA TAMAM SIRA ONLARDA

3
Reyna Premium