ANA SAYFA > Söyleşi > BALIKÇILIĞIN KADINI ERKEĞİ OLMAZ

BALIKÇILIĞIN KADINI ERKEĞİ OLMAZ

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
BALIKÇILIĞIN KADINI ERKEĞİ OLMAZ

Hülya Akkoyun uzun süre kasaplık yaptıktan sonra son 14 yıldır balıkçılık yapıyor. Akkoyun, balıkçılığın sadece erkekler tarafından yapılamayacağının canlı kanıtı. Annesinin, zamanında esnafa kız vermem dediğini anlatan Hülya Akkoyun, “Annem beni...

Hülya Akkoyun, bugün erkeklerin bile yapmakta zorlandığı mesleklerden birini yapıyor. Uzun süre kasaplık yaptıktan sonra son 14 yıldır balıkçılıkla uğraşan Akkoyun, balıkçılığın sadece erkekler tarafından yapılamayacağının canlı kanıtı. Annesinin zamanında esnafa kız vermem dediğini anlatan “Hülya Hanım, annem beni esnafa vermeyecekti ama ben esnaf oldum” diyerek, dede mesleğini eşi ve oğluyla açtıkları balıkçı dükkânında sürdürüyor

Hülya Hanım kaç yıldır balıkçılık yapıyorsunuz?
14 yıldır balıkçılık yapıyorum. Öncesinde eşimle birlikte kasaplık yapıyorduk. Sonra balıkçılığa geçtim. Balık bir kültür. Alzheimer önler. Omega 3 ‘ün en bol olduğu besin. En doğal besin, hiçbir katkısı yok. Ailelerimiz bu konuda iyice bilinçlendiler zaten. Balık demek hayat demek, balık demek sağlık demek. Bozulmamış doğal bir besin. Hepimiz bunu tüketelim, sağlıklı yaşayalım. Gelecek nesilleri sağlıklı yetiştirelim.

Normalde balıkçılığı erkek mesleği olarak görürüz. Nasıl oldu da balık üzerine bir yer açmaya karar verdiniz?
Dediğim gibi biz daha öncesinde kasaptık. Bize hep balık da satın, balıkçılık yapın dediler. Eskişehir’de de balıkçılık konusunda eksikler vardı. Ben eşimle birlikte çalıştığım için dönüşümü bu şekilde yaptım. Fikir kafama yattı, ben de balıkçılık yaparım dedim. Balıkçılığın kadını erkeği yok. Hatta ben hep kadın arkadaşlarımıza diyorum, gelin öğreteyim, destekleyeyim, meslek öğretelim. Bu da bir meslek sonuçta. Onlar da uzak kalmasınlar, kendilerine bir fayda sağlasınlar.
Resim - 32808_1_l.jpg

Vatandaşların tezgâh arkasında sizi gördüklerinde tepkileri nasıl?
İlk zamanlar şaşırıyorlardı. Ama eski esnaflardan olduğumuzdan sağ olsunlar çoğu tanıyor. İlk bir iki ay yadırgadılar ama şimdi hiç kimse yadırgamıyor. Bizim genelde telefonla müşterimiz. Ben ne yediklerini de biliyorum, arıyorlar beni, biz şu kadar kişiyiz diyorlar. Ben ya temizletip yolluyorum ya da pişirip yolluyorum.

Resim - 32808_2_l.jpgÖĞRENECEĞİM ÇOK ŞEY VAR
Balık tezgâhının arkasında kadınları görmeye alışkın değiliz. Siz satmanın dışında burada aynı zamanda da mutfağındasınız. Hem satıyor hem de pişirip müşteriye sunuyorsunuz. Mutfak kısmında da büyük şehirlerde olsun kadınları şefler ya da mekan sahipleri, mutfağa pek sokma yanlısı değiller. Siz ne düşünüyorsunuz?
Evet, öyle bir algı var ama kadın istedikten sonra yapamayacağı bir şey yok. Ben bu işe başlarken önce temizlemeden başladım. Temizlemeden başladım çünkü balığı öğrenmem lazımdı. Tamam, belirli şeyleri, belirli balıkları biliyordum ama öğreneceğim çok şey var. Daha da öğreneceğim. Hangi cins balığın, nasıl temizleneceğini öğrenmek için bir yıl çalıştım. Onu bitirdikten sonra mutfak kısmını da açınca pişirme tekniklerini de öğrenmem gerektiğini fark ettim. Ben tuzda balık da yapıyorum, taş fırında balık yapıyorum, kalamar yapıyorum, karides yapıyorum, ızgara yapıyorum, tava yapıyorum… Bunların hepsini bir şekilde öğrendim. Çünkü bu benim işim. Önce tuzda balığı bir iki restorana yaptırdım. Ama benim öğrenmem lazımdı. Kendim geçtim mutfağa. Tavayı yaptım, ızgarayı yaptım. Bazı şeyleri de kendim ürettim. Çünkü bazen öğrenmek yeterli olmuyor. Kendiniz de bir şeyler üretmelisiniz. Mesela tuzda balığı normal fırınlarda yapıyorlar ama ben taş fırında yapmayı denedim. Baktım balığı daha sıkı tutuyor daha lezzetli oluyor. Taş fırında yapmaya başladım. Her sabah uyandığımda daha ne üretebilirim diye dükkanıma geldim. Mesela levreği tavada yapıyorsam bunu nasıl farklı yapabilirim dedim, zeytinyağı döktüm, soğan halkaları, capya biber, çarliston biber koyayım dedim. Neticede bizim sofralarımızda görsellik de çok önemli. Şekilli yapayım renklendireyim dedim. Daha da öğreneceğim var. Biraz kendim geliştirdim, biraz görerek algıladım, biraz da deneye deneye yaptım.

Hem işin tezgâh arkası hem de mutfak kısmında hep kendinizi geliştirmek için çabalamışsınız…
Evet, çünkü işimi çok severek yapıyorum. Yaptığınız işi sevmezseniz başarılı olamazsınız. İşinizi geliştiremezsiniz. Dışarıdan baktığınızda belki balıkçılık çok zor gibi gözükebilir. Bütün gün ayaktasınız, soğukta çalışıyorsunuz. Ama pazarcılar da hep ayakta ve kar kış demeden çalışıyorlar. Sürekli hareket halinde olduğunuzdan soğuk da olsa üşümüyorsunuz. Bu anlamda yaptığınız işi sevmek ve hakkını vererek çalışmak çok önemli.

 

ESKİŞEHİRLİLER BALIĞI TANIYOR
Eskişehir’de şurada belki de 5-10 senedir yeni yeni oturmaya başladı balık kültürü. Daha öncesinde pek yoktu. Bunun değişmesinde balıkçıların da katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?
Biz burayı ilk açtığımızda vatandaş geliyordu, “Hamsi biliyorum” diyordu. Hamsiyi yemeden önce hamsiyi de bilmiyorduk. Bu bir kültürdür. Satmaktan ziyade daha çok balıkları anlattım. Balığı tarttım, tarttıktan sonra, “İçine iki tane barbun atayım mı? Bir tadına bakın” dedim. Barbunu tanıdılar. “İki mezgit atayım mı, küpez benim en sevdiğim balık bir tane atayım mı” gibi bu şekilde anlattım. Sonra deneyip tekrar geldiklerinde “o çok güzelmiş, ben ondan istiyorum” demeye başladılar. Şu anda Eskişehirliler balığı tanıyor.

Satarken anlatıyoruz dediniz ya az önce de bahsettiğimiz gibi mutfak kısmında buraya balık yemek için gelenlere de anlatıyor musunuz?
Tabii, anlatıyorum. Ama hamsi yemek istiyorsa hamsi yapıyorum. Bir de ben önce gelen kişiyi tezgaha götürüyorum. Balığını seçtiriyorum. Hazırda balık pişirmiyoruz biz. Tezgahta balığını seçtkten sonra temizliyoruz ve nasıl istiyorsa öyle pişiriyoruz. Kendi tercihini kullanıyor vatandaş. Hergün her balığı zaten bulamazsanız. O gün ne çıkarsa onu bulursunuz.
Resim - 32808_3_l.jpg

TÜRKİYE’NİN HER YERİNDEN BALIK GETİRİYORUZ
Balığı nereden alıyorsunuz?
Balığı oğlum alıyor. Karadeniz’den getiriyor. Her gece 24.00’de yola çıkıyor ve sabah tezgahı açtığımızda vatandaşımıza taze balık sunuyoruz. Türkiye’nin her yerinden her çeşit balığı getiriyoruz.

Bu sene palamutun da az olduğu söyleniyor…
Palamut az olabilir ama bu sene hamsimiz çok. Çinekop başlayacak, lüfer başlayacak. Dönem dönem bazı balıklarımız az olabiliyor. Çok olan balıklarımız var, küpez, mezgit… Daha da çok olacak. Denizlerimizi temiz tutarsak, avlanma yasaklarına uyarsak, elbette ki doğa bize dönecektir. Bizim doğayı temiz tutmamız her şeyi bilinçli tüketmek lazım.

 

SEZONUN BALIKLARI NELER?
Şimdi eylül ayının sonlarındayız, ekim ayına gireceğiz. Bu ayın balıkları neler? Hangi balıkları yemeliyiz?
Hamsi yenilebilir, istavrit yenilebilir, yağlı mezgit, bako mezgit, küpez, uskumru, barbun, deniz levreği ve akya yenilebilir.

PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber OTEL PARASINI ÖZEÇOĞLU ÖDEDİ
Sonraki Haber UYUŞTURUCUYA GEÇİT YOK

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU