ANA SAYFA > Söyleşi > BAŞARIYA ADIM ADIM ULAŞTI

BAŞARIYA ADIM ADIM ULAŞTI

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
BAŞARIYA ADIM ADIM ULAŞTI

Eskişehirli hemşerimiz orkestra şefi Cemi’i Can Deliorman, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi oldu. Cemi’i Can Deliorman’ın başarıya nasıl adım adım ulaştığını, müziğe olan tutkusunu ve eğitim hayatını konuştuk

SÖYLEŞİ: CAN HACIOĞLU
Cemi’i Can Deliorman, soyadından da anlaşılacağı gibi Bulgaristan’ın ‘Deliorman’ bölgesinden uzun yılar önce Eskişehir’e göç eden Bulgaristan Türk’ü bir ailenin çocuğu. İlkokul döneminde girdiği Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda ve sonrasında yurtdışındaki konservatuvarlarda sıkı ve güç şartlarda eğitim alan Cem’i Can Deliorman, bugün dünyanın en eski ve en önemli orkestralarından biri Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefliği’ne getirildi. Onun bu göreve atanması Türkiye’deki müzik otoriteleri tarafından büyük alkış ve beğeni ile açıklandı. Onu tanıyan Eskişehirliler Eskişehir’de yetişen biri olması nedeniyle onunla gurur duydu.

Ben de kendisini Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndaki öğrenciliği döneminden tanıyorum. Başarıya adım adım yükseldiğini sürekli takip ettim. Adam olacak çocuk misali, Deliorman, başarılı bir müzik insanı olacağını Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda ilkokul yıllarından itibaren kendisini göstermiştir. Belli etmiştir.

Peki, Cemi’i Can Deliorman da, orkestra şefi olma düşüncesi ne zaman başlamıştı?
Bende bir senfoni orkestrası şefi olma düşüncesi, Anadolu Üniversitesi’nde, 13 yaşında keman eğitimine başlamam ile oluştu. Konservatuvardan önce 10 yaşı keman öğrencisi olarak orkestra ile ilk kez temas ettiğimde, şeflik düşüncesi de oluşmaya başladı. Bir müzisyen olarak kendimi orkestra şefi olarak daha iyi ifade edebileceğimi düşündüm. Öğrenim görürken bunu planladığımı söyleyemem. Şeflik demek ki, içimde büyük bir tutku olarak sürekli gelişmiş ve beni, bırakmamış. Şefliğe giden yolumu açmış.

Anadolu’daki zorlu 10 yıllık eğitimden sonra, Viyana’ya gittin. Orada da zorlu bir eğitim gördün. Neler yaşadın orada?
Orkestra şefi olmak için Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarından sonra, Viyana’ya orkestra şefliği eğitimi almak için gittim. Avusturya’nın Graz’da eğitimini bitirdim. Yüksek lisansımın ilk bölümünü Amerika’da yaptım. Avrupa ve Amerika’nın eğitim sistemleri birbirinden çok farklı, ikisinin de avantajları dezavantajları var. Ben hem Amerika’da hem Avrupa’da geçen zaman içinde bu iki farklı sisteme adapte olmakta zorluk çekmedim, bunda Türkiye’de, Anadolu Üniversitesinde aldığım temel müzik eğitimin yardımı büyük oldu.

Ülkemizde klasik müziğin dinleyici ve takipçisini yeterli buluyor musun?
Müzikte her ülkenin kendi karakteristik özellikleri, sınırları, iyi ve zayıf noktaları var: Kuzey Avrupa ülkeleri koro müziğinde çok iyidir. İtalyanlar opera ve ses eğitiminde bir numara ama Avusturya ve Almanya’daki gibi a sınıf bir orkestraları yoktur. Amerika, Avrupa’ya kıyasla tutucu bir ülke olmadığı için müzik yapmak rahattır, eğlencelidir, yeniliğe ve fikirlere daha açıktır, insanlar korkusuz ve önyargısızlardır dolayısıyla çalışmak daha kolay ve iletişim daha hızlıdır. Biz Türkler daha çok İspanyol ve Yunanlara yakın duruyoruz, bize özgü aklıma gelen ilk şey klasik müzik dünyasında bu ülkelere benzememizdir.

Müziği yöneten, şefler boş zamanlarında ne dinler, neleri dinlemelidir?
Evet, tam bir Tom Waits fanatiğiyim. Müziği, sahne performansı, hayat hikâyesi ve en önemlisi yazdığı harika şarkı sözleri ile bende bir bağımlılığa dönüştü. Onun dışında Nick Cave, Radiohead, Nat King Cole çok severek dinlerim. Klasik dışında; yolculuklarda mesela sözsüz jazz, tango, Latin jazz dinlemeyi severim, yine Rakı ile Türk Sanat Müziği uyumu da vazgeçilmezlerindendir.

ÖNEMLİ MÜZİK KURUMLARIMIZDA GÖREV ALDI
Kültür Bakanlığı Çoksesli Korosu ve Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nda görev yaptınız. En son olarak Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefliği’ne Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından atandınız. Nasıl oldu bu?
Ülkemizin önemli müzik kurumlarında görev yapmak nasip oldu. Devlet Çoksesli Korosu, çok köklü ve özel bir kurumdur. Öylesine geniş bir repertuara ve kaliteli ses kapasitesine sahip tek koro Türkiye’de, en iyisidir. Avrupa’da bile profesyonel koro bulmakta zorlanırsınız. Borusan ile tanışıklığımız ise 7 senelik bir geçmişi var. Benim için önemi ve manevi değeri çok büyüktür. Kazandığım her başarının arkasında yalnız Borusan ailesinin desteği var. Borusan Kocabıyık Vakfı’nın bursu sayesinde tüm eğitimimi en iyi şekilde, en iyi okullarda tamamladım. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası dünyada en eski ve köklü birkaç orkestradan biridir.

Peki bir orkestra şefi nasıl olmalı?
Yaşam düzeni adına katı kuralları yoktur orkestra şefliğinin. Bir enstrüman sanatçısı gibi her gün 2-3 saat çalışma yapmamak sizi hemen köreltemez. Bence iyi bir orkestra şefi en başta iyi müzisyen ve iyi bir enstrüman sanatçısı olmalı, müzik tutkunu olmalı, bu olmazsa olmaz. Ama aynı zamanda bir orkestra şefi iyi bir pazarlamacı, iyi bir tiyatrocu, iyi bir hikâyeci, iyi bir sosyolog, iyi bir strateji uzmanı, iyi bir pedagog olmalı. Hayalperest, romantik, otoriter olmalıdır. Yani bildiğin deli olmalıdır!

Yönetirken neler hissediyorsun, aklından neler geçer?
Büyülü bir yer orası, bir masal dünyasına girmek gibidir, o an içinden çıkmak, başka bir şey düşünmek imkânsız.

MÜZİK DE MATEMATİK GİBİ
Müzik dışında nelerle uğraşırsın?

Elektroniğe meraklıyımdır, maket uçak ve helikopter severim. Uçurup bozarım, sonra tamir ederim, meditasyon gibidir. Film izlemek ayrı bir zevktir. Almodovar, Bertolucci, Ferzan Özpetek, Fatih Akın gibi yönetmenleri çok severek izlerim, iyi bir Lost takipçisiyim.

Türkiye'nin en genç orkestra şefi olarak popülerlikle ilgileniyor musunuz?
yaptığımız iş popüler bir iş değil ve bence olmamalı. Klasik müzik dinlemek ve bu müzik kültürüyle iletişim kurabilmek belli bir birikim gerektirir. Milyonların tanıdığı ve dinlediği bir yıldız haline dönüşme çabası bile bana komik geliyor.

Klasik müziğin bir matematiği arasında bir ilişki olduğu söylenir, doğru mudur?
Klasik müzik ve matematik arasında kopmayan bir ilişki var ve bu ilişki Antik Yunan’a kadar uzanıyor. Hatta müzik, o dönemde tıpkı aritmetik, geometri ve astronomi gibi, matematiğin bir dalı olarak kabul ediliyor. Zaman da müziğin en temel unsurlarından biri. Her eserin kendine özgü bir temposu ve zaman planlaması var. Müzik, zaman içinde bazen sabit kalarak, bazen de sabit kalmaksızın, yavaşlayarak ya da hızlanarak sürekli devinen bir olgu.

Ailede müzisyen var mı?
Yok. Ben ailedeki ilk müzisyenim. Her ailede birkaç tane müzisyen olur. Ben henüz ilk kim.

HABERE AİT RESİMLER

PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber ASFALT ÇALIŞMASI SÜRÜYOR
Sonraki Haber ESKİŞEHİR FAY ZONU AKTİF

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

CERRAHİ MASKE OPERASYONU

2

ESKİŞEHİR’DE DE AÇACAKLAR

3