ANA SAYFA > Söyleşi > “BELEDİYE BAŞKANI BUTİK ŞEHİR İSTİYOR”

“BELEDİYE BAŞKANI BUTİK ŞEHİR İSTİYOR”

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
“BELEDİYE BAŞKANI BUTİK ŞEHİR İSTİYOR”

AK Parti ülkemizde 2002 yılından bu yana iktidarda. AK Parti 2002 yılından bu yana iktidarda olmasına karşı, Eskişehir’de belediyeleri CHP alıyor. Genel bir durum değerlendirilmesi yapılırsa, Eskişehirli genel seçimlerde AK Parti’ye yerel iktidarlar içinde CHP’yi tercih ediyor. Siz de, İlçe Kongrelerinde sert mesajlar verdiniz. Bu mesajlardan sonra şehirde yaşayan bazıları dedi ki, “AK Parti Eskişehir’de kendine mi geliyor?” CHP’li belediyeler 20 yıldır var. 20 yılın acısını mı çıkarıyor? Ne oldu Zihni Çalışkan’a diyorlar… Biz de Başkan Çalışkan’ın son dönemde artarak devam eden şehirdeki muhalif siyasetini kendisi ile konuştuk…

Söyleşi: Can Hacıoğlu
Kalabak Suyu üzerinde niye bu kadar çok durdunuz. Sonuçta, damacana sorunu giderilecek.  Kalabak damacana suyu eskisi gibi dağıtılacaktı.

Öncelikle biz İl Başkanlığına geldiğimizden beri,  yerel yönetimler tecrübemizden kaynaklanan sebeple, yerel yönetime ilişkin yapılamayan eksikliklerle, onlara rağmen ürettiğimiz projeleri halkımızla paylaşmaya devam ettik. Bu, dünden bugüne gerçekleşen bir eleştiri değil, sadece bakış açısına ilişkin hemşerilerimizin beklentilerini karşılayan bir konuşma belki olmuştur. Çünkü daha önce de biz her anlamda ve her alanda özellikle Büyükşehir Belediyesi’nin trafik, ulaşım, tramvay, imar planları, afet riskli alanlar, kentsel dönüşüm, Porsuk 1-2, Gündoğdu 1-3 Projeleriyle alakalı, şehre yetmeyen ve yetkinlikleriyle özleşmeyen çalışmasızlıklarını eleştiriyor idik. Bunları birçok mecrada eleştirdik. Katıldığımız, her radyo ve televizyon programlarında, gazetelerde anlattık. Halkımızın beklentilerine ilişkin ve özellikle halkımız için dayanılmaz meseleye gelen Kalabak suyu meselesinde bu meselenin daha fazla tezahür ettiği ortaya çıktı. Bunun sebebi, bizim anlatımlarımızın yoğunluğundan ve sertliğinden ziyade, halkın Kalabak Suyuna ilişkin ıstırabının şiddetinden kaynaklıdır. Dolayısıyla algı olarak, bizim anlatımlarımızla değil, halktaki, ıstıraba, acıya ve çileye dönüşen algıda ve hizmet kalitesinin eksikliğinden kaynaklı bir algılama oluşmuştur. Halkın acısı, ıstırabı bu yönüyle tezahür ederek daha çok temayül etmiştir. Yoksa bizim her zamanki anlatımımız benzer niteliktedir. Büyükşehir Belediyesine özellikle Kent İçi Trafik Ulaşım Master Planının halkla, üniversiteler ve sivil toplum örgütleriyle paylaşılmaması, yine kapalı Pazar yeri soruna dahil olmak üzere birçok alandaki anlatımımız, halkta karşılığı olan anlatımlardır. Bu anlatımların özellikle Kalabak suyunda ıstıraba dönüşmüş olması, halktaki algının yüksekliğine sebebiyet vermiştir.

Uzunca bir süre açıklama yapılmaması da aslında sorunu büyüttü. Siz buna da tepki gösterdiniz. Öyle değil mi?
Biz dün ne anlatıyorsak, bugün de anlatmaya devam edeceğiz. Tonumuzun şiddeti, meseleye yaklaşımımızın ciddiyetiyle özdeştir. Her yerden cevap var. Özellikle Kalabak suyu musluğundan tıs sesi var su yok ama mevcut Belediye Başkanından ses yok. Mevcut Belediye Başkanından ses olmaması Belediye Başkanının olmamasından mı kaynaklanıyor onu da bilmiyorum. Ancak sesin geldiği yer Belediye Başkanının şehirde ve ESKİ tesislerinde olmamasına delalet eder. Sesin geldiği yer başka bir yerse demek ki, mevcut Belediye Başkanımız ya ESKİ’ye giderek orada hizmet üretip halkın endişelerini giderecek açıklama yapmayı tercih etmiyor. Şehrimizde mi değil mi onu da bilmiyorum ya da birileri kendini bu konuda yetkin sayarak makam atlaması yapmak suretiyle açıklama yapıyorlar. Onların da açıklamalarına cevap vermeye gerek yok.

“HİÇ KİMSE YAPILAN HİZMETİ VE NİMETİ KENDİNDEN SAYMASIN”
Bakın o konuya ilişkin meseleyi şöyle anlatmak lazım. Hiç kimse yapılan hizmeti ve nimeti kendinden saymasın. Bu şehre ne yiğitler geldi, ne yiğitler geçti. Ben varsam kurumlar var, ben yoksam hizmette kurumlar da yok anlayışı hiç de gerçeği yansıtmıyor. Başka bir değişle analar ne yiğitler doğuruyor. 35 yaşında Büyükşehir Belediyesini yöneten başkanımız var. 40’ında ülkeyi yöneten bir lidere sahibiz. Dolayısıyla kalkıp da ‘Ben varsam Anadolu üniversitesi var, ben yoksam Anadolu Üniversitesi yok. Ben varsam belediye var, ben yoksam belediye yok” anlayışı bizim şehrimizde tutmaz. Analar ne yiğitler doğuruyor. Gün ola harman ola. Bizim özellikle Rahmet-i Rahman’a kavuşmuş belediye başkanlarımızın, alt yapıya ve üst yapıya ilişkin hizmetleri aşikar. Keza Kara Kamil’in 1936 da bin bir şartla 40 kilometreden getirdiği suyu bu arkadaşlar dağıtamıyor. Bazen duyuyorum ki, su dağıtmak bizim işimiz mi diyorlarmış. O zaman adama şunu sorarlar, “Kardeşim beceremeyeceksen ihale et. Doğal kaynak suyunu başka birisi dağıtsın” daha önce biliyorsunuz, bir markaya ihale etmişler onun vasıtasıyla dağıtılıyordu. Yine yaparlar. Ama kanaatim o ki, ESKİ kendisinin bu kadar kar ettiği içme suyuna ilişkin dağıtım meselesini bir başka yere devretmeyi tercih etmez. ESKİ’deki genel müdürün de mevcut belediye başkanının da bir an önce silkelenip kendine gelmesi ve halkın bu sorununu bir an önce çözmesi lazım.

Seçimlere 3,5 yıl var. Eskişehir’de 20 yıldır kemikleşmiş bir yapı var. Bu sefer bu yapı değişir mi? Yerelde CHP’nin egemenliğini değiştirmeye kararlı olduğunuzu söylüyorsunuz. Önümüzdeki yerel seçimde sizce neler olacak?
Bunun birkaç yönü var. Siz eğer imar planlarını yapmazsanız, şehirdeki arsaların arsa yüzdesel değerlerini inşaat maliyetini düşürerek sağlamazsanız demek ki, bu şehirde sosyolojik ve nüfus yapısının değişmesini istemiyorsunuz anlamı çıkar. Özellikle sanayicilerimizin ihtiyaç duyduğu vasıfsız eleman, iş gücü ihtiyacı karşılanmamış, dolayısıyla bu şehir hiçbir şekilde sanayi üretimine destek verecek alt yapıya dönük, işçi olanaklarını sağlayamamış olur. Çünkü asgari ücretle iş yapanların ev sahibi olmaları, mülk elde edinmeleri mevcut koşullar dahilinde imar planlarının yapılmış olmasıyla mümkün değil. Dolayısıyla rakamsal değeri neredeyse milyonlara yaklaşan evlere ilişkin arzın olduğu bir yerde talep hiçbir zaman mülk edinmeye dönüşmez ve bu şehre ilişkin tercihler ortadan kalkar. Mevcut belediye başkanı da bunu defalarca değişik konuşmalarında söyledi, “Ben şehrin butik bir şehir kalmasını arzuluyorum. Hızlı büyümeye karşıyım” dedi. Burada imkan varken, şartlar varken, şehrin büyütülmesinde hem ekonomik hem sosyolojik hem şehirsel büyümenin sağlanması, bu şehre gelen büyükşehir belediyesine ilişkin ekonomik desteği de arttırır, sanayiye oluşan istihdamı da arttırır. Şehrin büyümesine imkan sağlar. Nasıl ki bugün, Uzay Havacılık Sanayi, Savunma Sanayisi ve Raylı sistemleri Sanayisinde Eskişehir’in yetişmiş iş gücü ve bir tecrübesi varsa buna ilişkin tecrübelerin sağlanması konusunda öncü olmaya ilişkin heves ve hedef yok mevcut belediye başkanında. Biz seçim kazanalım da nasıl kazanırsak kazanalım anlayışı var. Seçimi kazanmaya dönük son 6 ay içinde çalışmaya başlarlar. Seçim biter hiçbir şekilde herhangi bir hizmete el sürmezler. Bunu da ben sağda solda duyuyorum. Halk hizmeti unutur tarzında bir yaklaşım var. Ben bunu halkı inciten bir noktada olduğunu değerlendiriyorum. Dolayısıyla halkımız hizmeti hem seçim zamanında hem de seçime kadar olan 5 yıllık süre boyunca hak ediyor.  Sonuna kadar hak ediyor. Bu şehir her zaman daha fazlasını daha iyisini hak ediyor. Etrafımızdaki şehirlere baktığımızda etrafımızdaki şehirlerin, Eskişehir’e nazaran daha farklılaşması, şehirsel anlamda daha yoğunlaşması ve farklı bir noktaya gitmesi, özellikle yollar, trafik, ulaşım, alt yapı, sosyal hayat ve ekonomik koşullarının da farklılaşması üzüntü vericidir. Bizim bundan 30 yıl önce Bursa ile karşılaştırılan ekonomik yapımız maalesef 21 yıldır bu şehri yöneten belediye başkanının butik şehir isteğinden dolayı bu noktada kalmıştır. Bizim şehrimiz bunu hak etmemektedir. Eskişehir çok kıymetli bir şehirdir. Gelenekleri, kültürü olan bir şehirdir. Bu geleneklerini, kültürünü, özellikle demokrasinin beşiği olarak Demokrat Parti döneminden beri yürüten bir şehirdir. Bu şehrin özellikle Polatkan gibi bir Maliye Bakanından kaynaklanan sebeple güzel bir birlikteliği ve geçmişi vardır. Bu tarihi demokrasiye ilişkin geçmişi ve misyonu bundan sonra da devam ettirmesi lazım. Fakat Kalabak suyunda gördüğümüz gibi belediye başkanımızın bu işlerde hiç derdi de yok tasası da yok. Gününü de bu işlerle geçirmiyor. Maalesef şehir kendi kendine buna kafa yoruyor. Sanayi Odası yoruyor, Sanayi Bölgesi Başkanlığı yoruyor, Esnaf Odası yoruyor, Ticaret Odası yoruyor ama maalesef Büyükşehir Belediyemiz bu sorunlara hiçbir şekilde kafa yormuyor. Ya da kafa yorduğu sorunlar bizim sorunlarımızla aynı değil. Öncelikler aynı değil. Önceliklerin, şehrin insanların hayatlarını kolaylaştırıcı hizmetlere yönelik olması lazım. İnsanları ötekileştiren, sadece kendilerine dönük hizmet üretimini ortaya koyan bir anlayış hiçbir zaman tasvip edilecek bir anlayış değildir.

AK Partinin bunlara bir tedbiri var mı?
Bizim özellikle AK Partiye ilişkin kışında AK Partinin disiplinel yapısı, yerel belediyeciliğe ilişkin tecrübesi ve yöneticilere, belediye başkanı adaylarına yönelik bakış açısı bellidir. Buna ilişkin mevcut belediye başkanının karşısına ona özel bir proje ve aday çıkartması hiçbir zaman söz konusu değildir. Çünkü bizim için sıradan bir adaydır. Olabilir, birkaç dönemdir seçimi kazanıyor. Bu mümkündür. Biz burada mevcut belediye başkanının seçimi kazandığından ziyade, hemşerilerimizin, vatandaşlarımızın buna ilişkin tercihine saygı duymakla seçim sonuçlarını okuruz ya da seçim çalışmasında kendimize yönelik adayımız ve bizim yetersiz çalışmamızdan bahsedebiliriz. Bu kazanan adayın dehşet maharetli olmasından kaynaklanmıyor. Eğer öyle bir şey olsa özellikle son 5-6 yıldır yatırıma dönük icraatlar görürüz. Ben görmüyorum gören varsa da söylesin. Şehrimiz çok kıymetli. Bu şehrin TÜLOMSAŞ’ı kıymetli, bu şehrin Anadolu Üniversitesi kıymetli, bu şehrin Kalabak suyu kıymetli, taşı kıymetli, toprağı kıymetli. Kimse kendinden sağlandığını sanmasın. Bu şehir dün de kıymetliydi, bugün de kıymetli, bugünküler unutulacak yarın da kıymetli olmaya devam edecek. Şehrimize ilişkin değersizleştirmeye dönük ilgisizlik ve hamlesizlik üzüntü verici.

Peki, başkanım siz ne zamandır siyasetin içindesiniz?
Ben yaklaşık 17-18 yıldır siyasetin içindeyim. Gerek sivil toplum örgütlülüğü gerek siyaset noktasında şehrin de bize yükledikleriyle biz donanarak devam ettiğimiz kanaatindeyiz. Ama siyaset yapıyor olmuş olmamız illa bundan sonraki siyasi hedeflerimizin varlığına delalet etmez. Cumhurbaşkanımız, teşkilatımız hangi görevi verirse biz o görev doğrultusunda devam ederiz. Bunun illa konuşmalarımızla hedefe dönük değerlendirilmesi yerinde değildir. Bazen bakıyorum bazı siyasetçi arkadaşlar niyet okuması yapıyorlar. O zaman biz de başkaları hakkında niyet okumasına gireriz ki, bu yakışık almaz. Bazen haddini aşan cümleler de kuruyorlar. Eğer mesele hadsizlikle siyaset yapmaksa alasını yaparız ama siyasete bir nezaket, bir üslup, bir denge, bir hoşgörü ve hedefe dönük projesel bir çalışma kazandırma hedefimiz var. Biz açıkçası bu yönüyle şehre katkı sağladığımız kanaatindeyiz. Bunun meyvelerini de görüyoruz. Proje ürettikçe, eleştirel yaklaşımda çözümleri de anlattıkça insanların saygısı da, sevgisi de duyarlılığı da artıyor. Hesap işi değildir siyaset. Nasibimizde varsa nasibimizle sonuçlanır. Bugün bize verilen görev İl Başkanlığı. İl Başkanlığında bize verilen görevle, bize öğretilen ve verilen direktifler doğrultusunda ne gerekiyorsa elimizden geldiğince güçlü bir şekilde yapmaya devam ediyoruz. Tüm ekip arkadaşlarımızla aynı şeyi yapıyoruz. Ben bu anlamda tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Onların desteği olmasa bu kadar başarılı olabilmemiz mümkün değil. Yaklaşık 2,5 yıldır İl Başkanlığı görevimizi yürütüyoruz. Bundan sonra nasip olur yürütürüz, nasip olmaz işimize gücümüze bakarız. Yine dışarıdan görüşlerimizi, önerilerimizi, projelerimizi şehre sunmaya devam ederiz.
YARIN: MİLLET BAHÇESİ, MECLİSTE ENGELLEME İDDİALARI, TRAFİK SORUNU

PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber 1 MİLYON LİRALIK SKUNK MADDESİ ELE GEÇİRİLDİ
Sonraki Haber DOĞRU YOLDA İLERLİYORUZ

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

NASREDDİN HOCA KORONAYA YENİLDİ

1

ESKİŞEHİR TEŞKİLATI DA KATILDI

2

CHP’NİN ACI GÜNÜ

3

YAY AİLESİNİN ACI GÜNÜ

4
Reyna Premium