ANA SAYFA > Söyleşi > BİR SANATÇI İÇİN ÇOK MUHTEŞEM

BİR SANATÇI İÇİN ÇOK MUHTEŞEM

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
BİR SANATÇI İÇİN ÇOK MUHTEŞEM

Eskişehir Uluslararası Pişmiş Toprak Sempozyumu’na katılan sanatçı Ergün Arda ile konuştuk. Arda, “Bir sanatçı için burada üretmek muhteşem bir şey, burası bir okul gibi” dedi...

Eskişehir Uluslararası Pişmiş Toprak Sempozyumu’na katılan sanatçı Ergün Arda ile konuştuk. Arda, “Bir sanatçı için burada üretmek muhteşem bir şey, burası bir okul gibi” dedi

Resim - 32123_1_l.jpgÇanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Cam Bölümü Öğretim Görevlisi Ergün Arda, Eskişehir Uluslararası Pişmiş Toprak Sempozyumu’nda olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Bir sanatçı için burada üretmek muhteşem bir şey, burası bir okul gibi” dedi

Ergün Hocam, öncelikle sizi biraz tanıyalım…
1993 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Seramik Cam Bölümünü bitirdim. Aynı yıl Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Cam Bölümünde yüksek lisansa başladım. Yüksek lisanstan sonra askere gitmeden önce Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden hocalık yapmam için teklif geldi. Ondan öncesinde de aynı zamanda 4 yıllık da bir atölyem vardı. Fakülte olduğu için prensipte kabul ettim. Askere gittiğimde de orduya iki tane seramik rölyef pano yaptım. Askerden döndükten sonra da Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde işe başladım. Oraya gitmek zorunda kaldım çünkü… 18 yıldır oradayım. Son 10 yıldır da seramik Cam bölümü mezunu olduğum için cam üzerine de çalışmaya başladım. Cam üzerine çok fazla araştırma yaptım. Okudum, çizdim, uygulamalar yaptım. Türkiye’de üç tane, yurt dışında bir tane cam üzerine kişisel sergi açtım.

Çanakkale’ye neden gitmek zorunda kaldınız?
1999 yılıydı ve 17 Ağustos depremi oldu. O zaman İstanbul çok toz duman olmuştu. Her yer çok acılıydı. Ekmek fırını çalışırken benim seramik fırınım çalışmıyordu. Herkes can derdine düşmüştü.

Bu karar sizi mutlu etti mi?
Evet, Çanakkale’ye gittiğim için mutluydum. Çünkü İstanbul beni çok yormaya başlamıştı. 16-17 saat çalışıyordum. Çanakkale’de Güzelyalı’da 5 buçuk sene oturdum ve orada akşamları saat 20.00-21.00 gibi yatağa girip bebekler gibi uyuduğumu biliyorum. İstanbul’un gürültüsü, kalabalığı yoktu.
Resim - 32123_2_l.jpg

Bu sanatı da yaratıcılığı da etkiliyor değil mi?
Tabii. O dönem üniversite orduya seramik pano yaptığımı görünce kendilerine de yapmamı istedi. 5 yıl boyunca beş tane seramik rölyef pano yaptım. Bunlar benim için çok iyi tecrübe oldu. Çok iyi prestijler kazandırdı. Doktoramı da Hacettepe Üniversitesi’nde başladım. Şimdi Dr. Öğretim Görevlisi olarak çalışmaya devam edeceğim.

DENİZDE SERAMİK
Bu süre boyunca ne tür etkinliklerde bulundunuz?
18 yıllık süreç içerisinde Öğrenci Seramik Topluluğunun Akademik Danışmanı olarak öğrencilerimle çok fazla etkinlik yaptık. En önemli etkinliklerimiz ise zihin geriliği olan çocuklarla her yaz atölye çalışmaları yaptık. Sonra velilerin geride kaldığını düşünüp aynı anda hem çocuklarla hem velileri iki atölye grubunda aldık. Ders veya kurs bittiğinde herkes birbirini ziyaret edip, paylaşımın enerjinin daha da yükselip herkesin birbirini daha kolay anlamaya başladığını görüp, doğru karar vermişiz dedik. İki tane otistik kamp yaptık. 10 gün boyunca 10 tane farklı yaşlarda otistik çocuklar geldi. Bir psikolog ve bir seramik sanatçısı veya seramik öğrencimiz çocuklara birebir seramik dersi verdiler. Bu projeler bize İsveç’ten davet almamıza sebep oldu. Bununla ilgili yayınladığım bir makalem var. Çok ilgi gördü. Bu alan çok boş bir alan. Özellikle sanatçıların profesyonel anlamda eğilmesi gereken bir alan. Ama okullarında bu anlamda sanatçılara eğilerek, onları istihdam etmeleri gerekiyor. Nasıl bir kudrete sahip olduklarını bilmiyorlar. 18 yıldır bahar şenliklerine katılıyoruz. Kil ya da çömlek hakkında yaptırdığımız şekillendirmeler insanlar üzerinde çok derin etkiler bırakıyor. Görmüş ama deneyememiş insanlar deneme imkanı buluyor. Diğer bir etkinliğimiz düzenli olarak her sene Lüleburgaz’a gidiyor ve sadece çocuklara çömlekçi çarkını öğretiyoruz. Son birkaç yıldır da alternatif pişirim tekniklerini de öğretiyoruz. Alternatif pişirim tekniklerinin çocuklara bir faydası yok ama öğrencilerimiz için çok faydası oluyor. Lüleburgaz Belediyesi de burada Tepebaşı Belediye’sinin yaptığı gibi devlet gibi çalışıyor ve her türlü ihtiyaçları karşılıyor. Onlar dışında sempozyum, kongre workshopları gerçekleştiriyoruz.

Resim - 32123_3_l.jpg

Bunlardan en çok hangisinden keyif alıyorsunuz?
En keyif aldığım, Kaz Dağları’nda 4 yıldır Ekofest gerçekleştiriliyor. Üç yıldır oraya gidiyorum. Orada yediden yetmişe herkese çömlekçi çarkında çanak çömlek yaptırdık. Ondan sonra yine bu sene üçüncüsünü gerçekleştirdiğimiz Yüzen Seramikler diye bir etkinliğimiz var. Her sanatçı tema gereği bir çanak tasarlıyor ve yaptıkları çanakları açık denizde yüzdürüyoruz. Alternatif mekan alternatif alan olgusundan yola çıkarak yaptığımız bir çalışma bu. Yaşadığımız doğayı seviyoruz, ormanı da denizi de seviyoruz. Sanatı orada icra ederek ona daha fazla değer verdiğimizi gösteriyor bu süreç. Yüzdüğümüz suda sanatla buluşturuyoruz insanları. Bu Türkiye çapında… Önümüzdeki sene de Yüzen Seramikler’i Asos Antik Liman’da gerçekleştireceğiz.

HER DALIYLA İLGİLENMEK GEREK
Bu alana merak edenlere ne tür tavsiyeleriniz olacak?
Hangi meslek dalı olursa olsun, itibarınızı, onurunuzu, imajınızı korumanız gerekiyor. Bu işte çalışmak gerekiyor. Çok yorucu bir iş, çok yorucu bir alan, çok yorucu bir sanat… Yeni düşünceler, yeni fikirler üretmek için estetik, felsefe, sosyoloji de okumak gerekiyor. Diğer sanat disiplinlerini de takip etmek gerekiyor. Öğrencilerime hep şunu diyorum; bir yabancı dili kesinlikle bileceksiniz. Bir enstrüman çalmayı öğrenin diyorum. Bir laptopunuz, bir fotoğraf makinanız, bir tasarım defteriniz olsun, elinizin altında her an aklınıza gelebilecek fikirleri dökebileceğiniz bu beş kaleminiz mutlaka olsun diyorum. Sanat yapan kişinin kendine ait bir mekanı olmalı. Orası sanatçı için kutsal bir mekan. Müslüman için cami neyse, Hıristiyan için kilise neyse sanatçı içinde orası kutsal bir mekan. Bunu Türkiye’de oluşturmak çok zor.
Resim - 32123_4_l.jpg

Siz enstrüman çalıyor musunuz peki?
Ben enstrüman çalmasını beceremedim bir türlü. Lisede halk evinde bağlama dersi alıyordum. Hoca para istedi, diğerleri protesto etti olmadı. Üniversitede arkadaşım gitarını getiremedi bir türlü ben de gitar alamadım olmadı. Şimdi bir klarnet aldım kendime. Onu da getirdim buraya. Çömleğe klarnet çalacaktım ama bugün çalamadım. Etrafında döne döne çalacağım. Sanatın her dalıyla ilgilenmek gerekiyor diye düşünüyorum.

Eskişehir’i nasıl buldunuz peki?
Eskişehir’e daha önce geldim çok keyifli. Yalnız Tepebaşı Belediyesi’nin kendi sahası içerisinde sempozyum eserleriyle beraber bu kadarını bilmiyordum. Görünce şok oldum. Hatta Tepebaşı Belediyesi Ahmet Ataç geçen cumartesi bizi misafir ettiğinde kendisine de dile getirdim. Çok etkilendim. Çanakkale’den gelirken yalnız gelmedim. Çanakkale seramiklerini tanıtmak için Kültür Şubeden Müdüre Hanım ve ekibiyle geldik onlar da çok etkilenmişler. Biz niye yapamıyoruz, yapabilir miyiz diye görüş sundular. Bir sanatçı için burada üretmek muhteşem bir şey.
Resim - 32123_5_l.jpgBURASI BİR OKUL
Eskişehir Uluslararası Pişmiş Toprak Sempozyumuna nasıl katıldınız peki?
Son 10 yıldır cam üzerine yoğunlaştığımı söylemiştim ya, tam yeter artık biraz seramik çalışayım derken, Tepebaşı Belediyesi ve Bilgehan Hoca, beni buraya davet etti. Çok mutlu oldum. Gerçekten burada olmak çok keyif ve onur verici…

O kadar doğa, deniz dediniz, burası kapalı bir alan neler hissettiniz?
Burada çok eğleniyorum. İnanılmaz keyifli bir ortam. Öğrenciler harika, ekip harika. Bilgehan Hoca profesör olmasına rağmen, çıkıyor, iniyor her yere el atıyor. Muhteşem, çok hoşuma gitti. Ben de öyleyim biraz. Başkalarında da bunu görmek çok keyifli. Ormanda sanat yaptık, deniz de sanat yaptık, şimdi Eskişehir’de kapalı alanda sanat yapıyoruz. Ama burası gerçekten güzel bir okul. Hem benim için hem de öğrenciler için harika bir yer.

Bir nevi okul gibi…
Kesinlikle. Çömlekli çarkı dersini alan öğrenciler burada farklı teknikleri gördüklerini söylüyorlar. Bu da buranın aynı zamanda bir okul gibi olduğunun göstergesi.

Burada ne tür bir eser yapıyorsunuz?
Burada çömlekçi çarkında 2 metre 15 santim bir küp imal ettim. Hem sargı hem de çömlekçi çarkını kullanarak şekillendirdim. Küpün kendisi birer model oldu. Küpün kalıbını aldık. Bu kalıp iki parçadan oluşacak. O kalıpları yere atacağız. Çömlekçi çarkında şekillendirdiğimiz çanak çömlekleri kalıbın içine atıp sıkıştırarak yeni bir form oluşturacağız. Sonra bu iki ezilmiş çömlek modelini birleştirip yekpare bir parça çıkacak ortaya. Bozulmuş çömleklerden yapılmış bu örneğin sebebi, hem yeni bir dokuyla yeni bir form oluşturup özgün bir form oluşturmak, aynı zamanda da çömleğin özellikle üst taraflarındaki çömlekleri çok ezmeyeceğiz. Kuşlar oraya girip yuva yapabilsin diye bir habitat oluşturmak istiyorum. İkinci bir çalışma da yapmak istiyorum. O da testi düdük olacak. Çömleğin bir metrelik yükseklikte olan kısımlarında düdükler olacak. Biz o düdükleri öttürdüğümüzde ötecek. Çömleğin iç kısmındaki rezonanstan yararlanıp daha güçlü bir ses elde etmeyi planlıyoruz. Onları burada gerçekleştirip, Eskişehir halkına hediye etmeyi planlıyoruz.

PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber ÜÇÜNCÜ AÇIKLAMA
Sonraki Haber İLK MAÇTA 90 DAKİKA

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU