ANA SAYFA > Söyleşi > BIRAK ERKEK OLMAYI, İNSAN OL

BIRAK ERKEK OLMAYI, İNSAN OL

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
BIRAK ERKEK OLMAYI, İNSAN OL

Şehir Tiyatroları’nın çok konuşulan yeni oyunu Evcil’de tek başına sahnede devleşen oyuncusu Ecren Can Serim ile konuştuk. Kadına yönelik şiddetin işlendiği oyun için Serim, “Mesele erkek, kadın değil. Oyun kadına yönelik şiddeti anlatıyor, ama...

Şehir Tiyatroları’nın çok konuşulan yeni oyunu Evcil’de tek başına sahnede devleşen oyuncusu Ecren Can Serim ile konuştuk. Kadına yönelik şiddetin işlendiği oyun için Serim, “Mesele erkek, kadın değil. Oyun kadına yönelik şiddeti anlatıyor, ama şiddet hiç olmamalı. Bırak erkek olmayı, adam ol, insan ol, diyor” dedi

Kadına şiddetin çığ gibi arttığı şu dönemlerde Şehir Tiyatrolarında sergilenen Tolga Özenç Özençel’in yazıp yönettiği, Evcil oyununun sahnede devleşen kahramanı Ecren Can Serim’le hem tiyatro serüvenini hem Evcil’i hem de kadına şiddeti konuştuk. Tek kişilik ve dudak uçuklatan performansıyla Ecren Can Serim, Evcil’e hazırlık aşamasında yaşadığı zorluklardan da bahsetti.

TEKRAR ŞEHRİME DÖNDÜM
Şehir Tiyatrolarındaki tiyatro serüveniniz nasıl başladı?
İstanbul’ da doğdum ben. 1998 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarına girdim. 2002 yılında mezun oldum. Mezun olduğum sene bir seneliğine İstanbul’a ailemin yanına döndüm. Orada kamera arkasıydı, dublajdı, dizilerde oynamak gibi işler yaptım. Bir sene öyle geçti. 2003 yılında buranın sınav yapacağını duyunca, tekrar şehrime dönmek istedim. Burası benim şehrim gibiydi çünkü. Sınava girdim, kazandım. 2003 yılından beri 14 senedir Şehir Tiyatrolarının kadrolu oyuncularındanım. Çok mutluyum ki, Türkiye’deki en güzel işleri yapan, oyuncuya da çok güzel şanslar yaratan tiyatronun içindeyim. Çok da şanslıyım ve mutluyum bu konuda.
Resim - 7714_4_l.jpg

Tiyatro dışında dizilerde ve filmlerde de oynuyorsunuz. Bir değerlendirme yaparsak, hangisi daha zor?
Tiytaro tabii. Hem daha keyifli hem daha zor. Bütün oyuncular aynı şeyi söyler. Sinema da çok keyifliydi ama tiyatronun prova süreci, oyun anında seyirciyle birebir karşılıklı olmak, sürprizli olması tabii ki daha zor ama daha keyifli. Çünkü yaşayan bir şey. Öbüründe oynuyorsunuz, anlık bir şey. Kısa bir süreçte çalışılıyor, çıkılıyor, oynanıyor. Burada her gün başka bir şey olabiliyor.

Resim - 7714_1_l.jpgESKİŞEHİR SEYİRCİSİNE GÜVENİYORUM
Evcil dışında başka rol aldığınız oyun var mı?
Geçen sezondan devam eden Yalancı Aranıyor var. Bir önceki sezondan Ağır Roman var. Aralık ayında sadece Evcil olacak. Sezon boyunca oynadığım üç oyun da olacak.

Oyunun Sultandere Sahnesinde, şehir merkezine uzak bir yerde oynanıyor olması, sizde bir kaygı yarattı mı?
Yok öyle bir kaygı olmadı. Sadece Sultandere Sahnesi’nde değil Haller’de de oynadık. Kaygım olmadı ama nasıl bir tepki alacağını dolup dolmayacağını bilmiyordum. Ama kötü hava şartlarında bile doldu. Bu kadarını tahmin etmiyordum. Bayağı dolu gidiyor. Ben Eskişehir seyircisine o anlamda güveniyordum zaten.

Başlarda söylediğiniz sözlerden yola çıkacak olursak, bu güne kadar oynadığınız en iyi rolün Evcil’deki Seda olduğunu söyleyebilir miyiz?
Evet. Ben Şehir Tiyatrolarında çok güzel oyunlarda çok güzel roller oynadım ama hiç 1 saat 15 dakika tek başına götürdüğüm ve bu kadar derinlikli ve boyutu olan bir rol olmadığı için benim için en iyi rolüm bu diyebilirim. Bu rolün kendi içinde başka bir zorluğu var. Yaptığım her şey tüm çıplaklığı ile ortada bunun da bir ağırlığı var tabii.

EVDE ŞİZOFREN HALE GELDİĞİM DE OLDU
Evcil oyununun teklifi size geldiğinde neler hissettiniz?
Ben Evcil’i ilk okuduğumda ağlamaktan okuyamadım. Çok çok sevdim ve kesinlikle bunu oynamalıyım dedim. Bir oyuncu için 1 saat 15 dakika boyunca sahnede tek başına oynamak çok zor. Sıkar mıyım, ne yaparım, nasıl oynarım ve tek perde. İzlediniz siz de, çok fazla duygu değişimi var. Bunu başarabilirsem oyunculuğuma çok çok büyük katkıları olabilecek bir şeydi. Bir de önceden Şehir Tiyatroları’nda kadına şiddetle ilgili bir takım çalışmalar içinde olmuştum. Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği’nden kadınlarla birlikte ‘Kadına Şiddet’le ilgili yaptığımız bir çalışma vardı. Bu konu benim için iki erkek çocuk annesi olarak çok hassas bir konu. Kadına şiddete yönelik bir oyun olmasından dolayı çok etkiledi. Oyunu ilk okuduğum andaki aynı heyecan ve istekle oynuyorum.

Oyunda dediğiniz gibi çok fazla geçiş var. Geçişlerde dengeyi kurmayı nasıl başardınız? Çünkü çok fazla şiddet görmüş bir kadın var orada. Bu geçişleri dengeli yapabilmek için tamam, yetenek ve oyunculuk gerekiyor ama bir de bunun psikolojik boyutu var. Sizi sonrasında etkiliyor mu?
Şu anda artık etkilemiyor. Prova sürecinde, iki ay prova yaptık bu oyun için. Bayağı etkilendiğim hatta eve kadar yansıttığım dönemler oldu. Çünkü çok savaştım bu rolle. Ele geçirdi bazı yerlerde beni. Tamam, hepimizin hayatında birebir aynı şeyi yaşamamışızdır ama yanımızda, yöremizde görmüşüzdür duymuşuzdur. Hep hafızamızın gerisinde bir şeyler var ve onlar çıkıp yıpratıyor tabii. O bilinç altı hepimizin hafızasında var. Onları bazen engelledi içimde bir şeyler. Bazen çıkaramadı içimden engelledi, kilitledi. Bazen çok büyük patlamalarla çıktı. Zor bir süreç oldu o anlamda benim için. Ama artık alıştıktan sonra, şu anda oyun anında evet, oyunun içine giriyorum ama bittikten sonra kapatıyorum. Çünkü onunla yaşamak çok zor bir şey. Ben evde şizofren, şizofren gezdiğim dönemleri de biliyorum. Hiç kolay bir psikoloji değil.
Resim - 7714_2_l.jpg

OLAY BİZDE BİTİYOR
Oyundaki kadın Seda, baba tarafından, koca tarafından yalnızlığa mahkum edilmiş ve orada ona sürekli empoze edilen bir şey var; “Sen evcilsin, evcil ol…” daha başka çok güzel mesajlar da var…
Evet, evcil ol, evcil hayvan gibi… Benim bu oyundaki en sevdiğim şeylerden biri de şu, bu oyunu belki bir kadın yazar yazsa, ilk “Erkek düşmanlığı bu” denilecekti. Hayır, bu oyunda bir erkek düşmanlığı yok. Erkeklerin yaptığı şiddetten bahsediliyor. Evet, bu bir gerçek. Ama aslında erkek çocukları yetiştirirken, ben de iki erkek çocuk annesi olarak bu konuda hassas davranmaya çalışıyorum. Her erkeği yetiştiren bir kadın. Kadının erkeğe yüklediği mitler, “Çok canlar yakacak” demek bile kötü anlamda söylenmiyor ama bilinçaltına onu yerleştiriyor erkeklerin. “Biz belki de kendi celladımızı yetiştiriyoruz.” Bu oyunda, ‘Erkekler kötüdür, erkekler kadınlara her şeyi yapmalı…’ denmiyor hayır. Anneler erkekleri nasıl yetiştirirse öyle oluyor. Aslında kadın kadına düşmanlık etmiş oluyor. Oyundaki en değerli cümlelerden biri bu benim için. Bizde bitiyor yani.

Resim - 7714_3_l.jpgOyunda annelere de bir gönderme var ama sizce ne olmalı, ne yapılmalı da kadına şiddet azalır?
Yüzyıllardır yayılmış bir durum bu artık. Ama buraya gelen seyircilerden üç tanesi gelip “Ben oğluma artık paşam, aslansın. Sana şöyle hizmet edeyim demese. Bir öğretmen gelip öğrencilerine anlatsa, bir baba gelip “Aa ben böyle yaptığım için böyle oldu” dese, üç beş kişinin bir yerlerine dokunsa küçük bir şeyler olabilir. Yarın olacak ve şidddet bitecek diye bir şey yok. Bu şekilde gençlerle olacak bir şey bu. Daha bir sürü şey var tabii, ama biz ne kadar anlatabilirsek o kadar iyi. Bu konuyu içinde hassaslaştırmış ve bu konu için bir şeyler yapmak isteyen insanlarla olacaktır.

Bir de şöyle bir cümle vardı, “Erkek oldun ama adam ol” gibi…
Evet, “Bırak erkek olmayı, adam ol, insan ol…” Erkek, kadın değil… Oyun kadına şiddeti anlatıyor ama çocuğa da şiddet olmamalı, hayvana da, erkeğe de, insana da şiddet olmamalı. Ben bir erkek olarak, bütün güç benim elimde olmalı düşüncesi olmamalı. Oyunda komşunun evcil hayvanından bahsetme şekli, kocasının da kadından bahsetme şekli. Komşu hayvana gitme, çıkma, evde kal diyor. Aynı şey. Kısır döngü. Şiddet şiddeti doğuruyor.

Türkiye’de şiddete uğrayan kadınlarda yaşanılanların dört duvar arasında kalması gerektiği algısı var. O mesaj da duvardan duvara çok güzel verimiş oyunda. Belki de her diyalogda mesajlar vardı. Tek bir mesaj üzerinden gidilmemiş olması, oyunu daha ilgi çekici hale sokmuş…
Oyun aslında görsel olarak tek kişilik fakat burada onlara da teşekkür etmeden geçemeyeceğim, Barbaros ve Kaan var, benle beraber oynayan iki arkadaşım, daha çok zor bir iş yapıyorlar. Çünkü beni görmüyorlar, ben onları görmüyorum. Göz göze oynasak bir şey olduğunda karşılıklı alır toparlarız. Görmeden ikisi de iki ayrı rolü, görünmeden,  geçişlerini sağlayarak oynuyorlar. Öğrenci olmalarına rağmen çok güzel altından kalktılar. Tek kişilik oyun riskli bir oyun aslında. Tek kişilik ama sürekli bir diyalog var.

Oyun sonrası tepkiler aldınız mı hiç?
Yok hiç tepkiler gelmedi ama ara ara kadınlardan ağlama sesleri duyuyorum. Eşlerine laf atan kadınlar oluyor. İşin ilginç yanı oyunun sonunda erkekler ayağa kalkıp brova diyerek alkışlıyorlar. Kadınlar daha sessiz kalıyor. Hep erkekler ayakta. Bilmiyorum niye böyle.

Editör: admin admin
PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber BURAK’A KOŞTULAR
Sonraki Haber TEPEBAŞI’NDA ÇALIŞMALAR SÜRDÜRÜYOR

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

SON GÜNE KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ

1

TEMASA GEÇİLECEK

2

İDDİALARA YANIT VERDİ

3

ÇOCUK PARKINDA AĞAÇ DEVRİLDİ

4
Reyna Premium