ANA SAYFA > Söyleşi > BİRBİRİMİZE NE KADAR YAKIN OLDUĞUMUZU GÖRDÜK

BİRBİRİMİZE NE KADAR YAKIN OLDUĞUMUZU GÖRDÜK

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
BİRBİRİMİZE NE KADAR YAKIN OLDUĞUMUZU GÖRDÜK

Öncüpınar Mülteci Kampı Ziyareti sonrasında düşünceleri paylaşan TADEM kadınları, “Devletimizin ne kadar büyük olduğunu gördük. Fikirlerimiz değişti” dediler

Öncüpınar Mülteci Kampı Ziyareti sonrasında düşünceleri paylaşan TADEM kadınları, “Devletimizin ne kadar büyük olduğunu gördük. Fikirlerimiz değişti” dediler

Onlar sadece sınır bölgesinde yaşayan Antepli vatandaşlarımızı değil, Öncüpınar Mülteci Kampı'nıda ziyaret ettiler. Mültecilere bakış açılarının ziyaret sonrası tamamen değiştiğini dile getiren kadınlar, oradan döndükten sonra mülteciler için daha fazla şeyler yapmak istediklerini dile getirdiler. Ziyaretlerinin bir diğer ayağında da Oya Bahadır Yüksel Psikiyatri Kliniğine giden kadınlar, oradan da çok etkilenerek dönmüşler. Kliniğin bir benzerinin Eskişehir’de de kurulmasını istiyorlar.
Resim - 14079_1_l.jpg

VATANLARINA DÖNMEK İSTİYORLAR
Mülteci kampını da ziyaret ettiniz. Orada yaşam nasıldı? İnsanlar günlük yaşamlarını sürdürürken bir yandan da mesleklerini yapıyorlar mı?
Nazan Akmeşe: Ziyaretlerde bizi asıl etkileyen kısmı, 5 bin kişinin olduğu Öncüpınar Mülteci kampındaki çocuklar. Evet koşturuyorlar, çok mutlular. Ülkemizin onlara sunduğu imkânları en iyi şekilde kullanıyorlar. Özgürce koşmanın tadına varıyorlar bence. Size teşekkür ve sevgi gözleriyle bakıyorlar. Bizde şöyle bir bakış açısı var; ülkemiz onlara yediriyor, içiriyor. O şekilde değil. Evet, ülkemiz elinden gelen en iyi imkânları yapıyor. Biz orada devletimizin ne kadar büyük olduğunu ve ne kadar büyük bir organizasyon yapıp organize edebildiğini gördük. 15 bin kişinin yaşadığı kamp tertemiz, düzenli, tertipli. Sosyal hizmetler de veriyorlar. Orada yetenekleri olan insanlar var. Ressamlar çok güzel resimler yapmışlar. Duygularını tablolaştırmışlar. Belki içlerinde ressam olanlar vardı, belki ilgisi olup orada geliştirenler vardı. Küçük küçük atölyeler vardı orada. Kuaförlük, takı hem hizmet veriyorlar hem de öğretiyorlar. Orada sadece maddi ihtiyaçları değil manevi ihtiyaçları da karşılamaya çalışmışlar. Okulunu yapmışlar. Çocuklara küçük park alanları yapmışlar.

Ayşe Çelik: Devletin onlara sağlamış olduğu imkânların yeterli olduğunu düşünüyorlar. Yani hiç aç gözlü değiller. Hiç arzu ve istekleri yok. Sadece huzur ve en yakın zamanda dönmek istiyorlar. Onların misafir oturdukları belli. Altın kafes meselesi. Bülbülü altın kafese koysalar yine vatanım der ya öyleler. Sevdik ve çok etkilendik.

Funda Okyay: Biz mültecilere sadece kurs açmadık aslında, onların gönüllerine dokunduk. 

Berrin Kocaman: Ben göçmen projesi açıldığında gönüllü olarak hizmet etmek istedim. Onları daha yakından tanımak istedim. Empati yapmak istedim. Kulaktan dolma bilgilerle davranmak istemedim. O bombaların altında çocuklarıyla, eşleriyle neler hissettiklerini anlamak istedim. Onları tanıdım çok mutlu oldum. Çok mutlular, çok temizler, çok dizaynlılar. Yakından tanıdığımız için çok mutlu oldum. Çok sevdim. Fikirlerim değişti.

Sizin oraya gidip o insanları ziyaret etmeniz, onları huzurlu, mutlu hissettirdi mi? Bekliyorlar mı bizleri unutmasınlar, gelsinler diye?
Ayşe Çelik: Çocuklar bize kapıya kadar eşlik ettiler. Kucak açıyorsun geliyorlar. Onlar için bir şeyler yapıldığının farkındalar. Çocukların bakışları çok farklı. Hemen hoş geldin diyorlar. İçeri buyur etmeye çalışıyorlar. İlla ki size bir şeyler ikram etmek istiyorlar. Birbirimize ne kadar yakın olduğumuzu gördük.
Resim - 14079_2_l.jpg

EMPATİ KURMAK GEREKİYOR
Oradan döndükten sonra hiç kafanızda şunları da yapsak ya da biz bunları niye yapmıyoruz diye düşündüğünüz oldu mu?

Ayşe Çelik: Doğru iş yaptığımızı ve doğru noktada olduğumuzu düşündük ve daha ne yapabilirizi sorduk kendimize.

Nazan Akmeşe: Bir şey size yeterli gelirse kalırsınız o noktada. Yeterli değil. Keşke imkânlarımız daha çok olsa da daha fazlasını sunsak.

Funda Okyay: At gözlüğü ile bakmamak gerekiyor. Empati kurmak gerekiyor.

Tülay Uzuner Kobak: Klinikte çok güzel çalışmalar yapılmış. Yaptıkları çalışmalarla oradaki bağımlıların el titremeleri kaybolmuş. Mozaik çalışmalar, takılar yapmışlar. Bir köy kurmuşlar, tedavi bittikten sonra eski ortamlarına dönmemeleri için orada ellerine meslek vermişler. Yetiştirip sattıkları ürünlerle geçimlerini sağlıyorlar. Biz de böyle şey yapmak istiyoruz. Şehrimizde eksiğimiz sürekliliğin olmaması. Tedavi sonrası ne yapıyor, ne oluyor umursanmıyor. Keşke imkânlarımız olsa da biz de öyle bir yer açabilsek.
Resim - 14079_3_l.jpg

YAŞADIKLARIMIZ GELECEĞE UMUT OLDU
Resim - 14079_4_l.jpgNazan Akmeşe: Bu yaşadıklarımız bizim için geleceğe dair umuttur. Biz oraya gidip, Antep’ten buraya gelişimize kadar Eskişehir Milletvekilimiz Emine Nur Günay’a, orada bizi ağırlayan Kaymakamlar ve Vali Yardımcıları, hem orada hem de burada devamlı yanımızda olan Şimşekler Mermer’in sahibi Hanefi Şimşek özellikle, Volkan Doğan’a, fikir babası olarak Bayram Kök’e, Belediye Başkanı Fatma Şahin’e çok teşekkür ediyoruz. Bizlere böyle bir imkân sundular. İnşallah bağlarımız daha da bir gelişir bundan sonra. Biz bunların devam edebilmesi adına ne yapabilirsek bizim için gerçekten büyük bir mutluluktur. Herkese çok teşekkür ediyoruz.

VERİLER ÇOK ÜRKÜTÜCÜ
Bir de orada Oya Bahadır Yüksel Psikiyatri Kliniği’ni ziyaret etmişsiniz. İzlenimleriniz nasıldı?
Tülay Uzuner Kobak: Ben derneğe girmeden olayın bu kadar ciddi bir boyutta olduğunun farkında değildim. Derneğe girdiğim günden beri hep şu aklıma; “Ben de bir anneyim. Acaba mı?” düştü. Çünkü veri yaşı o kadar düşük ki. 7 yaşında bir çocuk çakmak gazıyla başlamış. Okulda kullanım oranı ortaokula kadar düşmüş durumda. Veriler çok korkutucu. Antep’teki kliniği de bu anlamda görmek istedik. Özel bir vakıf olarak başlamışlar ama şimdi belediyeyle iş birliği içindeler. Şu an 60 tane çocuk tedavi görüyor.

Çocuk mu? Büyük değil yani?
Tülay Uzuner Kobak:
Evet, çocuk. En büyüğü 18 yaşında belki. Duyduğumuz şeyler çok iç acıtıcıydı. Oradan çıktıktan sonra, Türkiye için, şehrimiz için, halkımız için ne kadar çalışabilirsek ne mutlu…

Resim - 14079_5_l.jpg

Funda Okyay: Orada mahallelerde rehabilitasyon merkezinin ekipleri var. Öncelikli olarak çocukları tespit ederek aileleriyle konuşuyorlar. Ailelerin kabullenmediklerini gördük. Aslında her ailenin evladı kullanabilir. Maddi durumunuzun iyi ya da kötü olması, okumuş anne baba ya da okumamış anne baba olmanız değiştirmiyor.

>> ÖNYARGILAR KIRILDI

Editör: admin admin
PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber DÜNYANIN MERKEZİNE AKBAŞ ÇİFTLİĞİ
Sonraki Haber ŞİMDİYE KADAR 5 BİN FİDAN

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

OTOMOBİLLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI

1

ÖZEÇOĞLU’DAN DESTEK

2

BUĞRA TAMAM SIRA ONLARDA

3
Reyna Premium