ANA SAYFA > Söyleşi > BİZİM İŞİMİZ HALK SAĞLIĞI

BİZİM İŞİMİZ HALK SAĞLIĞI

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
BİZİM İŞİMİZ HALK SAĞLIĞI

Nuh’un Gemisi Veteriner Kliniği Veteriner Hekimi M. Naci Uncu ile veteriner hekimliği ve zorluklarını konuştuk. Uncu, “Bizim işimiz halk sağlığı. Dışarıdan hayvan sağlığı olarak bakılıyor ama veteriner hekimlerinin birinci görevi halk sağlığını...

Nuh’un Gemisi Veteriner Kliniği Veteriner Hekimi M. Naci Uncu ile veteriner hekimliği ve zorluklarını konuştuk. Uncu, “Bizim işimiz halk sağlığı. Dışarıdan hayvan sağlığı olarak bakılıyor ama veteriner hekimlerinin birinci görevi halk sağlığını korumaktır” dedi

Naci Bey, veteriner hekimliğe nasıl başladınız?
Benim dayım veteriner hekimdi. Eskilerin Baytar dediklerinden. Çocukluğumda onunla birlikte dağ bayır demeden, köy kasaba demeden çok gezdik. Onun sayesinde veteriner hekim olmaya karar verdim. Üniversitede de veteriner hekimlik okudum. O zamandan beridir de veteriner hekimlik yapıyorum. 28 yıldır veteriner hekim olarak çalışıyorum.

Resim - 26270_1_l.jpgVeteriner hekimliğin zorlukları nelerdir?
Meslek grupları arasında en çok biz hayvan saldırılarına maruz kalıyoruz. Uğraştığımız hasta kitlesi bizim onlara zarar vereceğimizi düşündüğünden kendilerini savunuyorlar. Yaralanmalar, ısırılmalar, kas ve lif zedelenmeleri, mesleğimizin fiziki zorlukları. Diğer taraftan burada gördüğünüz kısmının dışında saha kısmı var. Atlar, inekler, kuşlar, tavuklar… Oralardaki mesleki zorluk buradaki ile mukayese edilemeyecek kadar zor. Atların zapt edilmesi, saldırması, çiftesi, kapılan hastalıklar, ahırlardaki inekler, koyunlar, bunlarla mücadele etmek, bizim mesleğimiz çok meşakkatli mesleklerden bu yüzden. Durmadan çalışırız. Hem ağır işçiyiz hem hekimiz. Mesela buraya bir köpek geldi, 50 kilo. Yardımcınızla beraber alıp masaya koymanız lazım. Bir hastayı üç dört kişi zapt etmemiz gerekiyor bazen. Veterinerlik fakültelerinin tarihi çok eski olmasına rağmen Eskiden az önce sizin de dediğiniz gibi veteriner hekimlik sadece büyükbaş ve küçükbaş hayvancılıkla ilgiliymiş gibi görünürdü. Son dönemlerde sanki daha önemli bir meslek gibi görülüyor…
Aslında bizim önemimiz azaldı.

Azaldı mı? Neden peki?
Çünkü toplumun bilinci kayboluyor. Toplum dejenere oluyor ve eğitimsizleşiyor. Eskiden bizim kıymetimiz bir köyde veya kasabada daha çok bilinirdi. Bir veteriner hekim olmak çok önemliydi. Validen sonra gelirdik biz. Bir muhitte baytar veyahut fakülte mezunu olup hekim titri taşıyor olmak o ilde, kentte veya kasabada doktorla beraber en yüksek tahsilli kişi demekti. Mesela kaymakam vekaletini doktor yoksa veteriner hekime verirdi. Mesleğimin ilk yıllarında bir köye gittiğimizde kapılarda karşılanırdık. Hele hele büyüklerimiz anlatırdı, bir köye veteriner hekim geliyorsa büyük bir mutluluk duyarmış insanlar. Çünkü hem sayımız azdı hem de yaptığımız iş köylünün geçim kaynağını tedavi etmek. Üç hayvanı olup da sadece onlarla geçinen bir ailenin hayvanlarından birini kaybetmesi ne demek ya da doğum yapan bir hayvanın yavrusunu ya da annesini kaybetmesi ne demek. Onlar için çok önemli. Onların var olması demek bir köy halkının beslenmesi yaşaması demekti. O zaman çok önemli bir meslekti. Şimdi toplumda enformasyon dediğimiz iletişim kanalları yaygınlaştıkça, toplum bilinçsizleştikçe, bizim mesleğimize olan saygı da azaldı. Köylü ilacını alıp kendi yapmaya başladı. Doğumunu kendi yaptırmaya başladı. Toplumun gördüğü, çoğunuzun her gün önünden geçtiği küçük çaplı birer hastaneyiz. Hep veteriner hekimliği son zamanda kedi köpek hekimliğine döndü.

Eskişehirliler’in sokak hayvanlarına ve evcil hayvanlara bakışı nasıl?
Her türlü eğilim var. Komşusunu evinde kedi besliyor diye imza toplayıp şikayet eden de var, apartmanca bir araya gelip sokak kedileri için kedi evleri yapan da var. Sokak kedilerini kollayan, yavrularını büyüten, hasta olanları toplayıp veterinere getiren Eskişehirliler de var. Gün geçtikçe bu bilinç artıyor. Ben bu mesleğe Eskişehir’de başlayalı 27 sene oldu. İlk zamanlar burada köpeğini alıp sokakta gezdirmek meseleydi. Herkes laf söylerdi, kızardı, çekinirdi. Şimdi köpek gezdirmeyeler niye yalnız geziyor diye soruyoruz kendimize. Çok hızlı bir bilinç elde ettik.

Veteriner hekimlerin halk sağlığı ile ilişkisi nedir?
Bizim işimiz halk sağlığı. Dışarıdan hayvan sağlığı olarak bakılıyor ama veteriner hekimlerinin birinci görevi halk sağlığını korumaktır. Bunun için var veterinerlik. İkincil görevimiz, hastalıklı, yaralı, bakıma muhtaç hayvanları iyileştirmektir. Dolayısıyla yaptığımız her işte önce halk sağlığını önemsiyor ve hayvanlardan insanlara geçebilecek hastalıkları önleme çabası görürsünüz.

Siz de hastalıklara birebir maruz kalıyorsunuz. Ne gibi korunuyorsunuz?
Eldiven takıyoruz, maske takıyoruz, yeri geldiğinde aşı oluyoruz, kendimizi koruyoruz. Yeri geldiğinde genel hijyen kurallarında ekstra özen gösteriyoruz ve bazen hasta sahiplerini geren hayvan zaptıraptı dediğimiz bir kural var ona uyuyoruz. Bazen yanlış anlaşılıyoruz ama öncelikli kural hayvanın zaptıraptıdır. Çünkü çalışanımıza, bize ya da o an ortamda bulunan hasta sahibine zarar gelmesi bizim sorumluluğumuzda.

Türkiye’de en sık ne tür hayvan rahatsızlıkları var?
Şöyle söyleyeyim, hastalık kendiliğinden oluşmaz. Yaşlı kedi köpeklerde organ yetmezliklerine ve kanserlere rastlıyoruz. Genetik faktörler de var tabi bu işin içinde. Mesela İran kedileri böbrek hastası olurlar mesela. Bunları bir kenara ayırırsak vektörler ve hastalık etkenleri vardır. Parazitler, virüsler, bakteriler, protozonlar vardır. Bunları da hayvanda insana bulaştıran faktörler vardır, keneler, akarlar, bitler, pireler vardır. Bunlarla mücadele etmek birinci kuralımızdır. Taşıyıcı vektörleri ortadan kaldıracaksınız ki insanlarsa bulaşmasın. Vektörlerin farklılığı da coğrafi konumlara göre değişiyor. Bölgesel farklılıklar bu vektörlerin farklıklarına neden oluyor.

Burada ne gibi hizmetler veriyorsunuz?
Burası bir veteriner kliniği. Bir klinikte yapılacak her işi yapıyoruz. Klinik olmakla beraber ağır hastalarımızı burada yatırıyoruz da. Açık kalp ameliyatı, göğüs ve beyin cerrahisi dışında her ameliyatı yapıyoruz. Bu ameliyatlar yoğun bakım gerektirdiği için Ankara, Afyon gibi Hastanesi olan yerlere sevk ediyoruz. Onun dışında halk sağlığını korumak için aşılama programları, petlerin ve sahiplerinin sağlıklarını korumak için aşılamalar yapıyor ve hastalandıklarında da tedavilerini yapıyoruz.
Resim - 26272_2_l.jpg

Maalesef Odunpazarı ve Büyükşehir kayıtsız kalıyor

Belediyelerle çalışan veteriner hekimlere son dönemde sadece hayvanları toplayıp kısırlaştıran gözüyle bakıyorlar…
Böyle bir algı oluşması söz konusu. Bu yanlış bir algı. Oradaki meslektaşlarımız da ellerinden gelen çabayı sarf ediyor. Burada da belediye yöneticilerinin istihdamı sağlarken kaynaklarını sınırlı harcamasından kaynaklanan bir sorun var. Burada çalışan hekimin diplomasıyla oradaki hekimin diploması aynı. Buradaki cihazları oradaki hekimlere de alırsanız onlar da bu ameliyatları yapıp hastalarını sağlığına kavuşturur. Biz para aldığımız için bunları yapabiliyoruz. Ama o hekimler hizmeti toplum yararına sundukları için para almıyorlar. Ama belediyelerin bu iş için ayırması gereken bir bütçe var. Bu bütçeyi yeterli ayırmazsanız, broşüre, afişe, Hamamyolu’na ayırırsanız bu işe de para kalmaz.

Peki, belediyelerin çalışmalarını yeterli buluyor musunuz?
Tepebaşı Belediyesi’nde bir sorun yok. Orada bir veteriner işleri müdürü, barınaklar ve sokak hayvanları var. Oradaki meslektaşımız yapması gereken her türlü işi yapıyor. Ama öte tarafta Odunpazarı Belediyesi’nde ne bu konuya ilgi gösteren bir belediye başkanı var ne de bu işlerin sorumlusu olarak bir veteriner işleri müdürü var. Çevre temizlik işlerinin altına vermişler veterinerliği ve barınağı, bilinçsizce işler yapılıyor ve meslektaşlarımıza da eziyet ediliyor. Büyükşehir Belediyesi’nde de Yılmaz Büyükerşen de maalesef bu konuya hiç yakın ilgi göstermeden neredeyse belediyecilik işlerini bitirecek. Büyükşehir bu konuda çok kayıtsız.


Çocuklara hayvan sevgisi aşılamak şart

Veteriner hekim olarak çocukların pet hayvanları ile büyümesine nasıl bakıyorsunuz? Ben şart görüyorum. Hiç olmazsa bir balık, bir kuş olmalı. Çocuklar paylaşmayı, sorumluluk sahibi olmayı, acıyı ve mutluluğu önce hayvanlarında görüyorlar. Koşulsuz sevgi özellikle ayrı bir durum.

O bilinci aşılayamıyoruz

Ebeveynler çocuklarına evcil hayvan alıyor ama bir müddet sonra sorumluluğu ağır gelince sokağa terk ediyor. Bu nasıl önlenecek peki? Bu bilinci nasıl aşılayacağız?
Bunu aşılayamıyoruz. Bizim aile mefhumumuzda bilinçlendirme yok. Dini doğmalar bunun bir parçası. Bir de aileler hayvanların çocuklarına zarar vereceğini ya da hastalık bulaştıracağını düşünürler. Bazı böyle örnekler de var. Ama hepimiz bir habitatın içinde yaşıyoruz. Onlar da bu doğanın bir parçası. Tedbirsiz çok yaklaşırsan tırmalar veya ısırır. Bir saldırgan köpek varsa barındırmamak gerekiyor. Burada da görev belediyelere düşüyor.

Editör: admin admin
PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber TARİHİ ESER KAÇAKÇISINA SUÇÜSTÜ
Sonraki Haber ASKIDA KIRTASİYE

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

OTOMOBİLLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI

1

ÖZEÇOĞLU’DAN DESTEK

2

BUĞRA TAMAM SIRA ONLARDA

3
Reyna Premium