ANA SAYFA > Söyleşi > BU ŞEHİRDE TAHAMMÜL VE SÜKUNET VAR

BU ŞEHİRDE TAHAMMÜL VE SÜKUNET VAR

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
BU ŞEHİRDE TAHAMMÜL VE SÜKUNET VAR

Eskişehir’de çekilen ödüllü Borç filminin yönetmen ve senaristi Vuslat Saraçoğlu ile bir araya geldik. Saraçoğlu, “Aldığımız ödüllerde Eskişehir’in de payı büyük. Eskişehir, İstanbul’da yaşayan pek çok insanın şaşırarak bakacağı bir tahammül düzeyi...

Eskişehir’de çekilen ödüllü Borç filminin yönetmen ve senaristi Vuslat Saraçoğlu ile bir araya geldik. Saraçoğlu, “Aldığımız ödüllerde Eskişehir’in de payı büyük. Eski-şehir, İstanbul’da yaşayan pek çok insanın şaşırarak bakacağı bir tahammül düzeyi ve sükunete sahip” dedi

Vuslat Saraçoğlu Eskişehir’de çekilen Borç filminin senaristi ve yönetmeni. Daha önce kendisini oyunculuğunun ardından, yönettiği belgesel Müslüm Baba’nın Evlatları ile tanıdık. Şimdilerde ise her katıldığı festivalden ödül almadan dönmeyen Borç ile onun dünyaya bakışını izliyoruz. Kendisiyle hem borç filmi hem de sinema üzerine çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Resim - 23288_3_l.jpgHem oyuncu hem şarkı yazarı hem senarist hem yönetmen hem sosyologsunuz. Sosyoloji okumanız, oyunculuğunuza ve filmlerinize ne gibi katkılar sağladı?
Estağfurullah, şarkı yazarı değilim tabii ki. Sanırım filmin jeneriğindeki bazı şarkıların yanında ismimi gördüğünüz için böyle düşündünüz. O şarkılar filmde belli sahneler için gerekliydi. Tufan’ın arabasında bir şey çalması gerekiyordu. Aynı şey nargile kafe için de geçerliydi. Başka şarkılara telif ödememek için biraz da geyik olsun diye yaptığım şeylerdi. İnsanı şarkı yazarı yapacak şeyler değiller yani.
Sosyoloji okumuş olmam yönetmenliğe elbette çok katkı sağladı. Bir kere bu toplumla ilgili bir film yapıyorsanız, toplumun kimi kodları üzerinde daha önce düşünmüş olmak size ciddi bir avantaj sağlıyor. Onun dışında sosyoloji insanı yargılardan, hükümlerden bayağı bir alıkoyuyor diye düşünüyorum. Bu da karakterinize yaklaşırken verimli bir şey haline gelebiliyor.

Borç’tan önce yönetmen olarak sizi, ‘Müslüm Baba’nın Evlatları’ adlı belgeselde gördük. Film çekmek mi daha zor belgesel çekmek mi? Biraz ikisinin de aşamaları ve hazırlık sürecinden bahseder misiniz?
İkisinin de apayrı zorlukları var. Müslüm Baba’nın Evlatları benim acemilik dönemimde yaptığım bir filmdi. Yine de içerik olarak hala çok kuvvetli buluyorum, tekrarlanması mümkün olmayan önemli bir belge olduğunu düşünüyorum. Şimdi uzun metraj bir belgesel film tasarlıyorum, onun Borç’tan daha kolay olacağını hiç düşünmüyorum mesela. Benim için belgeselin tek farklı ve daha kolay tarafı kurmaca film yaparkenki kadar büyük bir kalabalıkla çalışmayacak olmam olabilir. Kalabalık bazen beni çok bunaltıyor.

GERÇEKÇİ OLSUN DİYE ELİMİZDEN GELENİ YAPTIK
Birçok sinema filmi gerçeğe yakın olabiliyor ama Borç’a baktığımızda, işte bu film değil, gerçeğin, gerçek hayatın ta kendisi diyebiliyoruz. Bunu yakalamayı nasıl başardınız?
Dediğiniz kadar gerçekçi oldu mu bilmiyorum ama film gerçekçi olsun diye elimizden geleni yaptık evet. Diyaloglar üzerinde titizlikle çalıştık. Kulağı tırmalayacak, oyuncunun ağzına oturmayan tek bir kelime bile olmasın diye ciddi şekilde uğraş verdik. Aynı amaç çerçevesinde çoğu zaman doğaçlamaların oluşmasına da zemin hazırladık. Gerçekçi görünmesindeki diğer bir faktör, oyuncuların çok iyi olması ve senaryoya çok kafa yormuş olmalarıydı.

Borç’ta hiç kendi yaşanmışlıklarınızdan da sahneler var mı? Kendi hayatınızdan da beslendiniz mi film ortaya çıkarırken?
Doğrudan şu karakterden etkilendim ya da benim hayatımda buna benzer şeyler oldu diyemem ama eminim bizzat içinde bulunduğum sosyallikte yıllardır yaptığım gözlemlerin sonucu çıktı bu senaryo. Karakterlerin hepsinin nefesini ensemde hissediyorum çünkü.

Borç ne kadar sürede yazıldı ve çekimi ne kadar sürdü?
Yazımı tümüyle iki sene kadar sürdü. Çekimleri ise tam üç hafta.
Resim - 23288_2_l.jpg

Resim - 23288_5_l.jpgARKADAŞIM ÖNERDİ ESKİŞEHİR’E GELDİM
Filmi Eskişehir’de çekmeye nasıl karar verdiniz?
Senaryomun ilk hali İstanbul için yazılmıştı. Sonra iş ciddiye binince İstanbul’da çekim yapmaktan korkar oldum. Zaten ilk film yeterince zor bir iş, İstanbul’da trafiğiyle, masraflarıyla bu zorluğu katlayabilirdi. Senaryoyu okumuş olan ve o sırada Eskişehir’de yaşayan bir arkadaşım hikayenin Eskişehir için çok uygun olduğunu söyledi. Üstüne üstlük Eskişehir’in genel olarak huzurlu bir yapısı olduğundan, çekim sürecinin orada çok daha sağlıklı geçebileceğinden söz etti. Daha önce Eskişehir’e iki kez gelmiştim ve kanım çok ısınmıştı. Tekrar gelip mekanlara alıcı gözle baktığımda filmi orada çekmek istediğimden emin oldum. Şehri ve mekanları senaryoya katarak revizyonlar yaptım; dokusu hikayemize çok yakıştı. Eskişehir hakikaten çok güzel bir şehir. Otantize etmeye çalışan bir tavırla söylemiyorum bunu; İstanbul’da yaşayan pek çok insanın şaşırarak bakacağı bir tahammül düzeyi ve sükunete sahip. Kararı vermemizin ardından destek arayışına girdik. Bu arayışımızı yanıtsız bırakmayan çok değerli sponsorlarımız ve destekçilerimiz oldu. Türkiye Otelciler Birliği Eskişehir Temsilcisi Kaan Erdin’in ve BEBKA’dan Güliz Ünal’ın isimlerini özellikle telaffuz etmek istiyorum çünkü bana ilk inanan kişiler onlardı. Onun dışında Abacı Grup, Espark, Odunpazarı Belediyesi, Odunpazarı Belediyesi Kent Konseyi, Teras Balık, Memphis ve Kırmızıtoprak Mahallesi Muhtarlığı’nın da çok değerli destekleri oldu. Tabii başta Prof. Dr Levend Kılıç olmak üzere Anadolu Üniversitesi’ndeki pek çok hocamızı da unutmamak lazım. Son olarak Eskişehir halkını da anmalıyız. Özellikle Kırmızıtoprak Mahallesi’ndeki Doğuş Apartmanı sakinleri çok anlayışlıydılar. Kısacası aldığımız ödüllerde genel olarak Eskişehir’in payı büyük.

Filmler için genelde belli yerler belli şehirler kullanılır. Filmi Eskişehir’de çekerken zorluklarla karşılaştınız mı?
Eskişehir’in kendisinden kaynaklan tek bir sorun bile yaşamadım.
Resim - 23288_4_l.jpg

SİNEMAYLA KENDİMİ TANIYORUM
Borç, çok güzel tepkiler ve ödüller aldı. Bol ödüllü film oldu. Neler söylemek istersiniz?
Mutluyum. Allah tutkuyla ve titizlikle çalışan herkesin hayallerini gerçek yapsın.

Sizin bir sözünüze denk gelmiştim bir yerlerde, “Ben kendime yaklaşmak için sinema yapıyorum” gibisine. İnsanlar kendisinden uzaklaşmak için çabalarken sizin bu sözünüz ve çabanız benim çok dikkatimi çekti ve takdir ettim. Normalde insanlar için kendilerine ulaşmak korkutucu geliyor. Peki, kendinize ne kadar ulaşabildiniz?
Ne kadar ulaştığımı bilmiyorum ama sinema ile gitgide yaklaştığımı, kendimi daha çok tanıdığımı hissediyorum. Sinemadan kendimi ve çevremi anlamak için ciddi oranda faydalanıyorum.

Türkiye’de film yapmanın zorluklarından bahseder misiniz?
Zorlukları var ama çok elverişli tarafları da var Türkiye’de film yapmanın. Şu sıralar ben filmin çok zevkli bir sürecindeyim. Normalde karamsarlık denen duyguyu çok bilmem, şu sıralar iyice unuttum diyebilirim.  O yüzden zorluklardan hiç bahsedesim gelmiyor. Aynı zorlukların beş katı da gelse yine film yaparmışım gibi geliyor. Ortaya bir ürün çıkarmanın heyecanı zorlukları örtüyor.

Yeni film çalışmalarına başladınız mı?
Başladım evet. Önceliği uzun metraj bir belgesele vermek gibi bir niyetim var. Umarım başarabilirim.
Resim - 23288_6_l.jpg

Editör: admin admin
PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber BİR KEZ DAHA TEŞEKKÜR
Sonraki Haber REKTÖR ÇOMAKLI’DAN DOĞUM GÜNÜ SÜRPRİZİ

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

OTOMOBİLLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI

1

ÖZEÇOĞLU’DAN DESTEK

2

BUĞRA TAMAM SIRA ONLARDA

3
Reyna Premium