ANA SAYFA > Söyleşi > EDEBİYATIN GİZEMİ YAŞAMDA GİZLİ

EDEBİYATIN GİZEMİ YAŞAMDA GİZLİ

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
EDEBİYATIN GİZEMİ YAŞAMDA GİZLİ

Yayıncı, şair, gazeteci, yazar Kadir Aydemir, “Edebiyat, hayatın içinden, sokaktan çıkan bir şey. Gerçek yazarları da yaşamın küçük ayrıntılarını görebilen yakalayabilen insanlar olarak görüyorum” dedi...

Yayıncı, şair, gazeteci, yazar Kadir Aydemir, “Edebiyat, hayatın içinden, sokaktan çıkan bir şey. Gerçek yazarları da yaşamın küçük ayrıntılarını görebilen yakalayabilen insanlar olarak görüyorum” dedi

Kadir Aydemir’le yıllar öncesinde tanışmıştık. Kendisi şair ve yazarlığının yanı sıra yayıncılığı ile Türk Edebiyatına önemli katkılarda bulunuyor. Eskişehir’de ETO – TÜYAP Fuar Merkezi’nde düzenlenen Eskişehir Kitap Fuarı’nda kendisiyle bir araya geldik.

Kitaplarla ne zaman tanıştın?
1977’de İstanbul’da doğdum. Fenerbahçe Lisesi’nde okudum. Hayatımı Fenerbahçe Lisesi’ndeki arkadaşlarım ve Kadıköy’de büyüdüğüm ortam değiştirdi. Ortaokul yıllarımda kitaplarla tanıştım. Sonrasında okumak bir tutkuya dönüştü. Kadıköy’de sanat ortamıyla tanışmamla beraber, şiir yazmaya başladım.
Resim - 23007_1_l.jpg

12 YILDIR FAALİYETTE
Yitik Ülke nasıl ortaya çıktı peki?
Teknolojiye meraklı bir insan olduğum için internet 90’ların sonunda Türkiye’ye ilk girdiğinde, bir web sitesi tasarladım. Oradaki sohbet odalarından birine ‘Yitik Ülke’ adını vermiştim. Yıllar sonra da Yitik Ülke bir yayın evine dönüştü. Tabi benim bu arada da çeşitli firmalarda teknoloji danışmanlığı, ofis boyluk ve kitapçılık deneyimlerim oldu. Kitapçılıktan yayın evinde düzeltmenliğe geçtim. Yayınevinde düzeltmenlikten editör yardımcılığına oradan da bir edebiyat dergisinin yazı işleri müdürlüğü ve genel yayın yönetmenliğine geçtim. Bu işlerin ardından da Cumhuriyet Gazetesi’nde 10 yıl süren bir editörlük deneyimim oldu. Birbirini tetikleyen işlerdi. Bütün bunlara bakınca bu işin mutfağında yer aldığımı görüyorum. Sonra sadece yayıncılığa geçiş yaptım. Yitik Ülke, bugün 300’den fazla kitabı olan bir edebiyat yayınevi. Yayınına da devam ediyor.

Ne zamandan beri faaliyette?
2006 yılında kurdum. 12 yıldır faaliyette. Daha çok şiir, öykü, roman gibi edebiyat dallarında yayın yapıyoruz. Aslında ‘www.yitikülke.com’la başladı. Bir şiir sitesiydi öncesinde. Sonra online edebiyat dergisi oldu ve yayın evine dönüştü. Türk Edebiyatının genç yazarlarını, seçtiğim deneyimli kalemleri okurlarla buluşturmaya çalışıyorum. Kendim de yazıyorum aynı zamanda. Yitik Ülke benim için bir edebiyat yolculuğu. Bir hayalin peşinden gidiyorum.

TOHUM DAĞITAN YAYINEVİ
Yitik Ülke’yi diğer yayın evlerinden ayıran çevreci bir yanı var. Fuarlarda olsun ya da online alışverişte olsun ilginç bir projeniz var.
Bizim yazarlarımızdan Nilgün Şimşek, bir gün İstanbul’daki fuarda okurlara dağıtmam için arkasında tohumlar olan kalemler getirdi. Çok hoşuma gitti. Daha sonra kendim tohum biriktirip, internetten de tohum almaya başladım ve bunları küçük küçük paketleyip, altı yıldır katıldığımız bütün fuarlarda okurlarımıza dağıtıyoruz. Böyle bir gelenek oluştu. Okurlar da artık bana Türkiye’nin ve dünyanın her yerinden tohumlar yolluyor. Ben de onları kendi alıp biriktirdiklerimle karıştırıp poşetlere koyup dağıtıyorum. Artık tohumsuz olmuyor. Okurların buna tepkisi de çok güzel oldu. Çok mutlu oluyorlar.Özellikle çocuklara ve gençlere daha çok hediye ediyorum. Onlara doğa sevgisi aşılamaya çalışıyorum. Bir nevi sosyal sorumluluk projesi. Bir de doğaya olan diyetimizi ödüyoruz. Çünkü kitap olarak tükettiğimiz malzeme ve enerjiyi fazlasıyla yerine getirmeye çalışıyorum. Yitik Ülke tohum veren yayın evi diye tanınmaya başladı. Bir de her İzmir Fuarı’nda atık pil topluyoruz. 30 pil getiren çocuklara ve gençlere bir kitap hediye ediyoruz. Orada da İzmir Büyükşehir Belediyesi pilleri teslim alıyor ve geri dönüşüm tesisine yolluyor. Köy okullarına yardım projelerimiz de devam ediyor.

Yakın zamanda farklı projeler de olacak mı?
2019’da yeni çeviriler, romanlar, kitaplar olacak. Doğayı korumak için naylon tüketimini azaltmak için bez çantalar üretmeye başladık. Onlar web sitemizde satışa sunulacak.
Resim - 23007_2_l.jpg

HAİKU BENİ YAKALADI
Senin haikularını biliyorum, şiirlerini de biliyorum ama bilmeyenler için neler yazıyorsun?
Okumaya öykü ve romanlarla başladım ama yazmaya şiirle başladım. Özellikle haiku şiirini çok seviyorum ve üzerine çok araştırmalar yapıp çalıştım.

Haiku’ya nasıl merak saldın?
Haiku şiiri Japon edebiyat dalının dünyaya yayılmış olan ve en bilinen şiir dalıdır. Doğa şiiridir haiku. 5-7-5 heceyle yazılıyor Japoncada. Türkçede bunu uyarlamak biraz zor olsa da duyguyu yakalamak anlamında Haiku’yu anıyoruz. Ben Kadıköy’de ki şair arkadaşlarım sayesinde keşfettim. Dergilerde de okuyunca ilgimi çekti. Daha sonra Oruç Aruoba’nın kitaplarında keşfettim. Onları okudum. Matsuo Basho’yu keşfettim. Ondaki felsefe ve şiir zen ilişkisi hoşuma gitti. Benim de İstanbul’da doğup büyüdüğüm gece kondu mahallesindeki çocukluk anılarım, gece kondu da yaşam, ağaçlar, kediler, sokak yaşamı, yoksul işçi mahallelerindeki yaşam kültürü çok benzeştiği için haiku beni yakaladı. Onun dışında şiirler de yazdım. Dört şiir kitabım var. Sonra öyküler yazdım. Üç tane de öykü kitabım var.

Derleme kitaplar da yapıyorsun…
Evet, Ekşi Sözlük için Ekşi Öyküler Kitabı’nı yaptım. Cunda Öyküleri, Bozcaada öyküleri, Olympos Öyküleri gibi kitaplar çıktı. Gezdiğim yerlerin öykülerini yazdım ve oralarda geçen öyküleri bir araya getirdim. 80’lerde Çocuk Olmak, 90’lar Kitabı, Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı, Kedi Öyküleri Kitabı gibi kitaplar sonra birbirini izledi.  Yayın evim olduğu için genç yazarları, yayınlama fırsatı bulamayan kalemleri ve imzaları bir araya getirmek hoşuma gitmeye başladı. Bu derleme kitaplar normal bir kitaptan daha enerjik ve yayılmacı bir şekilde ilerliyor. Yaklaşık 10-12 tane derlem kitap oldu. Onları önemsiyorum çünkü çok katılımcı eserler. 2019’da da Köpek Öyküleri Kitabı gelecek. Bunlar aslında yayınevini yaşatmak ve gücüne güç katmak için yaptığım destekleyici projeler.

EDEBİYAT UZUN BİR YOLCULUK
Derleme kitaplarda farklı insanların farklı bakış açılarının öyküleri olduğu için daha okuması keyifli ve lezzetli…
Tabii, uzak ve yakın çağrışımlar bir arada oluyor. Mesela sadece bir kedinin öyküsü olmuyor o toplumun bir yansıması oluyor. Bu da edebiyatın gücü. Çünkü edebiyat, hayatın içinden, sokaktan çıkan bir şey. Gerçek yazarları da yaşamın küçük ayrıntılarını görebilen yakalayabilen insanlar olarak görüyorum.

Sen kendini nasıl görüyorsun peki?
Ben kendimi hala arıyorum. Kitaplarımın sayısının ya da aldığım ödüllerin hiçbir önemi yok. Ben edebiyat işçisi olmayı daha çok seviyorum. Edebiyat çok uzun bir yolculuk. İnsan yaşıyorken kendinin nerede olduğunu göremeyebilir. Bunu çok da düşünmemeli bence. Çünkü üretim anlamında seni kısıtlayabilir. Bir amaç için yazmak değil, yazmak için yazmak daha değerli geliyor. Çünkü şımartılmaya çok müsait bir alan. İnsanlar edebiyatı aramaktan uzaklaşırsa, yazmaktan da uzaklaşıyor. O yüzden hayatın içinde olmayı daha çok seviyorum. Küçük hayat bağlarını, karşılaşmaları, kahvedeki köylü insanları, otobüs yolculuğundaki uyumsuz karşılaşmaları, hastanede bekleyen hastaları, umulmadık yerlerde çıkan hayat hikayelerini yakalamak yazarın asıl görevi olmalı. Edebiyatın gizemi biraz da orada saklı. Kişisel saçmalıklarımız kimseyi pek ilgilendirmiyor bence. Başkasının acısı ve hikayesi yazıldığında daha çok anlam kazanıyor. Dünyayı onlar değiştiriyor. Edebiyatın gücü, kitapların büyülü dünyası benim yaşamımı nasıl değiştirdiyse eminim ki birçok insanın da hayatını değiştirebilir. Çok daha iyiye, hayal ettikleri dünyaya sürükleyebilir. Bir kitap birçok şeyi değiştirebilir. Okumakla güzelleşecek dünya. Kitaplar, bir kültür köprüsüdür. İnsanlar ve hayatlar arasında bağlar kurar. Bunu görebilmek önemli.

Resim - 23007_3_l.jpg
ESKİŞEHİR İÇİN BÜYÜK ŞANS
Eskişehir’de TÜYAP anlamında ilk ama fuar anlamında üçüncü kitap fuarı. Sen burada ilk defa yer aldın. Neler söyleyeceksin?
TÜYAP’ın Eskişehir Kitap Fuarı’nda ilk defa yer aldık. TÜYAP’ın fuarlarının çoğunda yer alıyoruz. İlk fuarlar, duyurulması ve oturması için biraz zaman ister. Ama Eskişehir için çok güzel bir etkinlik oldu. Katılım da ilk fuar olmasına rağmen fena değil. Eminim ki Eskişehir halkı daha da çok sahip çıkacaktır. Çünkü TÜYAP Fuarları çok profesyonel hazırlanan fuarlar ve zaman içinde şehrin kültürüne, benliğine dönüşen fuarlar oluyor. Ben kendi adıma üniversitelilerin daha çok ilgi göstermesini beklerdim. Ama belediyeler ve fuar temsilcileri çok çabalamış ve özveriyle çalışıyorlar. Seneye buraya ulaşım imkanları daha da genişlerse ben bu fuarın daha büyük bir potansiyeli olacağını düşünüyorum. Belki Şehir Hastanesi’nin yanına kadar bir tramvay hizmeti olursa, öyle bir söylenti duydum umarım olur, eminim ki yüzlerce yayıncı daha da katılmak isteyecektir ve bu fuar onbinlerce kişiyi ağırlayacaktır. Eskişehir için büyük bir şans bence. Zaman içinde çok değerli bir etkinliğe dönüşeceğine inanıyorum. Yitik Ülke olarak burada olduğumuz için ben çok mutluyum.

Editör: admin admin
PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber İBRAHİM BEŞİN PEŞİNDE
Sonraki Haber HEDEF HAVACILIK SEKTÖRÜNDE DÜNYA STANDARDI OLMAK

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

OTOMOBİLLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI

1

ÖZEÇOĞLU’DAN DESTEK

2

BUĞRA TAMAM SIRA ONLARDA

3
Reyna Premium