ANA SAYFA > Söyleşi > ENDEMİK BİTKİLERİMİZ TEHLİKE ALTINDA

ENDEMİK BİTKİLERİMİZ TEHLİKE ALTINDA

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
ENDEMİK BİTKİLERİMİZ TEHLİKE ALTINDA

ESOGÜ Fen Edebiyat Fakültesi Botanik Anabilimdalı Başkanı Prof. Atila Ocak, tam bir doğa aşığı. Eskişehir’deki endemik bitkilerle ilgili çok sayıda çalışmaya imza atan Ocak, “Eskişehir’de 30 türde endemik bitki var ve hepsinin türleri tehlike altında...

ESOGÜ Fen Edebiyat Fakültesi Botanik Anabilimdalı Başkanı Prof. Atila Ocak, tam bir doğa aşığı. Eskişehir’deki endemik bitkilerle ilgili çok sayıda çalışmaya imza atan Ocak, “Eskişehir’de 30 türde endemik bitki var ve hepsinin türleri tehlike altında. Çünkü koruyamıyoruz. Bu tahribata dur demeliyiz” dedi

Prof. Atila Ocak tam bir bitki aşığı. Çocukluk hayalini uzun süren çalışmaları sonucu gerçekleştirmiş. Türkiye’deki ve Eskişehir’deki bitkilere adeta kendini adamış bir isim. Kendisiyle endemik bitkileri ve neden biyolog olmayı seçtiğini konuştuk.

EVRİM DEVAM EDİYOR
Endemik bitki türleri doğada nasıl ortaya çıkıyor?
Bitkilerin evrimi durup durduğu yerde olmuyor. Yüz binlerce, milyonlarca yıldan beri günümüze kadar sürekli doğada süregelen bir evrim var. Bu evrimin sonucunda da yeni yeni türler ortaya çıkıyor. Çıkmaya da devam ediyor. Bu bizim keşfettiğimiz türlerin çoğu Neo-endemik yani yeni-endemik türler. Endemik dediğimiz de oraya özgü, sadece orada yetişen türdür. Evrim devam ediyor. Doğadaki tüm türler açısından da devam ediyor ama bitkisel türler açısından bizim keşfettiğimiz türler evrimsel sürecin bir devamının olduğunun bir kanıtıdır.

Bu bitkiler insanlar tarafından kullanılmayan hatta yer yer ayak basılan topraklarda yetişiyor. Herhangi bir insani müdahale olmuyor. Bitkilerdeki bu evrim süreci neye göre işliyor?
Bir canlının yaşaması için illa teknolojik bir ortamda yaşaması gerekmiyor. Evrimsel aşamanın dört tane ayağı var. Bir tanesi genetik varyasyondur. Genetik varyasyonda anne ve babadan gelen kromozomlardaki çeşitlilikler, yavru bitkinin başka özelliklerle dünyaya gelmesine sebep oluyor. Daha sonra izolasyyonlar var. İzolasyonda türler arasında coğrafi bir engel olmalı. Gen alışverişi kesilecek. Mevsimsel olabilir, denizler olabilir, dağ olabilir. Recominasyonlar, mutasyonlar ve geçen milyonlarca yıl sonucunda yeni yeni türlerin oluşmasına ve bazı türlerin de yok olmasına sebep olabiliyor.

Ortadan kalkan türler de var yani?
Tabii. O evrimsel süreçteki dört temel ayapından biri de modifikasyonlar yani ortama uyumdur. Yani yeni çıkan ebeveynlerden gelen genleri taşıyan yavru bireyler ortama uyum sağlayamacakları şekilde dünyaya geliyorsa, o türler ortadan kalkıyor. Doğal seleksiyon dediğimiz doğanın ayıklama süreci var. Dünyada bugüne kadar 2 milyar tür gelmiş geçmiş. Bugün dünyada yaşıyan türlerin sayısı 8-9 milyon tür. Uyum sağlayamadılar, ayıklandılar. Mesela dinazorlar dünyaya 150 milyon yıl hükmettiler ama yok oldular. Çeşitli sebeplerden dolayı bitki türleri de yok oluyor. Bizim yeni çiçeklerimizin hepsi yeni türler. Bu tür türleşme doğanın her yerinde hayvanlarda ve insanlarda da işleyen bir süreç.
Resim - 10545_1_l.jpg

Resim - 10545_7_l.jpgESKİŞEHİR’DE 240 ENDEMİC BİTKİ VAR
Türkiye’de daha önce açıkladığınız çalışmalardaki verdiğiniz sayılar dışında şu an yaptığınız çalışmalarla yeni bitki türleri de keşfettiniz mi?
Türkiye’de şu anda ortalama 30-40 kadar yeni tür keşifleri söz konusu. Eskişehir’de kendi keşfettiklerimizle birlikte şu an 30’u buldu. Dünya’da sadece Eskişehir bölgesinde Mihallıçık, Çatacık, Türkmen dağları, Arait Dağı, Günyüzü, özellikle Bozan stepleri Alpu Endemiclerin yoğun olduğu bir yer. Bunların sayısı 30’u buldu.

Dünyadaki ülkelere baktığımızda Eskişehir’deki Endemic bitki sayısı çok fazla. Bunun nedeni ne olabilir?
Avrupa ile Türkiye’yi kıyaslarsak, Avrupa kıtasındaki 32 ülkenin bitki sayısı 13 bin türdür. Sadece Anadolu yarımadası bu sayıya yakın tür barındırıyor. Müthiş bir zenginlik. Bizim hoyrat davranışlarımıza rağmen 12 bin tür bitkimiz var. Bunun da üçte biri bize özgüdür. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan 4 bin kadar bitkimiz var. Bu 4 bin türden 240’a yakın Endemic bitki Eskişehir’de yetişiyor. Bunların içerisinde 30 tanesi sadece bizde var. Avrupa ülkelerinde ülke bazında sadece 2-3 tane Endemic tür var. Biz bunları bilim insanları olarak tanıyoruz. Halka da tanıtmaya çalışıyoruz. Halk tanısın ki korusun, bizden sonraki nesillere bıraksınlar. Temel amacımız bu. Bu konuda çeşitli kitaplar çıkartıyoruz. En son Amanos Dağları florasının kitabını yaptık. Geçen sene Bilecik Florasını yaptık. Bu sene de Eskişehir Florasını yaptık. Yılmaz Büyükerşen basmaya söz verdi. Eskişehir’de bulunan 1500-1600 türden oluşan bitkisel biyolojik zenginliklerin tamamını basıp tanıtacağız.
Resim - 10545_2_l.jpg

HALKI BİLİNÇLENDİRMEK LAZIM
Bitkileri keşfettiğiniz bölgelerdeki yöre halkına bitkileri, “Bakın burada bu var, korunması gerekiyor. Çok nadir bulunuyor” diye anlatıyor musunuz?
Bunun avantajları ve dezavanatjları var. Bilgilendirme yapıyoruz. En son Arait dağında keşfettiğimiz tür hakkında halkı bilinçlendirmeye çalıştık. Ama bizim halkımızda bir özellik var, bir yerde yeni bir tür var dediğinizde daha çok ilgi çekiyor ve insanlar acaba bunda ne var diyorlar. Anti kanserojen bir özelliğe sahip mi, şuna mı iyi geliyor, bizden saklanan bir şey mi var diye bu kez bitkiyi yasal olmayan şekillerde koparmaya ve toplamaya başlıyorlar. Bu da bir risk. O türün zaten popülasyonu düşük. Diyelim ki 300 tane bireyi var. Zaten onu bir kere toplamaya kalksan türünü yok edersin. Halkı bilinçlendirmek lazım ama bu bilinçlendirme anaokulundan başlamalı. 60 yaşındaki adama anlatıyorsun, sen arkanı dönünce koruyacakları yerde bitkiyi toplamaya kalkıyorlar. Doğa sevgisini kreşlerden itibaren aşılamak şart ve zorunlu bence. Bu yeni türler Avrupa’nın elinde olsa o kadar çok kullanırlar ki doğa turizminde. Mesela İsveç’te bir bitki var. O endemik bitki tek tür. Bunu o kadar çok turistik amaçlarda kullanmışlar ki, buzdolabı magnetleri yapmışlar, çakmaklara, süs eşyalarına resimlerini yapmışlar ve öyle reklamını yapıyorlar ki, turist çekiyorlar. Bizde dünyanın hiçbir yerinde olmayan 4 bin tür var. Bırakın yararlanmayı tanımıyoruz bile. Anlatmaya çalışıyoruz anlatamıyoruz da.
Resim - 10545_6_l.jpg

Kreşlerde öğretilmeli dediniz ya, siz keşfettiğiniz bölgelerdeki okullarda bu konuda eğitim verdiniz mi hiç?
Biz ilkokullardan itibaren, ortaokullarda ve liselerde bu konuda tanıtım ve bilgilendirme toplantıları yapmaya başladık. En son Günyüzü’nde yaptık. Aslında Türkiye çapında bu bilgilendirmenin yapılması lazım. Biz bunu burada yapıyoruz. Ama bu bilgilendirmeler yetmiyor. Eskişehir’de bin tane okul varsa örnek veriyorum, biz bir tanesine, iki tanesine gittik. Bu tüm ülke çapında bakanlığın veya YÖK’ün teşvikiyle yapılmalı. Başka türlü tanıtılamaz yoksa.

Siz bu konuda bir proje hazırlayıp başvuruda bulundunuz mu?
Bu konuda başvuruda bulunmadık. Belki bu konuda bir proje hazırlamak gerekiyor da ama onların öncülük etmesi lazım. Bildiğim kadarıyla projelendirme yok. Biz elimizden geldiğince bireysel olarak bilinçlendirme yapmaya çalışıyoruz.
Resim - 10545_3_l.jpg

UMARIM DAĞLARDA ÖLÜRÜM
Hocam ben bir de neden bitkileri seçtiğinizi çok merak ediyorum…
ben çocukluğumdan beri dağlarda yetiştim. Ben Antakya’lıyım. Antakya’da dağ yamacında büyüdüm. Çocukluğum ağaçlarda, çiçeklerle, böceklerle geçti. Liseyi bitirdiğimde de biyolog olmak istedim ve oldum. Dağlarda yeni keşifler yapmak, çiçeklerle konuşmak beni çok mutlu ediyor.

Gerçekten çiçeklerle konuşuyor musunuz?
Ben çiçeklerle konuşurum gerçekten. Dağlarda dolaşırken bir çiçekle karşılaşırım, çiçek sanki bana, “Hocam gel bana yakından bak. Ben yeni olabilirim. Benimle biraz daha ilgilen. Bu dünyada ben de varım” diyor sanki bana. Ben de gidip yakından ilgileniyorum, konuşuyorum, hissediyorum onu. 30-35 yıldan beri böyle bir hayat yaşıyorum ve seviyorum bu hayatı. İnsan mesleğini sevmeli yoksa yapamaz. Ben oturarak yapamam. Sürekli kitaplar yazıyorum, dağlarda yeni keşifler yapmak istiyorum. Umarım dağlarda ölürüm. Hani sanatçılar diyor ya ölürsem sahnede olsun diye. Umarım benim sonum da dağlarda olur.

Dünya Türkiye’deki bu bitki çeşitliliğine nasıl bakıyor? Haberleri var mı? Takip ediyorlar mı?
Avrupa bizim bitkilerimizi maalesef bizden daha iyi biliyorlar. Avrupalılar, hatta Ruslar bizden çok daha iyi tanıyor ve değer veriyorlar. 20. Yüzyılın başlarında ingilizler ve İskoçlar bütün bitkilerimizi toplayıp götürmüşler ve onlar isimlendirmişler. 10 ciltlik Türkiye florası üzerine kitap yazmışlar. Bizde Osmanlı’dan günümüze maalesef bilim hiç gelişmemiş. Avrupalıların o konuda bilinçleri çok daha fazla. Bunu ülkemizde 2006 yılında ülkemizin florasını anlattığımız yayınlara başlayan ilk insanlardan biriyim. Biz çok geri kalmışız bu konuda. Gürleyik’e özgü tahminimce dünyanın hiçbir köyünün bitki florasının anlatılmadığı bir kitap yazdık. Sergiler yapmaya çalışıyoruz. Konferanslarımız olacak. Elimizden geldiğince tanıtmaya çalışıyoruz. Bu kitapları ticari kaygılardan uzak beş para almadan yapıyoruz.
Resim - 10545_4_l.jpg

ESKİŞEHİR’DEKİ TÜRLER TEHLİKE ALTINDA
Eskişehir’de 30 tane Endemic bitki var ve hepsinin türleri tehlike altında. Koruyamıyoruz çünkü. Bu kadar hızlı bir şekilde sanayileşme, bilinçsizlik, ağır otlatma sonucu meralarımızın büyük çoğunluğunu kaybettik. Çölleşmeye doğru giden bir ülkemiz var. Eskişehir’in florası Avrupa’daki toplam ülke florasından bile fazla. Bu kadar zenginiz. Bizim bu tahribata dur dememiz lazım.

Resim - 10545_5_l.jpg

Editör: admin admin
PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber YEŞİLTEPE 8 KAT OLMAYACAK Kİ
Sonraki Haber İŞTE DENİZLİ KAFİLESİ

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

OTOMOBİLLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI

1

ÖZEÇOĞLU’DAN DESTEK

2

BUĞRA TAMAM SIRA ONLARDA

3
Reyna Premium