ANA SAYFA > Söyleşi > ESKİŞEHİR’DE BİLİMİN MERKEZİ OLDU

ESKİŞEHİR’DE BİLİMİN MERKEZİ OLDU

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
ESKİŞEHİR’DE BİLİMİN MERKEZİ OLDU

Türk Dünyası Vakfı’nın Eskişehir’e kazandırdığı Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi’nde bulunan Uzay Zaman Noktası’nda yapılan çalışmaları Yrd. Doç Metin Altan’dan dinledik. Bir gözlemevi de bulunan merkezde son bilimsel...

Türk Dünyası Vakfı’nın Eskişehir’e kazandırdığı Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi’nde bulunan Uzay Zaman Noktası’nda yapılan çalışmaları Yrd. Doç Metin Altan’dan dinledik. Bir gözlemevi de bulunan merkezde son bilimsel bilgiler öğrencilere uygulamalı olarak anlatılıyor

Resim - 28185_3_l.jpgTürk Dünyası Vakfı’nın Eskişehir’e kazandırdığı Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Bilim Kültür ve Sanat Merkezi’nde bulunan Uzay Zaman Noktası, Eskişehir’in bilim merkezi gelmiş durumda. Yrd. Doç Metin Altan ile bir araya gelerek Uzay Zaman Noktası’na gittiğimde bu denli kapsamlı bir eğitim verildiğini tahmin etmiyordum. Altan’dan Uzay Zaman Noktası’nda yapılan çalışmaları öğrenince hem çok şaşırdım hem de bilim adına Eskişehir için çok heyecanlandım. Öyle ayaküstü uğranılıp gezilecek bir yer değil. 3 saatinizi ayırmanız gerekiyor. Ama her anına değecek bir deneyim. Çıktığınızda astronomi ve evren bilim adına yepyeni bilgilerle donanmış, yanlış bilgilerden arınmış olarak ayrılıyorsunuz. Saatin uzunluğu da sizi yanıltmasın, çünkü her dakikasında şaşıracağınız şeyler öğreniyorsunuz. Öyle dinleyerek değil, birebir uygulayarak.

Uzay Zaman Noktası’nda neler yapıyorsunuz?
Burada kuramsal fizik kavramlarını somutlaştırıp modüller üzerinde öğrencilerle bilgi paylaşımı yapıyoruz. Bir de Eskişehir’in yaklaşık 30-35 kilometre kuzeyinde gözlem evimiz var. Gözlemevimizde, teleskoplarımızla, uzayı gözlemlediğimiz teleskoplar kurduk. Ben de burada görevliyim. Bu laboratuvarın dünyada eşi benzeri yok. Çünkü biz uyarladık burayı.

Öğrencilerimiz dediniz, kaç yaş gurubu bu öğrenciler?
Öncelikli olarak burada, master, doktora düzeyinde öğrencilerle çalışıyoruz. Burası hakkında en fazla göz önünde bulundurulması gereken nokta, geçerken uğranıp da ne vardı burada diye bakılacak bir yer değil. Çünkü girip de baktığınızda sadece yarım küreler modüller var onlar hiçbir şey ifade etmiyor. Burada profesyonel olarak, kuramsal fiziği yansıtan birisi olup da anlatırsa o zaman bir anlam kazanıyor. O yüzden öğrencilerimiz genelde master doktora ve lisans düzeyinde üniversite öğrencileri. Ama müfredatlarında uzay veya popüler bilimde aktivite olmuş olaylar olmuş olursa, diğer okullar veya halktan insanlar bizden randevu alıp bilgiler edinebiliyor. Mesela kara deliklerle ilgili bir olay oldu geçenlerde. O olayla ilgili toplanıp gelenlere bilgi verdik. Laboratuvarı gezdiler. Burada üst düzey kavramları somutlaştırıp anlattık. Onun haricinde müfredatlarında uzay, gezegenler ve yıldızlar olan konular var. O öğrenciler rektörlüğe müracaat ediyorlar. O öğrencileri belirli sayıda alıyoruz.

Belirli sayınız ne?
Öğrencilerimizi 21 kişi alıyoruz. 21 kişiyi üçe bölüp 7’şerli gruplar halinde arkadaşlarımızla birlikte paylaşıp, sanal sergi, kubbede teleskop gözlemi yaptırıyoruz ben de içerde burayı anlatıyorum. Üç grubu dönüşümlü bir şekilde ağırlıyoruz. Genelde lise düzeyinde öğrenciler ama çok meraklı olurlarsa ortaokul son sınıf öğrencilerini de alıyoruz.
Resim - 28185_2_l.jpgEİNSTEİN’İN İZAFİYET TEORİSİ’NDEN GALAKSİLERE
Burada bazı fiziksel kavramları somutlaştırarak anlatıyoruz dediniz, bunlar nelerdir?
Burada modüller var. Bu modüllerle bazı fiziksel kavramları anlatmak için kullandığımız düzenekler var. Mesela Einstein’in İzafiyet Teorisi’nde kütle çekim etkisinin ivmeli hareketiyle uzaydaki oluşumları anlatıyoruz. Bunları sözlü anlattığınızda havada kalıyor ama görsel olarak anlatıp konuşabiliyoruz. Örneğin bir galaksinin içinde olup da nasıl spiral görmüyoruz? Samanyolu’nun düzeneklerde hangi eksenlerde dönüp bizim bulunduğumuz yeri ne kadar ifade ediyor, bizim bulunduğumuz yerden evren nasıl ifade ediliyor onları anlatmaya çalışıyoruz. Burada her modülün başında bir kamera var. O kameraları kullanarak da anlatıyoruz. Anlatırken de yüzlerce kişi aynı anda internetten dinleyebiliyor. 5 ya da 7 öğrenci ile grup yapabiliyoruz ama aynı anda yüzlerce öğrenci o gruplarla yapılan çalışmayı izleyebiliyor.

Canlı olarak mı?
Canlı olarak da izlenebiliyor, kayıt yaparak da izletebiliyoruz. Bu laboratuvarın en büyük özelliği arttırılmış gerçeklik gözlüklerimiz var. Gözlüğü taktığınız zaman burada duvarlarda bir takım QR kodlar var, gözlüklerden kodları okutturup orası hakkında bilgi edinebiliyorsunuz.
Resim - 28185_3_l.jpg

Resim - 28185_1_l.jpgDOĞA İLE BARIŞIK YAŞAMAYI BİLMİYORUZ
Hocam bir de son dönemde, gezegen hareketlerinin dünyadaki depremleri tetiklediği yönünde iddialar konuldu. Bu konuda siz ne diyorsunuz?
Bunlar palavra. Tektonik hareketlerle gezegenlerin hiçbir alakası yoktur. Kesinlikle emin olabilirsiniz. O kadar fazla bilimsel çalışma var ki. Yer kürenin dinamizmiyle, yer kürenin kütle çekimiyle ve kıtaların hareketleriyle ilişkilidir. Binlerce ışık yılı uzaklıktaki bir gök objesinin buna müdahale etmesi mümkün değil. Mesela kütlesel çekim etkisi bütün gezegenleri yönetiyor değil mi? Mıknatıslanma etkisi daha basit gözükür. Ataç mıknatısa yapışır, iğne mıknatısa yapışır ama bir gezegen dünyayı kendine çekmez ki. Çok zayıftır çünkü. Daha uzaktaki bir gezegen niye çeksin? Mümkün değil. Biz ikimiz zıplayıp vursak, yer küreye Jüpiter’den daha fazla etki yapıyoruz. Yerkürenin bütün dinamizmi kendi içinde dengeli. Küçük hareketler yer kürenin daha da oturması için depremleri tetikliyor. O depremler doğasında vardır işin. Bizim şöyle bir cümleden kaçınmamız lazım, “Deprem insanı öldürür” yok öyle bir şey. Deprem insanı öldürmez. İnsanın kendi hataları öldürür. Binaları yanlış yaparsanız altında kalır ölürsünüz. İnsanın kendi kendine yaptığı bir şey bu. Yaptığımız işin hakkını vermeyerek yapıyoruz. Doğa ile barışık yaşamayı bilmiyoruz. Doğaya baskı yapıp da doğaya hükmetmek yanlış. Biz hala bunu anlamıyoruz. Doğaya saygı duymazsak, doğa bize bütün etkisini gösterir. Mesela solurken bile yüzde 21 oksijeni var doğanın onu soluyoruz. Ama yüzde 78’i azot. Yer kürede azot soluyan canlılar böceklerdir. Yer küre aslında böceklerin. Biz sadece misafiriz.

MARS ARACINI KULLANMAK İSTER MİSİNİZ?
Burada bir robot görüyorum…
Mars üzerinde bir takım çalışmalar yapılıyor. Gezegen araştırmaları çok pahalı. Çünkü yıldızlardan gelen veriler ışık olarak geldiği için analizi yapılabiliyor. Ama gezegenden geldiği için oradan biz pek bir şey elde edemiyoruz. Veri alabilmemiz için ya onun çevresinde yörüngeye oturan bir uydumuzun olması lazım ya da oraya bir robot indirmemiz lazım. Biz de bir robot tasarladık. Bu robotla öğrencilere dünya çapında yapılan çalışmaların kağıttan ya da videolardan öğretmeyelim, onları da okuyup öğrensinler ama minyatürünü yaparak öğretelim dedik. Bu robotumuz sondaj yapmıyor ama sondaj yapma sahnesini anlatırken sondaj mekanizmasını anlatıyoruz. Resim çekme ve resim çekildiği zaman resmin iletilmesi simülasyonlarını yapıyoruz. Öğrenci bu robotla uzayda, gezegenler konusunda dünyada ne tür çalışmalar yapıyorsa, kendisi de küçük çapta uygulayarak yapabiliyor.

Bu robot, NASA’nın tasarladığı robotlar gibi mi?
Robotun benzeri. Marsta G kraterinde olan bir robot. 6 tane tekeri vardır. Tekerleri internet üzerinden yönetiyorsunuz. Resimleri internet üzerinden yönetebilirsiniz. Sınıfta oturup kendinizi laboratuarda gibi hayal edip burada robotu yönlendirerek çalışıyorlar. Gözlem evimizin olduğu yerde robotu kullandığımız bir modülümüz var. Orada bir kabinimiz var ve o kabinimizin içinde G kraterinin aynısı var.  Bu robotu oraya koyuyoruz, daha sonra sınıfta o robotu yönetip, sondaj yaptırıyoruz, resim çektiriyoruz, onun üzerinde konuşuyoruz. Haritada gezdiği yerleri gösteriyor. Artı sondaj yaptığı zaman o koordinattaki jeolojik bilgileri de aktarılıyor. NASA’dakiler nasıl çalışıyorlarsa simülasyonunu yaptırıyoruz.

Burada başka bir şey daha görüyorum ben…
Büyük Patlama (Big Bang) teorisini anlattığımız bir yer de var. Büyük patlama teorisi artık özelliğini kaybetmeye başladı. Yeni yeni teorileri burada canlandırmaya çalışıyoruz. Bu yeni teorileri anlatırken, uzay-zaman genişlemesi, şişmesi gibi arkadan kurguladığımız bir senaryo ile hava pompalayarak, genişlemeyi burada canlandırmaya çalışıyoruz. Buradaki bütün modüller tamamen bizim tasarımımız.
Resim - 28185_5_l.jpg

ASTROLOJİNİN BİLİM OLMADIĞINI DA ANLATIYORUZ
“Örneğin, galaksinin içindeyiz Samanyolunu yuvarlak görürüz. Merkezle uç nokta arası 50 bin ışık yılı. Üçte bir ışık mesafesindeyiz. Buradan baktığımızda sadece bir yer görürsünüz. Oysa Samanyolu spiral bir galaksidir ve spiral kolları vardır. Galaksi eksende dönerken de yıldızları sıkıştırarak yeni yıldızlar oluşturur. Galaksiyi ve galaksideki hareketleri anlatabilmek için modüller kullanıyoruz. Buradaki her bir objenin ne olduğunu, bize neler kattığını, evrendeki yapısını doğasını, bizim nasıl gördüğümüzü çocuklara anlatabiliyoruz. Teleskopta gökyüzündeki objelerin koordinatlarını verip, koordinatlarına gitmelerini istiyoruz. Falların neden gerçek olmadığını, astrolojinin bir bilim olmadığını da öğrencilere anlatıyoruz. Astroloji bilim değildir. Astrolojinin bilim olmadığını tartışmaya gerek yok. Burada kesin noktayı koyuyoruz.”
Resim - 28185_7_l.jpg

PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber Haber Bulunamadı
Sonraki Haber İFTARDA BULUŞTULAR

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

OTOMOBİLLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI

1

ÖZEÇOĞLU’DAN DESTEK

2

BUĞRA TAMAM SIRA ONLARDA

3
Reyna Premium