ANA SAYFA > Söyleşi > GÖREVİMİZ AYRIŞTIRMAK DEĞİL ŞEHRE HİZMET

GÖREVİMİZ AYRIŞTIRMAK DEĞİL ŞEHRE HİZMET

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
GÖREVİMİZ AYRIŞTIRMAK DEĞİL ŞEHRE HİZMET

Eskişehir’de siyasete bakışta bir sorun olduğunu söyleyen Emine Nur Günay, “Benim anlayışımda polemiklere yer yok. Görevimiz şehre hizmet etmek” dedi...

Eskişehir’de siyasete bakışta bir sorun olduğunu söyleyen Emine Nur Günay, “Benim anlayışımda polemiklere yer yok. Görevimiz şehre hizmet etmek” dedi

AK Parti Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay: Eskişehir’de siyasete bakışta bir sorun var. Hakaret eden, polemikçi, ayrıştırıcı sert söylemler olmamalı. Benim anlayışımda polemiklere yer yok. Görevimiz şehre hizmet etmek. Hiçbir siyasi parti ayrımı yapmadan tüm şehre sesleniyorum. Şehrimize ve ülkemize sahip çıkmalıyız

Bir milletvekili olarak Eskişehir siyasetinde farklı bir duruşunuz var. Tartışmalardan uzak kalmanız zaman zaman eleştiri konusu da oldu, ama siz genelde hep “sorunları çözmeyi” ve “uzlaşmacı olmayı” vurguluyorsunuz. Eskişehir siyaseti hakkında ne düşünüyorsunuz? 
Eskişehir’de siyasete bakışta bir sorun olduğunu düşünüyorum. Siyaseti yeni temeller üzerine yapılandırmamız gerektiğine inanıyorum. Yapıcı ve kapsayıcı olmalı, ayrıştırıcı olmamalı ve siyaset etiğine uygun bir tarz benimsenmeli. Yaşamın her alanında bir değişim ve dönüşüme tanık oluyoruz. 10 veya 18 yaşlarımdaki halimi düşünce, şimdiki gençlerden çok farklıydık. Bu değişim ve dönüşüm doğal olarak hayatın içinde var. Ama bu değişimi olumluya götürdüğümüzde birey ve toplum olarak bir kazanım elde edebiliriz. Olumluya mı gidiyor? Ne yazık ki olumluya değil, geriye giden bir siyasi söylem var. Kötü siyasi söylem popüler hale geldi. Siyasi söylemde iki temel unsur olduğuna inanıyorum. Birincisi tarz, diğeri de içerik… Termik santral konusunda olduğu gibi, tarz içeriğin önüne geçti. Neredeyse bir ara içerik konuşulmaz hale geldi. Herkes bir şekilde fikir beyan ediyor. Ama tarzları konuşur hale geliyoruz.

HAKARET OLMAMALI, EMPATİ KURMALIYIZ
“Siyasi söylemlerde hakaret içeren söylemler olmamalı. O zaman daha da sertleşiyor. Kem söz sahibine aittir. Siyasilerin maksadını aşan, devlet liderlerimize hakaret eden sert söylemlere tanık oluyoruz. Polemikler başlıyor. Yine biz içeriği unutuyoruz. Ülkemize, şehrimize daha çok nasıl hizmet edebiliriz. Siyaset de kilitleniyor. Tarz olarak hakaret ve atışmalar yerine, daha anlayışlı, empati kuran kapsayıcı bir siyasi söylem olmalı.”

BENİM ANLAYIŞIMDA POLEMİKLERE YER YOK
“Zaman zaman bana gelen direkt söylemler oluyor. “Şu şöyle konuşuyor, bu böyle konuşuyor, neden bu sözlere cevap vermiyorsunuz” diyorlar. Ben de net şekilde, “Benim siyaset anlayışımda kötü siyasi söylem ve polemikler yoktur” diyorum. Beni de bu şehirde tanıyan tanıdı. Yaptığım işle, hizmet ve içeriği ile anılmak isterim. Bunu yaparken de tarzım budur. Kötü söz sahibine aittir. Bunlara cevap vermeyi hiç uygun bulmuyorum. Polemikçi siyaset tarzına alışmış, bu şekilde kendilerine alan bulacağını zanneden kişilere ve beni bu tarzım nedeniyle eleştirenlere cevabım da şudur. Bernard Shaw’ın bir sözü vardır: “Siyasetçinin aile terbiyesi avam kamarasında konuşmaya başladığı zaman anlaşılır”… Hangi ortamda olursak olalım, aldığımız terbiye içeriğin önüne geçmemeli. Kamuoyundaki, meclisteki konuşmamın, her zaman aldığım terbiye içinde kalmasına gayrete diyorum. Siyasetçilere de önemli bir görev düşüyor. Hele şu anda da Türkiye çok önemli bir dönemden geçiyor. Hiçbir siyasi parti ayrımı yapmadan tüm şehre sesleniyorum. Daha kapsayıcı ve birleştirici bir yaklaşımla hem şehrimize hem de ülkemize sahip çıkmalıyız.”

KAVGA EDİLMESİ ŞEHRİ DAHA DA GERİYOR
“Bizler siyasetçi olarak topluma örnek olmalıyız. Bizler kavga ederken bu toplum çok daha fazla geriliyor. Şehrimiz daha fazla geriliyor. Esas konuşmamız gereken şehrin konularını unutuyoruz. Bu doğru değil. Şehir ortak paydamız ve şehre hizmet edilmeli. Kısır çekişmeler şehir için bir kazanım değil.”

Polemikler reyting almazsa…

Söyledikleriniz ışığında, gündemde bir örnek var. Yeşiltepe’de kat artırımı ile ilgili bir sorun var. Ama aynı partiden iki belediye başkanı bile anlaşamıyor ve sorun büyüyor. Bu örnek de bahsettiğiniz siyaset yaklaşımının Eskişehir’de kronikleştiğini göstermiyor mu?
CHP bazında konuşmayacağım, ama demin ifade ettiğim açıdan bakarsak… Herkes aynı düşünmek zorunda değil. Aynı partide olabiliriz, ama aynı düşünmek zorunda değiliz. AK Parti’de de, CHP’de de, MHP’de de olabilir. Farklı düşünceler zenginliktir. Yeşiltepe bizim bir mahallemiz. Orada bir sorun var. Bunu iletişimle, konuşarak çözmemiz gerekiyor. Farklı partiden belediye başkanları da olabilirdi. Önemli olan, bir mahallemizin refah standartlarını artırmayı konuşmamız. Konunun içeriğini, tarz veya polemik yapılması ikinci plana atıyor. Bu konuda medyaya da önemli görev düştüğüne inanıyorum. Elbette bizleri eleştireceksiniz. Ama genel olarak söylüyorum, keşke bu ayrıştırıcı söylemler, kavgacı yaklaşımlar ikinci plana atılsa da, içerik daha çok konuşulsa… Polemikler reyting almadığı takdirde, biz zaten daha farklı konuları daha sağlıklı konuşur hale geleceğiz. Eskişehir’de tüm siyasi aktörlerle iletişimim var. Burada önemli olan şehir için ne yapabiliriz. Belediye başkanlarımızla görüşüyoruz. En son MHP Genel Başkan Yardımcısı Ruhsar Demirel ile konuştuk yine. Utku Çakırözer ile görüşüyoruz. Zaman zaman Gaye Usluer ile de görüşüyoruz. Siyasetçiler olarak öncülük yapmalıyız. Şu an konjektürel gelişmeler nedeniyle AK Parti ve MHP arasında bir yakınlaşma var. Ülkemizde bir bütünlük içinde nasıl hedeflere taşıyabiliriz. Türkiye zor bir dönemden geçti. 17-25 Aralık’ı yaşadı. 15 Temmuz darbe girişimi… Öncesi ve sonrasındaki ekonomik saldırılar… Bizim bu noktada birleşmemiz, bütünlük içinde hareket etmemiz gerekiyor. Bu her konuda aynı düşüneceğiz anlamına gelmemeli. AK Parti ve MHP de her şeyde aynı düşünmek zorunda değil. Bu gelişmenin de ülkemiz için hayırlı olacağına inanıyorum. Bir varoluş savaşı var ve bu savaşı hep birlikte vermeliyiz.”


TADEM ve EİYAP istihdamı artırıyor

Eskişehir’de Toplum ve Aile Merkezleri (TADEM) ve Eskişehir İlçeleri Yenilikçi Atılım Platformu (EİYAP) projeleriniz uzun süredir başarıyla devam ediyor ve çok konuşuluyor. Bu projelerdeki son durum nedir?
İki yıldır bu projeler odak noktamız. Bir siyasetçi olarak, daha neler yapabiliriz diye bütüncül bir yaklaşımla zaten şehrin ihtiyaçlarını da belirlediğimiz için gündeme aldık. Kapsayıcı büyüme ana hedeflerimizden. Bunu derken şunu kast ediyoruz. Siz ülke olarak çok hızlı büyüyebilirsiniz. Yüzde 5’lerde, 7’lerde büyüyebilirsiniz. Ama bunun toplum içindeki dağılımı nasıl? Ekonomik ve sosyal refahı herkes hissedebiliyor mu? Yıllardır bunun üzerinde çalışan bir siyasetçi olarak şimdi uygulama alanını buldum. Üniversitedeyken de projelerimiz vardı. Kapsayıcı büyümede, özellikle dezavantajlı gruplar olarak tanımladığımız grupların refahtan pay almasını artırmamız gerekli. Bunların içinde kadınlar var. Bir şekilde sosyal ve ekonomik açıdan dezavantajlı, eğitim imkanı bulamamış, geleneksel veya kültürel baskılar nedeniyle üretken olamıyor… Bu tür kadınlarımız var. Genç işsizlerimiz var. Engellilerimiz var. Dolayısıyla üç ana hedefimiz bunlar. Şehrin genel bir resmini çektikten sonra, şehir için ne yapabileceğimi düşündüm. Önce TADEM’leri oluşturduk. Toplum ve Aile Destek Merkezleri… Hedefimiz kadınlar ve genç işsizlerimiz. Öncelikle kadınlarla çalışmaya başladık. 7 ayda 1800’ün üzerinde kadına ulaştık. 4 kişilik bir aile olarak düşündüğünüzde, binlerce kişiye ulaşmış oluyorsunuz. 7 binin üzerinde kişiye… Kadınlara ulaşabildiğinizde tüm aile etkileniyor. Eşi, çocukları, çevresi… Kadınlara özgüvenini kazandırmak, bir yeteneği varsa bunu ekonomik getiriye dönüştürme imkanı sağlamak önemli. Burada sadece beceri sağlanmıyor, mesleki eğitimler de veriliyor. 
Resim - 10024_2_l.jpg

2 BİNE YAKIN KADINA ULAŞILDI
“TADEM’in ilk bir yıllık süreci, birinci faz dediğimiz süreci tamamlandı. 2 bine yakın kadın eğitim almış durumda. Onların içinden eğitimcileri de yetiştirmeye başladık. Şimdi ikinci faza geçiyoruz. İkinci fazdaki amacımız da şu. Bunu kendi kendine sürdürülebilir bir iş modeline dönüştürebilmek. Kendi yetenek ve ilgi alanlarına göre onları kanalize etmek. Kimi kendi işini kurabilir, kimi ortak kooperatif şeklinde bir şeyler yapabilir, kimi eğitici olarak devam edebilir. Çok şeffaf bir mekanizma ile bu sistemi oturtup, TADEM’leri kendi içinde gelir getirici ama tamamen günlük nakit akışını karşılayan bir mekanizma, geri kalanında da katılımcıların ürettikleri ürünlerin pazarlanması ve gelir sağlanması amacıyla çalışıyoruz.”

TADEM VE EİYAP TESCİLLENDİ
“TADEM bir marka olarak tescillendi. İnşallah marka lansmanını güzel bir tanıtımla yapacağız. TADEM markası altında kadınlarımız tamamen şeffaf bir mekanizma ile üretimlerini yapacak. Kendi kendine sürdürülebilir şekilde giden bir sistem oluyor.”

İLÇELERDEN YENİ MARKALAR DOĞUYOR
“EİYAP projesi de aynı şekilde isim olarak tescillendi. O da bir marka oldu. Onun içinde ilçe bazlı çıkan markalarımız var. Ondan da çok güzel sonuçlar alıyoruz. Kapsayıcı büyümenin önemli boyutlarından biri de kırsal kalkınmadır. Ben bir alt başlığına daha iniyorum. O da kırsalda kadınların güçlenmesi… Kırsalda tüm cefayı çeken kadınlarımız. Hem ev işi, hem tarla işi, hem de çocukların sorumluluğu. Onları ulusal, hatta uluslar arası pazarlarla tanıştırma anlamında, TADEM’lerin ilçe bazındaki yapılanmaları da inşallah gündeme gelecek. Kırsalda olabildiğince kadına ulaşmak istiyoruz. 2018’de çalışmalarımız başlıyor.”

Bu iki projeye aslında istihdam yaratma projeleri de diyebilir miyiz?
Kesinlikle. Hedeflerimiz istihdam ve üretim. Örneğin, TADEM’de en son sterilizasyon sertifikalarını dağıttık. İş dünyasından ‘Vasıflı eleman, hatta neredeyse vasıfsız eleman bulamıyoruz’ diyorlar. Öbür tarafta işsiz bir kesim var. Siyasetçi olarak bu iki kesimi bir araya getirmemiz gerekli. Ama bir şekilde örtüşmüyor. Bu da o eksiklikten çıkan bir kurstu.
Resim - 10024_1_l.jpg

Kuşkonmaz Vadisi’nde ihracat artıyor

EİYAP projesinde yatırımcılara nasıl destek oluyorsunuz?
EİYAP projesinin ilk fazında tam gün ilçe ziyaretleri yaptık. Kurumlarla, yetkililerle, işadamlarıyla, kadınlarla, gençlerle bir araya geldim. Bu ilçeden nasıl bir marka çıkabilir, nasıl bir yatırım yapılabilir? Direkt iletişim kurduk. Bir yatırımcı olarak Eskişehir’den bir kişi geldiğinde her zaman kapımız açık. İlgili bakanlıklarımıza ve kurumlara yönlendiriyoruz. Her zaman olumlu sonuçlar çıkmayabilir, ama elimizden geleni yapıyoruz. Bakanlarımız da çok destek oluyor, teşekkür ederim. “Kuşkonmaz Vadisi” de bunun bir örneğidir. Şu anda bir marka olarak kabul edildi ve belli bir düzeye geldi. Katma değeri yüksek bir tarımsal ürün. Çünkü yurtdışında çok pahalı. Üç ülkeye şu anda ihracat yapılıyor. Burada bizim amacımız girişimcilerimize ve yatırımcılarımıza destek olmak. Mümkün olduğunca desteklerden yararlanmalarını sağladık. Kuşkonmazda kapasiteyi büyütüyorlar. İhracat hedefleri artıyor. 2022’ye kadar bir iş planı hazırlamışlar, onları konuştuk. İnşallah orada büyük bir atılım olacak.


Sıradaki projeler uyuşturucuyla mücadele ve mülteci sorunu

Eskişehir için yeni projeleriniz var mı?
İki yeni proje başlatıyoruz. Bunlardan biri uyuşturucu ile mücadele projesi. İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu da Eskişehir’e son ziyaretinde bu konuyu ele aldı ve vurguladı. Hepimiz belki bu konuda hassastık, ama belli bir çatı altında çalışmalara başlanması için vesile oldu. Eskişehir Uyuşturucu ile Mücadele Derneği kuruldu. Uyuşturucu dışında da, alkol ve teknoloji bağımlığı gibi bağımlılıklar var. Sağlıklı toplumlar için bu konularda çalışmalar yapmamız gerekiyor. İnşallah Eskişehir de bu konuda öncü olacak. Şu anda ekiplerimiz sahada Eskişehir için uyuşturucu risk haritası oluşturacak. İki hafta önce İl Emniyet Müdürümüz Engin Dinç’i de ziyaret ettim ve bilgi aldım. Neler yapabileceğimizi konuştuk. Emniyet, eğitim, sağlık gibi ayakları var. Çok güzel bir saha çalışmasıyla birlikte inşallah çok güzel bir rapor sunacağız, çözüm önerileri ile birlikte. Bunu TBMM’de de aktaracağız. Eskişehir maalesef, Türkiye’de uyuşturucu sorunu yaşayan iller arasında ilk 10’da tespit edildi. Bu nedenle şehrimizin önemli bir sorunu.

ESKİŞEHİR’DEKİ MÜLTECİLER İÇİN YENİ PROJE
“Diğer bir konuda mülteciler. Uyuşturucu belki göreceli olarak ön sırada Eskişehir’de, mülteci sorunu ise diğer şehirlere göre geri planda. Olumsuz etkileri Eskişehir’de şu an daha az, ama bir gerçeklik var. Mülteciler şu anda misafirimiz evet. Mümkün olduğunca onları istihdama yöneltmek diğer sorunları da azaltacaktır diye düşünüyoruz. Özellikle de Suriyeliler açısından yaklaşıyoruz. Amacımız özellikle kadınları daha üretken hale getirmek. Kendi ülkelerine gittiklerinde daha donanımlı gitsinler. Ama bir şekilde bu ülkede kalacaklarsa da belli bir entegrasyon gerekiyor. Öyle bir projemiz var Eskişehir özelinde.”

Söyleşinin 1'inci bölümü

GÜNAY’DAN TERMİK SANTRAL ÇAĞRISI

Editör: admin admin
PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber İLDİZ: YA BEN YA ERKAN
Sonraki Haber SÖYLEDİ Mİ?

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

OTOMOBİLLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI

1

ÖZEÇOĞLU’DAN DESTEK

2

BUĞRA TAMAM SIRA ONLARDA

3
Reyna Premium