ANA SAYFA > Söyleşi > HAYATINI KİTABA DÖKTÜ

HAYATINI KİTABA DÖKTÜ

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
HAYATINI KİTABA DÖKTÜ

Faruk Tolga Özdemir, “Palyaçoluk yapmaya bir başladım, insanlar bana dertlerini açmaya başladı, sırlarını vermeye başladı, çocuklar beni görünce koşup sarıldı çok hoşuma gitti. Onlarla mutlu olup onlarla üzüldüm. Yüzümde boyalarla çok...

Faruk Tolga Özdemir,  “Palyaçoluk yapmaya bir başladım, insanlar bana dertlerini açmaya başladı, sırlarını vermeye başladı, çocuklar beni görünce koşup sarıldı çok hoşuma gitti. Onlarla mutlu olup onlarla üzüldüm. Yüzümde boyalarla çok ağlamışlığım var” dedi

Palyaço, yazar Faruk Tolga Özdemir, küçük yaşlarda ailesi tarafından terk edildi. Yetiştirme yurtlarında büyüdü. Yurttan sonra sokaklarda yaşadı, madde bağımlısı oldu. Daha sonra hayatında bir kırılma noktası yaşayıp, kötü gidişe dur diyerek, yeni bir yaşam seçmiş kendine. Palyaçolukla başladığı yaşam sürecini şu sıralar yazdığı kitapla sürdürüyor. “Aşk mı Para mı” adını verdiği kitabında hayat hikayesini anlatmış. Kitabında kendi yaşamından örnekler sunarken başka yaşamlara da fark katıyor hikayesi…

Kitabınız bir nevi günce gibi… Aşk mı, Para mı?
Sembol. Kadınların en çok konuşmuş olduğu konu hangi ortama giderseniz gidin aşktır. Erkeklerin kafasında da para vardır. Maddi gücü elinde tutabilme, güçlenme, gücü elinde tutma. Kariyer, maddi özgürlüğü elinize almanız demektir. Maddi özgürlüğü elinize alınca konfor geliyor. Konfor ne içindir? Kendi amaçların için, hayatına aldığın ya da alacağın erkek veya kadın için, dünyaya getireceğin çocukların için ileriye dönük güzel bir yaşam. Hepsi birbirine zincirin halkası gibi bağlı.

Resim - 16443_1_l.jpg

YOKLUK VARLIĞI GÖSTERİYOR
Kitabı yazış amacınız neydi?
Kendimce derin bir boşlukta olan bir insanım hala. Bu boşluklarım bana bazı şeyleri görebilme, hissedebilme, anlayabilme duygularımı yoğunlaştırıyor. Bu eksiklikler kaleme dökülüyor. İnsanların çoğunun şu an annesi vardır, babası vardır, hayattadır. Güzel güzel veya limoni giden yaşamları vardır ama biri yok olduğunda onun değerini anlamaya çalışır. Çünkü yokluk varlığı, kalitesini ve değerini bildirir. Vardı ama artık yok, keşke var olsa dersiniz yitirince. O yüzden bazı insanlar elindeki olanın değerini biliyormuşçasına yaşıyorlar. Aslında bilmiyorlar. Manavcının bir sürü portakalı, mandalinası vardır ama canı çekmez. Çünkü elinin altında. Başka bir işte çalışan bir insan manavın önünden geçerken bakar o tezgâha ve der ki, “akşama bundan mı alsam” canı çekiyor, yok çünkü. Yokluk ve acı insanın görebilme kadrajını netleştiriyor. Fluluktan çıkartıyor seni. İnsan mutluluk kaynağına çok yalan söyleyebiliyor, vermiş olduğu sözleri tutamayabiliyor ama acı kaynağına girdiğinde her şeyini net yaşamaya çalışıyor. Ben de bunu açıklamaya çalıştım. Şu an içinde bulunduğun durum buysa bu durumu daha da çoğalt.

Biraz yaşamınızdan da bahsetmek istiyorum. Kitabınızda hep yaşantınızı anlatıyorsunuz, bahsetmişsiniz ama ben kitabınızı okumayanlar için sormak istiyorum. Ne tür acılar yaşadınız? Hatırladığınız ilk acınız neydi?
Erkek çocuğu olarak, her insan ana rahminden doğduğunda anne sütü içer, anne göğsüne tutunur. İlk aldığı besin, sevgi ve güvence odur. Ondan sonra babanın kanatlarına tutunur. 0-6 yaş erkek çocuğu ilk önce annesine, 0-6 yaş kız çocuğu da ilk önce babasına âşık olur. Benim eksikliğim ana rahminden çıktığımda o duyguları yaşayamam. İlk aldığım acı darbe ailesizlik. İkincisi küçük yaşlarda tecavüz edilmek istendim.

Kitabınızda da bahsetmiştiniz üstü kapalı olarak…
Evet, ama orada sadece bir tanesini anlattım. Üç kez başıma geldi. İlkinde 7-8 yaşlarındaydım. İkinci ve üçüncüsünde 16 yaşlarındaydım. Şükür ki ulaşamadılar. Sokak âleminde potadan döndük derler ya aynen öyle oldu. İlk psikolojik kırılma noktamı orada yaşadım. Daha sonra yurda verildiğimde yurtta benim gibi çocukların çok zulüm görmesi, işkenceye maruz kalmasını ben de dâhil olmak üzere yaşadım.

Resim - 16443_2_l.jpgKAÇIŞ NOKTASIYDI
Yurttan ayrıldıktan sonra zorluklar peşinizi bırakmamış. Öyle ki madde bağımlılığı da oluşmuş sizde…
16 yaşında başladım. 4 yurt arkadaşıyla, yurttayken başladık. Normalde kullandığımız madde halisülasyonlar gösteriyordu ama bende bir kaçış noktası, dinlenme alanı olmuştu o zamanlar. Her üzüldüğümde ona sarıldım. Bağımlısı olmuşum öyle olunca farkında olmadan. Daha sonra yurttan ayrılınca sokak aleminde sokak insanlarıyla tanıştım. Her türlü madde kullanımı vardı. Kötüleri de var iyileri de vardı. Herkesle arkadaşlık kurabiliyordum. Sokakta, bankta, cami avlusunda, tren garlarında yatıyordum. Çeşit çeşit arkadaşlarım oluyordu. Ölümle her zaman burun burunaydım zaten. Arkadaşlarım öldürülüyordu, bıçaklanıyordu, onlar da başka birilerini bıçaklıyordu. Bu aksiyonun içindeydim. Bir fiil böyle gitti hayatım.

Şimdi madde bağımlısı mısınız?
11 yıldır sigara dâhil hiçbir şey kullanmıyorum. Gördüm ki, sonu yok. Sonu belli, cezaevi ya da mezar… Ben ilk önce arkadaşlarımı terk ettim. Sonra gerçekten hayatı yaşamayı seven ondan zevk almaya çalışan, aileleri olan, hayata bakış açıları farklı olan insanlarla arkadaşlık edinmeye başladım. Ortam değişince fikirler değişmeye, fikirler değişince de güçlenmeye başladım. Biraz da inanç önde gitti. Şimdi çok mutluyum. Ama hala şu an uçurumun kıyılarında geziyorum. Tam ortada hayatımın merkezinde değilim. Büyük konuşmak istemiyorum ama düşme ihtimalim var tekrardan. Şu an kendi ekmeğimi kazanıyorum ama dünya gözüyle bakarsanız ne bir arabam, ne bir evim, ne bankada birikmiş bir param ne de bir ailem var. Bir buhran geçirsem o buhran beni tekrar oraya iter mi yoksa ben bunu yaşayıp tecrübe edindim bir daha o yoldan gitmem der miyim, bunun cevabını tam veremem.

O uçurumdan da bir kere düştünüz. Amiyane tabirle dibin dibini gördünüz ve yaşamınıza son vermek istediniz. Sonra kendi deyiminizle, “Her katil cinayet mahalline geri döner ben de oraya geri döndüm” demişsiniz. Oraya gittiğinizde neler hissettiniz?
Evet. Oraya gittiğimde ilk o gecedeki kroniklikte değildim. Hangi konum, kim, ne bir daha beni buraya getirirse inadına gülümseyip geri döneceğim. Kendimi seveceğim. İnsanları affedeceğim ve inancıma sarılacağım dedim.

Bir aile ortamında büyümüş olup, okuma şansınız olsaydı hangi mesleği seçerdiniz?
Psikiyatrist olmak isterdim. İnsanlara bir şeyler verebilmek ve katabilmek isterdim.

Kitabınızda gençler için de çok örnek alınacak bölümler var. Hatta bir bölümde, “İyiler de var kötüler de. İyi arkadaşlar edinmek isterseniz iyiler, kötü arkadaş edinmek isterseniz kötüleri seçersiniz” diye…
Evet, bu dünyada iyi insanlarda var kötü insanlar da. Gideceğiniz yol, edindiğiniz arkadaşlar sizin seçimlerinizdir. Ben kitabında da bahsettim mesela ve orada, ‘Kimseyi suçlamıyorum. Onlar benim seçimlerimdi’ diye. 

Resim - 16443_3_l.jpg

İLK DEFA ANNE YEMEĞİ YEDİM
Uzun yıllar sonra anneniz ve kız kardeşinizle karşılaştınız. Ne yaptınız annenizi ilk gördüğünüzde? Neden beni bıraktın diye sordunuz mu?
Karşı karşıya gelince önce iki ayağından öptüm. Sonra sarıldım. İlk defa anne yemeği yedim, ilk defa ağlaştık. Kız kardeşimle sabaha kadar film izledik. 7 gün beraber olduk. Hiçbir şey sormadım. Gittiklerinde beni resetleyeceklerini, yeniden unutacaklarını hissettim ki öyle de oldu.  Annelik içgüdüsünü bana karşı yitirdiğini gördüm. 3 yıl oldu karşılaşalı, o günden bu güne hiç daha aramadılar ve mesajlarıma dönmediler. İstenmeyen kalpte yer almaya çalışmak ahmaklıktır. O yüzden üzerinde durmadım. Ne yapabilirdim ki…

Kitabınızı yazmadan önce Palyaçoluk yapıyordunuz. O süreç nasıl gelişti?
Bir arkadaşım palyaçoluk yapsana dedi. Önce irkildim. Çok esprili bir adamdım ama asosyaldim. Palyaçoluk yapmaya bir başladım, insanlar bana dertlerini açmaya başladı, sırlarını vermeye başladı, çocuklar beni görünce koşup sarıldı çok hoşuma gitti. Onlarla mutlu olup onlarla üzüldüm. Yüzümde boyalarla çok ağlamışlığım var. Kendimdeki potansiyeli gördüm. Algı ve empati yeteneğim aşırı yükseldi. İnsanların sorunlarını, mutlu olacağı şeyleri ve olmak isteyip olamayacağı şeyleri anlatan insanlar oldu. Bunları bir çarpıştırdım. Sorular haline getirdim ve kitabımda da bunları sordum.

Kitabınızı kendi çabanızla yazıp, bastırdınız ve kendiniz şehir şehir dolaşarak satıyorsunuz. İnsanların tepkileri nasıl?
İnsanlar başta şaşırıyor. Sonra göz gezdirince ve onlarla muhabbet edince çok dikkatlerini çekiyor. Numaramı isteyenleroluyor. Kitabı okuduklarında da bana hem telefonumdan hem de sosyal medya hesaplarımdan ulaşıp düşüncelerini söylüyorlar.

Kitabınızın sonunda, “Almış olduğunuz ilk nefesle son nefes arasındaki fark ve benzerlik nedir” gibisine bir sorunuz vardı. Sizin için nedir?
Benim için ikisi de başlangıçtır. Aldık, vereceğiz ve tekrar alacağız…

Editör: admin admin
PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber GENÇ ÇİFTÇİ DESTEĞİ HAYATINI DEĞİŞTİRDİ
Sonraki Haber FİLİSTİN İLE KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

OTOMOBİLLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI

1

ÖZEÇOĞLU’DAN DESTEK

2

BUĞRA TAMAM SIRA ONLARDA

3
Reyna Premium