ANA SAYFA > Söyleşi > KADIN İYİ OLURSA ÇOCUK DA İYİ OLUR

KADIN İYİ OLURSA ÇOCUK DA İYİ OLUR

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
KADIN İYİ OLURSA ÇOCUK DA İYİ OLUR

Yazar İlknur ışık, kadın öykülerini anlattığı ‘Nazende Serviler’ kitabından bahsederken, “Kadın iyi olursa çocuklar da iyi olur. Katilleri de yetiştiren de bir anne; bilim adamlarını, Atatürk’ü yetiştiren de bir anne. Hepsine dokunan bir kadın var”...

Yazar İlknur ışık, kadın öykülerini anlattığı ‘Nazende Serviler’ kitabından bahsederken, “Kadın iyi olursa çocuklar da iyi olur. Katilleri de yetiştiren de bir anne; bilim adamlarını, Atatürk’ü yetiştiren de bir anne. Hepsine dokunan bir kadın var” dedi

İlknur Işık, inanılmaz bir okuma sevdalısı. Bir o kadar da yazma sevdalısı. Çocukluğundan bu yana kadınları ve çevresini sürekli gözlemlemiş ve hemşirelik yaptığı dönemde karşılaştığı kadın hikayelerini, düşünceleriyle birleştirerek, emekli olduktan sonra ‘Nazende Serviler’ adlı kitabını yazmış. Öykülerin bizden olmasının yanında sürekli de bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ve artık kendisi için, biriktirdikleri için değil, toplum için bir şeyler yapmak için projelere başlamış.

Resim - 12601_1_l.jpgKİTAP OKUMANIZ YAZMANIZ BEKLENMİYOR
İlknur Hanım sizi biraz tanıyalım?
Hemşire emeklisiyim. Bir dönem öğretmenlik yaptım. Marmara Üniversitesi mezunuyum.  Özel bir sağlık meslek lisesinde öğretmen olarak devam ediyorum. Çalıştığım yayınevinde de editörlük yapıyorum. Sağlıkla ilgili kitaplara da danışmanlık yapıyorum.

Yazmaya nasıl başladınız?
Okuma yazmayı öğrendiğim andan itibaren bir şeyler yazıyorum. Aslında bunlar karalama şeklindeydi. İnsanların hatıra defteri, günlüğü olur ya, hep o tarzda yazılarım vardı. Tabi ilk yazdığım şeyler çok anlamlı değildi. İlkokul seviyesindeydi. Ortaokulda edebiyat öğretmenimin verdiği bir yazılarımı çok beğenmişti. Bende o cesaretle karaladıklarımı göstermiştim ve öğretmenim yazmaya devam etmem gerektiğini söylemişti.  Ben köyde büyüdüm. Orada ev iş yapmanız, çeyiz hazırlamanız bekleniyor. Kitap okumanız beklenmiyor, yazmanız asla beklenmiyor. Öykülerimde de rahatsız olduğum konuları serpiştiriyorum o da benim için ayrı bir motivasyon kaynağı oluyor. İçimi dökmüş oluyorum. Edebiyatı çok sevdiğim için lise yıllarında duvar gazeteleri çıkarmıştım. Toplama yazılarla gazeteyi çıkarıyordum. Sonra neden bende yazmıyorum dedim ve her hafta orada bir yazı yazmaya başladım.  Şiirler yazmaya başladım.  Haliyle o yaşlarda farklı duygular yaşıyorsunuz, aşık oluyorsunuz. Tabii ben şiirlerimi hiç kimseye göstermek istemedim. Yine beni çözecekler, o anki ruh halimi anlayacaklar diye endişe ettim. Sonra lise sonlarına doğru şiire ziyade roman yazmayı denedim. Hikaye hayata çok yakın bizim çevremizden, yazan insanların en büyük farkı biz hayata çok detaylı bakıyoruz. Karşımıza çıkan karakterleri, bir ressamın tabloyu gözünde netleştirmesi gibi örneğin sizin saç renginizi, mimiklerinizi not alacağım ve bir hikâyem de sizde geçeceksiniz. Ya da yürüyüşe çıktığımda etrafa baka baka yürümeyi severim. Onları da not alırım. Hikâyeler birikti. Marmara Üniversitesi’ne gittim ailemin durumu çok iyi olmadığı için gece nöbeti tutup gündüz üniversiteye gitmek zorundaydım. O dönemde ara vermek zorunda kaldım. Daha sonra çocuk telaşları oldu.  Asker eşiyim, il il dolaştık. Her ilde yeni bir düzen kurmaya çalışıyorsunuz, kendinizi ispat etmeye çalışıyorsunuz. Zor bir süreç Mesela kızımın doğduğu hafta ona gelin olacağı gün söyleyeceklerimi yazdım. Çünkü çok duygulanmıştım.  Her dönem için yazacaklarım oldu açıkçası sonrada yavaş yavaş çocuklar büyüyüp kendi düzenlerini kurunca sizin kendinize vaktiniz kalmaya başlıyor ve kendi içinize kapanıyor, kendinizi sorguluyorsunuz. Kendin için ne yaptın? Evet, ailem için birçok şey yaptım. Eşim için yaptım, çocuklarımı yetiştirmek için yaptım, çalıştığım kurumlar için çok şey yaptım ama kendim için ne yaptım? Hayata dair ne planım vardı neyi gerçekleştirdim? İyi bir eğitimdi bunu elimden geldiğince gerçekleştirdim. İyi bir yuva kurabilmekti onu da yaptım ama bunun dışında kendime özel hiçbir şey yapmadığımı fark edince birden bire endişe kapıldım. Yazar olmak istiyordum, hayalim buydu.

Bu süreçte ödüllerde aldınız tabii…
Evet, aldığım ödüller de beni motive etmeye başladı. Daha üniversitede okurken bir marş bestelemiştim İstanbul ve Türkiye’de birincilik aldı ve hemşirelik marşı olarak bestelendi. O bana bir ümit verdi. Çalıştığım hastanede öykü yarışmalarına katılmak ümit verdi. Çalıştığım sendikanın bir anı yarışmasına katıldım ve oradan Türkiye birinciliği gelince jüride beni destekledi.  İlk defa gerçek ve böyle ele alınmış bir hikaye geldi ve içinde iki hemşirenin hikayesi var aslında o hoşlarına gidince bende yazarlık konusunda bir adım atmam gerektiğine karar verdim.

Resim - 12601_2_l.jpgNİYE KADIN HEP KENDİNDEN VAZGEÇİYOR
Neden hep kadın? 
Dünya kadınlarla güzel. Ben kadını toprakla özleştiriyorum.  Hava yaşamak için gerekli ama sadece koklayabiliyoruz.  Su vücudumuz için gerekli ama toprak çok farklı, toprağa kötü de davransanız size güzel dönüyor, iyi de davransanız güzel dönüyor. Biz toprağı ne kadar zehirliyoruz, çöplerimizi, atıklarımızı atıyoruz. Toprağın bağrından ağaçları söküyoruz ama her bahar toprak çiçek açıyor. Küçücük bir tohum veriyoruz o bize dal dal meyve veriyor. Kadın da böyle. Kadın doğduğu andan itibaren bir misyonu yükleniyor.  Hep kendinden vazgeçiyor kadın, niye? Hayatı daha güzelleştirmek başka insanların hayatlarını güzelleştirmek adına. Kadın çok önemli. Kadın iyi olursa çocuklar da iyi olur. Şu anda katilleri de yetiştiren de bir anne; bilim adamlarını, Atatürk’ü yetiştiren de bir anne.  Hepsinin arkasına dokunan bir kadın var.  Hep kadına yatırım yapmalıyız. Kadınlar üzerinde oynanan büyük bir oyun olduğunu düşünüyorum. Nedense her türlü politika kadının üzerinde dönüyor. Hep bizim bedenlerimiz üzerine dönüyor.

KIZLARA MUTFAK TAKIMI, ERKEĞE DOKTOR SETİ
Kadına ayrımcılık hakkında da öyküleriniz var.
Evet, doğumdan itibaren kodlanmaya başlanıyoruz. Cicili bicili elbiselerle giydiriliyoruz neden rahat edeceğimiz şeyler giydirilmiyor ki? Kadın süslenmelidir mesajı veriliyor bize. Oyuncak alırken önümüze hep mutfak takımları, bebekler konuyor.  Bir avukat seti yok, doktor setlerinde genelde erkek modeli var. Savaşlarda da hep erkek modeli var. Aslında savaşlarda da kadınlar olmak zorunda o zaman oyunlarda sadece kazanmak üzerine değil en az zarar vermek üzerine olabilir. Neden cübbe giyen, doktor önlüğü giyen bir kadın yok?  Kodlanıyoruz. Fakat bizi dar kalıplara sokan zihniyet yeri geliyor evleniyor,  eşini erkek doktora emanet etmek istemiyor o zaman onun emanet edeceği doktor nasıl yetişecek?  Hem bir bayanın hizmetinden faydalanmak isteyen zihniyet aynı zamanda toplumun hiçbir alanında da olmamasını da istiyor fakat bu ikisinin olması mümkün değil bir yerde bir hata var ve bu hatayı kıracak olan yine biziz. Çocuklarımızı iyi yetiştirerek bunu yapmalıyız.

İKİNCİ KİTAP ÇOCUKLARA YÖNELİK
Bundan sonraki hedefleriniz nedir?
İkinci hikâye kitabım ve öykülerim hazır, yine kadının ön planda olduğu öyküler. Bir de birinci kitabımdan okuyucu dönüşlerine yer verdim. Bazı eleştirilerde bulundular eleştirilerden çoğunluğu olumlu ve yapıcı. İnsanlar net ve olumlu sonuçlar istiyor.  O yüzden ilk kitabımda birkaç hikâyemi ikinci devam kitabımda yazmayı düşünüyorum. İkisini daha netleştireceğim. Bu kitabım hazır ancak şuanda bastırmayı düşünmüyorum. Çünkü neyi fark ettim? Benim yazdığım hikâyeler hedeflediğim grup 16 yaştan sonsuz yaş grubuna kadardı ama benim yaş gruplarım daha mutlu oldular gibi geldi. Hâlbuki ben topluma bir mesaj vermek istiyorsam gençleri ve çocukları da ele almam gerekiyor. Çünkü bir lisede öğretmenlik yapıyorum. İlkokul dönemi de verilmemiş şeyleri sonradan değiştirmek çok zor oluyor benim öğretmen olarak fark ettiğim sıkıntılar var. Anne olarak da bencil bir neslin yetiştiğini fark ediyorum. Hep ben merkezli, benim istediğim ve sorumluluk almayan, olumsuz bir şeyle karşılaştığında hep karşı tarafı suçlayan bir nesil var. Etrafa karşı çok duyarsızlar diye düşünüyorum. Ormanların, suyun yok oluşunun farkında değiller Engelli insanların sayısı çok arttı. Engellilerle yaşama kültürüne de çok uzaklar. İlkokuldan başlayarak o arkadaşlarını dışlayabiliyorlar. Hâlbuki şöyle düşünün ben küçük bir yaş grubuna inebilirsem, anasınıfındaki bir çocuk benim hikaye kitabımı okursa o yaşta kafasında bir şey şekillendirebilirsem belki daha farklı bir birey olacak ve topluma daha çok katkısı olacak diye düşündüm ve ikinci kitabım çocuk kitabı olarak çıkacak. İlkokul üç ve sekizinci sınıfın sonuna kadar bir grubu ele aldım. Engellilerle ilgili bir dergide de gönüllü olarak editörlük yapmaya başlayacağım. Onun içinde GÖRSEM’de gözlemler yapıyorum.  İçlerinden birinin hayali yazar olmakmış ona söz verdim yaz döneminde kitap üzerine çalışmalar yapacağız.
Resim - 12601_3_l.jpg

Kitabınızın önsözünde bir cümle var, “Okuma aşkları onlara hayallerini hediye etmiştir” diye. Hayallere ulaşmanın yolu okumaktan mı geçiyor?
Biz eğer bir şarkıcı, solist olsak da okumadan popüler olmak mümkün ama kalıcı olmak için okumamız gerekiyor. Gemi kaptanı mı olmak istiyoruz, onun için de okumak gerekiyor. Çünkü okumadan gerçekleştirdiğinizde hayalinizin devamını yapmak çok zor, karşınızda size hayran olan hedef kitleyi hayal kırıklığına da uğratmamanız gerekiyor.

Kütüphane projeniz de var.
İlkokula başladım, okumayı öğrendim ancak kütüphanemiz çok kısıtlıydı. İki ayda tüm kitapları bitirip ağlamıştım. Neden benim hiç kitabım yok diye. Öğretmen, memleketine gidip geldikçe bana kitaplar getirmişti. O gün demiştim ben bir gün mutlaka üniversiteyi bitireceğim, iyi bir meslek sahibi olacağım ve okuyan öğrencilere yardım edeceğim bir gün bende bir köy ya da ilçe okuluna okumak isteyip kitabı olmayan çocuklara kütüphane açmayı istemiştim. İlk kitabım yayımlandıktan sonra hemen o projeyi hayata geçireyim dedim ve sosyal medya üzerinden arkadaşlarıma paylaşımda bulundum. Çok güzel destekler, kitaplar geldi. Kütüphane açmak için belli bir kitap sayısı gerekiyormuş. Kısa vadede mutlu olmayı seviyorum.

Editör: admin admin
PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber DEV ADAMLAR LİDER KARSISINDA
Sonraki Haber FİTNESS BİSİKLETİ SÜREREK KAZANDILAR

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

OTOMOBİLLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI

1

ÖZEÇOĞLU’DAN DESTEK

2

BUĞRA TAMAM SIRA ONLARDA

3
Reyna Premium