ANA SAYFA > Söyleşi > MESAFELER MÜZİĞE ENGEL DEĞİL

MESAFELER MÜZİĞE ENGEL DEĞİL

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
MESAFELER MÜZİĞE ENGEL DEĞİL

Temelleri Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda atılan Nemeth Quartet’ı oluşturan dört muhteşem kadın, aradan yıllar geçse de, farklı şehirlere gitseler de başarıdan başarıya koşmaya devam ediyor...

Bircan Deniz Savcı

 Nemeth Quartet, dört muhteşem kadının bir araya gelmesiyle kurulan muhteşem bir grup. Lise dönemlerinde kurdukları grubu, araya giren yurt dışı eğitimleri ve farklı şehirler ve farklı ülkelere rağmen dimdik ve daha kararlı bir şekilde ayakta tutup, gerek yurt dışında gerekse Türkiye’de adını altın harflerle kazıdı. Bu dört kadın halen daha farklı şehirlerde yaşıyorlar ve buna rağmen çalışmalarına hızla devam ediyorlar. Dilerseniz Öykülerini bu muhteşem dört kadından dinleyelim…

YOLUMUZA KAYBETTİĞİMİZ HOCALARIMIZIN SOYADIYLA DEVAM ETMEK İSTEDİK

Sizleri kısaca tanıyalım istiyorum..

Resim - 2506_3_l.jpgGülen Ege Serter: Merhaba, kendimi anlatmaya şöyle başlayayım. Dünyaya bir daha gelsem bir daha bu iş yapmak isterdim. İlk sebep işimi çok sevmem tabii ki ama başka bir neden de bu işi bu kadar sevebilecek imkânlara sahip bir eğitim ve iş hayatım olması.  Bu imkânların başında yaşadığım şehre konservatuvar açılması, ailemin, sevgili annemin beni sonuna kadar desteklemesi, evlendikten sonra eşimin sonsuz desteğidir. Ben de olanakları şöyle değerlendirdim 9 yaşında konservatuvara başladım. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nı bitirdim. Lisansüstü eğitimimi Moskova Çaykovski Konservatuvarı'nda  tamamladım. 27 yaşında doçent, 33 yaşında profesör unvanlarını aldım. Şimdi çok sevdiğim işi en iyi arkadaşlarımla beraber Nemeth Quartet olarak yapabiliyorum. Sahnede solo olarak ya da orkestra üyesi olarak da yer alıyorum. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda çok tatlı öğrencilerim var ve çok derin bağlarım olan sevgili mezunlarım var. 

Şeniz Aybulus: Grubun ikinci keman üyesiyim. 2002 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nden Doç. Ezgi Gönlüm Yalçın’ın sınıfından mezun oldum ve altı yıllık eğitimim için Moskova Çaykovski Konservatuvarı’na gittim. Oranın disiplini, zorlu şartları ve kültürel yaşamı beni her yönden çok geliştirdi. Moskova’dan döndükten sonra birikimlerimi öğrencilerle paylaşmak için Bursa Uludağ Üniversitesi’nde ders vermeye başladım. 2012 yılından itibaren Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda öğretim görevlisi olarak çalışıyorum. Ayrıca değerli Keman Sanatçısı Prof. Dr. Cihat Aşkın’ın kurduğu CAKA projesinin yaz ve kış okullarında eğitim veriyorum. Aynı zamanda yurt içinde ve yurt dışında solo konserler devam ediyor. Özellikle değerli eşim, piyanist Gökhan Aybulus ile hem solo, hem de oda müziğinde birlikte çalmak benim için büyük bir keyif. 2013 yılından itibaren de Nemeth Quartet ile birlikte oda müziği yapıyorum. Aynı zamanda Prof. Dr. Cihat Aşkın ile doktora çalışmalarım sürüyor.

Elena Ünaldı: Merhaba, grubun viyolacısıyım, Sibirya’da doğdum. Müzik eğitimine 5 yaşında, doğduğum şehirde keman ve piyano ile başladım. Müzikle uğraşmaya pek istekli değildim, hep annemin ısrarı ile çalışıyordum. Fakat yıllar geçtikçe annemin ve öğretmenimin emeği boşa gitmedi ve konserler vermeye başladım. Bundan dolayı benim de müziğe merakım oluştu. 2000 yılında Sibirya’nın kültür merkezi olan Novosibirsk şehrinde bir okulda okumaya hak kazandım. Vücut yapısından dolayı viyola enstrümanı tavsiye edildi ve viyola eğitimim başladı. 2014’te Moskova’nın en prestijli müzik okullarından biri olan Gnessin Müzik Koleji’nde okumaya hak kazandım. Okulu bitirdikten sonra 2017’de Moskova Çaykovski Devlet Konservatuvarı’nda okumaya başladım. Rusya’daki ve yurt dışındaki birçok önemli salonlarda orkestra ve oda müziği konserleri verdim. 2011 yılında piyanist Özgür Ünaldı ile evlenip Türkiye’ye yerleşmeye karar verdim. Nemeth Quartet dışında bazı viyola-piyano konser projelerim de var, aynı zamanda Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarında öğretim görevlisi olarak çalışıyorum ve doktora öğrencisi olarak akademik kariyerimi Prof. Görkem Çalgan ile sürdürüyorum.

 Mutlu V. Kocaili: Merhabalar, ben grubun çellisti Mutlu Varlık Kocaili. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan mezunum. Gülen’le sınıf arkadaşıyız. Şeniz’le de okul arkadaşıyız. Viyolonsel çalışmalarıma Katalin Nemeth işe başladım. Vefatlarının ardından Melih Kara ile çalışmalarımı sürdürdüm. Mezun olduğum yıl kendi okulumda göreve başladım. O yıl Rusya’dan gelen çellist Yuri Semenov ile yüksek lisans yaptım. Daha sonra eşim Bursa Senfoni Orkestrası'da vurmalı sazlar sanatçısı olduğu için evlilik nedeni ile Bursa Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na geçiş yaptım. 4 yaşında iki oğlum, yani ikizlerim var. Bir yandan onlar büyüyor, bir yandan öğrencilerim, bir yandan konserler ve bir yandan da Prof. Ozan Tunca ile doktora çalışmaları devam ediyor.

Resim - 2506_4_l.jpg

1995 yılında Nemeth Quartet’i kurdunuz. Kuruluş öykünüzü ve neden adınızın Nemeth Quartet olduğunu merak ediyorum…

Gülen Ege Serter: 1995 yılında biz henüz lise öğrencileriydik. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda öğrenim görüyorduk. Burada bizi enstrüman çalmaya başlatan hocalarımız Katalin ve Istvan Nemeth ile aynı zamanda oda müziği de çalışıyorduk.  Ne yazık ki 1995 yılının Mart ayında Katalin ve Istvan hocamızı, üniversitenin önünde bir kamyonun kırmızı ışıkta geçerek arabalarına çarpmasıyla gerçekleşen trafik kazasında kaybettik. 20 Mart günü hocalarımız bizim oda müziği dersimize gelirken oldu bu kaza.  Biz de yolumuza onların soyadı ile devam etmek istedik ve Nemeth Quartet adını aldık.

YOLLARIMIZ YILLAR ÖNCE BİRLEŞTİ
Hepiniz farklı şehirlerde yaşıyorsunuz. Bir araya gelme fikri nasıl gelişti?

Şeniz Aybulus: Aslında farklı şehirlerde yaşıyoruz. Fakat yıllar önce hepimizin yolu bir noktada birleşti. Gülen, Mutlu ve ben Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda birlikte okuduk. Lena ile Moskova Çaykovski Konservatuvarı’nda aynı dönem birlikteydik. Herkes Türkiye’de yaşamaya başladığında Lena ve Mutlu aynı kurumda, Uludağ Üniversitesi’nde çalışmaya başladı. Gülen ve ben de öğrencisi olduğumuz okula yıllar sonra bu kez öğrenci yetiştirmek için geri döndük. Hepimizin aklında oda müziği yapma fikri vardı. Bu kadar tesadüfü kaçırmayalım dedik ve bu işi birlikte yapmaya karar verdik. Farklı şehirlerde yaşıyor olmamız bizim için çok önemli değil, çünkü biz bu işi keyif almak için yapıyoruz.

Resim - 2506_5_l.jpg

 1995 yılından bu zamana kadar uzun bir süre geçti. Bu süreçte müzik anlamında ilk yola çıkarken ki düşüncelerinizle, şimdiki düşünceleriniz arasında değişiklikler oldu mu? Oldu ise neler oldu?
Mutlu V. Kocaili:
Yaptığımız iş müzik olunca hayatla, yaşantılarla, ilişkilerle, duygularla yani her şeyle o kadar iç içe ki değişiklik göstermemesi imkânsız. Grup ilk kurulduğunda daha çocuktuk, hocalarımızı kaybetmenin hüznü, vefa duygusu bir yandan verdiğimiz  konserlerin heyecanı ve mutluluğu vardı. Sonra mezun olduk. Çok sayıda değerli müzisyenle çalıştık. Hepimiz akademisyen olarak göreve başladık. Aradan geçen 20 sene sonunda iki yeni harika müzisyenle grubun tekrar başlaması bambaşka bir enerji tabii. Müzikal olarak tabii ki değiştik,  geliştik ve bu gelişim ve değişim devam ettiği sürece iyi işlerin  ortaya çıkacağına inanıyoruz. Bu 5. sezon olacak Nemeth Quartet olarak, imkân oldukça Türkiye'nin  her yerinde konser verip müziğimizi dinleyicilerle buluşturmak istiyoruz. Ve yurt dışında verdiğimiz konserlerle de müziğimizi paylaşmanın yanı sıra, Türkiye’den dört akademisyen kadın olarak ülkemizi en iyi şekilde temsil etmeye, tanıtmaya çalışıyoruz.

ALDIĞIMIZ ÖDÜL MOTİVASYONUMUZU ARTTIRDI

2014 yılında grup olarak bir yenilenmeye gittiniz. Ne gibi bir yenilenme oldu ve size neler kattı?

Şeniz Aybulus: Bu grup aslında 1995 yılında kuruldu ancak düzenli olarak çalışmaya,  düzenli konser vermeye 2014 yılında başladı. Çünkü 2014 yılına kadar herkesin bireysel eğitim süreçleri devam etti, yurt dışında yaşadığımız dönemler vardı. Farklı yerlerde iş bulduk. Hepimiz Türkiye’de düzenli bir hayata başlayınca da bu işe yoğunlaşmak istedik. Kuartet hayatımızın temel parçalarından biri haline geldi. Düzenli çalışma, bize bu işin derinlerine inme ve detaylarla ilgilenme imkânı verdi. Ancak dört kişinin birlikte yaşadığı bu süreç çok kolay değil. Zaman geçtikçe birbirimizi anlamayı, sabretmeyi, saygı duymayı öğrendik. Hem müzik, hem de birlikte iş yapma kültürü yönünden kendimizi geliştirdik. Bu gelişimin, birlikte keşfetmenin ve müzik yapma zevkinin devam etmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Bu sene 7. si düzenlenen Andante Klasik Müzik Ödülleri’nde “Yılın Oda Müziği Grubu” seçildik, bu ödül motivasyonumuzu arttırdı. Sesimizi bu yolla da duyurduğumuz için mutluyuz.

En çok etkilendiğiniz konseriniz hangisiydi?

Elena Ünaldı: En çok etkilendiğimiz konserin, verdiğimiz ilk konser olduğunu söyleyebiliriz. O konserden sonra beraber uzun bir yola başladığımızı anladık. Konserden sonra seyircilerin güzel sözlü tebrikleri de bizi daha çok cesaretlendirdi ve aynı üyeler olarak devam etmek gerektiğini anladık. Zaten hepimiz sürekli olarak oda müziği yapmayı çok istiyorduk ve o konserde Nemeth Quartet olarak doğduk diyebiliriz.

Oda müziğine de biraz değinmek istiyorum. Senfoni konserlerinde değil ama oda müziğinde her müzisyen oda müziği kuralları çerçevesinde esere kendi yorumunu katıyor. Toplulukla belli kurallar çerçevesinde eseri çalmanız gerekirken oda müziğinde daha rahat davranabiliyorsunuz. Grubu kurmanızda bu da etken miydi?

Mutlu V. Kocaili: Oda müziği bu işin çekirdeği, temeli denebilir aslında. Her enstrüman solo çalıyor. Çok daha dikkat ve özenle çalmak gerekiyor. Dolayısıyla daha rahat olduğu için seçmek gerçekçi olmazdı. Bu bir seçim de değil aslında. Hepimiz solo, orkestra ile ve bir senfoni orkestrasında misafir sanatçı olarak konserler vermeye zaten devam ediyoruz. Bu senfoni de olsa, solistik bir eser de olsa, oda müziği de olsa belli dönem ve stil özelliklerine bağlı olarak yorumlamaya özen gösteriyoruz eserleri. Az kişi olduğumuz için herkes eser hakkındaki fikirlerini çok daha rahat paylaşıyor, bu da oda müziğinin keyifli yönlerinden birisi. Tabii her zaman aynı fikirde olmayabiliyoruz ama bu da güzel, çünkü kabullenmeyi ve başka bir açıdan bakabilmeyi öğreniyorsunuz. Kişilik olarak çok geliştiriyor oda müziği, gelişim ve değişimi kabullenemeyenlerin uzun süre sürdürebileceği bir iş değil ne yazık ki. Bu işi yapabilmek komplekslerinizden arınmayı, sabretmeyi, kabullenmeyi ve en çok da sevmeyi gerektiriyor.

Resim - 2506_6_l.jpg

ONCA ÇALIŞMANIN BİR YERE VARDIĞINI GÖRMEK GÜZEL

Yurt dışında birçok festivalde ve projelerde yer aldınız. Bir Türk grubu olarak size yaklaşımları nasıldı?

Gülen Ege Serter: Türkiye’deki önemli salonlarda, farklı farklı illerde konserler yaptık. Bu listeyi gerek salon, gerekse şehirler yönünden geliştirmek istiyoruz. Özen gösterdiğimiz unsurlardan biri de her yıl mutlaka kendi yaşadığımız şehirlerde konser vermek. Bugüne kadar her yıl Eskişehir ve Bursa’da konser verdik. İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük şehirler dışında yaptığımız konserler arasında Denizli, Edirne, Ayvalık, Balıkesir gibi farklı şehirlerde çok hoş konser deneyimlerimiz oldu. Buralarda çok güzel insanlar, müzikseverler, hatta müzik destekçileri ile tanıştık. Bu bizim vizyonumuzu ve misyonumuzu genişletmemize güzel bir vesile oldu. Bu nedenle Türkiye’mizin diğer güzel şehirlerinde konserler verip yeni müzik dostları edinmeyi çok istiyoruz. Bu yönde projeler üretiyoruz.
Yurt dışı konserlerimiz de bizim için heyecan verici. Kimisi komşumuz, kimisi dünyanın diğer ucunda olan ülkelere Türkiye’den dört kadın olarak gidip sahnede hem Türk bestecilerimizi, hem de evrensel klasik müziği çalmak bize büyük haz veriyor. Ülkelerimizi(Türkiye, Rusya), kadınları gittiğimiz yerde en iyi şekilde temsil etmek için çok çalışıyoruz. Geçen yıl Panamadan davet edildik. Uyuşturucu ve İnsan kaçakçılığı ve suçla Mücadele kapsamında Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suçla Mücadele Ofisi’nin önderliğinde Panama İçişleri ve Güvenlik Bakanlığı-Türkiye Büyükelçiliği’nin işbirliği ile gerçekleşen organizasyona dört kadın olarak katıldık. Bu konserde Panama Senfoni Orkestrası eşliğine solist olarak yer aldık. Bu konserde değerli Türk bestecimiz Oğuzhan Balcı’nın eserini çaldık. Panama’daki ilkokul ve ortaokul öğrencileri ile buluşup sohbet ettik. Bu davet bizim için gurur vericiydi. Çocuklar için uyuşturucu, insan kaçakçılığı ve suçla mücadeleye bir nebze katkı yapabilmek bizim için önemliydi. Bosna’da, Gürcistan’da Tunus’ta, Japonya’da, Almanya’da, Kıbrıs’ta, çok güzel anılar biriktirdik. Rusya da bizim için özel konserlerden biriydi. Öncelikle Elena Rus vatandaşı olduğu için bir parçamız zaten oralardan. Bunun yanında yıllar sonra okuduğumuz okulda çalmak heyecan vericiydi. Onca çalışmanın bir yere vardığını görmek açısından Moskova konseri bizim için değerli bir konserdi.

Önümüzdeki günlerde projeleriniz var mı varsa neler?

Elena Ünaldı: Bu yıl ki projelerimiz de önceki konserlerimizin devamı niteliğinde. Ağustos ayında New York’ta Gökhan Aybulus ile bir konser vereceğiz. 2017-2018 sezonu yurt içi ve yurt dışı konserlerimiz ile ilgili görüşmelerimiz sürüyor. Konser tarihlerimizi internet sayfamızdan ve facebook, instagram hesaplarımızdan yakın zamanda duyuracağız.

Resim - 2506_1_l.jpg

Editör: admin admin
PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber Haber Bulunamadı
Sonraki Haber “BURADA SİZE EKMEK YEDİRMEM”

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

SON GÜNE KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ

1

TEMASA GEÇİLECEK

2

İDDİALARA YANIT VERDİ

3

ÇOCUK PARKINDA AĞAÇ DEVRİLDİ

4
Reyna Premium