ANA SAYFA > Söyleşi > ÖNEMLİ OLAN KALP GÖZÜ

ÖNEMLİ OLAN KALP GÖZÜ

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
ÖNEMLİ OLAN KALP GÖZÜ

Ebru Emre, Kanal 26’da yayınlanan ‘Ebru Emre ile İş ve Yaşam’ programında Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erhan Eroğlu ile iletişim ve iletişimsizliğin doğurduğu sorunlar üzerine konuştu...

Ebru Emre, Kanal 26’da yayınlanan ‘Ebru Emre ile İş ve Yaşam’ programında Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erhan Eroğlu ile iletişim ve iletişimsizliğin doğurduğu sorunlar üzerine konuştu

Eskişehirli ve eğitim hayatını Eskişehir’de tamamlamış şehrimizin yetiştirdiği önemli hocalarımızdan biri olan Prof. Dr. Erhan Eroğlu ile iletişim hakkında konuştuk. Erhan Hocamız bize çok güzel örneklerle iletişim kavramını ve hayatımızdaki yerini keşfetmemizde yardımcı oldu. 

İlk olarak iletişim ne demektir ve doğru iletişim için nelere dikkat etmeliyiz?
İletişim herkesin bildiği ama hayata geçirirken zorlandığı bir süreçtir. Birçok derse giriyorum ve tanımlar yapıyorum ama iletişim için tanım yapmak gerçekten zor olabiliyor. Çünkü yaşarken her türlü şeyden etkilenen ve her şeyi de aynı şekilde etkileyen bir süreç. İletişim; İnsana özgü ve ana rahmine düştükten sonra sahip olunan en temel beceridir. Bilgilerin, düşüncelerin, duyguların aktarılmasını sağlar. Televizyon, gazeteler, internet hatta mağara duvarlarındaki resimler iletişimin birer parçasıdır. Konuşma ve giyim tarzımız, duruşumuz ve bakışımızda iletişim süreçlerimizi destekler. Halk arasında şöyle bir söz vardır; “Bir bakış bir bakışa neler anlatır, bir bakış bir bakışı senelerce ağlatır.” Farkındalıkla ya da farkında olmadan beden dilimizle duruşumuzla mimiklerimizle ne hissettiğimizi ve ne düşündüğümüzü aktarırız. Örneklerimizden görüldüğü gibi iletişim yaşamaya devam eden dinamik bir süreç olduğu için tek bir tanıma bağlı kalmak doğru değil.
Resim - 8848_1_l.jpg

Resim - 8848_5_l.jpgEL ÜSTÜNDE TUTMAK İÇİN ÖLMEYİ BEKLEMEYİN
Aslında bir ana bilim dalından bahsediyoruz. Peki, iletişimi okuyarak, okula giderek, ilgili kişileri dinleyerek en doğru ve etkin biçimde kullanmayı öğrenebilir miyiz?
Bu konuda kendimizi eğitmemiz kesinlikle şarttır ama ilgili eğitimleri alarak, eğitmenleri dinleyerek veya kitap okuyarak bunu sağlayamayız. Kişilerin kendi kendilerini terbiye etmeleri gerekir. Yaşadıkça, gördükçe olaylardan ders almaya başlarız. On seneki kendinizle şimdiki halinizi bir kıyaslayın ne kadar değiştiğinizi göreceksiniz. Zaman çabuk akıyor ve önemli olan kalanı iyi ve kaliteli yaşamak. Aslında değişen şey algılardır. İnsan ömrü tuvalet kâğıdı gibidir. Üzerindeki kâğıt azaldıkça rulo çok hızlı dönmeye başlar. İnsanız hatalarda yapacağız tabii ki. Demek istediğim, kaliteli iletişime ihtiyacımız var. Açık görüşlü davranmamız etrafımızdan öğrenmek için çaba sarf etmemiz gerekiyor. Bununla ilgili güzel bir söz; “Demir tava geldi kömür tükendi, akıl başa geldi ömür tükendi.” Karamsar olalım diye değil zamanın kısa oluşunu anımsatmam, kaliteli yaşamaya teşvik etmek amaçlı.

Öğrendiğimiz, dikkatimizi çeken bir kavram daha karşımıza çıkıyor; Kalite. Kalite ne demektir, kaliteli iletişim nedir?
Kitap tanımları yapmak yerine kalıcılık adına şöyle bir tanımlama yapmak istiyorum; Ah, Eyvah ya da keşke gibi kelimelerin sürgüne gittiği alfabedir. Ne kadar az eyvah diyorsak o kadar kaliteli yaşamışızdır. İnsanın iletişim konusunda eğitilmesi de bunu sağlar. Ama bu eğitimi biz veremeyiz. Bir önceki soruda da belirttiğim gibi önemli olan kişinin kendi kendisini eğitmesidir.Felsefemiz şu olsun; el üstünde tutulmak için ölmeyi beklemeyelim.
Resim - 8848_2_l.jpg

SEN DEGİL ‘BEN’ DİLİ
İletişim sırasında çeşitli hatalar yapıyoruz ve bunu fark etmiyoruz. Bu nedenle iş ve özel hayatımızda sorunlar başlıyor ve biz hep karşı tarafı sorumlu gösteriyoruz. İletişimde çatışmalar yaşıyoruz. İletişimde çatışmaların önüne nasıl geçebiliriz?
Çatışma ne demek önce buna değinelim. Kavga, bela anlamına geliyor. Çince de ise çatışma armağan-hediye demektir. Çatışmanın kavgaya mı yoksa hediyeye mi dönüşeceği ise bizim elimizde. Örneğin; anne baba çocuk çatışmasında ilişkiye bir bakalım. Biz çocuğumuza kızarken, sıraladığımız cümleler hep eleştirel, hep cezalandırıcı ve suçlayıcı ise çocuğumuz bunu sadece işitiyor, duymuyor. Sıra kendisine geldiği zaman ne cevap vereceğini düşünüyor ve iletişimde çatışmalar başlıyor. Hâlbuki şunu kabul etmeliyiz, kimseyi değiştiremeyiz yalnızca kendimizi değiştirebilir, geliştire- bilir ve eğitebiliriz. Evde çocuğumuzu, kendi anne babamızı, iş yerinde iş arka- daşlarımızı düzeltemeyiz.
Resim - 8848_3_l.jpg

İletişimde çatışma olmaması için ne yapmalıyız ya da ne yapabiliriz?
İki insan aynı anda sağır kör dilsiz ise çatışma olmaz ya da iki insan aynı anda zihinsel engelliyse çatışma olmaz. Bunlar dışında çatışma kaçınılmazdır. Önemli olan çatışmada ve iletişimdeki tarzımızdır. Evde ya da iş yerinde çatışma varsa önce kendimizi düzeltmek için harekete geçmeliyiz. Şöyle bir örnek vermek istiyorum; iki kişi tanımlayalım.
Bunlardan Birinci Kişi şu cümleleri söylüyor: Hayvanlara eziyet edenlerden nefret ederim, randevularına sadık kalmayan insanları hiç sevmem, hayatın tadını kaçıranlardan kaçarım, savaş karşıtıyım.
İkinci kişi ise: Hayvanları sevenleri severim, randevularına sadık kalan insanları takdir ederim, hayatı zevkli kılan insanlarla yaşamaktan hoşlanırım, barış yanlısıyım.
Herkes ikinci kişiyi seçer. Neden? Anlam aynı ama ifade farklıdır. Birinci kişi en kötü iletişim olan “Sen” dilini kullanıyor. Sen, sen, sen… Karşımızdakini eleştirmek ve yargılamak sadece didişmeyi başlatır. Galibi olmayan bir yarış başlar ve ilişki-iletişim kaybeder. Doğru sonuca götüren ben dilidir. Yönetici -çalışan ya da karı-koca iletişimi neye benzer; avuçtaki suya benzer. Çok sıkarsanız kesinlikle kaybedersiniz ve çok gevşek tutarsanız da kaybedersiniz. Dengeyi bulmak gerekmektedir.

AŞIK VEYSEL’İN EŞİNE NOTU
Doğru ve etkili iletişim için bize ne tavsiye edersiniz?
Hep örneklerle devam ettik son sorumuza da bir hikâye ile yanıt vermek istiyorum. Hikayenin kahramanı Aşık Veysel. 1894 yılında doğmuş ilk gözünü 6 yaşında çiçek hastalığından, ikinci gözünü de sekiz yaşındayken kaybetmiş. Evlendikten sonra dokuz çocuğu, eşi ve bir tarla ile yaşamlarını sürdürmeye devam etmişler. Eşi bir süre sonra böyle yaşamaktan usanmış ve köyden bir adamla aşk yaşamaya başlamış. Kaçmaya karar vermişler. Aşık Veysel durumun farkındaymış ve eşinin ayakkabısının içine bir miktar para ve bir not bırakmış. Gece olmuş eşi ayakkabısını giymiş ve sessizce evden ayrılmış. Biraz ilerleyince ayağını acıtan ayakkabıyı çıkarmış ve para ile notu bulmuş. Kâğıtta da şu yazıyormuş; “Gözlerim kör ama gönlüm görüyor”.
Evde de, işyerinde de özellikle özel hayattaki ilişkilerde kişilerin konuşurken ki psikolojisini görmek gerekir. İletişimde önemli olan kalp gözüdür. Mevlana’nın dediği gibi aynı dili konuşanlar değil, aynı duygu ve düşünceleri paylaşanlar anlaşırlar. İletişim karmaşık bir süreç ama bunu sadeleştirmek kendimizi doğru anlatabilmek ve anlaşabilmek bizlerin elinde. İletişimde çatışmalar kaçınılmaz ama yönetilebilir bu nedenle gönül gözüyle iletişim temennisiyle…

Editör: admin admin
PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber GÜNAYDIN ÖZAYDEMİR!
Sonraki Haber FİRARİ SANIK ARANIYOR

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

OTOMOBİLLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI

1

ÖZEÇOĞLU’DAN DESTEK

2

BUĞRA TAMAM SIRA ONLARDA

3
Reyna Premium