ANA SAYFA > Söyleşi > ŞEFLİK BİR TÜR ARACILIKTIR

ŞEFLİK BİR TÜR ARACILIKTIR

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
ŞEFLİK BİR TÜR ARACILIKTIR

Ünlü orkestra şeflerimizden Naci Özgüç; “Orkestra şefliği aslında bir çok öğenin ve eğitimin bir karması gibidir. Yetişmesi, gelişmesi son derece zor bir iştir

Ünlü orkestra şeflerimizden Naci Özgüç; “Orkestra şefliği aslında bir çok öğenin ve eğitimin bir karması gibidir. Yetişmesi, gelişmesi son derece zor bir iştir. Bir eserin besteciden çıkıp, dinleyiciye ulaşması uzun bir süreçtir. Şef aracı olarak tüm deneyimi, kültürü, becerisiyle aslında bir yardımcıdır” dedi

Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde Orkestra şefliği yapan, Senfoni orkestramızın da bir çok konserinde şeflik yapan Naci Özgüç’le keyifli bir sohbet yaptık. Öğrencilik yıllarında Fazıl Say’la ortak çalışmalar gerçekleştirmiş, bu kapsamda Mithat Fenmen'in konçertina başlığını taşıyan piyano ve orkestra için eserini Say'ın solistliğinde Ankara Devlet Konservatuvarı Büyük Orkestrasıyla yorumlamıştır. senfonik müzikte başarılara imza atan Özgüç'ün "Dünya prömiyeri" özelliğiyle yorumladığı orkestra yaratısı ise Turgay Erdener'in "mi'den dört bölüm" başlıklı eseridir. Naci Özgüç, sanatçı bir aileden yetişmiş olmasından ötürü edindiği sanatçı disiplininden, Ankara’da Rengin Gökmen’le başlayan şeflik serüveninden ve Türkiye’de Orkestra şefliğinin nasıl olduğuna kadar birçok konuya değindi.

EĞİTİMİM AİLEMLE BAŞLADI
Sanatçı bir aileden geliyorsunuz. Önemli sopranolarımızdan olan anneniz Müfide Hanım’ın müziğe olan ilginizde etkisi ve katkıları oldu mu?
Tabii ki oldu. Hem annem hem de babam opera sanatçıları olduğundan, öncelikle müzik yeteneğimin keşfedilmesi, hem de sonrasında eğitimimin yönlendirilmesi konusunda çok şanslıydım. Bunlardan daha önemlisi ise yaşadığım evin bir sanatçı evi olması ve iş ahlakı, yaşam tarzı, bir sanatçının zorlukları gibi önemli konularda yoğrulma şansı bulmuş olmam. Yani aslında eğitimim ailemle başladı diyebiliriz.

Orkestra şefi olmaya nasıl karar verdiniz?
İlkokuldan sonra girdiğim konservatuvarda önce piyano bölümünde okudum. Son sınıfa geldiğimde artık piyanoyu sevmediğimi fark ettim. Aslında çocukluğumdan beridir tutku duyduğum doktorluk mesleğini yapmak için konservatuvardan ayrılmaya karar verdim. Benim için büyük bir karardı bu… Tam o yıllarda, değerli orkestra şefimiz Rengim Gökmen, yurt dışından Türkiye’ye döndü. Bir konserinde salonun çok dolu olması nedeniyle biz öğrencileri orkestranın içine oturtmuşlardı ve ben bir orkestra şefini ilk defa karşıdan izlemiştim. Eve döndüğümde aileme, konservatuvara dönmek istediğimi ama orkestra şefi olmak istediğimi söyledim ve eğitimim bu yönde ilerledi..

Resim - 765_3_l.jpg

Resim - 765_2_l.jpgSANAT MÜKEMMELLİYETÇİLİK GEREKTİRİR
Birkaç yerde denk geldim, normal yaşantınızda çok kibar birisiniz ama kendi deyiminizle orkestranızı çalıştırırken ukala olduğunuzu belirtmişsiniz. Bunun nedeni orkestra şefliğinin interdisipliner bir meslek olmasından dolayı olabilir mi?
Doğrudur. Ben bir işin yapılmasına karar verildiğinde, her ne iş olursa olsun, en iyisinin hedeflenmesi gerektiğini düşünürüm. Mükemmelliyetçilik gerektiren iştir sanat. Yarım, yettiği kadar, olduğu kadar gibi kavramlarla bu iş olmaz. Dolayısıyla, bir iş ortamında gereken disiplin ve konsantrasyonu bozabilecek her şey, tavır ve davranış beni çileden çıkarır. Asla kişilerle ilgili değil işle ilgilidir ama prova bitince bu disiplin de biter zaten..

Malum bu sene sezon bitti. Önümüzdeki sezon sizi nerede, hangi projelerde göreceğiz?
Daha çok Ankara Operasında projeler var.  Esas kurumum orası zaten. Ama tabii ki, diğer orkestralarımıza da konuk olarak giderim her halde…

Eskişehirlilerin sanata yaklaşımlarını nasıl buluyorsunuz?
Eskişehir, her zaman heyecan ve hevesle geldiğim ve keyifle çalıştığım bir ortam. Seyirci olarak büyük bir potansiyel olduğunu düşünüyorum. Ancak belki daha eğitimsel, planlı ve farklı bakışlarla bu potansiyel daha üst seviyelere çıkarılabilir. Tüm sanat kurumlarına büyük iş düşüyor bu konuda…

Resim - 765_1_l.jpgSANAT ORTAMLARI DARALIYOR
Türkiye’deki konservatuar eğitimlerini yeterli buluyor musunuz?
Türkiye’de sanat ortamı gitgide daralıyor. Genç sanatçılara iş olanakları, yatırım, yeni kurumlar açısından küçülme var.. Bu da, bu mesleklerde gelecek görmeyen gençlerin ve belki de çok büyük yeteneklerin başka meslek dalları seçmelerine sebep oluyor. Bu da, direk olarak konservatuvarlardaki öğrenci sayısını ve kaliteyi etkiliyor. Yetersizlik diyemeyiz ama genel anlamda bir toplu kalite düşüklüğünden söz edebiliriz.

Bir orkestrayı yönetmenin harika bir şey olduğunu ama aynı zamanda çok da zor bir şey olduğunu düşünüyorum. Size göre bir orkestra şefinin yapması gereken en önemli şeyler nedir?
Bir şef, öncelikle icra edeceği eser hakkında ulaşabileceği en detaylı bilgilere ulaşmalıdır. Devamında, bilgisini kendi bakış açısıyla harmanlamaya baslar, bestecinin yaratısıyla kendi estetiğini, kültünü ve duygularını birleştirir. Bu şefin kendi kendisine yaptığı öz çalışmadır. Bundan sonrası ise kafasındakini bir orkestrayla gerçeğe dönüştürme kısmı başlar. Burada da istedigi tınıları, renkleri orkestrasından nasıl elde edeceğiyle ilgili bilgi ve becerisine başvurur. Yani uzun bir süreçtir bir eserin besteciden çıkıp, dinleyiciye ulaşması. Şef, bu süreçte aracı olarak tüm deneyimi, kültürü, becerisiyle aslında bir yardımcıdır.

SÜREKLİ ÖĞRENMEYE AÇIK OLMAK GEREKİR
Bir orkestra şefi olmak için hangi özelliklere ve donanıma sahip olmak gerekir?
Orkestra şefliği aslında birçok öğenin ve eğitimin bir karması gibidir. Fiziksel olarak, detaylı duyuş özelliklerine, kişilik olarak risk alma, cesaret, liderlik, sabır gibi özelliklere, bütün bunların üstüne, bir çalgıyı iyi derecede çalmak, bestecilik eğitimi, tabii ki tarih, felsefe vs gibi tamamlayıcı unsurlara sahip olunmalıdır. Ama tüm diğer meslekler gibi asıl konu deneyimdir. Ve deneyim için irade, sabır ve sürekli öğrenme yenilenmeye açık olmak gerekir.

Resim - 765_4_l.jpg

Türkiye’de orkestra şefi olmak nasıl bir durum?
Mesleki olarak ülkemizde hem orkestra sayısının azlığı bir sorun… Bu da zaten az sayıda devlet kadrosu demek. Bir enstrümancı veya şarkıcı/dansçı mesleğini tek başına veya gruplar halinde projelerle sürdürebilir. Ancak şeflik, yapısı nedeniyle zaten bir grup çalgıcıya gereksinim duyduğundan tek başına icra edilebilecek bir meslek değildir. Yani aslında yetişmesi, gelişmesi son derece zor bir iştir. Yukarıdaki ülkesel nedenler bu işi daha da zorlaştırıyor…

İnsanların orkestra şefliğine karşı ilgileri var mı? Size karşı yaklaşımları nasıl?
Orkestra şefliği dışarıdan bakıldığında sanırım ilgi çekici bir meslek. Yani yorumlayanlar, yüz tane müzisyeni tek bir değnekle idare eden, onlara hükmeden bir “güç” olgusuna hayranlık duyabiliyorlar. Doğrudur. Yapısı nedeniyle, bir “karar vericilik” “komutanlık” içerir.
Genellikle bu soru veya bakışlarla yaklaşıyor insanlar… İşin içinde neler yaşadığımızı aslında pek bilmeden…

Editör: admin admin
PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber ELLERİ BAĞLI HALDE BULUNDU
Sonraki Haber ŞEFLİK BİR TÜR ARACILIKTIR

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

OTOMOBİLLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI

1

ÖZEÇOĞLU’DAN DESTEK

2

BUĞRA TAMAM SIRA ONLARDA

3
Reyna Premium