ANA SAYFA > Söyleşi > SESSİZ MELEKLERİN SESİ

SESSİZ MELEKLERİN SESİ

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
SESSİZ MELEKLERİN SESİ

Berrin Berru Çakır bir anne… Ama diğer birçok anneden çok önemli bir farkı var. Çocuğunu evlat edinip, sonra engelli olduğunu öğrenen, daha sonra da oğlu Ahmet ve Ahmet gibi çocukların sesi olmayı kendine görev edinmiş bir anne. Sessiz Meleklerin Sesi...

Berrin Berru Çakır bir anne… Ama diğer birçok anneden çok önemli bir farkı var. Çocuğunu evlat edinip, sonra engelli olduğunu öğrenen, daha sonra da oğlu Ahmet ve Ahmet gibi çocukların sesi olmayı kendine görev edinmiş bir anne. Sessiz Meleklerin Sesi Derneği ile engellilerin sesi olan bir anne…

Hani derler ya cennet annelerin ayağının altında diye, Berrin Hanım, cennetlik annelerden. Oğlu Ahmet’le 1995 yılından beri büyük bir mücadele veriyor. Hayat hikâyesini duyunca çok şaşırdım. Yaşam savaşı, pes etmeyişi ve Ahmet’i her şeye rağmen bırakmayışı örnek alınacak cinsten. Hem Ahmet’e hem de Ahmet gibi birçok çocuğa yardımcı olabilmek adına Sessiz Meleklerin Sesi Derneği’ni kurdu iki yıl önce. İki yılda da inanılmaz güzel şeyler yaptı ve yapmaya da devam edecek.

Sizin çıkış noktanız Ahmet. Ahmet’in annesi olmak nasıl bir duygu? Ahmet’in zihinsel engelli olduğunu hamileyken mi öğrendiniz?
Ahmet’i evlat edindim ben.
Resim - 21444_1_l.jpg

Çok şaşırdım. Nasıl gelişti o süreç?
Evli olduğum dönemde uzun zaman çocuğumuz olmadı. Eski eşim çocuğumuzun olmamasını problem haline getirmişti. O zamanlar zannettim ki çocuğumuz olursa evliliğimizdeki problemler de biter, düzelir zannettim. Evlatlık çocuk almak için bazı yerlere başvurularımız oldu ama ya çocuklar çok büyüktü ya da ailelerin farklı talepleri oldu.

Ne gibi talepler?
Kimi maddi yardım istedi, kimi iş istedi, kimi kendi hayatlarını da kurtarmamızı istedi. Sadece çocukları için değil, kendileri için de istekte bulundular. Öyle olunca biz de vazgeçtik. Rutine bıraktık.

Ahmet nasıl aileye katıldı peki?
Ahmet 1995 yılında Bozüyük Devlet Hastanesi’nde doğuyor ama ikizi de var. Biz de o dönem Bozüyük’te yaşıyoruz ama ayrılma sürecindeydik. Bir gün eski eşim rahatsızlanıp hastaneye gidiyor. Hastaneden sonra bir yakınımızın işyerini ziyaret ediyor. Allah çizmiş yolumuzu demek ki, Ahmet’in biyolojik babası da iş aramak için oraya gidiyor. Orada karnını doyurmuşlar, o esnada anlatmış, “eşim hamile ikizleri olacak ama bakamayacağımız için evlatlık vereceğiz” diye. Orada ona iş veriyorlar ama çocuklar olacağı gün bize haber ver diyorlar. Çocuklar olunca da adam haber veriyor. 

Resim - 21444_2_l.jpgHİÇBİR HAZIRLIĞIMIZ YOKTU
Ahmet’in diğer kardeşi de zihinsel engelli mi?
Evet, o da zihinsel engelli.

İkisini birden mi evlat edindiniz?
Başta onları başka bir aile alacakmış fakat sonra vazgeçmişler. Derken başka bir aile Ahmet’in ikizini alacağız, siz de olmazsa diğerini alın demişler eski eşime. Eski eşim geldiğinde konuştuk, sonra evde de misafirler vardı. Onlar da gidip görelim dediler. Görmeye gittik, aldık, geldik.

Ne hissettiniz Ahmet’i aldığınızda?
Aslında ikilemde kaldım. Çünkü ailesinin hakkında hiç bir şey bilmiyordum. Pazara çıkıp salçalık domates alacağım gün Ahmet’i aldık geldik. Pazardan meyve alır gibi kalk git çocuk al gel gibi oldu. Öyle olunca ne hissettiğimi anlayamadım. Hiçbir hazırlığımız yoktu. Planlanmış bir şey değildi. Erkek kardeşimin de çocuğunun küçüklükleri duruyormuş, onları getirdi giydirdik.

EĞİTİMLERİ ÖMÜR BOYU SÜRMELİ
Sessiz Meleklerin Sesi Derneği’ni kurma fikri nasıl gelişti peki?
Bozüyük’teki engelli dernekleri ile Eskişehir’deki engelli dernekleri ortak bir etkinlik düzenlemişlerdi. Benim o aralar dernek arayış amacım bile yoktu. Geçim sıkıntısı bir yandan, Ahmet’in sağlık sorunları ve eğitimi bir yandan bunu düşünme fırsatım bile olmamıştı. Oraya gidince buradaki bir dernekten görevli beni derneğe davet etti. Bir sene kadar normal üye olarak kaldım. Derken yönetime alındım. 9 ay kadar yönetimdeydim. Sonra baktım dernekte çocuklarımız adına yapılan hiç bir şey yok. Soğudum ve uzaklaşmaya başladım. O arada Ahmet Söğütönü’nde okullarda eğitime başladı. Orada ailelerle tanışmaya başladık. O dönem kafaya koydum. Hem kendi çocuğuma verimli bir şey yapayım hem de diğer çocuklara bir faydam olsun dedim. Şehir dışında bir etkinlik yapacağım zaman gidenleri değil, hiç gitmeyen aileleri ve çocukları götüreceğim dedim. Derneği kurmadan önce orada tanıştığım aileler ve çocuklara Kütahya’ya bir gezi düzenledim. Ondan sonra derneği kurmak için 1 sene kadar her hafta buluşup neyi nasıl yapabiliriz için Odunpazarı’nda Tiryakizade’de toplantı yaptık. Dernek için 7 kişiyi tamamladıktan sonra yer bulamadım bu sefer. Derken bu durumu internetten paylaştım Ahmet Eryürek, sağ olsun paylaşımımı görüp bana yardımcı oldu. Yeri ayarladı. Valilikten de aynı gün başvurup onayımızı aldık. Sonra şimdiki yerimizi kiraladık.

Amacınız ne?
12’inci sınıftan mezun olup eğitimleri biten çocukların iş hayatları yok. Üniversiteye de gidemiyorlar. Bağımsız olarak tek başına bir yere çıkıp gezemiyorlar. Bir de eğitimlerine ömür boyu devam edilmesi gerekiyor çünkü unutuyorlar. Sürekli tekrarla süren bir hayat. Ben bu eğitimleri de burada devam ettirmeye çalışıyorum. Onlar bize biz onlara bağımlıyız. Kiminde bedensel engeller de var. Birçoğunun başında babaları yok. Onlar için ne yapabiliyorsam yapmak istedim. Biz derneği kurar kurmaz Fizyomer’le katkı payı anlaşması yaptık. Devletin verdiği kadarıyla sıfır katkı payıyla çocuklar tedavi oluyorlar.

Toplamda kaç üyeniz var?
49-50 üyemiz var. Çoğalıyoruz iyice. Hatta üyelerimizden 12 tanesi Bozüyük’ten.

Dernekte ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?
Önce sporla ilgili başladık. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile görüşüp ilk ay masa tenisi ve basket kursları vermeye başladık. Masa tenisini gerçi pek sevmedi çocuklar. Sonra mahmudiye’de atlı terapiye başladık. Daha sonra Üniversitelerin Özel Eğitim Bölümlerini ziyaret ettik. İstişarelerde bulunduk. Safranbolu gezisi düzenledim. Ankara’ya Anıtkabir’e götürdüm. Şimdi yine bir gezi düşünüyorum. Anneler günü etkinliği düzenledik. Derneğin kuruluş yıl dönümünü yaptık. Kuruluş yıl dönümünden önce ritim kursu açtık. Halk oyunları kursu da açtırdım. Resim rölyef kursu açtım. Sonrasında sergi açtım. Bu arada da 6 tane tekerlekli sandalye verdim. İki de akülü scooter verdik. Geçtiğimiz hafta içi işaret dili kursumuzu açtık. İkinci yıl dönümümüz için de bir etkinlik düzenlemeyi düşünüyorum. Kalbin ve niyetin iyi olursa Allah yolunu bir şekilde açıyor. Tek başıma hem hayat mücadelesi veriyorum hem de burada çocuklarıma bakıyorum.işin ilginç tarafı burayı Ahmet’e de bir faydası olur diye açtım ama Ahmet buraya hiç gelmiyor. Binde bir zorla getiriyorum. O kendi dünyasında. Yaptığımız etkinliklerde sadece sevdiği şeyleri yapıyor, o da atlar ve basket.
Resim - 21444_3_l.jpg

OĞLUM İÇİN ESKİŞEHİR’E GELDİM
Ahmet’in durumunu biliyor muydunuz peki? Hastanede söylendi mi size?
Hayır, biz normal çocuk diye aldık geldik. Hatta rahmetli kız kardeşimle gelinimiz bir çocuk doktoruna götürelim, kontrolden geçsin dediler. Aldık götürdük. O gün doktora götürdüğümüzde gayet sağlıklı bir bebekti. Sadece göğsünde hırıltı vardı. Birazcık küvezde kalmış. Neden kaldığını bilmiyorum. Doğum anında da problem yaşamış Ahmet. Ama ailede de varmış sanırım. Aileden topuk testi ve diğer testler de istendi ama gelmediler. Tam anlamıyla nedeni, teşhisi konmuş bir şeyi yok. Bizim çileli hayatımız orada başladı. 1,5 yaşında apandisti patladı, ameliyat oldu. Arkadan zatürree oldu. Zaten bir buçuk yaşına kadar sürekli nefes almada problemi vardı. Ememiyordu, biberon tutamıyordu. Daha sonra epilepsi nöbetleri başladı. Epilepsi nöbetleri için Hacettepe- Osmangazi üniversiteleri arasında gidip geldik sürekli. 1999 yılında bir senem hastanelerde geçti. O seneyi yok sayıyorum diyebilirim hatta. Evlilik problemleri de hiç değişmedi o sırada. Artı çocuk da problemli geldiği için kabullenemediği için problem daha da büyüdü. Ben Ahmet’in eğitime erken yaşta başlaması gerektiğini söyledikçe, “çocuğu engelli okullarına getirip götürdükçe çocuğa engelli damgası vurdurmak için elinden geleni yapıyorsun” dedi. Bu tanıyı da ben koymadım. Hacettepe’de konuldu. Hatta Bilecik’te Ram raporu verildi. Kaynaştırma raporu aldık. Özel okullara götürmeye başladım. Derken normal eğitimlerine başladık. 6-7 sene Ahmet’i okullarda bekledim.

Neden?
Acaba bir şey öğrenir mi diye. Sonradan Ahmet’in eğitimiyle ilgili pişmanlık duymamak için bekledim. Boşanma kesinleşip de Eskişehir’e yerleşinceye kadar öğretmenler odasında bekledim. İlkokul mezunuydum ama oralarda ben de herhalde eğitim almış oldum. Engelli annelerinin kaderi bu. Birçoğunun eşi onları bu süreçte yalnız bırakıyor ve anneler çocukları için tek başlarına mücadele ediyor. Halbuki babaların da bu sürece dahil olması gerekiyor.

Eskişehir’e geliş nedeniniz ne?
Ahmet Eskişehir’e gelmeden buraya servisle özel eğitime gelip gidiyordu. Bozüyük’ten birkaç çocuk da Ahmet’le birlikte servisle özel eğitime geliyordu. Onların maddi durumları yeterli gelmemeye başlayınca buraya göndermekten vazgeçtiler. Bir de sağlık problemleri için de Osmangazi Üniversitesi Hastanesi’ne kontrole getiriyorum, düşündüm nereye kadar gidecek bu. Ailemin buraya razı gelmeyeceğini bile bile buradan bir apart tuttum. Böylelikle buraya gelmiş olduk.
Resim - 21444_4_l.jpg

Editör: admin admin
PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber GÖSTER KENDİNİ
Sonraki Haber ORMAN ATIKLARI ENERJİYE DÖNÜŞTÜ

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

OTOMOBİLLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI

1

ÖZEÇOĞLU’DAN DESTEK

2

BUĞRA TAMAM SIRA ONLARDA

3
Reyna Premium