ANA SAYFA > Söyleşi > ŞİFA ARARKEN ZEHİRLENMEYİN

ŞİFA ARARKEN ZEHİRLENMEYİN

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
ŞİFA ARARKEN ZEHİRLENMEYİN

Prof. Dr. Ersin Yücel Tıbbi ve Aromatik bitkiler konusunda uyardı: Aşırı kullanım toksik zehirleme etkisi yaratabilir. Çoğu zaman insanlar fayda yerine zarar görüyor...

Gelişi güzel tıbbi bitki kullanımının tedavi yerine zehirleyebileceğini de söyleyen Prof. Dr. Ersin Yücel uyarıyor: “Aşırı miktarda kullanımda bu maddeler vücutta birikip toksik ve zehirli olabiliyor. Çoğu zaman insanlar fayda yerine zarar görüyor”

Resim - 30876_5_l.jpgEskişehir Teknik Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ersin Yücel ile Tıbbi ve Aromatik bitkiler hakkında konuştuk. Prof. Yücel tıbbı ve aromatik bitkileri anlatırken çok önemli noktalara da değindi.

Tıbbı bitki ve aromatik bitki nedir?
Bilimsel alanda hayvanların ve insanların tedavisinde kullanılan bitkilere tıbbi bitkiler diyoruz. Bitkilerin kök, kabuk, yaprak, çiçek ve benzeri çeşitli kısımları doğrudan doğruya kullanılabildiği gibi bitkilerden çeşitli yöntemlerle elde edilen etken maddeler de hastalıkların önlenmesi veya tedavisinde kullanılmaktadır. Tedavi amacı ile kullanılan bitki kısımları ve bitki etkin maddelerine bitkisel drog denir.

Türkiye’de kaç çeşit bitki var?
Türkiye’de yaklaşık 12 bin bitki çeşidi var. Bu bitkilerden yaklaşık 2 bin çeşidini insanlar değişik amaçla kullanıyor. Bunlardan yaklaşık 400 çeşidini de tıbbı veya aromatik amaçla kullanıyor.
 

ALDIM İÇTİM BİTTİ YOK
Hocam son dönemlerde televizyon programlarında diyorlar ya, idrarda şu sorununuz varsa şu bitkiyi kaynatıp için, midenizde şu varsa şu bitkiyi balla karıştırıp yiyin diye… Bunlar ne kadar doğru?
Bunların doğru kısmı da var, yanlış kısmı da var. Bir bitki kimya fabrikası gibidir. Bitki topraktan suyu ve mineralleri alır. Havadan karbondioksiti alır. Güneşi organik moleküllere bağlar. Organik moleküllere bağlı güneş enerjisini tüm canlılar kullanır en basit bitkide bile 10’u aşkın kimyasal bileşik vardır. Bunların içerisinde faydalı olanlar da vardır, zararlı olanlarda vardır, etkisiz olanlarda vardır. Tıbbi bitkilerde esas itibariyle çok sayıda bileşik vardır. Ancak bunlardan bazı bileşikler belli hastalıkların tedavisinde daha etkili olduğu biliniyor. Mesela aloe vera, deri ve sindirimde, Aynısafa kan hastalıkları ve varislerde, Rozet çiçeği kanser tedavisinde, ekinezya üşütme ve grip, mabet ağacı, hafıza kaybı, kantaron, depresyon ve bağışıklık, deve dikeni siroz karaciğer rahatsızlıklarında kullanılmak üzere yoğun etken maddelere sahip bitkiler. Şu an piyasada kullanılan ilaçların çok büyük bir kısmı da bitki orijinlidir. En basit Aspirin. Aspirinin içerisindeki temel etken madde söğüt ağacının kabuğundan izole edilip, inorganik olarak üretilmeye başlanmış. Bunun gibi başlangıcı bitki olan ilaçlar var. Al şu ilacı bütün dertlerin bitsin diye bir dünya yok. Öyle olsa ne hastanelere, ne doktorlara ne eczanelere ihtiyaç kalmaz. Bu son derece hatalı bir yaklaşım.

İnsanların bu durumda her duyduğuna inanmaması mı gerekiyor?
Öncelikle insanlar modern tıbbın tüm imkanlarını kullanmalı. Hastalıklarının ne olduğunun tanısının konulması gerekiyor. Ardından doktoruyla uygun tedavi yapılır. Bunlardan sonra da illa bitkisel bir tedavi de uygulamak istiyorsa, yine doktorla ya da uzman bir hekimle bitkisel tedavi uygulayabilir. Başınız ağrıyor mesela, falanca bitki iyi geliyor denip alıp o bitkiyi kullanıyorsunuz. Ama sizin gözlük numaranız değişmiş, iyi göremediğiniz için başınız ağrıyor. Bunun gibi hastalıkların başlangıçlarının sebepleri önemli. Mideniz ağrıyor. Belki çok basit bir gıda düzenlemesiyle bunu halledebileceksiniz. Al şunu kullan demek son derece hatalı bir yaklaşım türü.
Resim - 30876_2_l.jpg

KULLANIMI DA ÇOK ÖNEMLİ
Tıbbı bitkilerin kullanımı da tedaviyi etkiliyor mu?
Hangi bitkiyi hangi sıklıkta ve hangi oranda kullandığınız çok önemli. Tedavi olayım, ilaç olsun diye kullandığınız bitki size zehir olabilir. Bir şeyin ilaç mı zehir mi olduğu onun kullanma biçimiyle ilgilidir. Yüksük otu olarak bildiğimiz bir bitki var. Bu bitkinin bütün organları zehirlidir. Özellikle şiddetli kalp zehridir. Ama aynı zamanda da çok düşük miktarlarda verdiğinizde de kalbi düzenleyip kalbin çalışmasında etkili olur. Miktarı fazla kullandığınızda kalp krizinden ölürsünüz. Burada çok ince bir çizgi var. Tıbbi bitkilerde çoğu zaman bunu insanlar ayarlayamıyor. İkincisi bir ilacı bir defa kullanmakla nasıl tedavi olamıyorsanız, bir bitkiyi de bir defa kullanmakla tedavi olamazsınız. Süresi var onun. Dolayısıyla onu da insanlar bilemiyor. O süreyi aştığımız zaman vücudumuza birçok kimyasal madde giriyor. Aşırı miktarda kullanımda bu maddeler vücutta birikip toksik ve zehirli olma noktasına dönüşüyor. Bunu insanlar çoğu zaman kaçırıyor tedavi olacağım diye başlıyor zarar görüyor veya hiç faydasını görmüyor.

İki üç bitki bilgisi olan, dağda bayırda bitki toplayıp da aktar olarak değil de, tıbbı bitkisel ilaç adı altında yerler açıp pazarlıyorlar. Bunlar ne kadar doğru? Şu an baktığımızda eczanelerde de var, ayrı dükkanları da var bazen görüyorum, kuaförlerde bile satıyorlar. Bunlar neye göre denetleniyor?
Aslında bu konuda büyük bir karmaşa var. Aktarların doğru dürüst kontrol edildiğini tahmin etmiyorum. Eczanelerde satılanların önemli bir kısmı Sağlık Bakanlığı’ndan onaylı. Ama bugün tıbbi bitkilerin büyük bir kısmı, gıda takviyesiymiş gibi Tarım Bakanlığından izin alınarak, satılıyor. Bu da yanlış bir şey. Gıda takviyesi gibi belge almış bitkiler tedavi ve sağlık amaçlı kullanılıyor. Sağlık Bakanlığının kriterleri yüksek olduğundan bu alanda izin almak zor oluyor. Burada üreticiyi de zan altında bırakmamak lazım. Üreticinin de önünü açmak adına Sağlık Bakanlığı tarafından kontrollerinin yapılıp hem zaman hem de ekonomik bakımdan daha düzenli ve sonuç alınabilir şekle dönüştürülmesi lazım.
Resim - 30876_3_l.jpgİŞİN EN HASSAS NOKTASI ÜRETİMİ
Üretici demişken hocam, tıbbi ve aromatik bitki üretimine de değinelim istiyorum…
İşin en hassas noktası bu kısmı aslında. Eğer biz, sağlıklı, standart, güvenilir, kaynağı belli bitkisel droglar istiyorsak, mutlaka tıbbi bitkilerin tarımını kendimiz yapıp yetiştirmemiz lazım. Doğadan bitki toplayarak bitkilerle tedavinin çok önemli sıkıntıları ve sakıncaları var. Bazı faydaları da var ama hem doğaya zarar veriyorsunuz hem de doğadaki biyolojik çeşitliği engelliyorsunuz. Dahası doğadan getirdiğiniz bitki ile beraber çok sayıda bakteri, mantar, çeşitli bağırsak parazitleri gibi şeyleri de doğadan topluyorsunuz. Çünkü orada her şey açık. Burada en yapılması gereken şey, tıbbı bitkiler ıslah edilmeli. İyi tarım uygulamalarıyla, mümkünse bir adım daha ileriye giderek, iyi tarım politikalarıyla üretimini sağlamamız lazım. İlacın kontrollü verildiği veya verilmediği, mekanik mücadelenin yapıldı, gübrenin en az verildiği bir üretim yapılması gerekiyor. Tüketici olarak şunu bilmelisiniz; benim aldığım kekik, falanca yerde, falanca tarihte üretildi. Ben de bunu alıp şu amaçla kullanacağım. Bunu söyleyebilmeniz lazım. Bunu söyleyemediğiniz müddetçe kullandığınız şey, bir ottur, hayvan yemidir. Parantez içinde başka bir şey daha söyleyeyim bitkilerde bulunan etken maddelerin bitkiyi kopardığınız andan itibaren dayanma süresi bir yıldır. Ürün aldığınız zaman üretim tarihi belli değilse, siz bunu bilemezsiniz ki, alıp içip bir şeye faydası olmadı diyorsunuz.

Resim - 30876_4_l.jpg

Üretimde dikkat edilecek noktaların yanı sıra, kurutma da çok önemli değil mi hocam?
Tabii. Bitki bir fabrika gibidir dedik. Yaşamının hatta günün farklı saatlerinde farklı kimyasal değişiklikler üretir. Bunların bitkilerde bulunma oranı farklıdır. Çok basit bir örnek vereyim, gül. Gülde bizim kokladığımız bir uçucu yağdır. Bu uçucu yağ, normal hava sıcaklığında buharlaşarak atmosfere karışır. Siz onu sıcaklık yükselmeden, sabahın ilk saatlerinde toplarsanız, bu uçucu yağları yakalarsınız. Ama öğle sıcağında toplarsanız, onların çoğu zaten buharlaşıp havaya karışmış olur. Özellikle uçucu yağları olan bitkilerin böyle bir özelliği vardır. Bazı kimyasal bileşikler vardır ki, güneş ışığında kimyasal bileşikleri bozulur. Dolayısıyla bu tip bitkileri gölgede kurutmak gerekir. En ideal kurutma ortamı steril, havalandırması iyi, gölgede, sıcaklık oranı çok yüksek olmayan yerler.
Pikniğe gittim. Şu otu gördüm. Alıp toplayıp, kurutup hasta olunca da içer kullanırım demeyeceğiz o zaman…
Onu zamanında toplamayıp alıp kurutup kaynatıp çerseniz onun tüm özelliği gitti zaten. Diyelim ki yumrular, soğanlar tam tersi gölgede bekletmemek gerekiyor. Onları da ya güneşte ya da özel kurutma sistemlerinde kurutmalısınız ki, içerisindeki etken maddeler bozulmasın. Kurutması da çok önemli bir aşamadır.

Resim - 30876_6_l.jpg

Floramız çok geniş. Ülkemizdeki bu bitki potansiyelini değerlendirebiliyor muyuz?
Türkiye’de bu anlamda güzel gelişmeler var. İyi şeyler oluyor. Bakanlık 42 ilde bu konuda 2015 yılından beri belli şeyleri yapmaya çalışıyor. Ama bu dünyaya baktığımızda çok düşük. Tıbbi ve aromatik bitkiler, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme kurumu tarafından desteklenme kapsamına alındı. Bu illerin arasında Eskişehir’de var. Ancak bu diğer illere de yaygınlaştırılmalıdır. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın Orman Genel Müdürlüğü bünyesinde Odun Dışı Ürünler/Tali Ürünler olarak tıbbi bitki üretimine de başlandı. Tüm bunlara rağmen ülkemizde tarımı yapılan tıbbi bitkilerin ekim alanı çok az. Biz bu işe biraz geç başladık. Dünya piyasasına baktığımızda yılda yaklaşık 100 milyar dolarlık bir pazar payının olduğunu görüyoruz.
Türkiye 2002 yılında 112 milyon dolarlık ihracat yaparken, 2015 yılında bu rakamı 280 milyon dolara yükseltti. Tıbbi bitki ihracatı yapan 110 ülke arasında Türkiye 18’inci sırada. Ama bizim ihracatımız ham halde. Diyelim ki, defnenin yaprağını, kekiğin kurutulmuş örneğini satıyoruz. Hâlbuki bunların etken maddelerini çıkarıp katma değeri yüksek ara ürünler halinde sunup satarsak kazancımız daha da yükselir. Bu hem istihdamı da arttırır.

PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber YENİ BİNASI TÖRENLE AÇILDI
Sonraki Haber İYİ DUYGULARLA TAMAMLADIK

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU