ANA SAYFA > Söyleşi > SOKAKTA DAHA ÖZGÜRÜZ

SOKAKTA DAHA ÖZGÜRÜZ

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
SOKAKTA DAHA ÖZGÜRÜZ

Konservatuvarlı sokak müzisyenleri Cesur Yaylacı ve Hasan Doğukan Yalçıner ile Eskişehir’de müzisyenliği ve sokak müzisyenliğini konuştuk. Eskişehir’de sokak müziğine sınırlamalar getirildiğini söyleyen ikili, “Sınırlamanın sebebi gürültü yapanlarsa...

Konservatuvarlı sokak müzisyenleri Cesur Yaylacı ve Hasan Doğukan Yalçıner ile Eskişehir’de müzisyenliği ve sokak müzisyenliğini konuştuk. Eskişehir’de sokak müziğine sınırlamalar getirildiğini söyleyen ikili, “Sınırlamanın sebebi gürültü yapanlarsa, belediye sokakta çalmak isteyenleri sınava tabii tutup sertifika ile izin verebilir” dedi

Hasan Doğukan Yalçıner İstanbul Haliç Üniversitesi Konservatuvar Türk Musikisi mezunu ve Cesur Yaylacı da Hacettepe Üniversitesi Konservatuvar Kompozisyon ve Orkestra Şefliği mezunu. İkisinin yolları 6 yıl önce Eskişehir’de kesişmiş. O gün bugündür de Eskişehir’de hem barlarda sahne alıyor, hem de  sokak müzisyenliği yapıyorlar. Eskişehir’de müzisyen olmanın nasıl olduğunu ikili ile konuştuk.

Biriniz İstanbul, biriniz Ankara’da okumuş. Nasıl Eskişehir’de bir araya geldiniz?
Hasan Doğukan Yalçıner:
Ben aslen Eskişehirliyim zaten. Yıllardır ailemle beraber yaşıyorum. İstanbul’a okul için gitmiştim. 5 yıl orada yaşadım. Aynı zamanda orada da sahneye çıktım. Sonra okul bitince tekrar kürkçü dükkanına geri döndüm.
Cesur Yaylacı: Ben Ankaralıyım. Burası öğrenci şehri. Dolayısıyla okul bittikten sonra müzik anlamında daha kolay işler yapabileceğimi düşündüm. Buraya geldiğimde de iş ararken tesadüfen Hasan’la karşılaştık. Bir birleştik, 6 senedir de beraberiz.

İkili olarak aynı sahneyi paylaşmanın zorlukları var mı?
Hasan Doğukan Yalçıner:
Aslında zorluklarından çok kolaylıkları var. Tek başıma zorlanıyordum. Tek başıma gitarla şarkı söylemek zorluyordu. Bazen gecede 100 şarkı söylediğim oluyordu. Cesur gelince beni o konuda rahatlattı.
Cesur Yaylacı: Aslında biz birbirimizi güçlendiriyoruz. Ben ne kadar gidip başka bir şarkı söyleyen birinin yanında çalsam da şarkı söyleyen insan eğer iyiyse onu daha iyi seviyeye çıkarabilirim. Benim şansım Hasan oldu. Hasan’ın şansı da ben oldum.
Resim - 35993_1_l.jpg

ADALAR’DA ARTIK ÇALDIRMIYORLAR
Sahnenizi izledim. Çok da güzel bir uyumunuz var. Sadece bakışlarınızla bile nerede ne yapmanız gerektiği konusunda anlaşıyorsunuz. Bu ilk andan itibaren mi böyleydi?
Hasan Doğukan Yalçıner: İlk andan tuttu. Biz de nasıl oldu anlamadık.
Cesur Yaylacı: Biz bir araya geldiğimizde ilk anda barda çalmadık. Sokakta müzik yapıyorlardı o zamanlarda. Barın haricinde çok sokak müzisyenliği yaptık. Önceden Porsuk Çayının kenarındaki çimlere oturmak serbestti. Yazın bütün üniversite öğrencileri orada otururdu. Çimlerde bir gün müzik yaparken benim saksafon kutusu yanlışlıkla açık kalmış. Ama binlerce kişi var. Biz kendimize çalıyoruz, müzik yapıyoruz, arada çıkıt çıkıt diye sesler duymaya başladım. Şöyle kafamı bir çevirdim kutunun içi para dolmuş ben farkında değilim. Kutuya elimi uzatamıyorum, o saatten sonra da kutuyu kapatmak istemedim. Sonra bunu bir iş haline getirebilir miyiz dedik. Tesadüf eseri sokak müziğine başladık. Hem barlarda devam ettik hem de sokak müzisyenliğine devam ettik.

Şimdi o da sıkıntı…
Cesur Yaylacı:
Evet, şimdi belediye çok sınırlama getirdi. Bu yıldan itibaren Adalar’da da çaldırmıyorlar. Belki yasaklanmasının sebebi eline enstrüman alan her kişinin orada müzik yerine gürültü yapması da olabilir. Ama en azından belediye sokakta çalmak isteyenleri sınava tabii tutup, çalacak kişilere sertifika verip o şekilde çalmalarına izin verebilir.
Hasan Doğukan Yalçıner: Aslında Adalar’da çaldırmalıydılar. Çok güzel bir görüntü oluyordu.
Resim - 35993_2_l.jpg

SOKAKTA DAHA ÖZGÜRSÜNÜZ
Peki, barda müzik yapmak mı zor yoksa sokakta yapmak mı zor?
Cesur Yaylacı: Barda yapmak daha zor. Burada dinlerken her şey çok güzel gibi gözükebilir. Ayrı altı tane masanın birisinin arabesk isteyip, birisinin 90’lar isteyip, birisinin Erik Dalı isteyip, öbürünün İsyan istediği bir yerde hepsini birleştirip ortayı bulmak çok zor. O sahneyi yönetmek kolay değil. Ama sokakta ben ne istersem onu çalarım. Ne sunarsam onu dinler insanlar. Barda öyle bir şansınız yok. Peçeteye yazıp yolluyorlar. Hele bir de içine 10 lira para koyduysa başka şansınız yok. Onu çalmak zorundasınız. Beş defa garson gelir şunu istemiş para göndermiş diye.
Hasan Doğukan Yaylacı: İçecek için seni satın aldıklarını düşünmeleri çok acı. Öyle olduğunda biz de bilmiyoruz diyerek geri gönderiyoruz. Çok geri gönderdik. Burada da istediğinizi yapabiliyorsunuz ama bazen insanlarla ters düşebiliyorsunuz.
Resim - 35993_3_l.jpg90’LAR ESKİMİYOR
Çok geniş bir repertuvarınız var. Ama çoğunlukla 90’ların parçalarını çalıp seslendiriyorsunuz. Bu alanda da çok iyisiniz. Neden 90’lar daha ağırlıklı?
Hasan Doğukan Yalçıner:
Pop müziğinin en kaliteli olduğu dönemin 90’lı yıllar olduğunu düşünüyoruz. Ben gitara ilk başladığım andan itibaren hep 90’lı yılların şarkılarını repertuvar yaptım. Yeni şarkılar da var ama en keyif alarak yaptığım 90’ların şarkıları. Aralarda 10Line’da eğlendirme kısmında ben Taksimde Eskici diye bir mekanı örnek aldım. Orada insanları alıştırmışlar sabahlara kadar sadece 80’ler ve 90’ları alıştırmışlar eğlendiriyorlar. Gelen öğrenciler de o şarkılara aşina olmuşlar. Buradaki öğrencilere de bunu aşılamak istedik.
Cesur Yaylacı: Birde Eskişehir’de bunun bir örneği yok. 90’lar çalan ne bir mekan var ne de söyleyen kişiler ve gruplar var.

Aslında günümüz şarkıları sanki tüketim odaklı. Duygudan eser yok. Anlık olsun, anı kurtarsın gözüyle bakılıyor gibime geliyor…
Cesur Yaylacı:
Günümüzde son 5 yılda yapılan şarkılardan kaç tanesi akılda kalıcı. Bir de bizim sahnede seslendirdiğimiz 80’lerde 90’larda yapılmış parçalara bakalım hangileri daha akılda kalıcı. Şarkıların akılda kalıcılıkları kalmadı. Günümüzde yapılan müzikler tamamen elektronik ortama döndü. O yüzden de akılda kalıcılığı yitmeye başlayıp tüketime döndü. 80’lerde ve 90’larda yapılan şarkıların hepsi kalıcı.
Hasan Doğukan Yalçıner: Biz o şarkıları yıllardır söyleriz ve yıllardır da insanlar bize hep aynı duygularla eşlik ediyor. Şimdi en kral şarkı en fazla üç ay tutuyor. Üç ay sonra söyle bıktık biz bu şarkıdan diyorlar. Eski şarkılarda sıkılma olmuyor.

Ortak bir albüm yapma hayaliniz var mı varsa ne tür olurdu?
Cesur Yaylacı:
Tabii var ama bunun için paraya ihtiyaç var. Sponsora ihtiyaç var.
Hasan Doğukan Yalçıner: Eğer imkanımız olursa, eski bir şarkının coverını yapmak isterdik kesinlikle.

Eskişehir piyasasını, müzisyenlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cesur Yaylacı:
Eskişehir’de çok üniversite öğrencisi olduğu için çok iyi müzisyenler de var çok kötü müzisyenler de var. Bir de çok öğrenci sahnede olduğu için müzisyenlerin aldığı paraların seviyesini düşürüyor. Ama buna rağmen patronun hakkını yemeyelim, Eskişehir piyasasının bir tık üstünde alıyoruz. Mekanlara gelince İstanbul ve Ankara’ya bakarak çok kaliteli mekanlar olduğunu düşünmüyorum.
Hasan Doğukan Yalçıner: Burada bence de yok. Öğrenciler tarafından seçilen belli başlı iki üç mekan var. Genelde hep alternatif rock ve rap üzerine kurulu. Bu da bence maalesef günümüz pop müziğinin kalitesizliğinden dolayı oldu. Onları yıllar önce çok dinleyen yoktu. Biz de hepsini bir arada sahnede vermeye çalışıyoruz. Hem kendi kültürümüzden yadırgamadan oyun havası çalıyoruz. Hem yabancı şarkılar çalıyoruz.
Cesur Yaylacı: Altı kişilik bir orkestranın yaptığını iki kişi olarak sahnede yapmaya çalışıyoruz. İki kişi olarak müzik yapıp 6 kişilik orkestranın verdiği zevki vermek çok zor. O yüzden bir sürü şey kullanıyoruz. Altyapı kullanıyoruz, bilgisayardan müzikler açıyoruz, o boşluğu bu şekilde doldurmaya çalışıyoruz. 5-6 kişi de olabiliriz ama bunu mekanlar kaldırmıyor.
Resim - 35993_4_l.jpg

ÖNCE KENDİMİZ SONRA SEYİRCİ
İnsanları eğlendirmek kolay mı zor mu?
Hasan Doğukan Yalçıner:
Ben onu yıllar önce fark ettim. Daha önce büyük sanatçıların önünde sahne alıyordum. Bazen de onları dinlemeye gidiyordum. Onlardan önce çıkan bir genç gitarıyla şarkı söylerken çok sıkılmıştı. Onu görünce bu adam sahnede söylerken sıkılıyorsa seyirci haliyle dinlerken sıkılır demiştim. Nasıl eğlenceli hale getirebilirim derken, Cesur’la ilk önce kendimizi eğlendirmeye karar verdik. Sahnedeki adam kendisini eğlendirebiliyorsa, seyirciyi de kolaylıkla eğlendirebiliyor.

Haftada kaç gün 10Line’da sahne alıyorsunuz?
Cesur Yaylacı:
Çarşamba günleri hariç haftanın 6 günü sahne alıyoruz.

Müzikal anlamda kendiniz en çok yakın hissettiğiniz, kendinize yakın bulduğunuz, kaliteli bulduğunuz isimler kimler?
Cesur Yaylacı:
Levent Yüksel’le Sertap Erener diyeceğim. Birsen Tezer’i de asla atlamak istemiyoruz.
Hasan Doğukan Yalçıner: Birsen Tezer hayranlığımız çok başkadır. Ben de Levent Yüksel ve Sezen Aksu diyeceğim. Sezen Aksu ile tanışmak en büyük hayalim ama olmayacak sanırım.

PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber GÖREVİNİ YAPAN ELEŞTİRİLİYOR
Sonraki Haber ÖĞRENCİLERE ÜNLÜ OYUNCULARLA DESTEK

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU