ANA SAYFA > Söyleşi > ÜÇÜNCÜ NESİL KAHVE DEMLEYİCİSİ

ÜÇÜNCÜ NESİL KAHVE DEMLEYİCİSİ

A+ A- Sesli Dinle
PAYLAŞ
ÜÇÜNCÜ NESİL KAHVE DEMLEYİCİSİ

Kamil Güneş farklı bir işletmeci olarak dikkat çekiyor. “Ben üçüncü nesil kahveci değilim, yanlış biliniyor. Bizler üçüncü nesil kahve demleyicileriyiz sadece” diyen Kamil Güneş ile Eskişehir’e uzanan kahve serüvenini konuştuk...

Kamil Güneş farklı bir işletmeci olarak dikkat çekiyor. “Ben üçüncü nesil kahveci değilim, yanlış biliniyor. Bizler üçüncü nesil kahve demleyicileriyiz sadece” diyen Kamil Güneş ile Eskişehir’e uzanan kahve serüvenini konuştuk

Kamil Güneş, aşkı uğruna Eskişehir’e gelmiş damak tadı uğruna da üçüncü nesil kahveciliğin peşinden gitmiş. Bir kişinin üçüncü nesil kahveci olarak anılabilmesi için kahve çiftliğinin olması, çiftliğindeki kahvelerin kavrulması için kavurucu makinelerinin olması ve en sonunda da onu pazarlayabilecek bir dükkanının olması gerektiğini söyleyerek,“Ben üçüncü nesil kahveci değilim, yanlış biliniyor. Bizler üçüncü nesil kahve demleyicileriyiz sadece’ diyebilecek kadar da açık sözlü. Hikayesini çok merak ediyordum Keçi Geçti’nin sahibi Kamil Güneş’den dinleyelim…

Resim - 19611_1_l.jpgÖnce sizi biraz tanıyalım mı? 
Çamlıhemşin doğumluyum. Rize demekten kaçınırım genelde çünkü Çamlıhemşin, dağlara yakın bir memleket ve insanlar orada yenilikçi, ilerici, yürüyüşçü yetiştiriliyorlar.

Eskişehir’le yolunuz nasıl kesişti?
Eskişehirli bir kadına aşık oldum. ODTÜ mezunu ben de Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi mezunuyum. Ankara’da tanıştım. Sonra da aşık olup buraya geldim.

Aşkınızın peşinden geldiniz peki sonra ne oldu? Aşk hala devam ediyor mu?
Devam ediyor. 2 ay önce evlendik.

İYİ KAHVEYİ KOVALADIM
Şu an yaptığınız işten çok farklı bir branşta okumuşsunuz. Üçüncü nesil kahveciliğe nasıl geçiş yaptınız peki?
İnsanlar bu ülkede kaygılarla yaşıyorlar. Üniversite okurken de kaygılanmaları gerekiyor çünkü okudukları bölümün onları nereye sürükleyeceklerini bilmiyorlar. Benim bölümünde memurluk, öğretmenlik ya da eğitmenlik yapabilme imkânım vardı. Fakat memur veya öğretmen olamayacağımı gördüm. Ben hayal ederim, eyleme geçerim, üretirim ve devam ederim. Böyle bir yapım var. Üreten, hayal eden ve eylemci insanlarla bir araya geldiğimde de böyle bir yer oluştu. Hem okulda okuyordum hem de iyi referanslarla çalıştım. Hep de elimin altında cimbali denilen espresso makinesi vardı ve iyi kahveyi kovaladım.

GÜÇ ÇİFTÇİDE
İlk kendi damak tadınız olarak mı kovalamaya başladınız yoksa ben böyle bir iş yapmayı düşünüyorum onun için mi diye düşündünüz?
Zaten üçüncü nesil kahvecilik beş ya da altı senedir Türkiye’de. Ondan öncesinde espresso bazlı kahveler ve Osmanlı döneminden Türk kahvesi vardı. Daha sonra İtalya bazlı olan espresso makineleri ve basınçlı makinelerle kahveler Türkiye’ye girmeye başladı. Fakat üçüncü neslin şöyle bir durumu, burada güç çiftçide. Çiftçi emek ve tecrübe ediyor ve doğadan aldığı bu doğal ürünün bize kadar gelmesini sağlıyor. Ekvatorun altından Güney Amerika ve Güney Afrika’dan gemilerle geliyor. Daha sonra burada kavurucudan geçiyor. Kavurucunun da kahveden anlaması gerekiyor. Kahve bir profille geliyor. Türkiye’de yaşayan insanların kahve içememe konusundaki handikabı şudur, Kahveyi armut, elma ya da limon gibi düşünüyorlar. 9,10,12 ayda oluşan kahve var. İki ayda üç ayda oluşmuyor. Öyle olunca kahveye iyi bakılması, üzerine düşülmesi ve emek harcanması gerekiyor. Güç bu anlamda çiftçide. Türkiye’de her şey yozlaşır. Çünkü bunun alt yapısı, alt kültürü, alt metni yok. Her yerde coffee var. Her şekilde satıyor. Coffee diye tabela yap, içine ne koyarsan koy satıyor. Tabela satıyor çünkü. Bu alan tabelacıların ve iç mimarların daha çok kazandığı bir meslek haline geldi. Çünkü insanların alt yapısı yok. Kahvenin mükemmel bir gücü var. Doğadan aroma çekiyor, yetiştiği yerin yüksekliğine göre tokluğu ve dokusu var ve kokusu var. Taze ve nitelikli kahveden koklayarak bile keyif alabilirsiniz. Biz iki sene dört aydır açık bir kahve dükkânıyız. Ama sanıyorum Türkiye’de burası dışında çiftçinin, emekçinin, toprağın, doğanın sözü edilmiyor, kahveyi konuşmuyorlar. Basitleşmiş ve ezberlenilmiş isimler var onun üzerine dönüyor.

Peki, neden keçi?
Aslında bir sürü nedeni var. Mesela mekânsal nedeni, buranın eski bir yapı olması. İçerisinde kirişleri ve üzerinden hemen atabileceği bir merdiven var. Yıllara inat ayakta durmuş. Keçi tekel bir hayvan. Canlı, üretici, buluşçu ve gezici. Bir taraftan da MS. 600’lerde Etiyopya’da çoban Kaldi’nin kahveyi bulduğu söylenir. Böyle bir sürü hikaye var ama bu hikayedeki çoban Kaldi, keçi çobanıydı. Keçi dışında insan dahil hiçbir canlı kahve bitkisini bulamaz. Çünkü kokluyor, tadıyor ve keyfini çıkarıyor. Bir de keçi ile alakalı, inatçı keçi, günah keçisi gibi iki sıfat kullanılıyor. Benim için keçi anarşist,  ilerleyici, üretici, tekel yürüyüşçü, tadımcı…
Resim - 19611_2_l.jpg

SUYU SATARSANIZ, SUYU SİZE SATARLAR
Sizin daha masaya oturur oturmaz sürahiyle ‘Ortak Miras’ adıyla getirdiğiniz ve hiçbir ücret almadan ikram ettiğiniz su politikanız çok hoşuma gidiyor…
İki sene dört aydır açığız, binlerce insan gelmiştir buraya. Anadolu’nun ortasındayız, insanlarla suyumuzu paylaşıyoruz. Bana diyorlar, “Burası bir ticari yapı insanları suyla mı bağlıyorsunuz?” öbürü, “Suyu arıtıyor musunuz, Kâr elde ediyor musunuz?’ Yok ağbiciğim, ticaret demek her şeyi satmak demek değildir. Bir şeyleri paylaşmanız da gerekir. Zaten yaptığınız en iyi işi yapma şansınız varken diğer şeylerin satışına destek vermiş olursunuz. Suyu satarsanız, suyu size satarlar. Biz suyu ikram da etmiyoruz. Su bedava değil, suyumuzu paylaşıyoruz.

ŞEKER KULLANMIYORUZ
Kaç çeşit kahveniz var?
Üç sayfa menü var. Demlemeler, soğuklar ve sütlüler. Çeşitlendirme şansımız çok fakat biz biraz daha doğal ürünler kullanıyoruz. Burada hiç şeker kullanmayız mesela. Onun yerine bal, tahin, pekmez ve yaban mersini özü kullanıyoruz. Bunun yanında espresso bazlıları da çeşitlendirebiliyoruz. Ama filtre bazlı çalıştığımız için son üç ay öncesinin hasadından toplanan ve geçen hafta kavrulan ve bir hafta içinde içimi sağlanan yöre kahveleri kullanıyoruz. Üç tane Etiyopya var, üç de Güney Amerika’dan var. Altısının da gövdesi ve aroması farklı.

Bu kültürü edinmek için oralara da gittiniz mi?
Hayır, hiç kahve çiftliği görmedim. Bu tamamen damakla yürüyen bir durum. Zaten yurt dışına çıkıp gezmek para isteyen bir durum. O kadar gezme şansım olmadığı için çiftlikleri görmedim. Ama profile dayalı çok fazla kahve içerek bir damak oluşturdum. Üstüne çok izledim, okudum ve çok fazla araştırma yaptım.
Resim - 19611_3_l.jpg

SANAT ARA SOKAKLARDA OLMALI
Bazı üçüncü nesil kahveciler atölyeler düzenliyor. Siz de düzenliyor musunuz?
Evet. Mesela dün iki atölyemiz vardı. Biri bez çanta boyama atölyesi, bir de mandala çizim atölyesi vardı. Aynı gün Cenkay Sönmez’in sergisi vardı. Sergi alanı olmadığımız için satışımız yok. Sadece insanları heyecanlandırmak istiyoruz. Görsünler, fikir edinsinler istiyoruz. Bu tür sergiler zaten ara sokaklarda yapılmalı bence. Belediyelerin büyük salonlarında yapılması bir şey değil.

Bir de Sokak birden değerlendi. Siz nasıl bakıyorsunuz bu duruma?
Canlanmaması hataydı. Canlandı. Memnun muyuz değiliz. Çünkü bir caddede bu iş olmaz. Caddede olsaydık patron olurdum. Beş eleman çalışırdı vs. biz burada yaşamaya çalışıyoruz. İyi müzik, iyi kahve, hayatımızı devam ettirebilmek adına üç beş para ve üretmek. Cadde sıkıyor. Hayatta en çok sevdiğim şeylerden biri kahve demlemekken bazen çok kalabalık olduğunda bıkıyorum. En sevdiğim şeyi yapmaktan neden bıkayım?

Manifesto ve menüfestolarınız da var sizin. Manifestolarını neden yazma gereği duydunuz?
Menüfestoyu buradaki etkileşime göre yazdık. Manifestoyu da Gökçe Yetkin yazdı. Onunla tanıştığımızda böyle bir yer yapacağımı söylemiştim. Bir sene sonra karşılaştığımızda burayı görünce inanamadı. Büyük bir hayal dünyasında yaşıyoruz ya, herkes bir şey hayal ediyor ve hiçbir şey yapmıyor. Buna şaşırdı ve kırmızı manifestoyu bize hemen yazdı.

PARASI OLMAYAN HERKESİN KAHVE İÇMEYE HAKKI VAR
Biri içeri geliyor, param yok kahve içebilir miyim diye sorduğunda, ‘Evet içebilirsiniz’ diyoruz. Paylaşabiliyoruz. Hatta veresiye defterimiz bile var. İsterseniz veresiye defterimize yazıyorsunuz sonra getiriyorsunuz. Kötü niyetli olanları da anlayabiliyoruz. Ama sorun değil, diyip geçiyoruz. Parası olmayan herkesin kahve içmeye hakkı vardır, bunu aktarabildiği sürece...

Editör: admin admin
PAYLAŞ
Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0
Önceki Haber HAYDİ İBRAHİM
Sonraki Haber ÇİMENTO YÜKLÜ TIR DEVRİLDİ

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

OTOMOBİLLER KAFA KAFAYA ÇARPIŞTI

1

ÖZEÇOĞLU’DAN DESTEK

2

BUĞRA TAMAM SIRA ONLARDA

3
Reyna Premium