ANA SAYFA > Yazarlar > Erhan Ünal > Küresel salgın…

Küresel salgın…

 ErhanÜnal
Sosyal Medya :
28 Mart 2020, Cumartesi 10:05

Koronavirüs kabusu (Covit-19) tüm dünyayı pençesi altına aldı. Bu tip şeyleri daha önce filmlerden izliyorduk. 2011 yılında yayınlanan Salgın (Contagion) filmi aynı bugünlerde yaşanılanları tıpa tıp anlatıyor. Filmi çoğumuz izlemiştir. İzlemeyenlere de tavsiye ederim. Evde nasılsa bol bol vaktiniz var. Virüsün nasıl bulaştığını anlatmayayım… 
Dünyayı ve ülkemizi kasıp kavuran Koronavirüs sonrasında insanların kafalarında deli sorular oluştu. Komplo teorileri tam bir kafa bulandırmaca durumunda… 
Sosyal medyada yazılanlar çizilenler ise insanları doğru bilgilerden de uzaklaştırıyor… 
Bu virüsün daha önce ortaya çıkan Sars virüsüyle birlikte laboratuar ortamında güçlendirildiği ve sonrasında insanlığı tehdit etmek amacıyla bilerek bulaştırıldığı iddiaları kısa sürede çürüdü… Çünkü virüsün yapay değil, doğal yollarla mutasyona uğradıktan sonra bulaştığını birçok yetkili belirtti… 
Gece gündüz haber kanallarını izleyenlerden birisiyim. Birçok insan da bu konu hakkında bilgi sahibi oldu. Yetkili ağızların açıklamalarını dinledikçe ortaya atılan komplo teorileri de bir bir eriyor. 
Virüsün bulaşma hızının çok yüksek olduğu bir gerçek. Artık yaşantımız da değişti. Psikolojimiz de allak pullak… 
Virüsün yaşama süresi konusunda da net bir şey söylenmiyor. Uzmanlar, Japonya'daki Diamond Princess ve California'daki Grand Princess yolcu gemilerinde, tahliyelerden 17 gün sonra dahi, virüsü kapan ve hastalık belirtisi gösteren ile belirti göstermeyen yolcuların odalarında koronavirüs izleri bulunduğu açıklandı… Televizyonlarda profesörler ise virüsün 6 ile 8 saat sürede yaşamına son verdiğini söylüyor. Bu konuda kafalar biraz karışık. Ama onu da şöyle çözüyoruz. 
İşten eve dönüyoruz. Doğru banyoya. Elimizi yüzümüzü sabunluyoruz. Sonrasında üzerimizdeki kıyafetleri balkona çıkarıyoruz. Markete uğramışsak poşetleri balkona koyuyoruz. Sonra tekrar banyoya girip duş, sonrasında ev kıyafetlerini giyiyoruz. Telefonlar kolonyayla siliyor. Artık marketten aldığımız ürünlerin üzerini bile siliyoruz. Tam anlamıyla bir paranoya durumu…
Ellerimiz yara oldu. Ama yine de nefes alamamaktansa böyle tedbirler almak çok önemli… Tabii bunun yanında da kurallara uymamız gerekir. Birçok insan işten evine dönüyorsa yukarıda saydıklarımızı yapıyor. Herkesin de konuda duyarlı olması gerekiyor. İşin yoksa dışarı çıkma kardeşim… Evde kal… 
İnsanlar sadece 65 yaşına kilitlenmiş. Yaşın 64’se çıkarım deme… Yaşın 18’se çıkarım deme… Diğer insanların bu kadar verdiği mücadeleye de saygısızlık etme… Kimsenin hayatıyla oynamaya hakkın yok…Evde kal… Evde kal… Evde kal… 
Karanovirüs için Çin’den ilaç geldi. Artık rahat rahat gezeriz diyenler var. Bunu da yanlış anlıyoruz. İlacın iyileşme sürecini 11 günden 4 güne düşürdüğü söyleniyor. Bu önemli bir gelişme ama kronik hastalık varsa veya yoksa da yine risk durumu yüksek… Bu virüsten tamamen kurtulmanın yolu kendini izole etmek olacak bu belli… 
Koronavirüs tanı kitleri de geldi. 15 dakikada sonuç alınıyor. Ülkemizde günde en yüksek önceki gün 7 bin test yapıldı. Görülen o ki ne kadar test, o kadar erken teşhis demek… Bunun için günlük en az 15 bin 20 bin test yapılması gerekiyor. Belki de daha fazla… Çin’den gelen kitlerin doğruluk oranını da düşük olduğu profesörler tarafından açıklandı. Bu da ilginç bir durum… 
Çin bu işi aldığı sıkı önlemlerle durdurdu. Avrupa’da ise durum facia… İtalya perişan, İspanya ve Fransa da aynı durumda… ABD’de de sıkıntı büyüyecek. 
Türkiye’de kritik noktada… 
Üzücü sonuçların daha fazla yaşanmaması adına sokağa çıkma yasağı alınması gerektiğini ve daha çok test yapılmasını savunanlardanım… Çünkü örneklerini görüyoruz. İtalya, Fransa ve İran geç kaldı. Sokağa çıkma yasağı koydu. Yunanistan az sayıda ölüme rağmen tedbiri çabuk aldı. Sokağa çıkma yasağı koydu. 1.5 milyarlık nüfusa sahip Hindistan’da 21 günlük sokağa çıkma yasağı getirildi. Evet ekonomik anlamda ülkeleri sarsacak ama hiçbir durum insan sağlığından önemli değil… 
Bir önemli nokta da ilaç, tanı kitinin yanında vantilatör yani solunum cihazı… 
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geçtiğimiz günlerdeki basın toplantısında 3 firma ile vantilatör(Solunu cihazı) üretme konusunda görüştüklerini belirtti. 5 bin solunum cihazı alım garantili yapılıyor. Nisan başında teslim edilecek. 
Aslında bir televizyon programında Prof. Dr. Osman Erk, bir işadamının 20 bin vantilatör hibe edeceğini duyurdu... Eğer doğruysa çok sevindirici bir durum… 
İnşallah kötüye gitmez ama hasta sayısının yoğun bakımları aşması durumunda servislerde yapılacak müdahalelerde bu solunum cihazlarına çok ihtiyaç olacak… İmkanı olan işadamları da hayır yapacaksa vantilatör üretimine katkı sağlayabilir. 
Bakın geçen gün İtalya’nın Bergamo kentinde yaşayan ve geçen hafta hayatını kaybeden 72 yaşındaki bir rahibin, Covid-19 tedavisi gördüğü sırada solunum cihazını daha genç bir hastaya vermesi duygulandırıcı bir durum… Yarın bizde de bu durumlar yaşanabilir. 
Hasta sayısı arttıkça daha fazla doktor, sağlık çalışanı ve malzemeye ihtiyaç olacak. Bu nedenle elimizde ne kadar solunum cihazı  o kadar hayat demek değil mi… 
Vaka sayısı artıyor. Ölüm oranı yükseliyor. Bu durumun kısa sürede bitmesi de zor gözüküyor.   
Okullar doğal olarak 30 Nisan’a kadar uzadı. Liglerin de başlaması imkansız gözüküyor. Bu şartlar altında en son konuşulacak şey tabii ki spor… 


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

ÖDEME VE SÜPER LİG ŞARTLARI VAR

1

ÜLKÜCÜLERİN ANNESİ VEFAT ETTİ

2