ANA SAYFA > Yazarlar > Gencer Aytüre > Ahmet Ataç ve işçi hakları

Ahmet Ataç ve işçi hakları

GencerAytüre
Sosyal Medya :
21 Aralık 2020, Pazartesi 09:46

Belki de sadece pandemi döneminde değil, normal şartlarda da hem siyasetin hem de sosyal hayatın devamlılığını sağlayan en önemli konu bu hassasiyettir. Seçim zamanı hatırlanan ihtiyaçlar, haklar ve raflarda bekleyen işçi sınıfı gerçeği... Peki ülke şartları içinde Tepebaşı Belediyesi'nin bu gerçeğe bakışı nedir? Tepebaşı Belediyesi nasıl bir aile ve çalışanları yıllardır süren bu yolculuğun içinde mutlu mu? Geçen hafta yapılan sözleşmeler ile sendikal hakları işçisinden çok savunan Ahmet Ataç ülkeye örnek olacak bir tutum sergilemiştir. Bazı durumlarda eleştirmekten de çekinmediğimiz Başkan, çalışanlarının hakları için sendikalarla pazarlık yapmak yerine uygun zemini hazırlayarak işçi sınıfı sancısı çeken bir demokrat olduğunu tekrar göstermiştir. Dediğim gibi İngiltere'de halkla ilişkiler eğitimi almış biri olarak zaman içinde kültür sanat çalışmalarında, halkla ilişkiler konularında ve bazı detay konularda küçük eleştirileri yansıtmak durumunda kaldığımız Tepebaşı Belediyesi'nin bu konuda aldığı övgü öylesine bir başarı değildir. İşçi sınıfını savunmanın hem ekonomik hem siyasi anlamda zor bir yetkinlik istediğini herkes bilir. Popülist yaklaşımlar ve göstermelik duruşlar zaten özellikle Eskişehir gibi kültür seviyesi yüksek kentlerde karşılık bulamaz. Başkan Ataç'ın nezaketle devam ettirdiği iletişim dili aile içinde de vicdan ile çalışan bir momentuma sahip olmasa birçok çatlak sesi zaten duyardık. Ülkemizde birçok Büyükşehir Belediyesi ve ilçe Belediyelerine de sosyal demokrat yapı örneği olan Tepebaşı Belediyesi'nin işçi hakları temelli yolculuğu, emeği sömürmeyen, sanatı ve estetiği her işe yansıtan inovatif bir entelektüeliteye sahip rengi moral veriyor. Önce işçi sınıfına sonra bu sanatı yöneten değerli Başkan Ahmet Ataç'a selamlarımı iletiyorum. İyi ki varlar dediklerimizden olmaya devam ediyorlar.

***

GENÇLER EDEBİYAT

Eskişehirli edebiyatsever gençler ile başladığımız edebiyat söyleşileri dünyaca ünlü şair Niels Hav ile başlıyor. Eskişehir'de hem liseli gençlerin hem üniversiteli gençlerin hazırlayacağı söyleşiler edebiyata yeni bir soluk getirecektir. Gençlerin kaleminden Niels Hav'a sorulan sorular... ( Barış Sivri, Emine Pak, Hakan Güler- Eskişehirli üniversite öğrencileri ) 1-Bir şair, ülkesinin sorunlarını görmeden şiirlerini nasıl yazabilir? Mutlu bir ülke yaratmak aslında onun işi mi? NH: Herkes için güvenlik ve refah içinde bir toplum yaratmak hükümetin görevidir. Şairin işi güzel şiirler yazmaktır. Hükümet görevini ihmal ederse ve insanlar acı çekerse, o zaman şair hükümetle yüzleşmek zorunda kalabilir. Bu yüzden kötü hükümetler şairlerden ve entelektüellerden korkarlar - gerçeklerden korkarlar. Türkiye'nin büyük şairi Nazım Hikmet hapse atıldığı için ülkeyi terk etti. İfade özgürlüğü, bir şair için gerekli olan en iyi altındır. Şairin görevi ile ilgili “Görev” şiirini ekleyeceğim. Şair mümkünse durumu tarif etmeli ve her şeyi olduğu gibi söylemelidir. 2- Yazmaya nasıl başladınız? Sizi bu okyanusa kim attı? NH: 12 yaşında yazmaya başladım. Nedenini bilmiyorum, sadece mutlu bir dürtü olarak geldi. İlham bugün bile bir gizemdir. Başlatıcı bir sevinç, acı veya özlem olabilir. Aşk ve gönül yarası birçok genç sevgili için başlangıç noktasıdır. 3- Düşleri anlatmak için kelimeler yeterli olabilir mi; henüz kendi kelimelerinizi bulabildiniz mi? NH: Kelimeler yeterli değil. Hâlâ dil evrenimizde uğraşıyorum. "Bütün bir hayatınızı / kelimeler eşliğinde / hiç bulamadan / doğru olanı aramakla geçirebilirsiniz" - biliyorsunuz ki EPIGRAM / SONDEYİŞ. Karım bir piyanist ve o Beethoven'ı çalarken sözlerin durduğu yerde müzik devreye girer. Bu yeterli. 4- Genç yazarlar ve okuyucular hakkında ne düşünüyorsunuz? Durduğunuz yerden çok uzakta olduklarını mı düşünüyorsunuz? Yeni nesli anlayabiliyor musunuz sizce? NH: Bu benim ilk hayatım ve her gün yeni. Genç yazarlar ve okuyucularla aynı yerde duruyorum. Şiir söz konusu olduğunda, her gün sıfırdan başlamalıyız. En baştan yeniden başla. İyi bir şiir bir armağandır ve şans eseri, yeni başlayanlar için böyledir ve benim gibi eski bir aşık için de durum böyledir. 5- Türkiye'de yaşamak ister misiniz? Neden evet, neden hayır? NH: Türkiye, zengin bir antik kültüre sahip güzel bir ülke. İstanbul, Avrupa'nın gizli başkenti; kültür, siyaset ve ticaret merkezidir. Elbette ıslak Danimarka kıyılarımı, puslu kış ışığını ve yazın parlayan güneşini seviyorum. Ama yılın bir bölümünü Türkiye'de yaşamayı çok isterim, zarif kültür, yemekler ve tüm mutlu insanlar beni büyülüyor. Hep Türkiye'yi özlüyorum, belki bir dahaki sefere orada doğmayı isteyeceğim.

***
HAFTANIN FOTOĞRAFI Erkan Balk- Balığın Gözünden (EFSAD)

***
ŞEHİR TİYATROLARINDAN PANDEMİ AÇIKLAMASI 

  Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni H. Tolga Tümer, bütün dünyanın Covid-19 salgını ile mücadele halinde olduğu bu dönemde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarının bu sıkıntılı süreci nasıl geçirmekte olduğunu Eskişehir'in Kültür Sanat sayfası "Kent Ajandası"na şöyle anlattı. “ Hepinizin bildiği gibi 2020 yılı Mart ayı içerisinde tüm dünyada yaşanan salgının ülkemize de yansıyan olumsuz etkileri sonucu, zorunlu bir kapanma yaşayarak sezon ortası diyebileceğimiz bir zamanda oyunlarımıza ara vermek zorunda kaldık. Üstelik bu kararı, oyuncularımızın, çalışanlarımızın ve tabi ki seyircilerimizin sağlığını önceliyerek, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ve İstanbul, İzmit, Bakırköy Belediye tiyatroları gibi ödenekli tiyatroların perde açmaya devam ettiği günlerde uyguladık. Sağlık önlemleri gerekçesi ile ilk kapanmayı uygulayan tiyatro Eskişehir Şehir Tiyatrolarıdır. Geçtiğimiz yaz ayı içinde tiyatromuz yönetimi, mevcut koşullar eşliğinde Ekim ayında başlayacak yeni sezona dair repertuvar oluşturma hazırlıklarına başladı. Yeni normaller göz önünde bulundurularak sağlık önlemlerinin artırıldığı, temsil sayılarının azaltıldığı, daha az izleyici ile salon kapasitelerimizin düşürüldüğü bir uygulamaya geçildi. Tek kişilik ya da az kadrolu oyunları, temas mecburiyetini sıfırlayan oyun okumalarını sahnelerimize taşımak için provalarımıza başladık. Provaların başlamasına paralel olarak, görevli tüm sanatçı ve teknik kadromuzun Covid-19 tanı testleri yapıldı. Bu süreçte yaşanan gelişmeler neticesinde “Başvuru Beklemede” adlı tek kişilik yeni oyunumuzu ve “Alt Tarafı Dünyanın Sonu” adlı Okuma Tiyatrosu etkinliğimizi bir kereye mahsus olsa dahi sahneleme fırsatı bulabildik. Yine sezon başında provalarına başladığımız “Tahta Pencere” adlı oyunumuz son aşamasına gelmiş olmasına rağmen ilk gösterimini maalesef henüz gerçekleştiremedi. Bunun yanında “Metot” adlı oyunumuzu da provaları sürerken durdurmak mecburiyetinde kaldık. Bu süreç tüm vatandaşlarımızı olduğu gibi biz şehir tiyatrosu ailesi çalışanlarını da olumsuz etkilemektedir şüphesiz. Tüm vatandaşlarımız gibi hem kendimizin hem de sevdiklerimizin önceliğinin sağlık olduğu bilinci ile bu önlemlere dikkat ederek ve sabırla bu zorlu günleri atlatmaya çalışıyoruz. Genel Sanat Yönetmenliği görevini devraldığım bu günlerde, kısıtlama ve tedbirlerin arttığı uygulamalara maruz kaldığımız zorlu bir süreç ile karşı karşıyayız yine. Bu olağanüstü durumun bir süre daha devam edeceğini öngörerek sanatçı arkadaşlarımla da ortak fikir alış verişi sağlayarak alternatif çalışmaları gündemimize aldık. Hepimizin zorunlu olarak evlerimizde bulunduğu bu dönemde tiyatro severlerimize ulaşabilmek için sosyal medya üzerinden gerçekleştireceğimiz sohbetler aracılığı ile oyuncularımızı düzenli aralıklarla izleyicilerimizle buluşturacağımız bir sohbet programı formatını yeni yılla birlikte internet üzerinden yayınlamaya başlayacağız. Seyircilerimizin tiyatro sanatından uzak kalmalarını engelleyebilmek adına yine dijital platformda yayınlayacağımız “Sesle Oyunlar” adlı projemiz de yakın zaman içinde başlayacak. Yerli ve yabancı tek kişilik seçkin tiyatro oyunları, sesli kitap tekniği benzeri bir teknikle okunup canlandırılarak izleyicilerimize internet üzerinden ulaştırılacak. Bunun yanında Eskişehir Şehir Tiyatroları E-Dergi projesi de bir diğer çalışmamız olarak Tiyatromuzun internet sitesi üzerinden periyodik aralıklarla yayınlanacak. Sanatseverler bu dijital derginin içeriğinde oyun incelemeleri ve değerlendirmelerini, gösteri sanatları ile ilgili güncel bilgi ve tanıtımları, Tiyatro ile ilgili farklı içerikli dosya çalışmalarını bulabilecekler. Tiyatromuz 27 Mart 2021 yılında 20. Yaşını dolduruyor. 27 Mart günü yaş günümüzü kutlarken paylaşmak üzere, 20. Yılımıza özel olarak hazırlayacağımız bir görsel ve dokümanter belgeselin hazırlıklarını da sürdürüyoruz. Yaşadığımız kısıtlamalar nedeni ile perdelerimizin kapalı olmasının yegâne faydasının bu projenin alt yapı çalışmalarının hızlanmasına olanak sağlamış olduğunu söyleyebilirim. Süreç bu şekilde devam ettiği müddetçe, yukarda bahsettiğim projelere benzer çalışmaları hayata geçirmeye ve sağlık önlemlerini uygulamaya devam edeceğiz elbette. Büyükşehir Belediye Başkanımız Prof. Dr. Sayın Yılmaz Büyükerşen hocamız da bu konuda büyük hassasiyet gösteriyor. Tiyatromuzun sanatçı ve teknik tüm personeline Covid-19 tanı testi yaptırılmasına olanak sağladı. Sadece tiyatromuz için değil, belediyemizin tüm birimlerinde çalışan arkadaşlarımıza bu hizmetin ulaştırıldığını biliyoruz. Umarım en hafif şiddetle bu hastalığı atlatırız. Tahmin edersiniz ki en büyük isteğimiz bir an önce bu salgın belasından kurtulup, oyunlarımızı seyircilerimizle yeniden salonlarımızda buluşturmaktır.

***

ÖĞRENCİ SORULARI 

"Ben bu süreçte 12. Sınıf stresini yaşıyorum. Hayatımın en önemli yılı. Evet bütün dünya bu süreçte hemen hemen aynı durumda hatta ülkemizde bazı şeyler daha iyi yönetiliyor ancak Almanya'da savaş yıllarında bile devam eden mücadele hep örnek olarak anlatılır bize. Eğitim anlamında zamanı geri getiremeyiz. Bence şu anda özellikle kaynak anlamında ek yardıma ihtiyacımız var. Ekonomik olarak içinde olduğumuz zor durum kaynak edinmemi engelliyor. Sizce bu imkansız mı? " -- Çok haklısın, Özel okulda okuma durumunda olmayan öğrencilere sınav kaynağı temini desteklenmeli. Birçok alanda destekler oluşturulmaya çalışıyor ve gündeme getirilmesi gereken bir konu da sınav öğrencilerine kaynak temini. Çok pahalı olan bu kaynakların temini gerçekleşen durumlar sebebiyle imkansız hale geldi. Milli Eğitim bünyesinde gerek yazılı gerek internet üzerinde kaynak temini gerçekleşmesi. Hatta belki de özel okulların zor durumdaki öğrencilere kaynak yardımı da bugünlerde unutulmaz bir yardım olur. En özel seferberlik eğitim seferberliği değil mi?

***

ÖĞRENCİ ÖYKÜLERİ –BOŞ ODA- 

Yıldızlar sönmüştü. Zebra çizgili duvarlar, rutubet tutmuş bomboş bir odada kırık dökük bir sandalyede ellerim kollarım büsbütün bağlanmış oturuyordum. Aklımdan geçen seslere hakim olamadan bir adam çıkmıştı karşıma. Kumrala kaçan saçları gözlerini tamamlıyor, eski gibi görünen paltosu üstünde emanet gibi duruyordu. Sanki adamı daha önceden tanıyordum diye düşünürken gözlerim yere ilişti bir an. Duvarlara benzeyen betondan döşenmiş taşlar, satranç tahtasının aynısıydı. Elindeki kitabı rastgele açtı adam ve başladı okumaya. ‘Anılar...Kendi kendime sorardım hep zihnimin derinliklerine ilmik ilmik işleyen acınası görüntüleri. Nihayet beni diğerlerinden ayıran basit bir yaratık yapmıştı bu. Bazı geceler vardır üşürsün, titrersin ama havanın soğuk olmasından dolayı değildir bu.’ Sesini kapalı unuttuğum fakat titreşimiyle uyandığım alarmla kalkmıştım. Gerçekten üşüyordum. Saat sabahın altısıydı ve saçma sapan bir rüyadan uyanmıştım. Harika dedim içimden harika! Berbat bir gün beni bekliyordu. Hemen mutfağa gittim ve kendime sıcak bir kahve yaptım. Artık daha mutluydum ve nihayet kitap okumaya başlayabilirdim. Geçen hafta bugün kütüphaneden aldığım yepyeni ve taze kağıt kokan belki de en beğenerek aldığım kitaplardan Aslı Erdoğan’ın “Kabuk Adam” kitabını okuyordum. Fakat öncesinde bu sefer sesini açtığıma emin olduğum alarmı yediye kurmuştum. -aksi halde kendimi kitaba kaptırıp okula geç kalacağımı biliyordum- salondaki hoparlörlerden müzik olarak klasik bir eserle başlamak istedim. -Chopin-nocturne ile...- Tam bir saat sonra, kitaptaki ‘‘Çalı çırpı yüzünden . Bu sahipsiz bir at.’ Hafifçe gülümsedi, yüzü sevgiyle ışıldadı.’ cümlesinde alarmım çalmıştı. Bana ayrılan sürenin sonuna geldiğimi anlayınca en sevdiğim filli kitap ayracımı özenle iki sayfanın arasına sıkıştırdım. İlk önce kitabı koydum çantama, hemen ardından ise havanın bozma ihtimaline karşın hafif ve kamuflaj desenli ceketimi. Çıkmaya hazırdım. Hava şimdilik pek de kötü sayılmazdı. Mavi ve tüm üniversite hayatım boyunca kullandığım o dolmuşa binmiştim. Bana aykırı gibi duran insanlarla istemsizce sohbete dalıp kendime birçok öğüt dinletmiştim. Deniz Harputlu ( Eskişehir Yeni Çizgi Koleji)


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

TAMBOVA’NIN ACI GÜNÜ

1

BAŞKAN TEPKİ GÖSTERDİ

2
Reyna Premium