ANA SAYFA > Yazarlar > Gencer Aytüre > En iyi okur Eskişehir'de

En iyi okur Eskişehir'de

GencerAytüre
Sosyal Medya :
17 Aralık 2020, Perşembe 12:59

Birçok yayıneviyle yıllar içinde olan bağlarımız sayesinde ve birçok yazarla görüştüğümüzde karşımıza çıkan sonuç Eskişehirli okurun "iyi okur" diye tanımlanan okur olduğu yönünde. "İyi okur kimdir?" diye sorduğumuzda yazarı tanımak istemekle birlikte hem yazarın Tüm eserlerini takip eden hem de kitabı okurken ki duruşu sebebiyle yazara da yön verebilecek yetkinlikte bir seviyeden bahsedebiliriz. Bu zincirin herkes için doyurucu olduğunu düşünürsek Eskişehirli okurların daha da derinde yazarla kurduğu bağ da kuvvetleniyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi bünyesinde yıllarca yaptığımız Edebiyat Buluşmaları çerçevesinde de gördük ki misafir ettiğimiz yazarlar artık aile olarak kabul ediliyor ve sonraki yıla kalmadan görüşme ve okuma isteği de ortaya çıkıyor. Daha duygusal ve robotik olmayan bir zemin oluşmuş durumda diyebilirim. Sosyal medya ile de doğru kontrol sağlandığında bence bir yazar kentlerle daha da iç içe olabilir. Çok okuyan kaliteli okurların şehri Eskişehir'den Eskişehir'i ve buradaki gençleri önemseyen tüm yazarlara selamlarımızı gönderiyoruz. Önümüzdeki haftadan itibaren Eskişehirli gençlerin ünlü yazarlarla röportajlarına yer vereceğiz. Daha da güçlü bağlarla aydınlık yarınlara yürümek için.

***

ESKİŞEHİR'İN EĞİTİM GÖNÜLLÜSÜ 

Birkaç gün önce daha önce tanışmadığım birini merak ettim ve ulaştım. Korunmaya Muhtaç Erkek Çocuklarını Destekleme Ve Geliştirme Derneği Başkanı Ferhan Yalaman ile görüştüm. Çalışmalarını merak ettiğimi söyledim. Telefonda bana anlattıkları istediğim anektodlardı aslında. Üniversiteye kayıt ettirdiği öğrencileri anlatırkenki heyecanı çok özeldi. Bir anısını paylaştı benimle; üniversite sınavına götürdüğü bakacağım öğrencisini içeriye girdikten sonra oradan ayrıldığında telefonun çaldığını ve arayanın öğrencilerden biri olduğunu söyledi. Öğrencide telefonum yoktu diye biliyordum dedi ama çocuğun ezberinde varmış numarası, kimliğimi unutmuşum diye aramış çocuk. Kimliği bulma ve getirme heyecanı bana sadece bir aile içinde olacak olay izlenimi verdi. Ehliyet sınavı heyecanları ve daha birçok gelişim süreci konularında Korunmaya muhtaç bu çocuklarla ilgilenen güzel yürekli insana teşekkürlerimi iletiyorum. Hayat en çok bu zor günlerde duyacağımız güzel şeylerle anlam kazanıyor. Aynı zamanda Yılmaz Hocamla birlikte Yeni Kolej Mezunları Derneği Başkanı da olan Ferhan Hanım kentimize renk katan çalışmaları ile iyi ki tanıdım dediğim insanlardan oldu. İyi ki varsınız.

***

AYSEL KARACA'NIN ESKİŞEHİR NOTLARI
 -OLMAYACAK BİR ŞEY-

Olmayacak bir şey değildi hayal ettiğimiz. Aslında neredeyse beş yıldır Anadolu’nun orta yerindeki bu kadim şehri görme planları yapıyordum. Oraya sürekli gezi düzenleyen turizmci arkadaşım da bu iş için biçilmiş kaftandı. Hemen her ay düzenlenen turlardan birine katılmak için fırsat kolluyordum. Ancak felek önüme her sefer bir taş koyuyor, görmek için sabırsızlandığım bu şehre bir türlü gidemiyordum. Gidemediğim zaman uzadıkça, şehir hakkında anlatılan hikâyeler de uzayıp gidiyordu. Aman efendim ne kaplıca otelleri vardı ki hamamlarında yıkanmaya doyamazdınız. Bu gezenti hanımlara cevabım hazırdı; ben hamam sevmem. İyi ki gelmemişim. Bir başka sefer, oradaki gece hayatı İstanbul’da bile bulunmaz. Her yer sabaha dek açık. Keşke gelseydin, ne eğlendik, ne eğlendik. Ona da burun kıvırmam zor değildi. Kuzum geçti bizim gece hayatı yaşımız. Gençler gitsin, eğlensin, ne güzel. Aaa ama Porsuk çayı kıyısına oturup bir kahve içmeden, kahvenin kokusunu içine çekerek bir dost sohbeti etmeden olur mu? Eh bu fena fikir değilmiş. Olabilir. Hatta ne güzel olur. Ama havalar soğuk henüz. Şöyle Nisan, Mayıs gelsin, bir organizasyon planı yapalım. Pes!! Evet, gidememe hallerim pes dedirtecek kıvamdaydı. Ne deseler haklıydılar. Fakat ne olduysa o davetiye geldikten sonra oldu. Çok değerli bir ressam arkadaşım sergi açılışı için biz, İstanbul’daki dostlarına birer davetiye göndermişti. Davetiyenin kendisi bile fazlasıyla baştan çıkarıcıydı. İlk arayan Ali oldu, geliyor musun? Biz gidiyoruz. Aslında çok hevesliydim. Davetiyeyi aldığımdan beri içimde kuşlar uçuyordu. Ama Şubat’ın 10’nunda, en olmayacak zamanda Eskişehir’e gidilir miydi? Hadi canım, dedim. Şaka yapıyorsunuz! Kendimi tren istasyonunda bulduğum ana kadar geçen sürede ne olupbitti pek anımsayamıyorum ama olan olmuştu. Elimde bavulumla, Şubat’ın ortasında -2 derece sıcaklıkta/ soğuklukta az sonra gelecek treni bekliyorduk. Diğer arkadaşlarım da en az benim kadar heyecanlıydılar. Kimisi benim gibi yeni bir şehir görmenin, kimisi yıllardır göremediğimiz meleğimizi görecek olmanın, kimisi akşam gideceğimiz meyhanenin, kimisi fırından yeni çıkmış resimlerin, kimisi de sergiyi açacak olan meşhur Belediye Başkanı ile tanışmanın heyecanı içindeydi. Şehir dediğin, İstanbul’un onda biri, her yere yürünür nasılsa. Navigasyonları kurup yürümeye başlıyoruz. Şu köprüyü görüyor musun” diye atılıyorum, “Petersburg’dakinin aynısı değil mi?” Arkadaşımın da ağzı şaşkınlıkla aralanıyor, “A, gerçekten, Neva Köprüsü!” Koşar adım köprüye yöneliyoruz, kim bilir kaç yıl evvel gördüğümüz karlar altındaki bu Dostoyevski şehri, Cumhuriyetin mahzun başkenti ve bozkırın ortasındaki bu küçük Anadolu şehri zihnimizde birleşiyor. Önce navigasyonu sonra telefonları kapatıyoruz. Olmayacak şey değil. Yanımızdan geçen Vronski’ye çelme takıyoruz. Yağan karın şiddetine aldırmadan suyun aktığı yöne doğru ilerliyoruz…

***

ESKİŞEHİR AFAD'A GEÇMİŞ OLSUN 

Devam eden tüm çalışmalarının yanında özellikle bu dönemde görevlerini olağanüstü bir bilinçle yerine getiren doktorlarımız ve diğer sağlık çalışanları gibi Afad da sahadaki tüm çalışmalarında insanüstü gayret gösteriyor. Son İzmir depremindeki günlerce süren çalışmaları sırasında maruz kaldıkları Corona ile savaşıyorlar. Eskişehir Afad Başkanı Recep Bayar da evinde Corona sebebiyle birkaç personelinin de olduğu gibi verilen süreyi yaşıyor. Kendilerine ve personeline Eskişehir adına geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Eskişehir'i temsilen bütün ülkenin bir olduğu İzmir depreminde gösterdikleri çalışma cok özeldi. Ayrıca detaylarına daha sonra yer vermek istediğim Avrupa Birliği onayı alan üst seviyede tüm örnek projeleri sebebiyle de yine Eskişehir adına tebrik ediyorum. Sizler de iyi ki varsınız.

***

HAFTANIN FOTOĞRAFI Alper Meranezlioğlu-Emek ( EFSAD)

***

HAFTANIN KİTABI Erol Büyükmeriç - Cemal Süreya ve Çocuk

***

ÖĞRENCİ SORULARI 

Eğitim şart diyerek başlardı tüm tartışma programları ve bu bilinci sahiplenen aileler çocuklarını okula gönderirken elbette seçici davranmaya çalışıyor. Özel okullara göndermek ya da devlet okulunda hedefler seçmek gibi bir ayrım var bildiğimiz gibi. Bence her öğretmen hem devlette hem özelde elinden geleni yapar ve bu mesleğin hakkını verir. Bu ayrı bir konu ancak bir öğrenci şöyle diyor " Ben özel okulda akıyorum ve ailem bir öğretmenle ozel ders ısrarı sebebiyle sorun yaşadı. Olay kapandı ama yaşanan soğukluk beni de etkiledi. Zaten özel okuldayım ve neden özel ders ısrarına maruz kaldım bilemedim. Eğitimde program kurucular daha titiz olamaz mı? Bu harika soru çoğu şeyin özeti oldu. Elbette atanamayan öğretmen gerçeği ve özel ders gerçeği var ama bunun öğrenciye yansıması nasıl bir rehberlik çalışmasıyla hallolabilir ki? İyi niyetli ve telafi amaçlı da olsa çok kritik bir dönemde öğrencilere önce "merak" aşılamak gerekiyor diye bir devrim yapsak bence çok iyi olacak.


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Haber Arşivi