ANA SAYFA > Yazarlar > Gencer Aytüre > Eskişehir'de sanatın gücü

Eskişehir'de sanatın gücü

GencerAytüre
Sosyal Medya :
17 Aralık 2020, Perşembe 12:49

3. Dünya ülkesi olarak tanımlanıyoruz ve eksikliklerimiz yüzümüze vuruluyor. Farkındalık ve araştırmacı toplum olma seviyemiz dünya sıralamasında gerilerde deniyor. Gerçek mi? Maalesef birçok anlamda bakış açısı olarak yeni dünya düzeninde anlaşılamayan bir duruşa sahibiz. Tek çözüm sanatın önce eğitime ve beraberinde tüm mesleklere estetiği getirmesi. Faruk Hoca Anadolu Üniversitesi bünyesinde görev yapıyordu ama dünyanın heryerindeki öğrencilerinin birleşmesi ve büyük bir aileye dönüşmesiyle birlikte tüm öğrencilerine kanıksattığı estetik, yaratıcılık ve tasarımın gücüyle oluşacak yeni beyin yapısının hayali bana Frankfurt Okulu'nu anımsattı. Estetiğin temel alındığı bu enstitüyü, bu felsefeyi, bu akımı Faruk Atalayer'in çok büyük izlerine benzetmeme sebep oldu. Derinlik ve karakter söz konusuysa onun anlatımı ve retoriği bütün renklerin özgürlüğünü düşünmek, anımsamak durumundayız. Sevgili hocamla hemen hemen her gün konuşurduk ve geçmişte ve son zamanlarda da birkaç röportaj yapmıştık. Biri bugün yayınlamak istediğim söyleşi diğeri de daha uzun bir çalışmaydı. Faruk Hocaya en çok değindiğimiz konuların kısa özetlerini bu sayfa için istemiştim en son. Işıklar içinde uyu hocam. Geride bıraktığın felsefenin derinliğine herkesin şahit olduğunu görmek ne güzel bir şiir. 1-Sanat ,toplumbilimsel duruşa sahip olmak zorunda mıdır ? --- Toplumbilimin ilgi alanına sanat girer. Sanatın da toplumbilimden hem bireysel oluşumda hem de bilgi malzemesi alışverişinde yoğun bağları vardır. Sanatçı toplumsal bir duruşa sahipse ürettiği sanata bu yansır. 2-Sanatçı kendi içinde yaratıcılık sorunsalı yaşar mı? --- Yaratıcı varoluş, kişinin bu oluşum, gelişim ve değişimi içinde duyumsayıp yaşamadan ve bunun ( yaratmanın) etkinliklerini çözümlemeden özel özne oluşuna sıçrayamaz. 3-Toplumlar sömürülen değerlerine saldırıya bağışıklık kazandırılır mı ve sanatçıların duruşu Don Kişotluk olacağından mı toplum için sanat söz konusu değil denir? -- Sanat başkadırıdır. Yaşanılan andan bir adım ileride olmaktır. Sanatı salt sanat-zevk ve keyif eylemine dönüştürmek toplumu uyutup uyuşturmaktır. Don Kişotlar olmasa insanlık-kültür ilerleyemezdi. 4-Yaratıcıık ve estetik hangi toplum yapısından beslenir ? Sanatçı hangi koşullardan olumlu ya da olumsuz etkilenir? -- Çatışkıların sert-yoğun olduğu toplumsal yapılarda başarılı ve sayıca çok yaratıcı insan gelişir-var olur. Konforun-dinginliğin, huzurun baskılaşmaları estetik özneyi pasifleştirir. Tarih-bilim anlamında değil bilgikullanma biçimleri, çözümlemeleri, yansıtmaları olarak sanatı besleyen ana kaynaktır. Kendi geçmişine dayanmayanlar ötekileşir, yabancılaşır. Bizim kökümüzle bağlantımız tamamen koparılmıştır. Bu gönüllü savaşçılarla olasıdır 5-Tarih,sanatın içinde nasıl bir köprü görevindedir? Bizim tarihimizde kaybedilmiş noktalar var mıdır? Silinmiş,kaybedilmiş tarih nasıl geriye getirilir ? ---Gerçek zihin ironi değilse bilgiye açık zihni niteler. Sömürücü her toplum genç beyinleri kendi felsefe, inanç, metafizik mantık ve us ile köreltir, kısırlaştırır.

***

HALİME YILDIZ'IN ESKİŞEHİR NOTLARI

Eğitimci, şair ve yazar sevgili Halime Yıldız Eskişehir'i gerçekten yaşayıp yazın dünyasında Eskişehir'i en güzel anlatan kalemlerden. Daha geçen gün konuştuğum birkaç öğrencim Eskişehirli yazarları aradıklarını ve Halime Yıldız'ın kalemini en çok sevdiklerinden olduğunu söylediler bana. Çok üretken bir yazar oluşundan Eskişehir'in de bunda etkisinin olduğunu düşünüyorum. Eskişehir'den kendisine sevgiler, selamlar iletiyoruz. "İlkokul beşinci sınıftan lise sona kadar öğrenim gördüğüm Eskişehir, bugünlerde çoğunu gerçekleştirdiğim hayallerimi kurduğum şahane şehirdir. Sazova’da olan evimizden Osmangazi Ortaokuluna ve Ahmet Kanatlı Lisesine iki yanı kavak ağaçlarıyla şenlendirilmiş yoldan giderken öyle güzel gülüşürdük ki en yakın arkadaşım Nevin’le! Kavaklı yolun iki tarafındaki büyük boşluklara dağılırdı cıvıl cıvıl sesimiz. Kavakların parlak saten yaprakları, ipince kollarıyla tutundukları ağaçlarda sallandıkça tatlı şırıltılı bir şarkı oluşurdu. Bu şarkıyı ancak dallardaki kuşlar ve hayalci çocuklar duyabilirdi. Arpa ve ekin tarlalarının ortasında kalan bu yol yani bizim okul yolumuz, geleceğimizin kırmızı halısıydı. Çünkü biz, o yoldan açılacaktık dünyaya. Bugünlerde pek çok turisti ağırlayan Sazova, bahsettiğim yıllarda mahrumiyet mahallesiydi. İki küçük bakkalı vardı. Gazete ve dergi almak için Ertuğrulgazi’ye yürümemiz gerekirdi. Beni en çok üzen şey de bakkalımızın gazete, dergi satmamasıydı. Şiir gönderdiğim gazete ve dergileri takip etmek zor oluyordu. Annem, Ertuğrulgazi’ye gitmek için geçmem gereken bu boşluğu ve su kanalını tekin bulmuyordu. O da ziraat dediğimiz bu tarlalarda çalıştığından gizli planlar yapamıyordum. Fazlaca kısıtlama vardı hayatımda. Çarşıya izinli gidiyordum mesela. Hatta siyah beyaz televizyonun rengârenk dünyası bile belli saatler için müsaadeliydi. Ama asıl anlatmak istediğim bu değil! Evimizin bahçesine sınır olan ve bizim ziraat dediğimiz Sazova’nın o büyük boşluğu… İşte, asıl anlatmak istediğim bu! O büyük boşluğa hayali çizimler yapmaya başladım. Bazen o tarlaya dünyanın en büyük tablosunu yapıp rekorlar kitabına adımı yazdırıyordum, bazen büyük sanatsal şenlikler düzenliyor kürsülerde konuşmalar yapıyordum. Bazen fuarlar açıyor dünyanın dört bir yanından gelen insanları oraya topluyor, bazen toprağı kazıp o boşluğu denizle doldurup gemiler yüzdürüyordum. Bazen de şahane masal ormanları kuruyordum. Hayal kurmak öyle güçlü bir motivasyondu ki! Kışı ayrı güzel, yazı ayrı güzeldi boşluğumun. Sobalı evimizin iki penceresi bu boşluğa bakıyordu. Tarlanın buz pisti oluşunu ve peri gibi güzel kızların uçarak dans edişlerini varın siz hayal edin! Lapa lapa yağan kar, Kütahya istikametine giden trenler, sobanın hayale davet eden çıtırtısı… Âh nasıl güzel bir dünya kurmuştum kendime! Ama bir süre sonra küçük gelmeye başladı bana şehir. Çünkü artık kanatlarım sığmıyordu Sazova’ya. Üniversite için dünyanın en katmanlı şehirlerinden olan İstanbul’u seçtim. Artık uçma zamanım gelmişti. Ülkemizin bütün şehirlerini görmek, dünyayı gezmek, binlerce insan tanımak, onlarca kitap yazmak, yüzlerce söyleşide konuşmacı olmak için dokuduğum kanatlarıma güvenerek uçtum bir sabah tarlalara kurduğum hayal pistinden. Hâlâ kimliğimde yazılı olan Sazova’dan uçtuktan sonra çok yere ve çok hayata kondum, hayallerimin çoğunu gerçekleştirdim. Şu an Bursa’da yaşıyor olsam da kanatlarımı dokuduğum ve uzun bir uçuş için hazırlandığım Eskişehir’im kıymetlimdir."

***

HAFTANIN FOTOĞRAFI (EFSAD- Çiçek Kral-Sonbahar Coşkusu)

***

ÖĞRENCİ SORULARI

Pandemi sürecinde panik ortamı istemeyen ve kendini sakinleştiren konuşmalar isteyen öğrenciler başarı odaklı rehberlik çalışmalarının devam etmesinden yakınıyor. Evet sınavlar yine oluyor ve internet üzerinden dersler devam ediyor ama telkin ve tembih sürecinde halen rehberlik hataları öğrencileri üzüyor. Soru- "Ben orta seviyede bir öğrenciyim ve benden daha fazlası beklenmemeli bu süreçte. Benim kapasitem bu.Eminim. Hem evde hem okulda bana hala taktik veriliyor. Ben bu seviyelerde bana uyan bir çalışma sistemi ve ona göre bir üniversite hayali kurmak istiyorum. Bu yanlış mı? ---Bence harika bir yorum Hatta cevabın soruda olduğu bir yorum. Müzik, spor ve sanat seçenekleri ile henüz öğrencinin keşfetmediği meslekler kensine cook uygun olabilir. Çıkardığı netleri masaya koyarak başlayan rehberlik sohbetleri artık geride kalmıştır, kalmalıdır. Öğrencinin yüzleşmesini istediğimiz gerçekleri kendisi bilmiyor diye düşünüp bunları ona büyük bir tespit niteliğininde vermek nitelikli sohbeti ve rehberliği de boşa geçen zaman haline getiriyor. Aradığımız ve vermek istediğimiz bilgi mi farkındalık mı?


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Haber Arşivi