ANA SAYFA > Yazarlar > Gencer Aytüre > Eskişehir'e mektup var

Eskişehir'e mektup var

GencerAytüre
Sosyal Medya :
19 Ocak 2021, Salı 09:59

Eskişehir'de görev yaptığı sürede insanlarla kurduğu gönül bağıyla kendisini özlenenler arasına yazdıran Ömer Faruk Günay Vali Yardımcısı olarak Eskişehir'de bulunduğu süre içerisinde eğitimcilerin ya da ben entelektüelim diyen sanatçılardan çok birçok etkinliğe katılmış ve yardımcı olmuştur. İdeolojilerin savaşında insanlık duruşuyla kimseyi dışlamadan sanatı ve sanatçıyı bazılarını şaşırtacak kadar desteklemiş ve bambaşka bir felsefe oluşturmuştu. Gittiği Aydın ilinde de çalışmalarına, görevine devam eden güzel insana, dosta ağabeyim Eskişehir'den sevgiler ve selamlarımı ileterek Eskişehir'e mektubunu iletiyorum. "Neden Seviyorum, Eskişehir’i bilgi ve deneyimlerim sonucunda yaşamımın ilk çeyreğinde algıladım ki insanlar arasında bir fark yoktur. Bu nedenle cinsiyet, din, ırk ne olursa olsun tüm insanları bir ve kendim kadar değerli saydım, böyle inandım ve davrandım. Beklentim de bu oldu. Herkesin böyle davranması, tüm insanlığa belirli düzeyde bir eğitim sağlamadan sadece bir hayal. Ama gerçekleştirilmesi hedeflenen bir hayal. Yelkenleri bu hedefe doğru doldurmaya çalışmak gerek. Bu şekilde düşünen insanların çokça bulunduğu yerlerde yaşam herkes için daha keyifle sürmektedir. İnsan hak ve hukukuna uyulduğu ideal bir toplumsal yaşam ortamı. Bu seviyede insanların doğa ve çevreye de bakışı, koruyan ve sonraki kuşaklara aktaracak şekilde, “sürdürülebilirlik” anlayışıyla olmakta. Eskişehir, işte bu nedenle benim açımdan sevgili insanlarla dolu bir yerdir. XIX. Yüzyılın ortasından itibaren bu topraklara göçerek gelen Tatarlardan başlayarak, XX. Yüzyılda Balkanlar ve Kafkaslardan gelen insanların, varlıklarını ve üretimi kısaca yaşamı paylaşmak üzere hoşgörü ile karşılanması kucaklanması bu yörede yaşayan insanların uzunca bir süredir belirli bir olgunluk seviyesine çıkmış olduklarını göstermektedir. Bu coğrafyanın yanında ve yöresinde yaşayan insanlarımız aynı şekilde davranmamış, oralarda farklı insan topluluklarına, farklılıkları hissettirilmiştir. Toplumların buluşmaları, karşılaşmaları zaman zaman çatışmalar ve hatta savaşlar yaratmış olsa da sonuçta onların gelişmesine yol açmıştır. Bu nedenle Eskişehir’e gelen her topluluğun da şehirdeki yaşantıya katkıları olmuştur. Ama ben büyük payı, her geleni kucaklayacak engin gönül sahibi insanlara vermek gerektiğini düşünürüm. Sanki Yunus Emre’nin, hedefin insanların gönüllerine girmek olduğu felsefesi bu topraklara ve insanlarına sızmış gibi.. Sanayinin ilk adımları olan, Cer Atölyesi, Tayyare Bakım ikmal ve Şeker Fabrikası gibi kurumlar ve buralarda çalışan yerli ve yabancı insanlar da şehrin toplumsal yaşamının diğerlerinden farklı olmasını sağlamıştır. Bunlar her biri ayrı bir yazı konusu oluşturacak önemde etkenlerdir. Son yıllarda üniversite ve kentleşmenin ortaya çıkardığı toplumsal yapı var olan güzel temel üzerinde daha da güzelleşen bir üst yapı oluşturmuştur. İlk kez 1974 yılında burada yaşayan Ablamı ziyaret için geldiğim bu şehirde; yediler parkında özgürce gezebilen gençlerle ve haşhaş ekme izni verilen çiftçilerin sevinçle sokaklarda yaptıkları haşhaşlı ekmeği dağıtmalarına tanık olmuştum. Bundan sonra özellikle üniversiteye başladığım 1976 yılından itibaren Ankara’dan sıkça gidip gelmelerim oldu. Zümrüt ve Anka ya aşinayım.. Üç saatlik yolculuk ve çok sevdiğim mozaik pasta ile süslenen kısa ziyaretler. 1980 yılında da Hava hastanesinde ölümün kıyısından dönerek yeniden doğarak ikinci yaşamıma başlayışım. Güzel yanı meslek yaşamımda da Eskişehir ile yeniden buluşmak oldu. Gelip garajdan tramvaya biner binmez insanların gülen ve huzurlu yüzlerini görmek sizin de içinizi rahatlatır. Bu halen de devam ediyordur. O nedenle ben orada çalışırken insanlara, “ farkında değilsiniz ama burası çöl de vaha gibidir, insanlar nefes almaya buraya geliyorlar” derdim. Aslında Yunus’un 8 asır önce ulaştığı bu anlayış günümüzde çağdaş yaşam diye adlandırılan, insan haklarına saygılı çoğulcu demokratik yaşam. Eskişehir bu anlayışa ülkemizde en çok yaklaşan insanların yaşadığı güzide bir kent. Ben de bu şehirde yaşadığım sürece, bu insani olgunluğun farkına varan, sevip sevilmeye çalışarak, bir hoş seda olarak kalmayı hedefledim. Ayrılırken bir köşe yazarının  “hemşerilik beratını insanlardan aldı gidiyor” yazısı, onların gönüllerinde, zihinlerinde güzel bir yer olmuş olduğumu fark etmek, işte beni mutlu eden ve Eskişehir’i sevmeme neden olan etken. Ben Eskişehir’in insanını seviyorum. "

***

KARİKATÜR DEDİĞİN

Eskişehir'de karikatür denince aile dostumuz, büyüğümüz Pertev Ertün aklıma geliyor. Özlemle andığımız üstadın ve diğer ustaların izinde devam eden çok güzel dostlar var Eskişehir'de. Sevgili Atilla Yakşi de kente renk katan çizgileri ve duruşuyla bir sanatçı olarak değer verdiğim dostlardan. Bir merhabanın, bir şiirin, bir çizginin derin dünyasında çocukları ve gençleri de kucaklayarak önemli çalışmalarından içinde olmayacak devam ediyor. Kendisinin kaleminden karikatür sevgisi ve yolculuğunun tanımı okuyalım: "Karikatür 1965 Eskişehir doğumluyum. Gırgırın büfeye geleceği saati iple çeken kuşaktanım yani. Henüz ortaokuldaydım, 1970’ler, sınıfın en iyi çizeni olduğum için sürekli bir şeyler çiz derdi arkadaşlarım. Sayfa kenarlarına, o sıkıntılı ders saatleri içinde çiziktirdiğim kırık dökük çizgiler, aynı meyve ağacına aşı gibi, beynimin içerisine nüfus ettiler, şu ana kadar da sayısı artarak devam ediyorlar. Onlu yaşalarında bir dünya yaratıyorsun, o dünyadaki varlıkların enine boyuna, ne söyleyeceğine karar veriyorsun, onları düşürüp kaldırıp, komik duruma düşürüyorsun, kızmıyorlar, hatta sana dünya hakkında ders veriyorlar. Bazen sıkılınca gülen bir yüz çiziyorsun, o sana bakıyor, sen ona, eğer uzun süre gülmeden o çizgiye bakmaya çalışırsan, aksırıp tıksırarak gülüyorsun, güneş biraz daha ısıtıyor, yağmur daha ılık ıslatıyor seni. Elbette birini güzellemek için karikatür çizmek çok zor, muhalif oluyorsun. İlk çizdiğim gazete, Son Haber Postası, Kızılay merkezde, köşe başındaki binadaydı o zaman. Kapıdan girdim, Sevil ( Özgür ), adından dolayı herkes onu kız zannederdi, ben de öyle sanmıştım, hem karikatürlerimi götüreyim, hem bir kız tanımış olurum demiştim. Işıklı masada mizanpaj yapıyordu, yeni bir karikatürcüyle tanışmak onun da çok hoşuna gitmişti. Sonrasındaysa Yaşar Arda, Furkan Tangüner ve Sertaç Ürer ile birlikte otuz altı yıl hiç ayrılmadan ve hatta hiç küsüşmeden ( ölüm yolumuzu ayırana kadar ) Fırça mizah grubu olarak yolumuza devam ettik. Eskişehirin tüm gazetelerine, dergilerine mizah sayfası hazırladık, Sürekli dergiler çıkarttık ve sürekli de batırdık. Halen de bir dergi çıkaralım deyince, hayal bile olsa düşüncesi, üzerine hemen atılırız. Karikatür konusunda Eskişehir gazeteleri hep nötr davranmışlardır, hiç bir zaman çok sıkı desteklemedikleri gibi, kösteklememişlerdir de. Doğrusu karikatür bâbında, biraz da tehlikeli bir su olduğundan dolayı bu alana tam anlamıyla kimse sahip çıkmamıştır. Anadolu Üniversitesi Eğitim Karikatürleri Müzesi 2004 yılında, Pr.Dr Atila Özer’in müthiş çabaları ile kuruldu, içerisinde benim de karikatürüm ve bir Nasrettin Hoca heykelciğim bulunuyor, aldığım bir kaç ödülün içinde beni en çok mutlu eden müzelik olmamdır. Halen Eskişehirli çizerler olarak, Eskişehir Büyük Şehir Belediyesi Çocuk Hakları biriminde ve Tepebaşı Belediyesi, Prof.Dr. Atila Özer Karikatürlü evinde, önceleri yüz yüze olan karikatür atölyelerimizi, pandemiden dolayı uzaktan da olsa düzenliyoruz. Çocukların ışıltısı, bırakın atölyeyi, dünyayı ışıldatıyor. Öğretmenlik ne kutsal ve keyifli meslek, bir dahaki hayatımda kesin öğretmen olacağım. Hayat geçip gidiyor, dünyaya bir iz bırakanlar, gerçeküstü çabalarıyla sanat üreten sanatçılardır, ne yazık, geçim derdi içerisinde yapabildiğim sanat hiç bir zaman sınırları zorlayamamıştır, belki başka bir boyutta, başka bir kişi olarak bu durumu kırabilirim, kim bilir. Şu an karikatür de zorlu bir dönemden geçmekte, değerli Karikatürcü Oğuz Aral döneminde, azıcık da olsa, karikatür ekonomik olarak desteklense de, bir daha aynı durum yaratılamadı. Karikatür anında tüketilmesi gereken, taze kullanılan bir eser olduğundan, karikatür çizerleri, çizdiklerini anında değerlendirmek zorundadır. Karikatürle geçinmenin nerede ise istisna olduğu bu durumda, meslek olarak değil bir hobi olarak yapılma zorunluluğu doğmaktadır. Sürekliliği en başta ekonomik kaygılardan dolayı kesintiye uğrayan bu sanat şu an bir atılım yapmaktan çok uzakta. Yine de karikatür, koronalı günlerden sonra bir umut olmaya elbet devam edecektir, karikatür bayrağını yine uzman eller zirveye taşıyacaktır. Umudun bittiği yerde ömür de bitecektir. Yaşam basit, ölüm ise zordur, yaşantımızı karmaşalardan uzaklaştıracak olan şey aynı karikatür gibi, az çizgi, az söz ve güzelliği görecek gözdür."

***

HAFTANIN EĞİTİMCİSİ -Nevin Kavak-

Eskişehir'in eğitim ve kültür-sanat sayfası Kent Ajandasında ülkemizin her yerinde tanıdığımız sanatçı ve edebiyatçılar ile birçok eğitimci dostumuz ve yurt dışında da takip edilen duruşumuzda birçok alanda örnek kent olan Eskişehir'in eğitimciliğiyle ve duruşuyla herkesin saygısını kazanan isimleri yazmaya çalışıyorum. İdeolojilerin savaşında insanları sınıflandıranlar asla mutlu olmazken gençlerin ve halkın hayatını, yolculuğunu ve gelecek umutlarını görebilenler her zaman öne çıkarlar. Sevgili Hocam Nevin Kavak birçok öğrencisinde ve Eskişehir’deki çalışmalarında bıraktığı izle örnek gösterilmesi fazlasıyla hak ediyor. Tevazu sahibi kişiliğiyle buna da gerek yoktu diyeceğini bilmeme rağmen oluşturduğunuz Genç Edebiyat Platformu ve yeni nesil öğretmen ve sanatçılara kendisini tanıtmak lazım diye düşünüyorum. Değerli hocam laf aramızda eğitim konusunda çok ama çok eksiklerimizin olduğu şu dönemde sanat, edebiyata ve felsefeye önem veren eğitimciler çoğalsın istiyoruz. Gençlerden gelen "bizim müdür anca koridorlarda bağırıp çağırıyor " diye tarif edilen bir disiplin uygulayıcısı gerçeği var hayatımızda. Ben şahsen sergilerde, şiir dinletilerinde ve tiyatrolarda ya da diğer toplumsal duruşların gösterildiği platformlarda pek eğitimci görmüyorum. Tesadüflerle okul yöneticisi olanlar azınlıkta olsa da tam bu sancılarını ortasında değerli hocamın duruşu en keyifli örnek olmuştur. Benim de birçok tanıdığım kişinin öğretmeni olan "sevgi" başlığında anımsanan hocama bütün gençler ve gerçek bir eğitimci kimliğiyle öğretmenlik ve okul yöneticiliği yapanlar adına sevgilerimi sunuyorum. Teşekkür ederiz hocam, iyi ki varsınız.

***

BİR İNSAN

Öz Eskişehirli: Ahmet Atuk Kentleri özgün kılan sokaklarıdır, evleridir, mimarisidir; insanlarıdır, heykelleridir...Bunların yanında kültür denilen oldu da yaşantının zamana yenilmeden estetiğin korumasıdır. Geçmiş zamanı hatırlarken bir sanatçı estetiğiyle çalışmalar yapan tarihçiler her zaman büyük rehberler olmuşlardır. Değerli ağabeyimiz Ahmet Atuk kendi tanımıyla öz Eskişehirli bir sanat ruhlu insan olarak yıllardır anıları itinayla hayata yeniden kazandırıyor. Bizlere sunduğu bu çalışmalarıyla sahiplenici bir bilinç ve önemli bir kent belleği yaratmıştır. Öykündüğümüz büyüklerimizden olan Ahmet Atuk yazdığı kitaplarla ve ciddi bir koleksiyon disipliniyle Eskişehir'in en renkli, en kıymetli isimlerinden olmuştur. Hızla geçen zamana yenilen insanların ve kentin dokusunu aynı hevesle yaşatan üstada gençlere güzel bir kent bırakmak düşleri için teşekkürü bir borç biliyorum.

***
HAFTANIN FOTOĞRAFI Salim Arslan( İstikbal Göklerdedir- Efsad)

***

HAFTANIN KİTABI

Ömer Asaf Tosun (Çelişigüzel) Değeri dost Ömer Asaf'ın yeni kitabını haftanın Kitabı olarak öğrencilere, öğretmenlere ve tüm edebiyatseverlere öneriyorum. Şiirin yolculuğunda felsefeyi ve sanatı görebileceğiniz şairin Eskişehirli yanı da mürekkebine bulaşmıştır diye düşünüyorum. Şiir ve dostlukla; okuru çok olsun...

 


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Haber Arşivi

Çok Okunanlar

MAHKEMENİN SONUCU BEKLENİYOR

1

ESKİŞEHİR’E BAHAR GELDİ

2