ANA SAYFA > Yazarlar > Gencer Aytüre > Eskişehir'in umudu var

Eskişehir'in umudu var

GencerAytüre
Sosyal Medya :
28 Aralık 2020, Pazartesi 09:42

Tarifi olmayan acılar çekiliyor ve normal hayat kavramı en az bir yıl daha bu şekilde devam edeceğimiz için olmayacak deniyor. Buna dayanmak için oluşacak direnç sadece maddi olmasa da maddi anlamda iflas eden hayatlar vites düşürüp yenilenme aşamasında. Ticaret kavramı da anlam değiştirdi, sosyal hayat da eğitim de. Her öğrencinin sesine yer verirken stresin daha da önemlisi planda olduğunu görüyoruz. Esnafın dertlerinden bahsederken hissedilen stresi yine yeni bir biçim bulma çabasıyla aşmaya çalışıyoruz. Sıfıra inmek bazen bugünlerde olduğu gibi suyun bile kıymetini bilmeyle çıkılan bir düzlük olabilir. Esnaf odalarında esen rüzgarlar çaresizliklere rağmen umut ve sabırla, eğitimdeki kapanma da gençlik direnciyle ve sanatçıların tutunduğu dal da sanatın insana en çok değer veren yol olması sebebiyle güçleniyor. Bu sinerjinin de en yoğun oluştuğu yerlerdendir Eskişehir ve kabuk değiştiren insanlık mutasyona uğrayan virüsü de buradaki ruhun örnek duruşuyla yenecektir.

***

GENÇLER VE EDEBİYAT

Eskişehir'de oluşan Eskişehir Genç Edebiyat Platformu sınırları olmayan gençlerin ruhlarıyla oluşturdukları bir zemin haline geldi. Hem üniversiteli hem liseli gençlerin ünlü şair ve yazarlarla tanışma ve röportajlar yapma yolculuğu gerek okulları gerek velileri tarafından da büyük destek görüyor. Bu hafta Eskişehir Bahçeşehir Koleji öğrencileri şair ve yazar Tuğrul Keskin ile bir röportaj gerçekleştirdiler. Arda Uzunoğlu Ece Dikici Begüm Nur Üstün okulları Bahçeşehir Koleji'ni en iyi şekilde temsil ederek bu Edebiyat Çevresinde de ses getiren, saygı gören çalışmaya yüreklerini kattılar. Eskişehir'de var olan dinamizmi gençlere ve kente daha da sanatsal ve estetik açıdan işleyen duyarlı okullarına ve yöneticilerine gemcler adına teşekkür ediyorum. Eskişehir'de bu renge duyalım her okulla başlayan yolculuğumuz her zaman devam edecek. Bu hafta görüştüğüm Milli Eğitim Müdürlüğümüzle daha da güzel çalışmalar yapma ihtimalleri de ortaya çıkıyor. Müjdeli haberleri yakında vermek umuduyla... 1: Doğduğunuz ve eğitim gördüğünüz illerin arasındaki mesafe ve farklılıklar kültür sentezi oluşturmanıza sebep oldu mu? Olduysa bu sentez edebiyat kariyerinize yansıdı mı? T.K: Farklı kültürlerden beslenince yeni bir hayat kurabiliyorsunuz aslında. Hiç farklılaşmayan geleneksel ögeler insanı ileriye taşıyamaz; farklı kültürlerle buluşmaksa insanı geliştirir. Bu yalnızca edebiyat insanı için değil, sıradan hayatalar için de böyledir. Durmaksızın öğrendiğin kültürden beslenmek ve aynı kültürel değerleri çoğaltmaya çalışmak bir zaman sonra bir “kültürel ensesti” de beraberinde getirebiliyor; yani kendine yönelerek, kendini tüketebiliyorsun. Bundan ötürü de farklılaşmalar, farklı kültürlerle ilişkide olmak önemli! Elbette benim yaşamımda da farklı kültürlerle buluşmak hem şiirim ve hem de günlük yaşantım anlamında değerli oldu; şiirimi geliştirdi kuşkusuz! Soru 2: Eserlerinizin yayınlanması açısından baktığımızda yazarlığa başladığınız dönemdeki imkanlarla günümüzdeki imkanlar arasında nasıl bir fark var? T.K: Her tarihsel süreç, kendi olanaklarını da yaratıyor. Benim ilk kitabımın yayınlandığı yıllar (1985 olmalı, Bir Suyun Kıyısında yayınlanmıştı.) şartlar bambaşkaydı. Çok güçlü denebilecek bir okur vardı, kitaplar ciddi denebilecek baskılar yapardı; bu durum zamanla değişti elbette, süreç, kendi olanaklarına geri döndü. Tekrar ediyorum; her tarihsel süreç kendi olanakları içinde yürür, bunu değiştirmek de pek mümkün değildir! Soru 3: Soyutsal şiirler yazmanızın nedeni olarak gördüğünüz bir şey var mı? T.K: “Soyutsal” şiirin ne olduğunu anlamadım ama eğer ‘soyut şiir’ demek işitiyorsanız, ben soyut şiirler yazmıyorum. Benim şiirlerim daha açık; halkının dertlerini ve yeniçağın sorunlarını anlamaya, anlamlandırmaya çalışan somut şiirlerdir. Sonuçta kendisini ‘lirik toplumcu bir şair’ olarak tanımlayan, çağının çağdaşı bir insanım; bana sorulunca kendimi böyle tanımlıyorum en azından. Soru 4: Üzerinde çalıştığınız bir eser neye göre içinize siner veya sinmez? Hangi koşullarda rahatlıkla "Bu eseri tamamladım." diyebilirsiniz? T.K: Benden önce yazılmış iyi şiirleri önüme çıta olarak koyarım; o şiirlere yaklaştığını düşünürsem yazdığım şiirin ‘hah oldu bu şiir’ derim. Genellikle ölçüm, yazılmış büyük şiirlerdir yani. Yetkin şiirin başkaca da bir ölçüsü olamaz zaten. Soru 5: Yıllar içerisinde ilham aldığınız konular nasıl bir değişime uğradı? Yıllar içinde ne derece bir değişim geçirdi? T.K: Yukarıda da söyledim; ben toplumcu bir şairim. Yaşadığım çağ ve o çağın insanlarının acısı ve sevincidir benim ‘ilhamım’ ve ölçüm de budur. Yazık ki yurdumdaki insanlarımın bir mutlu gününü göremediğim için, neredeyse durmaksızın acıları ve acılı insanları ve özgürlük isteğini ve ekmeyi yazıyorum. Umalım ki ülkemizin gündemi değişsin ve biz de mutluluğun şiirini yazalım. Bu temenniyle ve ülkemizi ve dünyamızı kuşatan bu Covit belasından bir an önce kurtulmuş ve dersliklerinizde ders yapar hale geldiğiniz günleri görmenin ümidi ile de bu mini söyleşiyi sonlandırayım.

***

HAFTANIN KİTABI

Sevgili Hocam Sebahattin Eker yeni bir kitapla bize kaleminin gücünü göstermeye devam ediyor. Kendisinin sevgiyle yazan bir entelektüel olduğunu biliyorum ve bu kitabı herkese öneriyorum. Teşekkürler hocam. "Hani her şeyi bırakıp kimsesizliğe çekilmek ister ya insan… İşte öyle bir gidişin hikâyesi bu. Telefon kapalı, adres belli değil. Kim kaldıysa kaldı arkada… Bir parça yalnızlık özlemi, bir tutam huzur makamı… Ama geçmiş denilen şey yapışır adamın boğazına. Tırnaklarını geçirir acılar, pişmanlıklar… Bir sızı yoklar her daim sol yanını. Sol, acıların vatanı… Bir haber çıkar gazetede, bir kadının ölümü ücra bir köye kadar ulaşır. Aranan sükûnet, kaybolur karanlıkta. Ki bir de baba derdi var en derinlerde. Gözlüğün kırık camı güneşin ateşini alır, yakar defterin kırmızısını… Acılar ve umutlar, yüreğin iki yakası. Sebahattin Eker’in kaleminden usta işi bir varoluş çabası…

***

HAFTANIN FOTOĞRAFI Okan Yılmaz -Doğru Yön( EFSAD)

***

ÖĞRENCİ SORULARI

Bu bölüm için biriken sorulara veli soruları da ekleniyor. Elbette bu sürecin farkında herkes ve sadece şikayet etmek değil mevzu; bu süreçte el ele olmanın vurgusunu yapan mesajlar da gelmekte. Öğrenci - "Ben çok sıkıldım ve bunaldım evet ama aileme ve işini hakkıyla yapan öğretmenlerime haksızlık etmek de istemem. Bu yüzden uzaktan eğitimde belki de hiçbir şey verimli olmuyor ama kimse isteyerek yaşamıyor bu süreci. Yorucu ve sıkıcı geçiyor ama bu süreci sabırla atlatabiliriz. Tüm emekçi eğitimcilere teşekkür etmekten başka ne diyebiliriz ki?" Bu yoruma daha ne ilave edilebilir bilemiyorum. Öğrencilerin dünya insanı olma süreci bu dönemde de zenginleşiyor. Bu ruhun direnci güzel günlere götürecektir bizleri.

***

TEBRİK KARTI NOSTALJİSİ

Tepebaşı Belediyesi Sukurusu Uygulama Merkezi’nde bir nostaljiyi ayakta tutuyor. Elbette bu ağaç keserek gerçekleşmiyor. Bir dönem insanların sevdiklerine ulaşmak için kullandığı en içten yöntemlerden olan kartpostal kültürü yeni yıl tebrik kartları ile yaşatılıyor. Bu yıl 10 yaşına giren ve geleneksel hale gelen yeni yıl kartlarının teması ekonomi olurken, 1 ay süren çalışmalar sonunda 2009’dan bu yana üretilen yeni yıl tebrik kartlarının sayısı 100 bine ulaşmış oldu. Emeği geçenleri tebrik ediyorum.

***

HAFTANIN KARİKATÜRÜ Atilla Yakşi

 


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Haber Arşivi