ANA SAYFA > Yazarlar > Gencer Aytüre > Felaket fırsata dönüşebilir

Felaket fırsata dönüşebilir

GencerAytüre
Sosyal Medya :
25 Ekim 2020, Pazar 11:10

Pandemi sürecinde yıpranan zihinler kültür- sanat, eğitim yolculuklarında yıpranınca siyaset dahil her konuyu bir kenara itip 'güven' olgusuyla tekrar tanışıp senkronizasyon içinde bir yaşam başlangıcına da sebep oldu diyebiliriz. Ziyan ettiğimiz zamanları, kıymetini bilmediğimiz tepe tepe kullandığımız her şeyi özleyerek silkelenen insanlar ekonomik anlamda da vurulunca daha da ciddi bir şekilde yeni döneme girdi ve girmek zorunda. Herkesin bunaldığı bir dönemde sadece kendini dışarıya atma özlemi değil yeni dalgalar nasıl en az seviyede hissedilir hesabını doğru yapmak bize zaman kazandırır. Şu anki birkaç ay belki de birkaç yıl olarak büyüyecektir. Eskişehir dahil birçok kentte sadece ticari kaygılarla değil uzun vadede olayın ciddiyeti görülmeli ve başta eğitim sistemi olmak üzere gıda ve eğlence sektörleri de yaşanan kayıpları kaos olarak görüp acele etmemeli çünkü görülen o ki ikinci dalga ya da adı henüz konmamış yeni başlangıçlar daha büyük panikle kapımıza dayanabilir. Özellikle siyasi anlamda fırsat olarak görülmemesi gereken bu süreç hem ticari, hem eğitim, hem de sağlık açısından bir yeniden doğuş olarak görülebilir. Görülmeli. Pandemi süreci en az burada hissediliyor derken en fazla etkilenen şehirler arasına giren Eskişehir'in panik havasında değil ama kendine yakışır bir şekilde pilot kent duruşunu sergilemeli diye düşünüyorum. Gerek Milli Eğitim gerek Sağlık sitemi gerek sokaktaki hayat anlamında ayrı ayrı bir çözülme olmamasına rağmen yaşanan odaklanma sorunu acilen durmalı. İnternet çağında yaşamaya alışmanın çok da zor olmayacağını düşünerek eğitim, kültür ve sanatı daha da zenginleştirmenin yollarını konuşmak ve tartışmak zorundayız.

***

İYİ Kİ DOĞDUN AYTEN ÖZKAN

Eskişehirli yazar Ayten Özkan doğum gününü kutluyor. Kalemiyle yıllardır Eskişehir'i temsil eden yazara güzel ailesiyle birlikte nice uzun yıllar diliyorum. Bu haftanın da öyküsü Ayten Özkan' ait.

ÖYKÜ KÖŞESİ: DAĞA BEKLERİZ DOĞA TERTEMİZ

-Çimlerde yalınayak dolaşmak vücuttaki elektriği alıyormuş. Elindeki viski bardağından irice bir yudum alıp, bardağı masanın üstüne bırakırken, çimleri biçmekte olan bahçıvana böyle sesleniyordu Bay Tertemiz. Çimleri makineyle biçen bahçıvan, bir yandan da fıskiyeleri açmış biçilen yerleri suluyordu. Bahçıvanın, botlarının içine paçalarını sıkıştırdığı pantolonu, yer yer ıslanmış ve lekelenmişti. Yeni biçilmiş ve sulanmış çimlerin üstünde yalınayak yürüdü Bay Tertemiz. Tam o sırada, sevgili kızı Doğa Tertemiz, kırmızı porşesiyle bahçe kapısından içeri girdi. Fıstık yeşili bir mini tüvit vardı üzerinde. Arabadan iner inmez, ayakkabılarının ince topukları, yer yer göllenmiş bahçe karolarında ıslandı. Arabanın arka koltuğunda uslu uslu oturmakta olan oğluna uzandı. Deniz Tertemiz henüz dört yaşındaydı. -Çimlerde yalınayak dolaşmak vücuttaki elektriği alıyormuş, dedi ona da dedesi. -Hadi çıkaralım ayakkabılarını, deyip kucakladı sonra. Islak bahçede birkaç tur attılar el ele. Gülerek onları izledi Doğa Tertemiz. Sonra dede torun, ahşap merdivenlerin yeni silinmiş basamaklarına çamurlu ayak izlerini bırakarak, üst kata banyoya çıktılar. Doğa Tertemiz de çıplak ayak izlerinin üzerine, topuklu ayakkabılarının çamurlu sularını damlata damlata yukarı çıkarken; bahçıvanın, elinde paspası, ağlamaklı bakan karısına: -Pislikten hiç hoşlanmam, dedi, ben duş almaya çıkıyorum.
Saatlerdir çalışıyordu. Ağaç diplerini havalandırmış, sebze fidelerinin köklerini çapalamış, çiçek tarhlarını düzenlemiş, gülleri budayıp çimleri biçmeye başlamıştı. Çok yorulmuştu. Akşam olmak üzereydi. Ayakları, gün boyu, haşarattan korunmak için giydiği botun içindeydi. Sonunda günlük işlerini bitirmiş, ayaklarını uzata uzata yatıp dinleneceği müştemilata yönelmişti. Kapıda karısı karşıladı gülen gözlerle. Kolunda beyaz bir havlu, elinde bir çift terlik vardı: -Buyur terliklerini bey.

***

ESKİŞEHİRLİ ENİS BATUR

Edebiyatımızın en önemli isimlerinden biri olan Enis Batur 28 Haziran 1952'de Eskişehir'de doğdu. Orta öğrenimini İstanbul ve Ankara'da yaptı. Yükseköğrenimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Paris'te tamamladı. İlk yazısı 1970'te, ilk kitapları 1973'te yayımlandı. Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Dairesi Başkanlığı, Milliyet Gazetesi'nin kültür servisi ve yan yayınlar yöneticiliğini, illiyet Büyük Ansiklopedi'nin ve Dönemli Yayıncılık'ın genel yayın yönetmenliğini yaptı.
1988'den 2004'e kadar Yapı Kredi Yayınları'nda çalıştı. Yazı, Oluşum, MEB, Tan, Gergedan, Şehir, Sanat Dünyamız, Kitaplık, Cogito, Arredemento Dekorasyon, Fol gibi dergilerin hazırlanışında sorumluluklar üstlendi.
Remzi Kitabevi'nin, TRT'deki "Okudukça" programının yayın danışmanlığını yaptı. Açık Radyo'nun kuruluşuna katkıda bulundu ve "Şifa, Şifre, Deşifre" programını hazırladı.
UNESCO'nun "Göreme'den İstanbul'a Kültür Mirasımız" kampanyasını yönetti. Cumhuriyet, Milliyet, Dünya, Aydınlık gazetelerinde, Yeni Gündem, P-Eki, Express, 2000'e Doğru dergilerinde 1978-1998 arası düzenli haftalık yazılar yazdı. Yurtdışındaki çeşitli dergilerde ürünleri yayınlandı.
Şiirleriyle Cemal Süreya, Altın Portakal, Sibilla Aleramo ödüllerini, denemeleriyle TDK ödülünü kazandı.

ENİS BATUR'UN ESERLERİ ŞİİR
Tuğralar: Lirik Şiirler 1973-1984 (1985) Perişey (1992) (Cemal Süreya ödülü) Kanat Hareketleri: Lirik Şiirler 1993-1999 (Altıkırkbeş Yay, 2000) (Zirvedekiler ödülü) Darb ve Mesel - Arka Şiirler (Altıkırkbeş Yayın: 1995) Neyin Nesisin Sen (Kırmızı, 2007) (Behçet Necatigil ödülü) Doğu - Batı Divanı (YKY, 1997) Doğu - Batı Divanı 2 (Kırmızı, 2007) Doğu - Batı Divanı 3 (Kırmızı, 2010) Ağırlaştırıcı Sebepler Dîvanı (Altıkırkbeş Yay, 2003) Yanık Divan (Kırmızı Kedi: 2016) Nil (1975) İblise Göre İncil (1979) Kandil (1981) Sarnıç (1985) Koma Provaları (Altıkırkbeş Yay, 1990) Sütte Ne Çok Kan (Altıkırkbeş Yay, 1998) Abdal Düşü: Düzyazı Şiirler 1998-2002 (Altıkırkbeş Yay, 2003) Taşrada Ölüm Dirim Hazırlıkları (Oğlak Yay, 1995) Uç Şiirler (Kırmızı: 2011) Opera 1 - 4004 (Altıkırkbeş Yayın: 1996) (Altın Portakal ödülü) Papirüs, Mürekkep, Tüy-Seçme Şiirler (YKY, 2002) Eros ve Hgades (1973) Bir Ortaçağ Yalnızlığı (1973) Ara-Kitab (1976) Gri Divan (Remzi, 1990) Eleştiri
Kediler Krallara Bakabilir (Remzi, 1990) Gönderen: Enis Batur (Remzi, 1991) Kırkpare (Remzi, 1993) Su, Tüyün Üzerinde Bekler (Sel, 1999) Kurşunkalem Portreler (Sel, 1999) Yazboz (Sel Yay, 2001) Gövde'm (Sel Yay, 2007) Haneberduş (Sel Yay, 2010) Söyleşi
Günebakan I: Alternatif: Aydın (Hil Yayın: 1985) Günebakan II: Saatsız Maarif Takvimi (Ark Yayınları: 1995) Günebakan III: Türkiye'nin Üçlemi (Papirüs Yayınevi: 1998) Deneme
Başkalaşımlar I-X (YKY: 1992) Başkalaşımlar XI-XX (YKY: 2000) Başkalaşımlar XXI-XXX (Kırmızı: 2009) Bir Varmış Bir Okmuş: Sözümona Düzmece bir Wilhelm Tell Hikâyesi (Sel Yayıncılık, 2002) Plati-Bir Ada Denemesi (Sel, Şubat 2006) Mekik (Norgunk, 2009) Mumya Köpek (Norgunk, 2011) Geronimo'nun Ölümü (Sel, 2012) Yolcu (1996) Issız Dönme Dolap (YKY, 1998) Kum Saatından Harfler: Sokulgan Okur İçin İçbükeyler (YKY, 2001) Bekçi (Oğlak Yayınları, 2003) Mazruf (Okuyanus, 2004) Suya Seng, içbükeyler 2002-2007 (Sel, 2008) Noksan (Sel, Haziran 2010) Şehir Meydanında Fıçı Yuvarlamak, içbükeyler 2008-2010 (Kırmızı, Kasım 2012) Merak Cemiyeti Tutanakları, içbükeyler 2010-2011 (Alakarga, Ocak 2013) Otuz Kuş Birden Olmak (B/F/S, 1987) Söz'lük (Düzlem, Mart 1992) Seyrüsefer Defteri (YKY, 1997) Öteki Prova (Norgunk, 2007) Işık (Noktürn, 2013) Hepsi (Sel, Eylül 2013) Roman ve Anlatı
Acı Bilgi: Fugue Sanatı Üzerine Bir Roman Denemesi (YKY, 2000) Elma: Örgü Teknikleri Üzerine Bir Roman Denemesi (Sel Yayıncılık, 2001) Kravat (Sel Yayıncılık: 2003) Sır, bir oynaşı (Sel: 2009) Kitap Evi (Sel: 2014) Başka Yollar (YKY, 2002) Mürekkep Zaman (YKY, 2004 Rakım Sıfır, imgelem alıştırmaları 2008-2012 (Kırmızı Kedi, 2012) Gezi
İstanbul İçin Şehrengiz (YKY: 1994) Üç İzmir (YKY: 1994) Ankara Ankara (YKY: 1994) Kesif (Mitos, 1996) İki Deniz Arası Siyah Topraklar (YKY, 1997; Remzi, 2014) Amerika Büyük Bir Şaka Sevgili Frank

***

ŞADUMAN HOCA FARK YARATTI

2020 Yunus Nadi Ödülleri sahiplerini bulurken çok da sürpriz olmayan bir ödül geldi Eskişehir'e. Bu yıl 75’incisi düzenlenen yarışmada, 6 dalda 8 eser ödüle değer bulundu.
Öykü dalında 143, Roman dalında 99, Şiir dalında 112, Sosyal Bilimler Araştırması dalında 23, Karikatür dalında 67, Fotoğraf dalında 21 olmak üzere toplam 465 yapıtın değerlendirildiği 75’inci Yunus Nadi Ödülleri’ni kazananlar isimler arasında Sosyal Bilimler Araştırması dalında Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şaduman Halıcı “Yüzellilik Gazeteciler” adlı araştırma dosyasıyla ödüle layık görüldü. Bu anlamlı ödülü almak sadece bir eğitimci, tarihçi olarak olarak değil bir kadın olarak da alması çok anlam ifade ediyor. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum. Haftanın panoramasında en sevindirici haber olarak tarihteki yerini alan bu disiplinin üniversitelerimizde büyük çalışmalara örnek olacağına inanıyorum.

***

HAFTANIN KİTABI

SEVTAP AYYILDIZ

***

ESKİŞEHİR ŞİİRİ

Porsuk nehrinin geçtiği kadınlar
Hepsine yüzer kere rasladım en azdan
Hepsi de bir şarkı edinmiş kendine
Umutsuz sevdalara tutulmak onlarda
Bütünsüz uykulara yatmak onlarda
Verdimi adama her şeylerini verirler
Ben gördüm ne gördümse kadınlarda
Porsuk nehrinin geçtiği…
Hiç gün görmediler diyemem
Bu gökyüzünü inkar etmek olur olmak
Ama kimbilir kim çizdi çizgilerini
Ne varsa hüzün adına onların
Ne varsa yanılmak adına onların
Karanlıkta bir yanları örtük bir yanları üryan
Kocaman gözleriyle bu kadar dokunaklı
Kimler ürküttü acaba bu kadar kadını
Beş kuruşluk bir kasım akşamı
Güneş daha yeni batıyordu Köprübaşında
Birçokları evlerindeydi kocalarında
Birçoklarının nereye gittikleri bilinmiyordu
Baktım bir miktar şarkıyla uzaktan uzağa
Bütün şehirle bütün alınganlığımla beraber
Gücenik olduğu besbelliydi birinin
Biri durmuş suya bakıyordu.
Benim asıl bir Sıdıkam vardı bu Eskişehirde
Şimdi bıyıklı bir assubayın karısı
Sıdıka ah Sıdıkası cumartesi gecelerinin
Kafamı taştan taşa vuruyorum faydasız
Sen başkaydın senin kadınlığın senin arkadaşlığın
Ağzın boyuna biçimli boyuna gözlerin vardı
İstemem herkes duysun maceramızı
Allah’tan korkarım.

CEMAL SÜREYYA

***

YABANCI DİL ÖĞRENME SANCISI

Akademik kariyer yapmak için olmazsa olmaz basamaklarını olan ve birçok bölümde öğrenim görmek için başlangıçta da gerekli yabancı dil sorunu dilden dile anlatılan " Anlıyorum ama konuşamıyorum " ironisiyle özetlenerek geçiştiriliyor. Ülkedeki akademik basamakların belki de en önemli adımı olan bu sürecin öncelikle hem akademik hem de pratik anlamda öğretenleri de yetkin olması lazım. Sadece üniversite mezunu olanların değil fakat aynı zamanda pratik dil öğrenimi başlığıyla sektör içinde olan bazı yetersiz sistemlerin de hayal kırıklıklar yarattığını biliyoruz. Üniversite seviyesinde ve genel kullanım için yabancı dil zengin kaynak ve doğru dil bilgisiyle verilmesi gereken bir pratiktir. Bir tanesi eksik olan bu kuralların sistemi tamamen tüketeceği de aşikardır. Sadece pratik için dil öğreniminde ya da sadece sınav için olanı diyerek bölünen anlayış yüz binlerce genci bir karmaşaya itmekte ve tüm becerileri kullanarak öğrenilmesi gereken dilin sadece yazılı metin üzerinden test çözme şekliyle öğretilmesi çalışılması ileri seviyelerde nasıl bir akademik zenginlik oluşturduğu da ortada. Sadece sınav için ezberlenen yabancı dil yolculuğu hüsranla sonuçlanan bilimsel çalışmalara evrilmekte. Dili okuyabilen, konuşabilen ve yazabilen eğitimcilere öğrenmek ve öğretmek en kolay bilimsel gerçektir.


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Haber Arşivi