ANA SAYFA > Yazarlar > Gencer Aytüre > Gençlik belgeseli gibi

Gençlik belgeseli gibi

GencerAytüre
Sosyal Medya :
30 Ağustos 2021, Pazartesi 14:32

Gençlerin adını bir şiirde bir imge olarak kullanmak ya da bir makalede metafor olarak kullanmak kolay bence; ancak bire bir onların içinde olmak en zoru. O seviyeye inmek değil, çıkmak en büyük mesele. Birçok kültür sanat çalışmamızda, edebiyat etkinliklerinde iç içeyim onlarla ve bu kez Şehir Konuşmaları Programında Eskişehir'in önemli başarılar elde etmiş 6 genciyle belgesel tadında bir program yaptık. Yazılı ve görsel medyayı çok iyi takip eden birisi olarak son yıllarda pek rastlamadığım bir program yapmak istemiştik gençlerle. Birbirini tanımayan, farklı okullardan gelen gençler örnek bir medeni duruşla benimle bir söyleşi gerçekleştirdiler. Konuşmak medeniyettir, konuşmak empatidir, konuşmak şiirdir. Gençler elbette önemli başarılar kazandılar ve bu başarıları konuştuk ancak "başarı kavramı nedir?" sorusunu da konuştuk. Hem yanlış bir doygunluğa sebep olma tedirginliğinde hem de içinde bulundukları projeleri başarılı derecelerle bitirmeseler de onlarla konuşmak isterdim vurgusunu yaparak başladık söyleşiye. "Merak ve sevgiyle başlayan her işte başarı vardır." mottosunu yakaladık hemen. Gençler, "mesleğimiz bu projelerin konuşulmasında olmasa da bize çok şey kazandırdı bu çalışmalar." diye tarif ettiler çalışmalarını. Kıymetli okullarına, öğretmenlerine ve ailelerine önemli mesajlar da verdiler aslinda; Türkiye'ye bir mesaj verdiler aslında: "Gençler pırıl pırıl geliyor. "
Söyleşiye Şehir Kolejinden Dünya Coğrafya Şampiyonu Ata Karahan, Eskişehir Anadolu Lisesi'nden Akciğer Kanseri Tedavisi üzerine projesiyle Tübitak Ödülü alan Beril Kurban, Eti Sosyal Bilimler Lisesi'nden Koleradan Covid 19'a gazete haberlerinden Tarih alanında karşılaştırma çalışmalarıyla Tübitak Ödülü alan Arda Polat ve İlayda Kandilci, Bahçeşehir Koleji'nden Edebiyat alanında Yapay Zeka çalışmasıyla Tübitak ödülü alan Arda Uzunoğlu ve Yeni Çizgi Koleji'nden Robot Köpek çalışmasıyla Tübitak ödülü alan Halid Yıldırım katıldılar. Çok kıymetli okullarına , öğretmenlerine ve ailelerine böyle gençler yetiştirdiği için teşekkür ederim.
Tepebaşı Belediyesi bünyesinde hazırlayıp sunduğum Eskişehir'in başarı hikayelerini belgesel tadında sunmaya çalıştığım Şehir Konuşmaları Programı ilham verecek çalışmalar gerçekleştirmiş isimlerle devam edecek.

***

OZAN TUNCA OKULU

Klasik müziği kimler dinler? O müziği anlamak zor mu? Ülkemizde müzik kulağı keşfi, eğitimi ve bu müziği hayata dahil etme sorunsalları var mı? Bu soruların hepsine "evet" demek aslında en kolayı. Belki sistemin içinde müziğin yer alış şeklindeki eksiklikler, belki eğitimcilerin her branşta müziğe hakim olup sevdirmedeki eksiklikleri veya tercihleri diye sıralayabileceğimiz saptamalar da bir kenarda cevap niteliği taşıyor. Coğrafya kaderimizdir deyip susmak ve oturmak yerine çok şeyler yapan sanatçılar var halbuki. Ozan Tunca Hocamız hayat hikayesini anlatmaya 10 yıl okulda ve sonra 10 yıl Amerika'da geçen müzik dolu yıllar diye özetleyip başlıyor ancak devamında çöm önemli isimlerin de takdir ettiği ve öykündüğü yenilikleriyle sanatçı duruşunu gerçekleştiriyor.
Her makale yazışımda okuyan her seviyeyi için bir renk ve nefes olsun için diye uğraşıyorum cevap hocamı bu minvalde dikkatle anlatmayı istiyorum. "60 dakikada klasik müzik" isimli kitabıyla yeni bir sayfa açıyor müziğin bu coğrafyadaki yolculuğunda bence. Milli Eğitim camiasına sunduğu öneriler ve yeniliklerin yanında ilklere imza atan
sanatçı kimliğindeki eğitimciyi, bir gezgini, ressamı ve doğada yürüyüş yapan bir çobanın bilgeliğini görerek yaşıyoruz konserlerindeki şefliğini. Tepebaşı Belediyesi bünyesinde oluşturduğu orkestrada çocuklar için açtığı sayfa ve evlere varan müzik yeteneği keşif çalışması felsefi bir algoritma içeren önemli bir entelektüelitenin hasadır diye düşünüyorum. Bu bir teşekkür ya da tebrik yazısından çok müziğin izdüşümünde bir yolculuğun başlangıcı olmalı aslında. Eskişehir Genç Edebiyat Platformu ve yürüttüğüm diğer Kültür-Sanat etkinliklerindeki gençlerin bir selamıdır aynı zamanda. İnsanlığın öteki tarafı olmaz. Olmaması için emek veren sanatçılardan biri olan Tunca Hocama gençlerin avuçlarından sevgiler, şiirler ve selamlar iletmek istiyorum.

***

EĞİTİM MELEĞİ

Her yazımda olduğu gibi tedirginlikle kontrol ederek yeniden okuyorum yazılarımı ancak son kararı verirken olması gerekeni hissediyorum sonunda. Ferhan Yalaman için bu tanımı yapmak gerçekten çok doğru bence. En son çocuklarla yaptığı etkinliğe bakıp o kadar duygulandım ki belki de kelimelere dönemem bu duyguları. Her şey sınıf değil, her şey tembih değil; eğitim en çok sevgidir. Korunmaya Muhtaç Erkek Çocukları Destekleme ve Geliştirme Derneği çalışmaları çerçevesinde çok büyük bir konunun bir ucundan da kendisi tutuyor. Ne kadar özel, ne kadar kıymetli bir çalışma ağı ve farkındalık penceresi. Bu güzel kalpli insana bir kez daha teşekkür etmek fırsatı doğdu bana son etkinlikleriyle. Yüzü gülen çocuklarla gülen bir insan. Kendisi ve dostları iyi ki varlar. İnsan olmanın, çaresiz kalmanın ve kimsesiz kalmanın türküsünde ne güzel bir el sizinki. Sevgi , şiir ve saygıyla eğiliyorum bu güzel emekleriniz karşısında.

***

AÇIK HAVA MÜZESİ

Nasreddin Hoca'nın memleketi Sivrihisar'da çok özel bir sanat şaheseri bulunuyor. 2011 yılında açılan müzede buluan eserler, Sivrihisarlı heykeltıraş Metin Yurdanur’a ait. Sanatçının bilinen eserlerinden bazıları: Sıhhiye Abdi İpekçi Parkında yer alan “Eller”, Yüksel Caddesindeki “İnsan Hakları Heykeli”, Olgunlar Sokaktaki “ Madenci Heykeli” gibi Türkiye’nin pek çok yerinde sergilenen yüzlerce eser ona ait.
Müze, tarihi Surp Yerrortutyan Kilisesi’nin yanında, Sivrihisar’ın meşhur kayalıklarına ve eteklerine yaslanmış şekilde dizayn edilmiş. Tarihi Saat Kulesi de bu tabloya eşlik ederek ayrı bir güzellik katmakta.
Sanatçının yaklaşık 100 civarında eseri sergilenmekte. Eserlerinin bir kısmı kendi ailesine ait ve Sivrihisar Belediyesine bağışladığı Konakta ve onun bahçesinde sergilenmekte.
Müzenin yanındaki Surp Yerrortutyun Kilise’si ilk olarak 1650 yılında yapılmış ancak 1876 da çıkan bir yangın sonucu zarar görünce 1881 yılında Ermeniler tarafından yeniden yaptırılan Ortodoks Kilisesidir. Kızıl kesme taştan yapıldığı için “Kızıl Kilise” olarak da anılmakta. 1853-1854 yılları arasında Kırım Savaşı sırasında, savaştan kaçan yaklaşık 4500 kişilik Ermeni topluluğu, Sultan Abdülmecit tarafından Anadolu’ya yerleştirilir. Fakat buralarda yerleşik Ermeniler de bulunmaktaydı.1916 yılına kadar da Sivrihisar’da yaşamışlardı.
Açık Hava Müzesine ayrı bir özgünlük katan Saat Kulesinin yapım tarihi 1899 ve Belediye Reisi Yüzügüllü Hacı Mehmet Efendi tarafından yaptırılmış. Kayalıklar üzerinde konumlandığından hoş bir görünüm arz etmekte ve
İlçenin bir simgesi gibi görülmekte. Bu konumundan dolayı önüne seyir terası yapılmış. Harika bir çalışma ve mutlaka gidip görmek gerekir diyorum.

***

HAFTANIN ŞİİRİ

Ne zaman yağmur yağsa

Toprak kokar yüreğim

Değil inceden usul usul

Yer gök afat fırtına

Yıkılır göğün tavanı

İner evsizin üstüne

Yer gök biner sırtıma

Münevver İzgi

***

Rehberlik Servisi

Soru: Ders çalışmam neden sıkıcı?

Ders çalışmak diye bir kavram yok çünkü. Ders bir programdır. Bir merak programıdır. Bu olayın felsefi bir algoritması vardır. Ders kitaba sığan notlar değil, deftere alına notlar değil. En azından sadece onlar değil. Ders çalışmak bir tembih disiplini ile momentum kazanan aydınlanma pratiği hiç değildir. Kendisi hayatında kendini (belki) gerçekleştirememiş bireylerin bir gence verdiği hayat örneği skalası da olmamalı. Peki ders bireysel ve içe dönük müdür? Hayır. Ders çalışmak zihnin inşaa edilmesiyle ortaya çıkan akıl dediğimiz karar ve bir Hard disk diyebileceğimiz alanda "tecrübe etme" istediklerimiz, yaşamak istediklerimizin sarmal bir bütünlükle çocuklukta başlayan, sıkıcı olmaması için bireyin söylemlerinin de harç olarak kullanıldığı bir merak edip keşiflere çıkma disiplinidir. Aslolan "iyi ders çalışmak" değil "doğru ve özgün çalışmak"tır. Akıl ile başlayan fiziksel de olan bir bilgi edinme yolculuğudur. Olaya felsefi bir tanım getirirsek bilgiyi mi istiyoruz hedefin kendisini mi diye düşünerek, tembihlere basamaklarla bakmalı ve "arzu" edilen düşlere varmak için zorlayıcı ve yıpratıcı istekler haline gelmemeli bu uğraşlar. Az olabilir ama sürekli olması önemlidir. Ders çalışmak karar vermeyi öğrenmek demektir. Riskli başarı coğrafyasında bilgiye varmak için tedirgin olan bireye yardımcı olma fırsatıdır da aynı zamanda.


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Haber Arşivi

Reyna Premium