ANA SAYFA > Yazarlar > Gencer Aytüre > Utku Çakırözer'den pandemi özeti

Utku Çakırözer'den pandemi özeti

GencerAytüre
Sosyal Medya :
01 Kasım 2020, Pazar 12:18

Milletvekilliği süresince Eskişehir'in her ilçesinde, her köyünde boy gösteren ve halkla iç içe olmaya özen gösteren Milletvekili Utku Çakırözer ile görüştüm. Yaşanan pandemi sürecindeki stres ve yaşanan olumsuzluklar içinde hayata tutunduğumuz konuları anlattı. Modern toplumların hayata tutunduğu konuların en başında gelen eğitim, kültür ve sanat başlıklarını hiçbir zaman bosvermediğini biliyoruz ki yaşanan travmalar bu konuların sağlıklı devam etmesiyle atlatılabilsin. Entelektüel kimliğiyle Eskişehir'e yakışan bir çizgiyi korumaya gayret gösteren Çakırözer insanın yaşanabilecek her süreçte gerek moral anlamında gerek hayatın yeni kurallarıyla da devam edebilmesi anlamında olmazsa olmaz kültür sanat etkinliklerinin önemini ve Eskişehir’deki sanat emekçilerinin fedakarlıklarını sadece Eskişehir'in Eğitim, Kültür ve Sanat penceresi Kent Ajandasına şöyle tarif etti.

ESKİŞEHİR’DE SANAT AŞKI SALGINDA DA DEVAM ETTİ
Tüm dünyayı etkisi altına alan covid-19 salgını toplumun tüm kesimlerini etkiledi. Salgın başladığı ilk günden itibaren krizi en çok yaşayan alanlardan biri de tiyatro, sinema sektörü oldu, kültür sanat kurumlarımız oldu. Ülke genelinde kültür sanat etkinlikleri iptal edildi, konserler, tiyatro etkinlikleri yapılamadı. Sürecin en büyük mağduru maalesef sanatçılar ve kültür sanat emekçilerimiz oldu. Ama salgına, pandemiye rağmen Eskişehir’imizde kültür ve sanat aşkı devam etti, Eskişehir yine kültür ve sanatın merkezi oldu. Örnek şehirlerden biri oldu. Online yapılan canlı yayın konserler, tüm önlemler alınarak yapılan açık hava konserleri pandemiye rağmen kültür ve sanat hayatının sürdürülebilirliğini sağladı. Eskişehir Büyükşehir Belediyemiz, ‘Evde Kal’ çağrılarına uyan hemşerilerimizin evde keyifli vakit geçirmeleri ve sanatta erişimlerini kolaylaştırmak amacıyla Şehir Tiyatroları ve Senfoni Orkestrası arşivini dijital medyaya aktardı. Sadece Eskişehir’imizde değil, Türkiye’nin dört bir yanında sanatseverler Şehir Tiyatroları’nın Ağır Roman, Bir Şehnaz Oyun, Gergedan, Keşanlı Ali Destanı, Küçük Kara Balık ve Mevsimler oyunlarının yanı sıra Senfoni Orkestrası’nın Senforock, Türk Film Müzikleri, Çocuklar ve Aileler için Çok Sesli Gösteri gibi birbirinden özel konserlerini izleme imkanı buldu. Odunpazarı Belediyemiz Tiyatrosu Oyuncuları ve Tepebaşı Belediyelerimiz Gençlik Tiyatrosu yine online yayınlarla bu sürece katkı sağladı. -Sanatçılara teşekkür ediyorum- Türkiye’nin en genç ve en başarılı orkestralarından biri olan Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası pandemi döneminde de sanatseverler ile bir araya gelmeye devam etti. Sosyal medya üzerinden yapılan konserleri yüzbinler izledi. Normalleşme adımları ile 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları kapsamında Sazova Anfi Tiyatro’da gerçekleştirilen açık hava konserini yüzlerce Eskişehirli sanatseverimizle birlikte izledik. İlerleyen aylarda da pandemi önlemleri alınarak açık hava konserlerine devam edildi. İçinden geçtiğimiz zor süreçte sanatın, sanatçının ve sanatseverlerin yanında olan Eskişehir Büyükşehir Belediyemize, Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyelerimiz ile sanat emekçilerimize gurur duyduk. Hepsine ayrı ayrı yürekten teşekkür ederim. -Kültür-Sanat sadece devletin ve yerel yönetimlerin meselesi değildir - Şunu söylemek isterim ki; kültür ve sanat alanında yaşanan sıkıntılar sadece devletin, yerel yönetimlerin meselesi olmamalıdır elbette. Tiyatroya, konsere, senfoniye giden, tiyatro oyununu okuyan, izleyen sanat severler de bu süreci kendi meseleleri gibi değerlendirmelidir. Kültür ve sanatın her şeye rağmen yaşaması ve yaşatılması için hepimiz üzerimize düşen görevi yerine getirmeliyiz. Sanatı yaşatmak için yaratıcı fikirlerle ortaya çıkmamız lazım. Önümüzdeki dönem tiyatrolara şimdiden bilet alabiliriz mesela. Sahneler kamusal tiyatrolara ücretsiz açılabilir. En önemlisi de, kültür ve sanat için ayrılan devlet fonlarının amacı doğrultusunda kullanılmasını sağlamalıyız. İşte o zaman pandemi de olsa kültür ve sanatımız bu süreçten en az şekilde etkilenir. Eğer hep birlikte önlemleri alırsak tiyatro, sinema, oyunlar, sanat, sanatçı yaşar! "

***

“Görünmez ordular” ile mücadele ve ruh sağlığımı

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Psikiyatr Anabilim Dalı Prof. Dr. Çınar Yenilmez yaşadığımız süreci Kent Ajandasında masaya yatırdı. Hayatın her anlamda stres kavramıyla yaşandığı bu dönemin en yetkin ağızdan tanımı şöyle: "İnsanlık bugüne kadar bir çok salgınla karşılaştı. Orta çağda kara veba, çiçek virüsü ve 1918 yılında İspanyol gribi gibi salgın milyonlarca insanın ölümüne sebep oldu. Son yaşanan covid-19 salgını dünya’yı birçok açıdan hazırlıksız yakaladı ve küresel bir krize yol açtı. “Görünmez ordular” diye de adlandırılan bu virüsler tüm dünyada sosyal statü, ekonomik durum, eğitim, dil, din ve ırk ayırt etmeyip yarattığı kriz ve belirsizlik ortamı ile herkesi derinden etkiledi. Tüm dünyayı derinden etkileyen ve milyonlarca ölüme neden olabilen bir salgından ruhsal açıdan etkilenmek bir hastalık olmayıp abartılı ve sürekli olmadığı zamanlarda “normal” bir durumdur. Kaygılanmak ve korkmak son derece insani duygulardır. Bu duygular olumsuz olsa da bizim önlem almamızı, gerekeni yapmamızı sağlar yani hayatta kalmamıza yardımcı bile olabilir. Bu süreçte, kendi ya da sevdikleri insanların sağlığı ile ilgili korku ve endişe duyma, çökkün hissetme, sinirlilik ve tahammülsüzlük, uyku düzeni değişiklikleri, dikkati sürdürmekte güçlük, yaygın ve tıbbi olarak açıklanamayan bedensel belirtilerde artış, alkol ya da herhangi bir madde kullanma isteğinde ya da yeme isteğinde artış gibi belirtilerin yanı sıra karamsarlık, çaresizlik, yalnızlık, anlaşılmazlık, yetersizlik düşüncelerinde artış gözlenebilir. Bu belirtilerin sıklığı, şiddeti ve birliktelikleri de kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Bu belirtiler, kişilerin günlük işlevselliklerinde belirgin bozulmaya sebep olmadıkça, gündelik hayatlarını etkileyen belirgin davranış değişiklikleri ortaya çıkarmadıkça, salgınla ilişkin olumsuz düşünceler günün büyük bir kısmını kaplayarak başka olumlu düşüncelere odaklanmayı engellemedikçe, çökkünlük halinin tüm gün ve günlerin büyük kısmına yayılmasını sağlamadıkça, yoğun bir sağlık kaygısı ve sık tıbbi yardım talepleri yaratmadıkça ve son olarak gerçeklik algılarını bozmadıkça psikiyatrik hastalık olarak kabul edilmeyebilirler.
Bu evrede, kişilerin felaketleştirme ve yoğun belirsizliğe karşı oluşan kaygılarını azaltabilecek yaklaşımlardan en önemlisi, şeffaf bir şekilde hastalığın yayılımı ve etkileri ile ilgili bilgilerin yöneticiler tarafından doğru paylaşılması olabilir. Ayrıca konulan kuralların net olarak uygulanması da kaygının önüne geçebilir. Etkili testlerin, aşıların ve ilaçların geliştirilmesine kadar, psikolojik anlamda iyi olabilmek ve gelecekte de bu iyilik halini koruyabilmek için bireysel olarak yapılabilecekler şöyle özetlenebilir: -Salgın sürecini bir kriz yönetimi olarak ele alıp yaklaşmak gerekir. Krizlerin çoğu bizim kontrolümüz dışında gelişir ve kontrolümüze almak zaman alabilir. Stres yanıtlarımızı kontrol etmek için alabileceğimiz önlemler kendimize güvenmek, olumlu gelişmelere odaklanmak ve dayanışma içinde olmaktır. Salgın sürecinde doğru bilgilenme ihtiyacımız, en başta gelen doğal ihtiyaçlarımızdan biridir. Ancak, salgına ilişkin bilgilere ulaşırken yalnızca güvenilir kaynaklara başvurmak ve günün sadece belirli bir kısmını bu bilgileri edinmeye ayırmak koruyucu olacaktır. -Uyku düzenine dikkat etmek çok önemlidir. Her gün iyi bir gece uykusu almak, gündüz uyanık olmak bazı hormonlar salgılayıp dinç ve dinginliğimizi sağlar. Ayrıca uyku, bağışıklık sistemi, metabolizma, bellek ve duygu durum için çok önemli bir düzenleyicidir. "

***

Öğrencilerden gelenler

Birkaç hafta önce Milli Eğitim Müdürü ile yaptığım röportajda da konuştuğumuz ve yine ilimizdeki önemli eğitimcilerle konuştuğum gibi öğrencilerin yalnız kalması gerçeği üzerinde durmak gerekiyor. Yalnızlık, kendisini anlayan ve yanlış başarı ısrarında bulunmayan kişiler yoksa yaşanıyor. Sınav kaygısı ve daha birçok eğitim sorunu ve fizyolojik süreçlerin içinde öğrenciler pandemi sürecinde daha da hassas bir psikolojiye sahipler. Bana gelen öğrenci sorularına ve her türlü kültür sanat çalışmalarına yer vereceğim bu köşede sadece onların dili ile düşüneceğiz. Öğrenciden gelen Soru: " Rehberlik çalışmalarında sorunlu öğrenci konumunda olmak doğal bir sohbet ve tartışma ortamını yok ediyor? Akran sohbetiyle kendi kendimize bu süreci yaşamak durumunda kalmak ve nasihat ile geçen rehberlik sohbetleri sizi de yormaz mıydı? Bence: Bu sorunun cevabını eğitim istemine sormak gerekli. Sistemin içindeki tüm eğitimcilere ve ailelere sormak gerekli. Öğrenciler bence yeniden yapılandırılmış rehberlik sistemini kendi tarifleriyle talep etmeliler. İnternet çağında, iletişim çağında kendini ifade etmenin yolları bireye göre değişiklik gösterdiği için her sohbet, her danışmanlık disiplini bireye göre değişmeli ve herkese aynı dil kullanılmamalı. Yapılan hata bence bu.

***

Spor ve entelektüelite

Modern toplumların sadece kitapla değil aynı zamanda sporun da ilk planda olduğu yaşamlar sürdüğünü görüyoruz. Bizdeki sorun olimpiyat ruhunun noksanlığını yaşamın her yerinde hissetmek ve mutluluk arayışında olmazsa olmaz bir faktör olarak sporun eksikliğini karşımızda görerek tecrübe etmek. Profesyonel olarak spor yapamasak da hayata doğayı ve sporu daha fazla katabiliriz. Eskişehir Doğa sporları ve yürüyüş aktiviteleri kulübü bunu Eskişehir'de yapıyor. Kulübün Başkanı Süleyman Kömürcü çalışmalarını şöyle özetliyor: "Biz doğa sporları kulübü (EDYAK) sportif yürüyüşler yapıyoruz.Etkinliklerimiz12-17 km arası parkurlara göre değişiyor. Katılımcı arkadaşlar etkinliklere katılma talebi göndererek bize katilebilirler. Eskisehir Doğa sporları ve yürüyüş aktiviteleri kulübü dağcılık federasyonu krıterlerine uygun yürüyüş sertifikalı liderlerle etkinlikler düzenlemektedir. Tüm Eskişehirlileri etkinliklerimize bekleriz."

***

EFSAD 25 yaşında

Eskişehir'in kültür ve sanat hayatında önemli çalışmalara imza atan sivil toplum kuruluşlarından olan Efsad'ın Yönetim Kurulu Başkanı Semra Bayar aldıkları yolu ve çalışmalarını Kent Ajandasıyla paylaştı. Önemli çalışmalarıyla Eskişehir'i aşan işlere imza atan kuruluş gençler, üniversiteliler ve aslında tüm yaştaki fotoğrafçılık meraklıları ile üst seviyede adımlar atmaya devam ediyor. Başkan Bayar "Eskişehir Fotoğraf Sanatı Derneğimiz bu yıl 25 yaşına girdi. Kentimizin ilk ve tek fotoğraf derneğiyiz.Yıllar boyunca her Cuma akşamı ülkemizin değerli fotoğrafçılarını fotoğraf sunumu ve söyleşileriyle Eskişehir halkıyla buluşturduk. Genç fotoğrafçılara da aynı oranda fırsat sağlayarak destek olduk. Farklı yaş ve meslekten çok sayıda kişiye temel fotoğraf eğitimi verdik ve kendilerini geliştirmelerine olanak sağlayan atölyeler düzenledik. Kent içi ve dışı fotoğraf gezilerimiz, kentimizin ve ülkemizin doğal ve kültürel özelliklerini tanıma ve tanıtmaya yönelik idi. Her yıl düzenlediğimiz fotoğraf haftaları ve sergiler ile kentimizin kültürel zenginliğine katkıda bulunduk. EFSAD yarışmalar konusunda ise bilinçli olarak teşvik edici değil çünkü biz fotoğrafta rekabeti değil paylaşarak zenginleşmeyi öneriyoruz... Covid 19 öncesinde çeyrek asırlık yaşımıza uygun çok kapsamlı etkinlikler planlamıştık . Maalesef bir kısmını ertelemek , bir kısmının da formatını değiştirmek zorunda kaldık. Örneğin; geçtiğimiz Eylül ayında Münih’te Fransız ve Alman fotoğraf kulüpleriyle ortaklaşa açacağımız sergimiz iptal olan faaliyetler arasında... Derneğimiz diğer sivil toplum kuruluşları gibi Aralık ayına kadar pandemi nedeniyle kapalı durumda. Önceki yıllarda geniş katılımla düzenlediğimiz sergiler ve diğer sözünü ettiğim etkinlikleri, yüz yüze faaliyetlerimizi artık sanal ortamlarda devam ettirmemiz gerekiyor. Kasım ayında bu mecralardaki etkinliklerimize ilk duyurularla birlikte başlıyoruz. " diye özetliyor çalışmalarını. Kendilerine önemli çalışmaları için Eskişehir adına teşekkür ediyorum.

***

Haftanın kitabı: Lal destan

Hasan Erkek'in çalışmalarını titizlikle anlatmak gerekiyor.Sadece edebiyatçı yanıyla değil bir eğitimci olarak da sanatın topluma, gençlere ve uluslararası platforma iletilmesi disiplinini her sanatçıya ve hatta kuruma örnek olacak titizlikle gerçekleştiren Hasan Erkek son kitabı Lal Destan ile adeta boyut değiştirmiş diyebilirim. Halen ilk şiirlerindeki çizgide kalarak anlaşılan, anlaşılabilen ve bir o kadar da derinleşen şiiriyle bence bu kitabıyla çok önemli bir yeni çıkış yapmış durumda. Yeni çıkış derken uzun yıllara dayanan edebiyat yolculuğunu kastetmiyorum. Henüz adını koyamadığım farklı bir derinlikle değişimin değişmez gerçeğinde kendi üslubuna belki sinematografinin anlatım kodlarını da ekleyerek bu hissi bende uyandırdı. Uzun süre inceleyip, okuyup başucu kitabı yapacağınız bir şiir kitabı ile karşı karşıyayız. Tebrik ederim Hasan Hocam, teşekkür ediyorum...

 

 

 


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Haber Arşivi