ANA SAYFA > Yazarlar > Gencer Aytüre > Yabancı dil eğitimi ve kültür

Yabancı dil eğitimi ve kültür

GencerAytüre
Sosyal Medya :
15 Mart 2021, Pazartesi 09:42

Değerini kaybediyor gibi görünse de aslında kültür ve kültürlerarası iletişim her geçen gün önem kazanıyor. Küreselleşen dünyada kültürün bu sürecin vazgeçilmez ögesi olmasıyla dil öğrenimi ilk sırada yer almaktadır. Buradaki kritik nokta sosyo- kültürel anlamda dil eğitimi bağımsız değildir. Ortaya çıkan en önemli yöntemlerden olan 'İletişimsel Öğrenme' ( Communicative Language Learning) ile dil öğrenmenin sosyal ve kültürel yapısı çok ciddi bir şekilde ana tema haline gelmiştir. Kültürlerarası yeterlilik ve becerinin fark yaratma gücü bazı kriterlerle daha da geçerlilik kazanıyor. Dil öğrenmenin başarıyla sonuçlanması yapılan araştırmalara göre dil öğrenen kişiler sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan öğretenden üstünse o dili öğrenmek ve öğretmek imkansız hale gelecektir. Birçok madde var ama özellikle bu madde bence özellikle bizim gibi ülkelerde büyük rol oynuyor. Sadece özel okullarda değil her okulda bu geçerlidir. Çünkü özellikle öğretmenin kültürel farkındalığı öğrettiği dile hakimiyetini belirliyor. Bunların yanında geçen hafta konuştuğum Eskişehir'in birçok okulundan yöneticileri de yabancı dil eğitimi konusunda yeni çalışması var. Kritik dönem gerçeği söz konusu olduğu için erken yaşta dil öğrenme ve bu başlangıcın en doğru tanımını bulmak için Eskişehir Anaokulları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Uzunçam'ın yorumları benim için çok önemli.

Anaokulunda yabancı bil öğretilemez mi?

Bu sorunun 2 cevabı var aslında..

1.Cevap: Asla öğretilmemeli!

EZBER YÖNTEMİ
Günümüzde birçok anaokulunda branş dersi adı altında İngilizce öğrettiklerini iddia eden yönetici cümleleri duyarsınız. Hatta böyle bir anaokuluna çocuğunu gönderen birçok ebeveynin ağzından “sayıları biliyor, renkleri tanıyor, hatta İngilizce şarkı bile söylüyor” gibi çocuğuyla gurur duyan cümleler duyarsınız. Aslında bu noktada ebeveynin hiçbir hatası yoktur. Ebeveyne bu öğretiyi yanlış aktaran yöneticidedir bütün suç. Şimdi suçluyu bir kenara bırakıp akademik açıdan inceleyelim bu durumu. Eğitim sistemimizde uzun yıllardır var yabancı dil eğitimi ama hepimiz öğrenemediğimizi dile getiririz hep. Nedeni aslında apaçık ortada. Ezber Yöntemi…

5 yaşındaki bir çocuğa ezber yöntemiyle birçok dili öğretemezsiniz ama ezberletebilirsiniz. Bu durumun çocuktaki karşılığı, annesinin babasının adını ezberlemesinden başka bir şey değildir. Eğer bu şekilde bir öğretim metodu ile çocuğa yabancı dil öğretmeye kalkarsanız maalesef eğitim sistemimizde yaşadığımız senaryoyu okul öncesine indirmekten başka hiçbirşey değişmemiş olur.

2.cevap:Kesinlikle Öğretilmeli!

YAŞAYARAK ÖĞRENME METODU
Çocukların öğrenmeye en meyilli oldukları ve neden-sonuç ilişkisini sıklıkla kurdukları bir dönemdir okul öncesi. Kendi anadillerini öğrenirken ebeveynlerinin nerde, hangi cümleyi kurduğunu örnekleyerek öğrenir ana dilini çocuklar.

Anaokulundaki yabancı dil eğitimi de böyle olmalıdır tam olarak. 3 yaşındaki bir çocuk okulda İngilizce öğretmeninden, yemeğe başlamadan önce afiyet olsun cümlesinin İngilizcesini duyarsa, uyku odasına geçerken iyi uykular cümlesinin İngilizcesini duyarsa, sabah ilk karşılaştıklarında günaydın demenin, akşam okuldan ayrılırken iyi akşamlar demenin İngilizcesini duyarsa işte o zaman ezberletmiş değil, edindirmiş olursunuz yabancı dili çocuklara, aynı anadillerini öğrendikleri gibi..Bunun adı da Yaşayarak Öğrenme Metodudur ve eğer bir anaokulunda yabancı dil eğitimi verilecekse böyle verilmelidir..Çocuk ihtiyaç duyduğunu öğrenir ve unutmayınız ki anaokulu çağındaki bir çocuk ezberlediği İngilizce kelimeleri nerede kullanacağını bilmezse ihtiyacı olmadığını düşünür ama okulundaki İngilizce öğretmenine İngilizce günaydın demek, onun öğretmeni ile iletişimi için bir ihtiyaçtır. "

Esberciliği eğitim ticaretinde kullanan zihniyeti izah eden harika yorum Eskişehir'in tek Eğitim ve Kültür-Sanat Sayfası Kent Ajandasından bütün ailelere ve öğrencilere ulaşacaktır. Ümit Uzunçam'a açtığı cesur adımlar sebebiyle tüm aileler ve öğrenciler adına teşekkür ederim. Milli Eğitim, Üniversiteler ve birçok okul ile ülkemizin birçok üniversitesinden önemli isimlerle başlattığımız Eğitim Çalışmaları çerçevesinde 'Yeni Konuşmalar' yakında bu konuyu da ele alacak.

***

HAFTANIN EĞİTİMCİSİ

Gönül Gökmeydan

Her sorun masaya yattığında ilk önce "eğitim ve eğitimciler' konuşulur ve geleceğin mimarları eğitimciler ile ilgili tanımlar yapılır. Hayatta sorunlar çözme sürecinde aradığımız öğretmen profili bizde kalan kişiler olur. Hangi öğretmen sizde nasıl iz bıraktıysa ona sarılırsınız, onun cümleleriyle anlatırken bulursun kendini başkalarına. "Eğitimin Kimyasındaki Başarı" başlığı ile yazmak istediğim bu yazı sevgili öğretmenimiz Gönül Gökmeydan'dan bahsederken kullanacağım cümleleri özetliyor aslında. Etrafımdan birçok kişide iz bırakan, sevgiyle hatırlanan bir öğretmen olan Gönül Hocamız ne güzel bir tebessüm bırakmış insanların yüzünde ve yüreğinde. Birkaç ay önce burada, Eskişehir’in tek Eğitim ve Kültür-Sanat Sayfası Kent Ajandasında yazmaya çalıştığım sevgili hocam Nevin Kavak ile de konuştuğumda şehrimizin en önemli eğitimcilerinden diyerek bahsettiğimiz Gönül Hocamız halen eğitim camiasında önemli işlere imza atıyor. Yine önemli bir zemin oluşturup ülke çapında başarı ve yenilikleri tecrübeyle harmanlayıp şehre ve ülkeye hediye eden değerli hocam hep hatırlarda olan bir kimya öğretmeni. Zaman geçse de, teknoloji ilerlese de hibrit eğitimler ve daha birçok kavramlar hayatımıza girse de 'insan' faktörü hiçbir zaman hiçbir yeniliğin gerisinde kalmıyor. Aslolan değerleri yeni nesillere de taşırken ve tanıtırken anımsadığımız şeyler içimizde sentezlenip bizimle yaşıyor. Değerli hocamın disiplini, çalışkanlığı ve öğretim teknikleri de öğretmenlik dahil birçok meslekte kendisini yaşatıyor. Eğitim tarihi oluştuğunda yerelden evrensele, sınıftan gerçek dünyaya varan yolculuklarda o özel isimler hep bizimle yaşıyor. Bolca iltifat ve övgüyle bahsetmek istediğim hocama tüm öğrencileri adına teşekkürü bir borç biliyorum. İyi ki vardınız hocam, iyi ki varsınız. Ne güzel bir şiir, bu varlığı insanlarda halen görmek ve hatırlamak. Sizi seviyoruz hocam...

***

Eskişehir bir gençlik ütopyasıdır

Hemen hemen 5 yıldır Edebiyat Buluşmaları ile içinde olduğum Kent Konseyi ailesinin Gençler ile yaptığı yeni çalışmalar bütün ülkeye örnek oluyor. Gençlik Çalışma Grubu Başkanı sevgili Deniz, yaptıklarını ve yeni çalışmalarını şöyle kaleme aldı:

“Eskişehir bir gençlik ütopyasıdır. İnsanların yargılayan bakışlarına maruz kalmadan güvenle yürüyebilirsin bu şehrin sokaklarında. Kendisi soğuk, insanları sıcaktır. Bu sebeple her yıl üniversite okumak için Eskişehir’e ilk defa gelen binlerce genç birkaç yıla kalmaz “Ben Eskişehirliyim.” demeye başlar. Nerden gelirsen gel, evdeymişsin gibi hissettirir Eskişehir.

Geçtiğimiz yıl, en büyük ortak özelliği bu şehri çok sevmek olan gençler olarak Eskişehir Kent Konseyi Çatısı altında bir araya geldik ve evimizi güzelleştirmek istedik. Ağustos ayında Gençlik Çalışma Grubunda yepyeni bir dönem başlattık. Bu süreçte Eskişehir’de yüzlerce ağaç diktik. Beslenme koşullarının bir hayli zor olduğu Eskişehir'in kırsal alanlarındaki canlarımız için besleme etkinlikleri düzenledik. Kanlıkavak parkında düzenlediğimiz çevre şenliğinde bütün parkı belediye işçilerimizle beraber temizledik. Doğayı, hayvanları ayırt etmeden bütün Eskişehir için çalıştık. Engelli bireylerin yaşadığı problemleri çözmeye yönelik Avrupa Birliği projeleri hazırladık. Kentimizin üniversitelerinin değerli hocalarıyla bir araya geldik ve öğrencilerle üniversiteler arasında bir köprü görevi gördük. Aralarında Uğur Dündar gibi isimlerin bulunduğu Türkiye’nin en değerli gazeteci, tarihçi ve yazarlarıyla söyleşiler düzenledik. 25 Kasım Uluslararası Kadına Şiddete Mücadele Günü'nde 2020 yılında öldürülen 353 kadının anısına 353 turuncu maske dağıttık. Şehrin çeşitli noktalarında toplumsal şiddeti önlemeye yönelik bilgilendirme çalışmaları yürüttük. Gençler olarak birlikte nice etkinlikler düzenledik. Tüm bunları yaparak en küçük hususlarda dahi anlaşamayan büyüklerimize örnek olduk.

Bugün ise diğer şehirlerle iletişim kurarak Eskişehir’i ulusal ve uluslararası alanda temsil etmeye devam ediyoruz. Doğanın tahribatına, artan plastik tüketimine, orman yangınlarına, küresel ısınmaya, nesli tükenen türlere ve iklim krizine karşı duyarlı olan bütün gençleri bir araya getirmek için Çalışma Grubumuzun bir alt komisyonu olan Yeşil Komisyonu kuruyoruz. 21. yüzyılın genç liderlerinin sahip olması gereken temel farkındalıklar ve entelektüel seviyeyi oluşturması amacıyla Genç Liderler Programı isimli kişisel gelişim programını yakın zamanda başlatıyoruz.

Artık gençler konuşsun, gençlerin kenti Eskişehir'i gençler de yönetsin istiyoruz. Umarız Kent Konseyleri aracılığıyla gençler kendilerini ilgilendiren konularda karar verme sürecinde daha çok söz alacak, yerel yönetime katkı sağlayacak. Gençler şehrin sorunlarına çözümler üretecek. Bu şehir, gençlerin katkılarıyla daha da güzelleşecek. "

Eskişehir Kent Konseyi Gençlik Çalışma Grubu Başkanı Deniz Barış Çatal

***

Mahmudiye-Hipodrom ve Sanat

Mahmudiye tarihi ve yaşayan ruhuyla çok önemli bir ilçe. Geçen gün bir arkadaşımla bana Mahmudiye'deki at çiftliğine sorunca yeniden aklıma geldi. Eskişehir denince akla sadece şehir hayatı gelmemeli ve artık öyle değil diye düşünüyorum. Avrupa'daki köylerde bile Kültür-Sanat çalışmalarına varken ve sanat galerileri yer alırken bizde şehirlerde bile zar zor olması büyük bir soru işareti. Elbette ekonomi çok fark yaratan bir oldu ancak özellikle Mahmudiye gibi ilçeler sahip olduğu değerlerle büyük atılımlar yapabilir. Mahmudiye'de bir hipodrom çalışması var mı bilemiyorum ancak olursa çok şey değişir diye düşünüyorum. Sadece atçılık anlamında değil aynı zamanda Kültür-Sanat hayatı için ve ekonomi için de büyük bir adım olur. Ülkenin en önemli at çiftliği buradaysa neden büyük yarışlar burada koşmaz merak ediyorum. Belki konuya uzak olduğum için teknik detayları bilemiyorum ancak tarihimizde olan at kültürünün sadece yarıştan ibaret bir zeminde devam etmemesi için de büyük bir başlangıç olabilir. Mevcut yerel yönetim bildiğim kadarıyla önemli başarılara imza atıyor. Hazırlanacak yeni bir yapılanma ile Mahmudiye Fransa'daki örnekleri gibi İngiltere'de Cheltenham örneğindeki gibi bir atçılık merkezi olabilir. Bu, sanatsal bir zeminde işlenirse ekonomik olarak ve Eskişehir’in tüm ülkeye örnek olduğu birçok konu gibi farklı bir yapıyla çığır açabilir diye düşünüyorum. Lise ve üniversite seviyesinde mesleki anlamda eğitiminin olduğunu bildiğim atçılık, Mahmudiye'de sanatsal anlamda da ele alınırsa gelişecektir. Özel bir fırsata sahip ilçemiz bu duruşla daha da çok zengin lige sahip olacaktır. Eminim bu hem devlet hem de yerel yönetim desteği hem de halktan önemli destek alacaktır. En basitinden yapılması gereken Fransa ve İngiltere'de bu sektörün Kültür-Sanat önceliği ruhuyla nasıl masaya yatırıldığına bakmak olacaktır. Atçılık müzesi ve Sanat Merkezi varsa da daha da tanıtıp geliştirerek, pullar üzerine önemli atları basarak, örneğin ressam ve yazarları bölgeye davet ederek başlayan yeni açılımda Eskişehir başka bir duruşa kavuşacaktır. İyi niyetimle fikrimi paylaşmak isterim. Güzel Mahmudiye'ye sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.

***

HAFTANIN FOTOĞRAFI

Serpil Aygün ( Porta- EFSAD )

***

HAFTANIN KARİKATÜRÜ

 


PAYLAŞ

Yazara Ait Diğer Makaleler


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

Haber Arşivi

Reyna Premium