Washington’daki bir toplantıda konuşan Trump, İran’ın nükleer silah edinmesine izin verilmeyeceğini belirterek, Tahran yönetiminin bölgesel istikrarı tehdit etmeyi sürdürmesi halinde “sonuçlarının ağır olacağı” uyarısında bulundu.
Cenevre’de gerçekleştirilen son temasların ardından Washington yönetimi, İran’ın nükleer zenginleştirme faaliyetlerinden tamamen vazgeçmesine yönelik talebine yanıt bekliyor.

İkinci uçak gemisi Doğu Akdeniz’e yöneliyor
ABD donanmasına ait USS Abraham Lincoln ve görev grubu yaklaşık bir aydır Umman Denizi’nde devriye faaliyetlerini sürdürüyor.
Dünyanın en büyük uçak gemilerinden USS Gerald R. Ford’un ise Cebelitarık Boğazı üzerinden Doğu Akdeniz’e intikal etmesi bekleniyor.
Askeri kaynaklar, iki uçak gemisi grubunun aynı anda bölgede görev yapmasının ABD’ye yüksek yoğunluklu hava harekâtı kapasitesi sağlayacağını belirtiyor.
Suudi Arabistan’daki Prince Sultan Air Base’de konuşlu E-3 Sentry AWACS uçaklarının da olası operasyonlar için komuta-kontrol görevine hazır bekletildiği bildirildi.

Olası hedefler: Nükleer ve balistik tesisler
Muhtemel bir askeri senaryoda, Natanz yakınlarındaki Pickaxe Dağı kompleksi ile Parchin’deki Taleghan 2 tesisinin öncelikli hedefler arasında yer alabileceği öne sürülüyor.
İsrail’in ise Washington üzerinde özellikle İran’ın balistik füze kapasitesine odaklanılması yönünde baskı kurduğu ifade ediliyor. Tahran’ın yaklaşık 2 bin balistik füzeye ve ülke genelinde 25 civarında fırlatma üssüne sahip olduğu tahmin ediliyor.
İran yönetimi ise olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini ve askeri varlıklarını “meşru hedef” sayacağını açıkladı.

ABD ile İran arasında gerilim tırmanıyor
ABD ile İran arasında gerilim tırmanıyor
İçeriği Görüntüle

Savunma sistemleri güçlendirildi
Misilleme ihtimaline karşı ABD’nin bölgedeki hava savunma şemsiyesini genişlettiği bildirildi. Uydu görüntülerinde, Katar’daki Al Udeid Air Base’ne Patriot hava savunma sistemlerinin konuşlandırıldığı görüldü.
Doğu Akdeniz’de görev yapan ABD muhriplerinin de İsrail’e yönelebilecek balistik tehditlere karşı hazır pozisyonda bulunduğu belirtiliyor.
İngiltere’nin doğrudan saldırı planında yer almasa da savunma odaklı operasyonlarda rol üstlenebileceği; Katar’daki RAF Typhoon jetlerinin müttefik unsurlara yönelik bir saldırı durumunda devreye girebileceği ifade ediliyor.
Önümüzdeki 10 gün, diplomasi ile askeri seçenekler arasındaki denge açısından kritik eşik olarak değerlendiriliyor.

Kaynak: The Guardian