Hocam kısaca sizi tanıyabilir miyiz? Algoloji ve Anesteziyoloji nedir, bize kısaca anlatır mısınız?
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Mezun olduktan sonra yaklaşık 30 yıldır Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’ndeyim. İlk olarak burada anestezi ve reanimasyon uzmanlığımı aldım. Daha sonra akademik ilerlemem devam etti ve algoloji yan dal uzmanlığını alarak şu anda görevime devam ediyorum.
Anestezi, hastanın cerrahi işlem sırasında ağrı duymasını engellemek ve güvenli bir şekilde operasyonu geçirmesini sağlamakla ilgilidir. Ancak bu sadece ameliyat sırasında yapılan işlemlerle sınırlı değildir. Ameliyat öncesi hastanın değerlendirilmesi, cerrahi sırasında monitörizasyonu, gerekirse kan ve sıvı takviyeleri, tüm sistemlerin desteklenmesi ve ameliyat bitiminden sonra anesteziden uyanma süreci ile birlikte takip dönemi de anestezinin kapsamı içerisindedir.

DAHA YENİ BİR BİLİM DALI
Algoloji ise en temel tanımıyla ağrı bilimi ve ağrı tedavisidir. Daha yeni bir bilim dalıdır. Anestezi uzmanlığının üzerine yapılan bir yan dal uzmanlığıdır. Bunun yanında nöroloji ve fizik tedavi uzmanları da anestezi ile birlikte ya da diğer branşlarla birlikte algoloji yan dal uzmanlığını yaparak bu alanda üst ihtisas sahibi olabilmektedir.
AĞRI DEVAM EDERSE KRONİKLEŞİR
Peki vatandaşlar hangi durumlarda algoloji uzmanına başvurmalı?
Algoloji ağrı ile ilgilenir. Ağrının temel olarak iki türü vardır: akut ağrı ve kronik ağrı. Akut ağrı ani başlayan ağrıdır. Ancak akut ağrı zamanla kronik hale de gelebilir. Akut ağrının aslında faydalı bir yönü de vardır. Bir ağrı ortaya çıktığında, “Burada bir patoloji var mı, bir hastalık mı var?” sorusunu düşündürür ve kişiyi araştırmaya yönlendirir. Bu açıdan uyarıcı ve faydalıdır. Ancak ağrı devam ederse kronikleşir. Örneğin kardiyoloji ya da ilgili cerrahi branşlarla birlikte hastayı değerlendirerek, optimal şartlara getirip öyle ameliyata alıyoruz. Böylece ameliyatın getirdiği stresle birlikte istenmeyen durumların ortaya çıkmasını engellemeye çalışıyoruz.

ESKİŞEHİR OLDUKÇA GÜÇLÜ
Hocam, hem anestezi hem de algoloji konusunda uzmansınız. Eskişehir bu konuda diğer illere göre ne durumda?
Bu bölgede neredeyse ilk kurulan bölümlerden bir tanesiyiz. Oldukça yüksek hasta sayımız var. Haftada en az 35-40 hastaya ameliyathanede girişimsel işlem yapıyoruz. Polikliniğimiz de oldukça yoğun. Anestezi açısından zaten sürekli ameliyatlar nedeniyle yoğun bir tempo söz konusu. Ağrı konusunda ise Eskişehir’de oldukça güçlü bir durumdayız. Türkiye’deki en iyi kliniklerden birine sahip olduğumuzu düşünüyorum. Zaten akreditasyonunu ilk alan bölümlerden biriyiz. Anestezi eğitimi alarak gelen ve yan dal uzmanlık sınavında yüksek puanlarla gelen asistanlarımız var. Burada iki yıl boyunca yan dal uzmanlık eğitimlerini tamamlıyorlar. Dünyada yapılan birçok algolojik girişim burada da uygulanıyor. Asistanlarımız bu işlemleri görerek ve yaparak eğitimlerini tamamlıyor.
HASTALAR DOĞRUDAN BAŞVURABİLİYOR
Hastaların nelere dikkat etmesi lazım?
Bizim bölümümüze genellikle diğer branşlardan yönlendirilen, yani referans verilen ağrılı hastalar geliyor. Ancak artık algoloji daha bilinen bir alan olduğu için hastalar doğrudan da başvurabiliyor. Örneğin baş ağrısı olan bir hasta önce nörolojiye gidiyor. Ancak değerlendirme sonrası ağrının devam etmesi durumunda bize yönlendirilebiliyor ya da doğrudan başvurabiliyor. Bel ağrısı olan bir hasta beyin cerrahisine gidiyor, orada cerrahi gereklilik yoksa yine algolojiye yönlendirilebiliyor. Hatta günümüzde bel fıtığı olan birçok hasta da artık doğrudan bize başvurabiliyor.

AĞRI İLETİMİNİ ORTADAN KALDIRABİLİYORUZ
Kanser ağrılı hastalar ise genellikle medikal onkoloji veya radyasyon onkolojisi tarafından yönlendiriliyor. Ancak ağrısı yeterince kontrol altına alınamayan hastalar yine algolojiye geliyor. Bir grup hasta var ki onların ağrı tedavisi sadece bizim tarafımızdan yapılabiliyor ve doğrudan bize geliyor. Örneğin pankreas kanseri olan bir hastayı ele alalım. Bu hastalarda çok şiddetli ağrı olabilir. Yüksek doz morfin bile bazen yeterli olmayabilir ya da kullanılan ilaçlara rağmen ağrı kontrol altına alınamayabilir. Bu gibi durumlarda, ağrıyı taşıyan sinirlere özel iğnelerle müdahale ederek ağrı iletimini ortadan kaldırabiliyoruz. Bazen bu bölgelerdeki sinir iletimini kalıcı olarak azaltan ilaç uygulamaları, bazen de radyo frekans gibi yöntemlerle hastanın ağrısını ciddi şekilde azaltabiliyor, hatta tamamen ortadan kaldırabiliyoruz.
ÇOK BİLİNEN BİR ALAN DEĞİLDİ
Bu tür uygulamalar başka merkezlerde de var mı hocam?
Evet, var. Sadece Osmangazi’de değil. Eskişehir Şehir Hastanesi’nde de algoloji uzmanı arkadaşımız görev yapıyor. Bir arkadaşımız şehir hastanesinde, bir diğer arkadaşımız ise Kütahya’da görev yapıyor. Aslında bu alan son yıllarda daha çok duyulmaya başlandı. Daha önce çok bilinen bir alan değildi. Algoloji, aslında oldukça eski bir bilim dalı ama tanınırlığı zamanla artıyor. Eskiden ismi bile farklı şekilde anılırdı, zamanla doğru adıyla ve doğru kapsamıyla daha çok tanınmaya başladı.

YAŞAM KALİTESİ ARTIYOR
Hocam peki son olarak size başvuran hastalara neler söylemek istersiniz?
Öncelikle bize başvuran hastaların çok geniş bir yelpazede olduğunu söylemek istiyorum. Orana baktığımızda en çok bel ve boyun ağrısı nedeniyle başvuran hastalar oluyor. Bu hastalarda fıtık problemleri de sık görülüyor. Artık hastalar sadece beyin cerrahisine ya da doğrudan ameliyata gitmek yerine bize de başvurabiliyorlar. Biz bu hastalarda enjeksiyon yöntemleriyle, fıtığın oluşturduğu sinir basısını azaltabiliyoruz. Bu da hem hastanın ağrısını azaltıyor hem de günlük yaşam konforunu ve yaşam kalitesini artırıyor. Bu çok önemli bir durum. Aynı zamanda hastayı ameliyattan da kurtarabiliyoruz. Çünkü ameliyat kolay bir süreç değil.
“AĞRIM NASIL GEÇER?”
Kanser ağrılarında ise eskiden farklı bir yaklaşım vardı. Kanser hastasının ağrısı olur diye düşünülürdü. Ancak bu yaklaşım artık değişiyor. Kanser ağrısı olan hastalar da “Ağrım nasıl geçer?” düşüncesiyle bize daha fazla başvuruyor. Bu hastalarda, az önce bahsettiğim girişimsel işlemlerin yanında kateter uygulamaları da yapıyoruz. Bazı özel cihazlarla hastaya sürekli ilaç infüzyonu sağlayarak uzun süreli ağrı kontrolü sağlayabiliyoruz. Ağızdan ya da farklı yollarla kontrol edilemeyen ağrıları bu yöntemlerle ortadan kaldırabiliyoruz. Bu özellikle kanser hastalarında çok önemlidir. Çünkü yaşam konforu hem hasta hem de hasta yakınları için kritik bir konudur. Kimse yakınında birinin ağrı çekmesini istemez. Ayrıca hastanın yaşam kalitesi artar, uykuları düzelir. Bu da hastanın kemoterapi gibi asıl tedavilere daha iyi yanıt vermesini sağlayarak yaşam süresine ve kalitesine olumlu katkı sunabilir.

ÇOK DİRENÇLİ AĞRILAR DA VAR
Çok dirençli ağrılar da vardır. Örneğin trigeminal nevralji gibi sinir hasarına bağlı gelişen ve genellikle yüz bölgesinde görülen ağrılar… Ancak vücudun farklı bölgelerinde de benzer nevraljiler olabilir. Bu ağrılar çok şiddetlidir. Öyle ki hasta su içemez, yemek yiyemez, temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelebilir. Hatta bazen intihar düşüncesine kadar götürebilecek kadar şiddetli olabilir. Bu tür durumlarda siniri hedefleyen özel stimülatör cihazlarımız ve radyo frekans uygulamalarımızla ağrıyı ortadan kaldırabiliyoruz. Böylece hastaların yaşam kalitesi ciddi şekilde değişiyor.
KİMSE AĞRI ÇEKMEK ZORUNDA DEĞİLDİR
Burada şunu özellikle vurgulamak isterim: Kimse ağrı çekmek zorunda değildir. Ağrı, yaşam konforunu ciddi şekilde bozan bir durumdur. Eskiden “yaşlıdır, eklem ağrısı olur” ya da “yaşla birlikte ağrı normaldir” gibi yanlış inanışlar vardı. Ancak bugün bunların her biri için yapılabilecek tedavi yöntemleri vardır. Ağrı tamamen ortadan kaldırılamasa bile günlük yaşam konforunu ciddi şekilde artıracak düzeye indirilebilir.
AĞRI KADER DEĞİLDİR
En önemli mesajım şudur: Ağrı kader değildir. Mutlaka bir çözüm yolu vardır. En azından bu konuda uzmanına başvurarak seçeneklerin öğrenilmesi gerekir. İkinci olarak, toplumumuzda ağrı olduğunda kendi kendine tedavi etme eğilimi var. Ağrı kesiciler kontrolsüz şekilde kullanılabiliyor. Hatta bazı hastalar o kadar fazla ağrı kesici kullanıyor ki, bu ilaçlar zamanla ağrıyı daha da artırabiliyor ve yan etkilere yol açabiliyor.
Bu nedenle ağrı tedavisi mutlaka uzman kontrolünde olmalıdır. Amacımız nedenden sonuca giderek her hasta için uygun yöntemi belirlemek ve kişiye özel çözümler sunmaktır. Her hastada farklı teknikler ve yöntemlerle mutlaka bir rahatlama sağlanabilir. Bu işleri yaparken uygulamalar oldukça hassastır. Omurilik bölgesi, yüz sinirleri gibi kritik alanlara müdahale ediyoruz. Bu nedenle mutlaka uzman kişiler tarafından ve uygun teknolojik cihazlarla yapılması gerekir. Biz de ultrason, röntgen ve gerekli görüntüleme yöntemlerini kullanarak bu işlemleri güvenli şekilde gerçekleştiriyoruz.
SON NOKTA TEDAVİLERİ YAPABİLİYORUZ
Ayrıca yetiştirdiğimiz uzmanlar da şehir hastanesinde benzer işlemleri yapmaktadır. Eskişehir bu anlamda oldukça güçlü bir merkezdir. Tıp fakültesi olarak hem eğitim hem de hizmet açısından önemli bir yere sahibiz. Dünyada yapılan birçok ağrı tedavi yöntemi burada da uygulanabilmektedir. Hatta ağrı tedavisinde son nokta sayılabilecek ağrı pili uygulamaları da merkezimizde yapılmaktadır.


