TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, Alpu ilçesinde Esence ve Uyuzhamam mahallelerini kapsayan altın ve gümüş madeni projesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Güder, projenin Eskişehir'in en önemli tarım alanlarından biri olan Alpu Ovası'nı doğrudan etkileyeceğini söyledi.
Alpu Ovası'nın 52 bin hektarlık alanıyla Eskişehir'in en büyük ovası olduğunu belirten Güder, "2017 yılında Bakanlık kararıyla 'Büyük Ova Koruma Alanı' statüsüne alındı. Büyük ova statüsü; tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon riski bulunan ve amaç dışı kullanıma açılmaması gereken alanlar anlamına geliyor." dedi.
ESKİŞEHİR'İN EN BÜYÜK OVASINI OLUŞTURAN TARIM PARSELLERİ
Proje alanının Eskişehir kent merkezine 42 kilometre, Alpu ilçe merkezine yaklaşık 7 kilometre uzaklıkta bulunduğunu belirten Güder, "Esence Mahallesi'ne 245 metre, Uyuzhamam Mahallesi'ne 670 metre, Aktepe Mahallesi'ne ise 2 bin 336 metre uzaklıkta bulunuyor. ÇED-1 alanı ise Esence Mahallesi'ne yalnızca 30 metre mesafede. Eskişehir'in en büyük ovasını oluşturan büyük ova statüsündeki tarım parselleri bu bölgede yer alıyor." ifadelerini kullandı.
22 Temmuz'da Esence Mahallesi'nde halkın bilgilendirme toplantısı yapılacağını hatırlatan Güder, "Tüm mahalle sakinlerini, ilgilileri ve yetkilileri bu toplantıya bekliyoruz. Görünen alanlarda patlatmalar yapılacak, kırma işlemleri gerçekleştirilecek ve çıkarılan cevher işlenmek üzere Kaymaz'a götürülecek." diye konuştu.

KENDİ ELİMİZLE ZARAR VERMİŞ OLACAĞIZ
Madencilik faaliyetlerinin tarımsal üretime etkilerine değinen Güder, "Bölge özellikle buğday, arpa, mısır, şeker pancarı ve kuru soğan üretimi açısından oldukça zengin. Eğer açık ocak yöntemiyle altın ve gümüş madeni faaliyete geçerse, oluşacak toz, duman ve partiküller bu ürünlerin yaprak yüzeylerini ve stomalarını kaplayacak. Bunun sonucunda bitkiler fotosentez yapamayacak. Özellikle mısırın püskül ve döllenme döneminde ciddi zararlar oluşacak. Hem verim kaybı hem de kalite kaybı yaşanacak. Sürekli gıda güvenliğini konuştuğumuz bir dönemde Alpu Ovası'nda bu proje gerçekleşirse hem gıdaya hem de suya kendi elimizle zarar vermiş olacağız." dedi.
ÇED-1 ve ÇED-2 alanları arasında bulunan çayır ve mera alanlarının da zarar göreceğini ifade eden Güder, "Bölgede hem büyükbaş hem de küçükbaş hayvancılık yapılıyor. Meraların zarar görmesiyle birlikte hayvanların otlatılması da ciddi şekilde etkilenecek. Bu durum hem hayvansal üretimin verimini hem de kalitesini düşürecek. Geri dönüşü zor bir süreci kendi elimizle başlatmış olacağız." ifadelerini kullandı.
Özellikle mısır üretimine dikkat çeken Güder, "Patlatmalar ve oluşacak toz nedeniyle koçanlar da zarar görecek. Böylece Eskişehir adına büyük ova statüsündeki bu değerli tarım alanını madencilik faaliyetlerine feda etmiş olacağız." dedi.
Proje kapsamında açık ocak alanı, kırma-eleme tesisi ve pasa depolama alanının tarım parsellerinin hemen yanında yer aldığını belirten Güder, yeraltı sularının da ciddi risk altında olduğunu söyledi. Güder, "Dün görüştüğümüz bir çiftçi, 'Eskiden mahallemizde 25-30 metrede suya ulaşıyorduk, bugün ise ancak 300 metrede su bulabiliyoruz.' dedi. Yeraltı sularının her geçen gün daha derine indiği bir dönemdeyiz. Eğer Esence Altın-Gümüş Madeni ve kırma-eleme tesisi açık ocak işletmeciliğiyle faaliyete geçerse, bugün 300 metrelerden çıkarılan suyun da tamamen kaybolması riskiyle karşı karşıya kalacağız. Bu da bölgenin su kaynaklarını kaybetmesi anlamına geliyor." diye konuştu.

AYNI SONUCA ULAŞTIK
Doğa ve Yaşam Platformu ile birlikte bölgede incelemelerde bulunduklarını aktaran Güder, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç'ın da kendilerine eşlik ettiğini belirterek, "Ben tarımsal açıdan değerlendirdim. Tabipler Odası Başkanımız insan sağlığı açısından görüşlerini paylaştı. Çevre mühendisimiz ve TEMA Vakfı temsilcileri ise açık ocak sistemi, patlatmalar ve toprağın sıyrılması konularını değerlendirdi. Her birimiz farklı bir açıdan baktık ancak aynı sonuca ulaştık." dedi.
22 Temmuz'daki halkın bilgilendirme toplantısına yeniden çağrı yapan Güder, "İlgililerin, yetkililerin ve Eskişehir halkının bu toplantıda bulunmasını istiyorum." ifadelerini kullandı.
DOMİNO ETKİSİ OLUŞTURACAK
Projenin yaklaşık 8 yıl sürmesinin planlandığını belirten Güder, "Burada yaşanacak süreç bir domino etkisi oluşturacak. Sadece tarım değil, su kaynakları, çayır ve meralar, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık da etkilenecek. Bu süre boyunca yılın her günü, 24 saat boyunca insanlar, doğa, toprak, bitkiler ve hayvanlar patlatmaların, sarsıntının, tozun ve dumanın etkisine maruz kalacak." diye konuştu.
Projenin etkilerinin yalnızca bölgeyle sınırlı kalmayacağını vurgulayan Güder, "Olaya yalnızca Esence, Uyuzhamam ve Aktepe açısından bakmamak gerekiyor. Etkilenecek olan sadece bu mahalleler değil, Eskişehir'in tamamı olacak. Sakarya Nehri ve onun en önemli kollarından Porsuk da bu süreçten etkilenecek." dedi.
Güder, açıklamasını, "Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu ve şahsım adına, büyük ova statüsündeki bu verimli tarım topraklarında ve su kısıtı yaşayan Alpu'da bu projenin hayata geçirilmesine onay vermiyoruz." sözleriyle tamamladı.


