YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, partisinin Eskişehir’deki üye sayısı, kongre süreci, Sakaryabaşı’ndan Eskişehir’e su getirilmesi projesi, Dede Korkut Parkı’ndaki etkinlikler ve Barlar Sokağı tartışmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CHP Eskişehir’den 103. yıl mesajı: “Atatürk’ün yolunda yürüyoruz”
CHP Eskişehir’den 103. yıl mesajı: “Atatürk’ün yolunda yürüyoruz”
İçeriği Görüntüle

YENİ Parti Eskişehir’de 6 bin üyeyi aştı

YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, partisinin Türkiye genelinde 632 bin üyeye ulaştığını belirterek Eskişehir’de ise üye sayısının 6 bini geçtiğini söyledi. Arslan, hedeflerinin daha yüksek olduğunu belirterek şunları söyledi; “hedefimiz daha yüksek. Bu sayı gün geçtikçe artacak. Partimizin kuruluş tarihi, biliyorsunuz, 24 Temmuz. Türkiye siyasi tarihinde, hatta dünya siyasi örneklerine bakıldığı zaman, bu kadar kısa süre içerisinde gerek Türkiye genelinde il ve ilçe örgütlerinin oluşturulması gerekse üye sayısı bakımından eşi benzeri görülmemiş bir örgütlülük ortaya çıktı. 81 ilin 78'inde örgütlenmeyi tamamladık. Yine parti sözcümüz tarafından açıklanan sayı, Türkiye genelinde 632 bin üyemiz olduğu yönünde. Bir yandan kongre sürecine hazırlık yapıyoruz. Çünkü partinin seçimlere katılma yeterliliğini elde etmesiyle ilgili de bir zaman yarışı içerisindeyiz. Bu yönüyle düşündüğümüz zaman, çok kısa bir süre geçmiş olmasına karşın çok geniş bir toplumsal kesimde karşılık bulması ve bunun eyleme dönüştürülüyor olması çok kıymetli. Ben çok yakın bir gelecekte bu sayıların çok çok üstüne çıkacağımıza yürekten inanıyorum.”

YENİ Parti kongrelerde üyeyi merkeze alacak

YENİ Parti Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, partisinin kongre sürecinde üyeyi merkeze alan yeni bir yapılanma modeli uygulayacağını belirterek, “Yeni Parti şu anda bütün özneyi üyeye yükleyen, sözde kararı ve yetkiyi üyeye veren bir anlayış içerisinde. İl ve ilçe başkanlarının üye tarafından belirleneceği, genel başkanın üyeler tarafından belirleneceği bir sistem öngörüyoruz. Elbette Siyasi Partiler Yasası'na da uymak zorundayız. O yönüyle Siyasi Partiler Yasası'ndaki iş ve işlemleri sadece resmiyetin tamamlanması ve onama makamı olarak görüyoruz. Ama bütün bahsettiğim iş ve işlemler doğrudan üyenin katılımıyla gerçekleşecek. Milletvekili belirlemesinden belediye başkan adayının belirlenmesine, meclis üyeliklerinden, az önce söylediğim üzere, il ve ilçe başkanlarına, hatta genel başkanına kadar… Geçmişte bunu başardı. Cumhurbaşkanı adayımızı sadece üyeyle de sınırlamayarak, hatta sokağa, seçmene indiren bir siyasal anlayış içerisindeyiz. Dolayısıyla Yeni Parti kongrelerini sadece Eskişehir özelinde değil, tüm Türkiye genelinde bu ay sonuna kadar gerçekleştirerek il ve ilçe başkanlarımızı üyelerimizin katılımıyla belirleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Hangi bürokrat hata yaptı?

Eskişehir’de sağlık alanlarının özelleştirme kapsamından çıkarılması konusunda da değerlendirmelerde bulunan Arslan, kararın henüz Resmî Gazete’de yayımlanmamış olmasına dikkat çekti. Kararın kaldırılması için Eskişehir’de farklı kesimlerin mücadele verdiğini ifade eden Arslan, “Bu resmî kararın kaldırılıp kaldırılmadığına dair henüz bir netlik yok. Bir söylem var; söz uçar, yazı kalır. Biz belgeye bakarız. Hava Hastanesi gibi 1950’li yıllardan bu yana aktif olarak hizmet veren, koruma altındaki ve özellikle pilotlarımızın sağlıkları açısından Türkiye’de, hatta dünyada eşi benzeri görülmemiş bir özelliğe sahip bir hastanenin özelleştirme kapsamına alınması ciddi bir soru işaretidir. Hangi bürokrat hata yapmıştır da aktif bir hastaneyi özelleştirme kapsamına sunmuştur? Bu da başka bir savrulmadır. Bu kararlara karşı Hastaneler Halkındır Platformu, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve Eskişehirli hemşehrilerimiz mücadele verdi. Basın mensuplarımız da konuyu sürekli gündemde tuttu. Her birinizin bu kararın kaldırılmasında emeği var” dedi.

“Teşekkür edecek değiliz”

Arslan, sağlık alanlarının özelleştirme kapsamından çıkarılmasının ardından teşekkür beklenmesini de eleştirerek, “20 Ağustos’ta Cumhurbaşkanlığı’nın 11 bin 722 sayılı kararıyla bu alanların özelleştirme kapsamından çıkarıldığı kamuoyuna açıklandı. Elbette bunu reddetmiyoruz, bir Eskişehirli olarak memnuniyet duyuyoruz. Ama üzerinden yaklaşık 20-25 gün geçmesine rağmen bu karar hâlâ Resmî Gazete’de yayımlanmadı. Daha ilginç olanı, 11 bin 722 sayılı karardan sonra 11 bin 781 sayılı karar dahi Resmî Gazete’de yayımlanmış olmasına rağmen 11 bin 722 sayılı kararın hâlâ yayımlanmamış olması. O nedenle bu belge Resmî Gazete’de yayımlanıp özelleştirme kapsamından çıkarıldığı resmî olarak ortaya konulmadığı sürece bizim teyakkuz hâlimiz devam edecek. Sayın Hatipoğlu da bir bürokratın hatasından söz etti. Peki nasıl bir bürokrat hatasıdır ki Eskişehir’de dört tane alanın özelleştirilmesine bir anda karar verilmiştir? Bu bürokrat kimdir? Belliyse hakkında herhangi bir idari soruşturma açılıp açılmadığının da kamuoyuyla paylaşılması lazım. Kuşkusuz sürecin takipçisi olacağız. Çünkü artık kaba bir tabirle Nasrettin Hoca’nın fıkrasında dönüp duruyoruz. Bu özelleştirme kararını alan iktidar, “Özelleştirme kapsamından çıkardık” diye herkesten teşekkür bekliyor. Ya kimse kusura bakmasın, teşekkür edecek değiliz” ifadelerini kullandı.

Adsız Tasarım 2026 09 10T142616.631

“Altı yıl geçti, hâlâ hiçbir şey yok”

Arslan, Sakaryabaşı’ndan Eskişehir’e su getirilmesi projesinin yıllardır gündemde olmasına rağmen hayata geçirilemediğini söyledi. Eskişehir’in öğrenci nüfusuyla birlikte 1 milyonu aşan bir nüfusa hizmet verdiğini belirten Arslan, kentin temel su kaynağının Porsuk olduğunu ve alternatif kaynaklara ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. Arslan projeyle ilgili şunları söyledi: “Su, sadece Eskişehir'in değil, bütün ülkemizin ve dünyanın geleceği açısından en stratejik ürün. Hepimizin koruyup kollaması gereken, kaynaklarımızı etkili kullanmamız gereken ve gelecekte bizi bekleyen tehditlere karşı bugünden önlem almamızı gerektiren bir konu. Eskişehir bu yönüyle su yoksunu bir kent. Buna alternatif geliştirmek açısından Sakaryabaşı'ndan suyun Eskişehir'e kazandırılmasıyla ilgili değişik girişimler yapıldı, çalışmalar gerçekleştirildi. Hepsi belgelidir. 2020 yılında ESKİ Genel Kurulu'nda, DSİ ile iş birliği içerisinde Sakaryabaşı'ndan Eskişehir'e su getirilmesiyle ilgili gerekli kararlar alındı. Protokol yapma yetkisi ESKİ Yönetim Kurulu Başkanlığı'na ve Genel Müdürlüğü'ne aktarıldı. Ardından ESKİ ile DSİ arasında kapsamlı bir protokol hazırlandı. Özeti şu: DSİ bütün yatırımı yapacak, suyu Eskişehir'e getirecek. Ancak bunun maliyetini sonrasında yıllara sari olarak ESKİ'nin ödemesi kaydıyla bir protokole dönüştü. 2021 yılında da bu protokol onaylandı. Beş yıl öncesinden söz ediyoruz. Ben milletvekili olduktan sonra bu konuyu sürekli gündemde tutmaya çalıştım. Soru önergelerimle bana ilk verilen yanıt, 2024 yılı içerisinde planlama işlerinin tamamlanacağı ve sonrasında da ihalenin yapılarak hayata geçirileceği yönündeydi. 2025 yılında bir gelişme olmayınca biz tekrar konuyu gündeme taşıdık. Yine planlamalardan vesaire söz edildi ama geldiğimiz noktada hâlâ hiçbir şey yok. Bir yandan Sakaryabaşı'na gidip değişik bakanlarımızı da getirerek orada gövde gösterisi yapılıyor. Açıklamalar yapılıyor. Çifteler Belediyemiz suçlanıyor, şu oluyor, bu oluyor. Sakaryabaşı'nda yaşanan sorunlar gerekse Eskişehir'e suyun getirilmesiyle ilgili altı yıl geçmiş olmasına rağmen ne yazık ki henüz bir adım atılmış değil. Bu konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz. Yani suyla ilgili tablonun sağcısı, solcusu, Alevisi, Sünnisi, Kürdü, Türkü yok. Bu önlemlerin alınması ve bunun için üzerimize düşen ne varsa el birliği içerisinde hep birlikte gerçekleştirmekle mükellefiz. Ama ne yazık ki iktidar şu ana kadar herhangi olumlu bir yol kat edemedi. Takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

“Kamusal alanı parti devleti anlayışına dönüştüremezsiniz”

Dede Korkut Parkı’nda AK Parti tarafından gerçekleştirilen etkinliklerle ilgili soru önergelerini değerlendiren Arslan, tartışmanın “AK Parti neden parkta etkinlik yapıyor?” noktasından ele alınmasının yanlış olduğunu söyledi. Arslan, “Ben muhalefet partisinin milletvekiliyim. Dolayısıyla en doğal görevlerimden bir tanesi denetim yapmaktır. Bu konu, 2025 yılından beri yanıtlanmayı bekleyen sorularımdan bir tanesi. Gençlik ve Spor Bakanlığına, İçişleri Bakanlığına, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına verdik. Sadece İçişleri Bakanlığı yanıt verdi. Diğerlerinden hâlâ yanıt bekliyoruz. Sorguladığımız, ‘Parti niye gidip orada etkinlik yapıyor?’ değil. Orada sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, başka kurum ve kuruluşlar, önceden izin almak kaydıyla etkinlik yapabilir. Ellerinde belgeler varmış, açıklasınlar. Biz de kamuoyu olarak rahatlayalım. ‘Burası kamusal bir alan. Önce izin yazısı gelir. Tahsis var mı? Tahsis ettiniz mi? Ettiyseniz neye göre ettiniz? Bunun belgeleri nerede?’ diyorum. Bu konunun peşini bırakmayacağım” dedi.

“Korkunun ecele faydası yok”

Dede Korkut Parkı'nın girişinde AK Parti İl Başkanı'nın sabit bir tabelası bulunduğunu söyleyen Arslan, “Herhangi bir siyasi partimizin il başkanı Dede Korkut Parkı'nın girişine kendi posterlerini, kendi tabelalarını koysun; izin verecekler mi? Kamusal alanı parti devleti anlayışıyla ‘Ben böyle davranırım’ anlayışına dönüştüremezsiniz. Kamu, herkese eşit mesafede hizmet vermesi gereken yapıdır. Eğer ellerinde belgeleri varsa, sakındıkları bir şey yoksa niye bir buçuk yıldır benim önergelerime yanıt vermiyorlar? Eğer iş nizami değilse de hesabını sorarsınız. Bu kadar basit. Dede Korkut benim için kamusal bir alandır. Her yurttaşımıza eşit olarak hizmet vermesi gereken bir alandır. Ben bir siyasi partinin orada niye etkinlik yaptığını sorgulamıyorum. Arkadaşlarımız bilerek başka bir noktaya taşımaya çalışıyorlar ama üzgünüm, korkunun ecele faydası yok” ifadelerini kullandı.

“O sokak kapanır, başka bir sokakta ortaya çıkar”

Eskişehir’in gündemindeki Barlar Sokağı tartışmasına da değinen Arslan, ”Barlar Sokağı yeni bir sokağımız değil. Eskişehir’de uzun yıllardır sosyal yaşamla bütünleşmiş, ünü şehir dışına taşmış, yerli ve yabancı turistlerin de ilgi gösterdiği bir alan hâline gelmiş. Eğer arkadaşlarımız buradan bir kaygıyla hareket ediyorsa, bu kaygıların temelini gayri yasal ilişkiler oluşturuyor. Uyuşturucu ya da gayri yasal ilişkiler, fuhuş olabilir ya da başka kötü örneklerden söz edilebilir. Elinizde bu bilgi, belge ve veri varsa, o zaman devlete düşen görev bununla mücadele etmektir. Suç ve suçluyla mücadele etmek, güvenliği ve huzuru sağlamaktır. Buralarda sıkıntılar varsa yapılması gereken yasal çerçeveye oturtulması, huzurun ve güvenliğin sağlanması, insanların özgürlük alanlarına dokunulmamasıdır. Bunun yolu “Şurayı kapatalım” demekle olmaz. Bir sokağa gelen binlerce yurttaşımızı ve orada faaliyet gösteren işletmelerin tamamını kriminalize ederek genelleme yapmak kesinlikle doğru bir yaklaşım olamaz. Eğer biz o sokakta uyuşturucudan söz ediyorsak, uyuşturucuyu üreten, getiren, dağıtan anlayışla mücadele edilmesi lazım. Ta kaynaktan itibaren. Bunu yapmayacağız da “Orada şu yapılıyor” diyeceğiz. Ne olacak? O sokak kapanır, başka bir sokakta başka bir şekilde ortaya çıkar. Bize düşen sorumluluklarımızı yerine getirmek ve çözümü üretmektir” şeklinde konuştu.

Muhabir: Esra KAHYA