Teşkilat mensupları ve hemşehrileriyle bir araya gelen Gürcan, Türkiye’nin dış politikadaki duruşu ve iç siyasetteki hedefleri hakkında da konuşma yaptı.

Açılış konuşmasında, Türk milletinin tarihine altın harflerle yazılmış zaferlere değinen Prof. Dr. Gürcan, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın coşkusunu paylaştı.

Ayşen Gürcan’ın konuşması şöyle:

“Ağustos ayı, Türk Milleti’nin tarihine altın harflerle yazılmış nice zaferlerle doludur.

Anadolu’nun kapılarını ebediyen bize açan o büyük fetih, Malazgirt’in yıl dönümünü yeni geride bıraktık. Dün, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı büyük bir coşku ve gururla kutladık.

Bu zafer, sadece bir askeri başarı değil, milletimizin hürriyet aşkının, istiklal tutkusunun, vatan sevgisinin destanıdır. Buradan tüm hemşehrilerimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutluyorum. Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyorum.

O gün millet nasıl dimdikse, bugün de öyledir. O gün imanla yürüyenlerin torunları, bugün de aynı ruhla Türkiye Yüzyılı’na yürümektedir.

Aziz kardeşlerim,

Şimdi sizden, kelimelerin ötesinde bir yere kulak vermenizi rica ediyorum.

Gazze’de bir annenin yüreğine...

Bir annenin ellerinde ne kalır?

Sütü kurumuş göğsünde susturamadığı bir bebek…

Üstü başı toz içinde, kucağında yarısı paramparça olmuş yavrusu…

Ve gözyaşlarının aktığı ama artık sesinin çıkmadığı bir an...

O annenin gözlerinin içine bakın.

Orada bir cümle saklı:

‘Ben oğlumu değil, umudumu gömdüm.’

Ne toprağın altına koyacak bir kefeni var,

Ne mezar taşı olacak bir tahta parçası…

Ne bir ambulans var, ne de bir ağıt edecek komşu…

Yalnızca molozların arasında yükselen bir dua:

‘Allah’ım, ya sabır…’

O annenin başında ne bayrak var ne de üniforma…

Ama onun direnişi, tanklara sapanla çıkan çocukların duasıdır.

O anne, bugün insanlığın en yüksek sesi;

Ama duyulmayan, bastırılan, unutturulan bir çığlıktır!

Biz, o sesi buradan duyuyoruz.

Ve haykırıyoruz:

Yeter artık! Gazze yalnız değildir! Filistin sahipsiz değildir!

Zulüm varsa direniş vardır, zalim varsa onurlu bir karşı duruş vardır.

Ve Türkiye vardır!

Dünyanın gözünü kapattığı bu zulme, biz göz yummayacağız!

Vicdanını kaybetmiş küresel sistemin karşısında biz duracağız!

Tarih boyunca hiçbir zulme boyun eğmemiş, hiçbir feryada sessiz kalmamış bir milletin evlatları olarak, bugün de mazlumun yanındayız.

Susmayacağız, unutturmayacağız, vazgeçmeyeceğiz!

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türk Milleti Filistin’in sesi olmaya devam edecektir.

Çünkü biz, ‘Dünya beşten büyüktür!’ diyen bir iradenin neferleriyiz.

Çünkü biz, Kudüs’ün mahzun gözlerine umut olan, Ayasofya’yı özgürleştiren bir yürüyüşün mensuplarıyız.

Birileri petrolü, çıkarı, hesapları için susabilir…

Ama biz Kudüs için, Gazze için, insanlık için konuşacağız.

Ve inanıyoruz ki, ‘Zulüm ile abad olanın sonu berbat olur.’

İsrail zulmü sona erecek.

O annenin gözüne bir gün merhametle bakan bir insanlık doğacak.

Kıymetli dava arkadaşlarım,

Eskişehir teşkilatı olarak biz büyük bir aileyiz.

Her biriniz bu davanın neferisiniz.

İl başkanlığımızdan kadın ve gençlik kollarımıza, mahalle temsilcilerimizden üyelerimize kadar herkes bir tuğla koymak için gayret gösteriyor.

Birliğimiz, beraberliğimiz ve kardeşliğimiz bizim en büyük gücümüzdür.

Bugün bu etkinlikte bir araya gelmiş olmak; sadece bir piknikten, bir sosyal programdan ibaret değildir.

Bu birliktelik, aynı yolda yürümeye söz vermiş insanların ahdidir.

Bu vefa, bu samimiyet, bu gönül sofrası, davamızın ruhudur.

Bizim teşkilatımızda gönül koymak değil, gönül almak vardır.

Dedikodu değil, dua vardır.

Kin değil, vefa vardır.

Ayrışmak değil, kucaklaşmak vardır.

‘Ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır.’

Ve biz biliyoruz ki;

‘Birlik, rahmettir.

Dirlik, güçtür.

Kardeşlik, zaferin habercisidir.’

Bu şehirde, bu ülkede, bu dünyada hakkın, hakikatin, adaletin bayrağını dalgalandıracak olanlar sizlersiniz.

Yarınlarımızı inşa edecek kadrolar sizlersiniz.

Yeter ki; çalışalım, üretelim, gönüllere girelim.

Sözlerimi, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in o derinlikli, içimize işleyen dizeleriyle bitirmek istiyorum:

‘Kırılır da bir gün tüm dişliler

Döner şanlı şanlı çarkımız bizim

Gökten bir el yaşlı gözleri siler

Şenlenir evimiz barkımız bizim

Yokuşlar kaybolur çıkarız düze

Cumhurbaşkanı Erdoğan Çin'de
Cumhurbaşkanı Erdoğan Çin'de
İçeriği Görüntüle

Kavuşuruz sonu gelmez gündüze

Sapan taşların yanında füze

Başka âlemlerle farkımız bizim

Kurtulur dil tarih ahlak ve iman

Görürler nasılmış neymiş kahraman

Yer ve gök su vermem dediği zaman

Her tarlayı sular arkımız bizim

Gideriz nur yolu izde gideriz

Taş bağırda sular dizde gideriz

Bir gün akşam olur biz de gideriz

Kalır dudaklarda şarkımız bizim…’

Davamız kutlu, yolumuz açık, gönüllerimiz bir olsun.

Allah birliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin.

Hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

Sağ olun, var olun.

Allah’a emanet olun.”

Kaynak: Özge Zaim