Öncelikle sizi ve derneğinizi tanıyabilir miyiz?
Burak Kuşan, Eskişehir Genç Rençberler Derneği Başkanıyım. Kendim de bir üreticiyim. 32 yaşındayım ve Alpu bölgesinde üreticilik yapıyorum. Derneğimizin oluşum sürecine gelecek olursak Eskişehir Genç Rençberler Derneği yaklaşık 2 aylık bir dernek. 2 ay önce kurulduk. Ancak 2 aylık bir dernek olmamıza rağmen bunun elbette bir altyapısı vardı. Örneğin 2 yıllık bir üretim pazarlama kooperatifi geçmişimiz, daha öncesinde de 2017 yılında başlayan bir WhatsApp platformumuz vardı. 2017'den yaklaşık 2023 yılına kadar çiftçilerimizle birlikte bu WhatsApp platformu üzerinden istişareler yaptık. Neler yapabiliriz, hangi konularda sesimizi nasıl duyurabiliriz diye konuştuk. Daha sonra bunu resmî bir boyuta taşımak istedik. 2023 yılında Üretim Pazarlama Kooperatifi olarak resmiyete döktük. Ancak Üretim Pazarlama Kooperatifimiz, adı üzerinde sınırlı sorumlu bir kooperatifti. Bizi sınırlayan şeyler vardı.
5 GÜN İÇERİSİNDE 400 ÜYEYE ULAŞTIK
Çiftçilerimizin sesini daha geniş bir yelpazede ve daha iyi duyurabilmek için 2 ay önce bu derneği kurduk. Derneğimizi kurar kurmaz doğrudan tarım fuarına katıldık. Tarım fuarında derneğimizi çiftçilerimize tanıttık. Yapmak istediklerimizi ve yapacaklarımızı orada çiftçilerimize anlattık. Daha sonrasında üye kayıtlarımız başladı ve 5 gün içerisinde toplamda 400 üyeye ulaştık. Fuarın ardından 16 Eylül'de derneğimizin resmî açılışını gerçekleştirdik. Şu anda açılışımızdan bu yana derneğimiz pazar günleri hariç açık. Üye kayıtlarımız devam ediyor. Üyelerimiz ve çiftçilerimiz derneğimize teveccüh gösteriyorlar. Bunun en büyük sebebi ise şu anda Eskişehir'de, çiftçinin sesini duyuracak odaların ve kurumların olmayışı. Çiftçilerimiz, "En azından siz sesimizi duyuruyorsunuz, sesimiz oluyorsunuz" diyerek derneğimize geliyor ve üye oluyorlar.

Eskişehir’de çiftçilerin yaşadığı en büyük sorunları neler? Artan mazot, gübre, tohum ve sulama maliyetleri üreticiyi nasıl etkiliyor?
Genel olarak yaşadığımız en büyük problem, ürünlerimizin para etmemesi, öngörülebilir bir kazancımızın olmaması ve her sene artan girdi maliyetleri nedeniyle çiftçinin önünü görememesidir. Gençlerimize şu anda "Tarımda kalın" diyoruz. Peki, gençlerin tarımda kalması için biz ne sunuyoruz, hangi imkânları sağlıyoruz? Gençleri tarlada tutmamız gerekiyor. Ancak her geçen sene girdi maliyetlerinin artması, ürün fiyatlarının ise yerinde sayması, hatta geriye gitmesi nedeniyle genç çiftçilerimiz önünü göremiyor. Önünü göremediği bir mesleği yapmak istemeyen gençler, Eskişehir'de en azından maddi olarak ne kazanacağını bildiği fabrikalara giriyor. Toprağını bırakıp lokantalarda garsonluk yapıyor. Şu anda Türkiye'de çiftçilerin yaş ortalaması 58-60 seviyelerinde seyrediyor. Bu düzen böyle devam ettiği sürece yaş ortalaması daha da artacak. Genç çiftçilerimizi köylerde zaten mumla arıyoruz. İlerleyen süreçte köylerde genç çiftçi bulamayacak duruma geleceğiz.
TARIM KANUNUNUN HAYATA GEÇİRİLMESİ GEREKİYOR
Bunun için devlet politikalarının hayata geçirilmesi gerekiyor. Öncelikle gençlerin para kazanması gerekiyor. Bir insan, para kazandığı mesleği bırakmak istemez. Ancak çiftçi önünü göremiyorsa, bu işten umudunu yitirmişse ve tarlaya gitmek bile kendisine zulüm geliyorsa burada düzeltilmesi gereken şeyler vardır. Bunları bizler dernek olarak düzeltemeyiz. Biz yalnızca çiftçilerimizin sesini aktarıyor, duyuruyor ve yetkili kurumlara iletiyoruz. Ancak devlet tarafından reform niteliğinde bir tarım kanununun hayata geçirilmesi gerekiyor. Öncelikle genç çiftçiler üzerinden çalışmalar yapılmalı, gençlerin sosyal olanakları iyileştirilmeli ve SGK primleri devlet tarafından ödenmeli. Şu anda bir çiftçinin SGK primi aylık 12 bin TL, yıllık ise yaklaşık 144 bin TL'ye ulaşıyor. Genç çiftçilerimizin hiçbiri bu rakamı ödeyemezken devlet, Ziraat Bankası'ndan sübvansiyonlu yani indirimli kredi alabilmek için SGK ve vergi borcunun bulunmamasını şart koşuyor. Çiftçilerimizin SGK ve vergi borçları olduğundan dolayı Ziraat Bankası'nın sağladığı indirimli kredilerden dahi yararlanamıyoruz.
ÖNÜMÜZÜ GÖREMİYORUZ
Teşvik edici politikalar uygulanması gerekirken şu anda genç çiftçilerimizi zorlayıcı politikalarla karşı karşıya bırakıyoruz. Bu politikaların bir an önce yeniden ele alınması, gençlere gerçekten avantaj sağlayacak hibe programlarının ve banka sübvansiyonlu kredilerin sunulması gerekiyor. Böylece biz de genç çiftçilerimize, "Toprağınızda kalın, devlet sizin arkanızda" diyebiliriz. Ancak bu şekilde bir reform yapılırsa genç çiftçiler toprağında kalabilir. Şu anda yalnızca genç çiftçiler değil, hepimiz önümüzü göremiyoruz. Bir sene sonra ne kazanacağımızı, girdi maliyetlerimizin ne kadar artacağını bilmiyoruz. Örneğin motorinde geçen seneden itibaren yüzde 75-80'in üzerinde artış yaşandı. Tohumda, gübrede, ilaçta, işçilikte ve sübvansiyonda da girdi maliyetlerindeki artış yüzde 50'nin üzerinde. Ancak ürünlerimize yapılan artışlar aynı seviyede değil. TMO'da arpa ve buğdayda yüzde 16-22, pancarda ise yüzde 20 artış gördük. Yani ürünlerimize yapılan artış, TÜİK'in enflasyon rakamlarına bile yaklaşamıyor. Girdi maliyetlerimiz enflasyonun iki üç katı üzerinde artarken burada bir gelir adaletsizliği ortaya çıkıyor. Maalesef şu anda tarımın çökmesinin ve geriye gitmesinin en büyük sebepleri artan girdi maliyetleri ve ürün fiyatlarının öngörülememesidir.

KEŞKE DAHA ÖNCE GİRİŞİMDE BULUNULSAYDI
Başkanım, derneğinizi kurdunuz ve amaçlarınızı da anlattınız. Bu amaçlar doğrultusunda neler yapıyorsunuz? Derneğinizin Türkiye'deki benzerlerinden farkı nedir ve ziraat odalarının eksik kaldığı noktaları tamamlamak gibi bir misyonunuz var mı?
Amacımıza ulaşmak için öncelikle birçok konuda uzmanlarla ve ilgili kurumlarla görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Sorunları tespit ediyor, muhataplarına ulaşıyor ve çözüm için resmî başvurular yapıyoruz. Yalnızca basın açıklamaları ve sosyal medya paylaşımlarıyla yetinmiyor, sorunların çözümü için doğrudan girişimlerde bulunuyoruz. Bunun en somut örneklerinden biri Devlet Su İşleri ile yaptığımız görüşme oldu. Eskişehir'de çiftçilerimizin sulama birliği ücretleri ekim ayı sonunda tahsil ediliyor. Ancak çiftçilerimiz bu dönemde henüz ürünlerinin parasını alamıyor. Danelik mısır kasım ayında biçiliyor, çerezlik çekirdeğin ve pancarın ödemeleri ise aralık, ocak ve şubat aylarına kalabiliyor. Buna rağmen çiftçilerimizden sulama ücretlerini ekim sonuna kadar ödemeleri isteniyor. Ekim sonuna kadar ödeme yapılmadığında indirimli tarife hakkı kaybediliyor ve üzerine faiz ekleniyor. Bu durumu DSİ İl Müdürümüze ve Sulama Birliği Başkanımıza ilettik. Görüşmelerimizin ardından 2027 yılından itibaren sulama birliği ücretlerinin kasım ayı sonunda ödenmesi konusunda sonuç aldık. Eskişehir Genç Rençberler Derneği olarak bunu başardık. Keşke ziraat odalarımız da bu konuda daha önce girişimde bulunsaydı. Çünkü çözülebilecek bir sorun olduğunu gördük.
SORUNLARI ÇÖZMEYE ÇALIŞAN BİR YAPIYIZ
Bir diğer örnek de Ziraat Bankası ile yaptığımız görüşmeler. Ziraat Bankası Bölge Başkanı Ramazan Sarıer ile bir araya gelerek çiftçilerimizin yaşadığı sorunları ilettik. Emekli çiftçilerin maaşlarını taşımadıkları takdirde sübvansiyonlu kredilerden yararlanamadıklarına ilişkin şikâyetler vardı. Ayrıca krediyle çekilen paraların 15 gün boyunca bloke edilmesi, kredilerin yanında Findeks paketi, tamamlayıcı sağlık sigortası gibi ek ürünlerin sunulması da çiftçilerimizi zorlayan konulardı. İlettiğimiz bu sorunların da çözülmesini sağladık. Biz dernek olarak yalnızca konuşan değil, sorunları çözmeye çalışan bir yapıyız. Yaklaşık 2 ay gibi kısa bir sürede bu konularda girişimlerde bulunduk ve sonuç aldık. Bundan sonra da çiftçimizin emeğinin karşılığını alması için çalışacağız. Yalnızca üyelerimizin değil, hangi çiftçimiz olursa olsun yaşadığı sorunları ilgili kurumlara iletecek ve çözümü için elimizden geleni yapacağız. Son olarak pancar fiyatının açıklanmasının ardından bir imza kampanyası başlattık. Kampanyamızı bu günlerde sonlandırıyoruz. Topladığımız imzaları Ankara'da Tarım ve Orman Bakanlığına götürerek genel müdürlüklere ve ilgili yetkililere ileteceğiz. Yani yalnızca yerel kamuoyuna basın açıklamalarıyla seslenmek yerine Ankara'ya giderek somut adımlar atacağız.

YAKTIĞIMIZ ATEŞİN 81 İLE YAYILMASINI HEDEFLEDİK
Türkiye'de bizim gibi çiftçi derneği olarak faaliyet gösteren yaklaşık 3-4 dernek olduğunu düşünüyorum. Konya'da Önder Çiftçiler Derneği, Tekirdağ'da da benzer dernekler var. Ancak bunların birçoğu artık pasif durumda. Biz bu sayının artmasını istiyoruz. Nitekim Ankara Polatlı'dan çiftçilerimiz derneğimizi ziyaret ederek kendilerinin de böyle bir dernek kurmak istediklerini, nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini sordular. Şu anda Ankara Genç Çiftçiler Derneği'ni kurmak için çalışmalar yürütüyorlar. Biz bu derneği kurarken aynı zamanda diğer illere rol model olmak istedik. Eskişehir'de yaktığımız ateşin 81 ile yayılmasını hedefledik. Diğer illerden de olumlu tepkiler alıyoruz. Çiftçi örgütlerinin Türkiye'nin 81 iline yayılmasını istiyoruz. "Bir elin nesi var, iki elin sesi var" anlayışıyla sesimizi ve gücümüzü birleştirerek haklarımızı almak istiyoruz. Ziraat odalarının eksikliğinden ve çiftçinin hakkını, hukukunu yeterince savunamadığından dolayı böyle bir derneğe ihtiyaç duyulduğu düşünülebilir. Ancak bizim ziraat odalarıyla herhangi bir düşmanlığımız yok. Kendilerine de söylüyoruz: Gelin hep beraber bir yol yürüyelim, gücümüzü birleştirelim. Ne kadar çok sesimiz çıkarsa sesimiz de yukarıya o kadar iyi gider.
ÇİFTÇİ BU FİYATA MAHKUM EDİLDİ
Başkanım, pancar fiyatına değindiniz ve bu konuda bir imza kampanyası da başlattınız. Genel olarak çiftçilerin pancar fiyatına ilişkin beklentileri neler?
Pancarda çiftçinin beklentisi, mevcut maliyetler üzerinden en az 4 bin TL. Bölgeden bölgeye kira gibi giderler değişebiliyor ancak biz ortalama 4 bin TL maliyet hesapladık. Çiftçi toplumu gerçekten kanaatkâr bir toplum. Bizim maliyetimiz 4 bin TL, talebimiz ise 4 bin 500 TL. Çok büyük bir şey istemiyoruz. Ancak açıklanan fiyat, kota tamamlama primi dâhil 3 bin 720 TL. Çiftçi, Türkşeker'e yazıldığı kotayı tamamlayamazsa alacağı tutar 3 bin 577 TL'ye düşüyor. Pancarda yaklaşık yüzde 20 artış yapıldı ancak girdi maliyetlerimizin tamamı yüzde 50'nin üzerinde arttı. Soruyoruz: Bu yüzde 20'lik artış hangi giderimiz, hangi girdi kalemimiz üzerinden hesaplandı? Fiyatı belirleyen bürokratların da çiftçinin yaşadığı zorlukları görmesini istiyorum. Bir tarlaya girsinler, pancarın çamurunda yağmurlama değiştirsinler, pancarı söksünler ve taşısınlar. Pancar teslimatı eylül sonundan başlayarak ekim, kasım, aralık ve ocak aylarında devam ediyor. Parasını ise teslimattan yaklaşık bir ay sonra alıyoruz. Açıklanan 3 bin 720 TL'lik fiyat, şubat ayına gelindiğinde enflasyon karşısında daha da değer kaybedecek. Bürokratların masa başında fiyat belirlemesi yerine çiftçinin hakkını ve hukukunu bilen derneklerle, çiftçi örgütleriyle birlikte fiyatlandırma yapılmasını istiyoruz. Türkşeker bu yıl çiftçi örgütleri ve STK'larla birlikte fiyat belirleneceğini açıklamıştı ancak bu sözler tutulmadı. Fiyat yine bürokratlar tarafından belirlendi ve çiftçi bu fiyata mahkûm edildi.

HAKKIMIZI SONUNA KADAR ARAYALIM
Son olarak Eskişehir Genç Rençberler Derneği olarak Eskişehir'de başlattığımız örgütlenmenin 81 ile yayılmasını istiyoruz. Çiftçilerimizin artık konuşmasını, sesini duyurmasını istiyoruz. Bu zamana kadar susuldu ama hiçbir şey değişmedi. Biz istişare ederek, konuşarak bazı şeyleri değiştirmek istiyoruz. Emeklilerin sendikaları var, memurlar ve asgari ücretliler de haklarını arayabiliyor. Ancak çiftçi toplumu bugün sesi en az duyulan kesimlerden biri. Buradan 81 ildeki çiftçilerimize sesleniyorum: Sesimizi çıkaralım, birlik ve örgüt çatısı altında toplanalım. Hakkımızı sonuna kadar arayalım.




