Akar, yaptığı basın açıklamasında, bu bedellerin vergi, harç ya da katkı payı değil, doğrudan bir idari haraç niteliği taşıdığını kaydetti. “1,5 milyon liralık çöp toplama bedeli olsa olsa haraç olur. Bu, modern bir idari haraca dönüşmüştür” diyen Akar, aynı türden kurumlara farklı tutarlarda faturalar kesildiğini ve itiraz edenlere indirim yapıldığını, sessiz kalanlara ise faturaların aynen tahakkuk ettirildiğini belirtti. Akar açıklamasında, "Ortada standart yok, şeffaflık yok, hesap yok. Var olan tek şey keyfiyet. Bu uygulamaları daha önce de eleştirdik. Bugün tekrar ediyoruz: Kazım Kurt ve Ahmet Ataç’ın bu çöp haraçları, Deli Dumrul’un bile aklına gelmezdi!" ifadelerini kullandı. Okul yöneticilerine de çağrıda bulunan Akar, “Bu haksız ve keyfi çöp toplama faturalarını ödemeyiniz. Bu faturaların hukuki bir dayanağı yoktur. Eğer belediyeler bu paraları tahsil etmek istiyorsa, okulları icraya versinler. Edip edemeyeceklerini görelim” dedi.
“Türkiye'de başka örneği yok”
Akar, Eskişehir’in bu tür fahiş ve adaletsiz uygulamaların görüldüğü tek şehir olduğunu vurgularken, “Kamu hizmeti faturalandırılamaz. Belediyeler, vatandaş ve kamu kurumlarını gelir kapısı olarak göremez” dedi. Eğitim-Bir-Sen olarak taleplerini de sıralayan Akar, belediyelerin kamu kurumlarına ve esnafa kestiği bu faturaların derhal iptal edilmesi gerektiğini, belediyelerin eğitime destek olma sorumluluğunu taşıdığını söyledi. Sendika olarak bu uygulamaların son bulması için mücadeleye devam edeceklerini ifade etti.