Dünya genelinde, özellikle gelişmiş ülkelerde doğum oranlarının hızla düşmesi uzun süredir ekonomi ve çocuk bakım maliyetleriyle açıklanıyordu. Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde yürütülen yeni bir akademik çalışma, sorunun kökeninde bambaşka bir teknolojik devrimin yattığını ortaya koydu. Araştırmacılar, doğum oranlarındaki önlenemeyen düşüşün kırılma noktası olarak 2007 yılını, yani ilk modern akıllı telefonun hayatımıza girdiği dönemi işaret ediyor. Ekran başında geçirilen saatler arttıkça, insan ilişkileri ve fiziksel yakınlık dijitalleşiyor; bu durum doğrudan demografik yapıyı sarsıyor.

Ekonomik kriz bitti, doğumlar neden artmadı?
Bilim insanları, başlangıçta 2008 yılında başlayan doğum oranı düşüşünü o dönem yaşanan küresel ekonomik krize bağlamıştı. Geleneksel teorilere göre, ekonomi toparlandığında doğum oranlarının da eski seyrine dönmesi gerekiyordu. Ancak küresel piyasalar düzelse de beşik sesleri geri gelmedi. Bu gizemi çözmek isteyen araştırmacılar, tam da kriz döneminde hızla yayılan mobil geniş bant internet ve akıllı telefon ağlarını mercek altına aldı. Yapılan bölgesel karşılaştırmalarda, akıllı telefon altyapısının ilk ulaştığı yerlerde doğum oranlarının, teknolojinin geç gittiği bölgelere kıyasla çok daha hızlı ve keskin düştüğü kanıtlandı.

Gençler sokaktan çekildi, gebelik oranları düştü
Araştırmanın en dikkat çekici verilerinden biri, akıllı telefonların özellikle 15-19 yaş grubu üzerindeki etkisi oldu. Telefonların hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte genç nüfustaki plansız gebelikler ve doğum oranları ciddi biçimde azaldı. Uzmanlar bu durumu şu dinamiklerle açıklıyor:

  • Dijital ikame: Akıllı telefonlar, gençlerin dışarı çıkıp yüz yüze vakit geçirmek yerine evde ekran başında sosyalleşmeyi tercih etmesine yol açtı.

  • Fiziksel temasın azalması: Dijital platformlar, gerçek hayattaki flört ve fiziksel etkileşimin yerini alan bir araç haline geldi ve bu da hamilelik ihtimallerini doğal olarak ortadan kaldırdı.

Bilim dünyası ikiye bölündü: Tek suçlu teknoloji mi?
Araştırmayı yürüten kadro, genel doğum oranı düşüşünün üçte biri ile yarısı arasındaki korkunç bir orandan doğrudan akıllı telefonların sorumlu olduğunu tahmin ediyor. Ancak bu iddia bilim dünyasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Sosyal sağlık ve demografi uzmanlarının bir kısmı bu bulgulara daha temkinli yaklaşıyor. Karşı görüşteki uzmanlara göre akıllı telefonlar insan ilişkilerini ve evlilik yaşını etkilese de tek neden olamaz; zira artan konut maliyetleri, eğitim süresinin uzaması, kadınların iş gücüne katılımı ve modern doğum kontrol yöntemleri gibi çok katmanlı yapısal sorunlar da aynı derecede rol oynuyor.

İsviçre’de nüfus sınırı referandumu: 10 milyonluk “üst limit” oylanıyor
İsviçre’de nüfus sınırı referandumu: 10 milyonluk “üst limit” oylanıyor
İçeriği Görüntüle

Çözüm maddi teşvik değil, dijital detoks
Araştırmacılar, akıllı telefonların tek etken olmadığını kabul etmekle birlikte, devletlerin nüfus politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini savunuyor. Doğum oranlarını artırmak amacıyla uygulanan sadece çocuk yardımı veya maddi teşviklerin artık işe yaramayacağı vurgulanıyor. Bilim insanlarına göre asıl çözüm; insanları ekran başından kaldıracak, dijital dünyadan uzaklaştırıp yüz yüze sosyal etkileşimi yeniden canlandıracak yeni kamusal alanlar ve yaşam tarzları yaratmaktan geçiyor.

Kaynak: CNN International