Baştürk, Gazze’nin 2023’ten bu yana yalnızca bombardımanlarla değil, planlı bir siyasal tasfiye süreciyle yok edildiğini belirterek, resmi rakamlara göre can kaybının 71 binin üzerinde olduğunu, Birleşmiş Milletler uzmanlarının ise açlık, hastalık ve altyapı yıkımı hesaba katıldığında bu sayının 680 bine ulaşabileceğini ifade etti.
Hastanelerin, okulların ve konutların yıkıldığını, halkın neredeyse tamamının yerinden edildiğini söyleyen Baştürk, “Bu tablo rastlantı değildir. Bu, bilinçli ve örgütlü bir yeniden düzenleme sürecidir” diye konuştu.

“Sözde barış planı işgali kalıcılaştırıyor”
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararıyla devreye sokulan ve kamuoyunda “Trump Barış Planı” olarak bilinen düzenlemenin Filistin halkını tamamen dışlayan bir vesayet planı olduğunu dile getiren Baştürk, planın direnişi silahsızlandırmayı hedeflediğini ve Gazze’yi Filistinlilerin elinden aldığını savundu.
Baştürk, Trump’ın damadı Jared Kushner tarafından hazırlandığını söylediği “Gazze Master Planı”nın, Gazze’yi “Trump’ın Rivierası” olarak tanımlanan bir turizm ve ekonomi merkezine dönüştürmeyi amaçladığını belirterek, “Bu plan güvenliği, ekonomiyi ve yönetimi dış güçlerin kontrolüne bırakıyor. Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkı yok sayılıyor” dedi.
“Barış Kurulu meşru değil”
Türkiye’nin de içinde yer aldığı “Barış Kurulu”nun demokratik ve meşru olmadığını ifade eden Baştürk, Filistinlilerin bu yapıda yer almadığını söyledi. Gazze’nin geleceğinin siyasi ve ekonomik güç odakları tarafından belirlendiğini dile getiren Baştürk, Filistinlilere yalnızca altyapı ve belediye hizmetleriyle sınırlı bir rol biçildiğini kaydetti.

“Ateşkes ihlal ediliyor”
Ateşkesin ilan edilmesine rağmen saldırıların sürdüğünü söyleyen Baştürk, İsrail’in ateşkesi yaklaşık 1300 kez ihlal ettiğini, 500’e yakın Gazzelinin hayatını kaybettiğini ve 1300’den fazla kişinin yaralandığını iddia etti. Baştürk, “Amaç barış değildir. Amaç direnci kırmak ve yıkımı kalıcılaştırmaktır” ifadelerini kullandı.

“Tam boykot çağrısı”
Türkiye’ye de çağrıda bulunan Baştürk, sert söylemler ile diplomatik ve ekonomik ilişkiler arasındaki çelişkiye dikkat çekerek, İsrail ile diplomatik ilişkilerin kesilmesini, ticaretin durdurulmasını ve limanların İsrail’e hizmet eden şirketlere kapatılmasını istedi.
Baştürk, ayrıca ZIM tırlarının Türkiye’de faaliyet göstermesinin engellenmesi, SOCAR petrolünün Türkiye üzerinden İsrail’e ulaşmasının durdurulması ve İsrail’in güvenliğini sağladığını öne sürdüğü üslerin kapatılması çağrısında bulundu.





