Hamamyolu’nda kurulan stantta vatandaşlardan, Alpu Esence’de planlanan maden projesine ilişkin itiraz dilekçeleri toplanmaya başlandı. Platform, toplanan dilekçeleri Eskişehir Valiliği’ne teslim edecek.
“Toplantı yapılmadı, tutanaklar bize verilmedi”
Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Filiz Fatma Özkoç, kampanyanın 22 Temmuz’da Alpu Esence’de gerçekleştirilmek istenen halkın katılımı toplantısının ardından başlatıldığını söyledi.
Toplantının bölge halkının tepkisi nedeniyle gerçekleştirilemediğini belirten Özkoç, Bakanlık ve İl Müdürlüğü yetkililerince tutanak tutulduğunu ancak bu tutanakların toplantıya katılan bölge halkı ve sivil toplum kuruluşlarıyla paylaşılmadığını ifade etti.
Özkoç, “Biz de bu tutanakları istiyoruz. Çünkü bizim en doğal hakkımız, acaba o tutanakta ne yazdılar?” dedi.
“20 bin dönümlük ruhsat alanı bulunuyor”
Maden projesinin yaklaşık 20 bin dönümlük ruhsat alanına sahip olduğunu aktaran Özkoç, ÇED alanının ise 1 dönümden fazla olduğunu belirtti.
Projede çıkarılacak cevherin Alpu Esence’de kırma, öğütme ve eleme işlemlerinden geçirileceğini söyleyen Özkoç, daha sonra cevherin Sivrihisar’ın Kaymaz bölgesine taşınarak burada işleneceğini ifade etti.
Projenin 8 yıllık bir ömre sahip olduğunu ve bu süreçte toplam 335 milyon ton kazı yapılmasının öngörüldüğünü aktaran Özkoç, yaklaşık 8 milyon ton cevherin Kaymaz’a taşınacağını söyledi.
Özkoç, özellikle ağır metallerin çevre açısından oluşturabileceği risklere dikkat çekerek, “Ağır metaller yer altındayken masumken ama yer üstüne çıktığında havadaki oksijenle, suyla hepsi birer zehire dönüşüyor. Dolayısıyla asıl tehlike ağır metallerdir” ifadelerini kullandı.
“Alpu Ovası Türkiye için kıymetli”
Alpu Ovası’nın yalnızca Eskişehir açısından değil, Türkiye'nin tarımsal üretimi bakımından da önemli olduğunu vurgulayan Özkoç, bölgenin birinci derece büyük ova statüsünde bulunduğunu belirtti.
Özkoç, bölgede buğday, arpa ve ayçiçeği başta olmak üzere çeşitli tarım ürünlerinin yetiştirildiğini belirterek, proje dosyasında kullanılacak su miktarı ve su kaynağı gibi önemli konularda yeterli bilginin bulunmadığını savundu.
“Bütün halkımızla birlikte mücadele etmek istiyoruz”
Eskişehir Ekoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Cevat Aydemir ise Alpu’daki maden projesinin Eskişehir’de son dönemde yürütülen çevre mücadelelerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Sarıcakaya, Mihalgazi, Alpagut, Demirli ve Çukurhisar’daki maden ve kapasite artışı projelerine karşı yürütülen mücadeleleri hatırlatan Aydemir, verimli tarım arazilerinin korunması gerektiğini ifade etti.
Aydemir, “Biz de tamamen verimli ve bereketli topraklarda bu holdinglerin öyle cirit atmasını, oradaki yaşam alanlarımızı ve oradaki tarım alanlarına müdahale etmesine karşı bir topyekün mücadele sergilemek istiyoruz” dedi.
Mücadelenin yalnızca sivil toplum kuruluşlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Aydemir, belediyeler, milletvekilleri ve siyasi partiler dahil olmak üzere tüm kesimlerin sürece dahil olması gerektiğini söyledi.
“Muhtar istemiyor, halk istemiyor”
22 Temmuz’da yapılmak istenen halkın katılımı toplantısına da değinen Aydemir, bölgedeki muhtarların ve vatandaşların projeye karşı olduğunu savundu.
Aydemir, “Muhtar istemiyor, halk istemiyor, şehirlerde, şehir merkezinde yaşayan sivil toplum örgütleri istemiyorsa o zaman iktidarın da maden şirketlerini çekip konuşması lazım” ifadelerini kullandı.
Doğa ve Yaşam Platformu’nun Hamamyolu’nda açtığı imza standının salı ve cumartesi günleri faaliyet göstereceği ve kampanyanın 15 gün boyunca devam edeceği bildirildi.




